Gündem
  • 16.5.2006 16:55

"TÜRKİYE İLERLEMEK İÇİN İÇ BARIŞI KORUMAK ZORUNDADIR"

DURAN FİDAN
ADANA - 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Türkiye'nin çağdaş ve medeni bir ülke olarak ilerlemesini sürdürmesi için iç barışı koruması gerektiğini bildirdi.
Çukurova Üniversitesi'nin (ÇÜ) davetlisi olarak geldiği Adana Hava Limanı'nda bir grup çiftçi tarafından "Son bir defa kurtar bizi baba" ve "Çiftçilerin yabasısın, çobanların abasısın, Türkiye'nin babasısın, bu ülkeye bir çare bul baba" yazılı pankartlarla karşılanan 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Ç.Ü.'ye gelişinde öğrencilerin tango dans gösterisiyle karşılandı.
Süleyman Demirel, Mithat Özsan Amfisi'nde öğrencilerle yaptığı söyleşide 1970'li yıllarda kurduğu Çukurova Üniversitesi'nde bugün 35 bin öğrenci, binlerce öğretim görevlisinin bulunmasından gurur duyduğunu belirtti. "Sizlere hitabı borç biliyor, sizin de beni dinleme hakkınız olduğunu biliyorum" diyen Demirel, Atatürk'ün Samsun'a ayak bastığı mayıs ayı heyecanının hiç bitmemesi gerektiğini ifade ederek, gençliğin ilim ve bilim yolundan da ayrılmamasını, bunu başarmaları halinde Türkiye için endişeye gerek kalmayacağını söyledi.
19 Mayıs'ın Atatürk'ün ve Cumhuriyet'in doğum günü olduğunu ifade eden Demirel, gelişen dünyanın iletişim ağıyla hızla küçüldüğünü, bilgi çağına çok iyi ayak uyduracak Türkiye'nin de önümüzdeki 10 yılda büyük hamleler yapabileceğini söyledi.
2 büyük kanlı savaş bir de soğuk savaşı atlatan 20. yüzyılın, 21. yüzyıla barışı devrettiğini ve tüm insanlığı bu barışı koruması ve ileriye götürmesi gerektiğini anlatan Demirel, dünya nüfusunun 1.5 milyardan 6.5 milyara çıkarak hızla artığını ve yerkürenin artık çevre, hava ve su kirliliği yüzünden feryat eder hale geldiğini ifade ederek, "Bu dünya bütün milletlerin vatanıdır. Hiç kimse kirlenmeye karşı 'beni ilgilendirmez' dememelidir. Yerkürenin kaynakları iyi kullanılmalıdır" dedi.
1945'ten bugüne dünya nüfusunun 3 kat, gelirinin ise 7 kat artarak 33 trilyon dolara yükseldiğini, bunun 11 trilyon lirasının da ABD'ye ait olduğunu belirten Demirel, gelirin yüzde 82'sini nüfusun yüzde 52'sinin aldığını, bunun da zengin-yoksul arasındaki uçurumu daha da artırdığını belirterek, "Barışın yolu paylaşımdan geçer. Savaşların en büyük sebebi de budur. Denge sağlanmadan barış mümkün değildir" diye konuştu.
Dünyada 192 ülke olduğunu, bunun 55'ninin Birleşmiş Milletler'i (BM) kurduğunu, 20. yüzyılın imparatorlukları ve ideolojileri tasfiye ettiğini, demokrasi, insan hakları ve pazar ekonomisini benimseyen ülkelerin ilerlediğini, Türkiye'nin de değişime karşı uyanık olması gerektiğini belirten Demirel, şöyle devam etti:
"Benim ülkem de hala geri kalmıştır. Dün devlet her şeyi yapıyordu. Artık karma ekonomiye geçildi. Bugün gelinen noktada insanların nasıl siyasi hakları varsa ekonomi hakları da olacaktır. Dünyanın yoksulluk, fakir fukaralıktan da kurtarılması lazım. Beşeri sermayeyi harekete geçirmek lazım, bunun yolu da eğitimdir. Üniversitelerin de eğitimde çok büyük rolü vardır. Üniversiteler, çağın gereklerine uyacak şekilde yapılanmalıdır."
