LONDRA - Avrupa basınında bugün, NATO'daki gelişmeler, muhtemel Irak savaşı, Güney Kıbrıs'taki iktidar değişimi; İngiliz gazetelerinde ise bu konuların yanında daha çok Londra'daki trafikte ücretlendirme uygulamasının ilk günü öne çıktı.
Avrupa Birliği'nin Irak'ı tartıştığı zirve tüm Avrupa gazetelerinin bugün başlıca konusunu oluşturdu. Ancak gazetelerin çoğu zirvenin sonuç bildirgesi yayınlanmadan baskıya girdiğinden yorumlar genel bir çerçevede kaldı.
İngiliz Guardian gazetesi, her ay tekrarladığı kamuoyu yoklamalarına göre Başbakan Tony Blair'in popülerliğinin azaldığına dikkat çekti. Blair'i Irak savaşının kurbanı diye niteleyen gazetenin manşetten verdiği habere göre 15 ayda Blair'e destek 62 puan düştü. Irak'a askeri harekata karşı çıkan İngilizlerin oranı gazeteye göre yüzde 52'ye yükselirken destek verenlerin oranı 29'a geriledi.
Times'ta yazan eski İngiltere dışişleri bakanlarından Malcolm Rifkind, Irak konusundaki tartışmanın liderler değil diplomatlar nezdinde yapılması gereğini savunarak, ''Eski usül diplomasi AB içindeki yaraları sarabilir'' dedi. Rifkind, ''Blair, İngiltere'nin ABD ve Avrupa arasında bir köprü olmasını istiyordu ama görünüşe göre Londra Köprüsü yıkılıyor. Üstelik hafta sonunda Türkiye konusunda sağlanan uzlaşmaya rağmen, yıkılırken NATO'yu da beraberinde götürebilir. Almanya ve Belçika taktik nedenlerle destek kararına izin vermiş olsa da aslında temel görüşleri değişmedi. Fransa ise kararı alan komisyonda yoktu. Acı gerçek şu ki NATO hala BM Güvenlik Konseyi kadar bölünmüş halde'' diye konuştu.
Danimarka'da yayımlanan Berlingske Tidende gazetesi de, ''NATO'daki anlaşma dolayısıyla sevinmek için erken; sağlanan birlik çok hassas bir dengede ve yıldırım hızıyla yok olabilir'' dedi.
İsveç'ten Dagens Nyeter de NATO'daki gelişmelerin rahatlatıcı olduğunu ancak ABD'nin çoktaraflı bir tutumu sadece canı istediğinde kullandığını vurguladı.
''ABD'nin tavizsiz tutumu, tüm devletlerin dünyadaki tek süper güçle ilişkilerini gözden geçirmesini gerektirdi'' diyen gazete Avrupa'da ortaya çıkan çatlağı da buna bağladı, ''Bu bağlamda, olumlu olarak değerlendirilebilecek tek bir şey varsa o da ABD'nin tek başına yola çıkmanın bir bedeli olduğunun bilincine varması. Dünyanın Amerika'nın liderliğine ihtiyacı var kibrine değil'' dedi.
''TÜRKİYE'NİN TEZKERE OYLAMASINI GECİKTİRMESİ ABD'Yİ KIZDIRACAK''
İngiltere'de Financial Times ve Guardian, Türkiye'nin bugünkü Meclis oturumunda Amerikan askerlerine ülkeye girişine imkan sağlayacak tezkereyi görüşmekten vazgeçmesini birer haberle sayfalarına taşıdı. Financial Times'a göre bu gecikme ABD'yi kızdıracak.
Irak tartışmaları çerçevesinde Guardian'a bir haber yer aldı. Gazete haberini, ''Kürtler en kötü ihtimale klor ve 25 penilik, yaklaşık 650 bin liralık gaz maskeleriyle hazırlanıyor'' başlığıyla verdi. Haberde, ''Kuzey Irak'taki pek çok kadın gibi Nahide Muhammed de şişeler dolusu klor alıp mutfak lavabosu altına dizdi. 'Kimyasal saldırı sonrası eşyaları ve giysileri temizlenmeye yarıyor' diyor neşeyle; 'Komuşularımız da aldılar'. Kocası Azim de üst katta meşgul. Yatak odası camlarını plastik kaplamayla kapladı. Kapıya da kalın bir battaniye astı. Son olarak odaya su ve kurutulmuş gıda yerleştirildi.