"Süper güç" ABD'nin 11 trilyonluk Gayri Safi Milli Hasılası ve fert başına düşen 34 bin dolarlık geliriyle en önde bulunduğunu, tarımda çalışan kadar bilimde çalışanı da olduğunu, dünyaya satılan 900 milyar dolarlık silahın 450 milyar dolarlık kısmının sahibi olduğunu anlatan Demirel, şunları söyledi:
"ABD gerçeği bu. ABD düşmanlığıyla bir yere varamayız. Geri kalmış ülkeler, kıskançlıkla bir yere varamaz. Onlar nasıl başarmışsa siz de aynısını yapmaya çalışmalısınız. Dünyadaki nüfusun yüzde 80'i GSMH'nin yüzde 20'sini alırken, yüzde 20'si de yüzde 80'nini alıyor. Süper gücün de dünyaya hükmetmeye hakkı yok. Devletlerin üzerine oturamaz. Dünya kamuoyunun bir gücü var."
Dünya için esas düşmanın "cehalet" olduğunu, Ankara'nın göbeğinde bile elektrik bulunmayan Türkiye'nin daha uygar ve medeni olması gerektiğini ifade eden Demirel, "Herkesin bir hedefi, istikameti olmuştur. Tasvir ettiğimiz Türkiye, nüfusta dünyada 36., 400 milyar dolarlık GSMH'si ile de 18. sırada. Fert başına milli gelir ise Cumhuriyet döneminde 50 dolar iken bugün 7 bin dolarla çıkmıştır. Nüfusumuz da 12 milyon iken 70 milyona çıkmıştır. Tarımdaki nüfus da yüzde 87'lerden yüzde 35'lere düşmüştür. Bu bile fazladır" diye konuştu.
Demirel, Türkiye'nin de sorunları olan ülke olduğunu, buna rağmen dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yerini aldığını, bundan sonra ilerlemesini sürdürmesi için de "iç barışı" korumak zorunda olduğunu, bunun yolunun da güven duygusunu artırmak ve ileriye taşımaktan geçtiğini söyledi. Güven olmadan hiçbir yere varılamayacağını, moral gücünün yerini hiçbir şeyin ikame edemeyeceğini söyleyen Demirel, "Elbette halkımızı zaman zaman rahatsız eden şeyler vardır. Türkiye Cumhuriyeti laik ve demokratik ülkedir. Türkiye'nin hükümetlerin değişmesiyle değişmeyecek gerçekleri vardır. Bu ülkenin varlığının temel şartları vardır. Bin yıllık geçmişi olan ülkenin doğusu ve batısı, kuzeyi ve güneyiyle birbirleriyle meseleleri yoktur. Hepsi bu güzel ülkenin birliğinden, bütünlüğünden yanadır. Hiçbiri ikinci sınıf vatandaş değildir. Türk'ü, Kürt'ü, Çerkez'i Kurtuluş Savaşı'nı birlikte yapmıştır. Cumhuriyet'i beraber kurmuşlardır. Meclis'teki milletvekillerinin üçte biri doğu kökenlidir" şeklinde konuştu.

"ÜLKENİN HER KÖŞESİ BİRBİRİNE YAKIN OLMALI"
Ülkede bin yıldır birlikte olan insanların arasına fitne sokmaya çalışanlar olduğunu vurgulayan Süleyman Demirel, şöyle konuştu:
"Emellerine u,0unu, bunun 55'ninin Birleşmiş Milletler'i (BM) kurduğunu, 20. ylaşamamışlardır. Türkiye'de asayişsizlik varsa devlet önleyecektir. Kanunları uygulayacaktır. Uygulamak zorbalık, zalimlik değildir. Çılgınlıkları ortadan kaldırmak ve insanların güven içinde yaşamasını sağlamaktır. Bu ülkede terör varsa ki, vardır. 1984 ile 2000 yıllarında başbakan ve cumhurbaşkanı iken bunu yakından yaşadım. 40 bin cana mal oldu. Bu terörü yürütenlerle halkı ayırmak lazımdır. Ayırırsanız, halk maceracılarla birlikte olmaz. Bunu devlet sağlamalı. Burada herkese görev düşüyor. Ülkenin her köşesindeki birbirlerine daha yakın olmalıdır. Sanki kuşku varmış gibi tavır olursa halkı yorar. Dün Kürt, Türk, Çerkez ayrılmamışsa bugün de 19 Mayıs ruhu içinde yine teröre beraber karşı çıkarlar. Vatan, devlet, din, dil, bayrak birdir. Bunu söylemekle, kimse aşırı, ırkçı milliyetçi söz görmemeli. Bu Atatürk milliyetçiliğidir, ırkçı milliyetçilik değildir. Dün nasıl Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı Kürt devleti kurmak isteyenlere karşı çıkılmışsa, bugün de hep beraber karşı çıkılacaktır."
Irak'ta yaşanan olaylara da değinen Demirel, federe devlet kurma çabalarının Türkiye'ye bir takım zararları olduğuna ve olmaması gerektiğine de işaret ederken, AB'ye bunu iyi anlatmak gerektiğini, terör belasını yok etmeye Türk milletinin gücü ve beraberliğinin yeteceğini söyledi.
Cumhuriyet'in kurulmasıyla Osmanlı İmparatorluğu döneminin sona erdiğini, din ve devlet işlerini birbirinden ayıran laik dönemin başladığını ifade eden Demirel, "Çağdaş devlet olmak istiyorsak, din ve devlet işlerini birbirinden ayırmak zorundayız. Şimdi bir takım kimseler kendine şeriat kanunlarının uygulanmasını istiyorlar ki, bunun adı irticadır. Türkiye, Müslümanlığı en iyi uygulayan ülkedir. İtirazı olan söylesin. 70 bin cami, 85 bin din adamı hizmettedir. Oruç, hac, ibadete engel yok. Laiklik, bütün dinlere, inançlara eşit mesafededir. 'La İlahe İllallah Muhammeden Resulallah' dediğin zaman biter. Laik devlet herkese eşit mesafededir. Yeniden özlemenin anlamı yok. İleriye bakmak lazım. Bu milletin laiklikten şikayeti yoktur. Bugünkü tartışmalar milletin kafasını bulandırmaktadır" dedi.
Türkiye'de nüfusun yüzde 29'unun açlık sınırında, 2.5 milyon insanın işsiz olduğunu, iç barışın da ancak istikrarla korunacağını ifade eden Demirel, "Millet iradesi, anayasa üstünlüğüdür. Aksini yapan geldiği gibi gider. Millet, demokrasinin işlemesi için vakti gelince sandık başına gitmeli. Bunu çok önemsememiz lazım" diye konuştu.
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, soru-cevap bölümünde kendisine yöneltilen ilk sorunun çiftçilerden geldiğini görünce, "Demek çiftçiler buralara kadar gelmişler" diyerek alkış aldı. Demirel, 260 milyon dönüm toprağı eken üreticinin bugün yoksulluk içinde yaşadığını, çiftçiyle köylüyü de ayırt etmek gerektiğini ifade ederek, "Çiftçi, hesabı kitabı olan insandır. Köylü ise karnını doyurmaya çalışandır. Çiftçi alın teri, el emeği, göz nurunun karşılığını almalı. 'Veremiyoruz' olmaz, vermek zorundasınız. Vermezseniz açlığı mahkum edersiniz. Biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar. Bu da ızdıraptır. Bunu IMF mi yaptırıyor? Biz size bu iktidarı veriyorsak, doğru yönet diye veriyoruz. IM,0unu, bunun 55'ninin Birleşmiş Milletler'i (BM) kurduğunu, 20. yF'ye doğru anlat. AB 104 milyar Euro'luk bütçesinin 44 milyar Euro'sunu tarıma ayırıyor. ABD aile başına 16 bin dolar, AB 11 bin dolar, Türkiye bin 500 dolar veriyor. 'Nereden bulalım' diye gelmediniz. Nereden bulursanız bulun, bulamıyorsanız 'gidin başımızdan' denir. Bugünkü hükümetin çiftçiye yaklaşımını doğru bulmuyorum. Milyonlar ızdırap içindeyken, buna benimde gönlüm razı olmaz. Sizi verilen o sandalyeleri de bu halk geri alır. Mahkeme kadıya mülk değil" dedi.
Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili bir soruyu da cevaplandıran Demirel, 40 yaşını dolduran yüksek okul mezunu herkesin aday olabileceğini, ancak tercihi yüzde 25'lik oy potansiyeli bulunan hükümetin değil halkın yapmasının daha doğru olacağını söyledi. Demirel, ABD'nin İran'a saldıracağını sanmadığını, ancak İran'ın da nükleer silah üretiminde ısrar etmesi halinde Türkiye dahil dünya kamuoyunun buna karşı çıkması gerektiğini vurguladı.
Demirel, türbanla ilgili vaatlerin de oy amacıyla verilmiş sözler olduğunu savundu.
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, üniversitenin kafeteryasında öğrencilerle birlikte yemek yedi.
Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 05:35

İLGİLİ HABERLER