Her gece Kürt televizyonlarında halka kimyasal saldırı halinde yapılacaklar anlatılıyor. Süleymaniye'deki yetkililer BM ve ABD'den gaz maskesi ve koruyucu giysi istedi ancak henüz kendilerine ulaşan bir şey yok. Bu nedenle Kürtler doğaçlama önlemler alıyor. Yerel bir fabrika şimdiden 3 bin 500 gaz maskesi üretti. Ancak bunlar cerrahların kullandığı maskelerden neredeyse farksız. Üstelik bunlar da yetkililere ve memurlara dağıtıldı. Ancak pazarlarda satılan kumaş maskerlein de bir avantajı var: fiyatları sadece 25 peni. (Yaklaşık 650 bin lira)''
GÜNEY KIBRIS SEÇİM SONUÇLARININ YANKILARI
Güney Kıbrıs'ta yapılan başkanlık seçimlerinin ardından gelen iktidar değişikliğinin yankıları gazetelerde geniş yer almaya devam ediyor. Independent yeni Cumhurbaşkanı Tassos Papadopulos için, ''Sertlik yanlısı lider BM planında değişiklik istiyor'' dedi.
Alman Die Welt, Kıbrıs'a darbe başlıklı haberinde Papadopulos'un seçilmesinin anlaşma şansını ortadan kaldırdığını savundu. Gazete, Papadopulos'un Kıbrıslı Türklerden daha fazla taviz isteyeceğini yazdı. Frankfurter Rundschau ise aynı görüşte değil. Gazeteye göre Papadopulos ''Bay Hayır'' imajından sıyrılmayı istiyor ve bu nedenle de esneklik vaat ediyor. Gazete, çözümün anahtarının ise Kıbrıs'ta değil Türkiye'de olduğunu yazdı.
Financial Times, ''Rum lider kuzeyin korkularını körükledi'' yorumunu yaptı ve Papadopulos çözüm istediği konusunda Türkleri ikna etmeli dedi. Gazetede, ''Papadopulos Güney'de iktidarda oldukça, Denktaş 60'lı yılların başındaki Rum milliyetçiliğine dönüş korkusunu kullanabilir. Türk yorumcu Mehmet Ali Birand, Papadopulos'un zaferinin Denktaş'ın müzakere sürecinde ciddi adımlar atmaktan kaçınmasını kolaylaştırdığını söylüyor. Birand bunu, 'Denktaş için hediye' olarak niteliyor. Papadapulos ise ilk sınavını cuma günü Lefkoşa'daki ara bölgede verecek. Klerides'ten kendisine müzakerelerde devir teslim için eşlik etmesini istedi ama her ikisi de Denktaş bu görüşmeye gelecek mi bilemiyor'' denildi.
Financial Times başyazısında da bu konuyu işledi ve ''Kıbrıslı Rumlar uzlaşmaya yanaşmazsa, AB üyelerinin adayı birleştirme şansını kullanmayan bir ülkeyi üyeliğe kabul edip etmemeyi düşünmesi gerekir'' dedi.
İngiliz gazetelerinde geniş yer alan bir diğer konuyu trafik sıkışıklığına kareiğine ihtiyacı var kibrine deşı getirilen ücretlendirme sisteminin ilk günü oldu. Tüm gazeteler boş Londra sokaklarının fotoğraflarının yanında ''Bu nasıl pazartesi trafiği'' sorusunu sordular. Gazeteler ilk günün beklentilerin aksine sorunsuz geçtiğini vurguladı ama bunu okul tatiline ve ilk günde yaşanabilecek sıkıntılar nedeniyle halkın trafiğe çıkmaktan kaçınmasına bağladı. Edinilen rakamlara göre kentte trafik yüzde 25 azaldı. Araçların ortalama hızı ise neredeyse iki katına çıktı.
Independent, Chicago'da bir gece kulübünde meydana gelen ve 21 kişinin ölümüyle sonuçlanan izdihama geniş yer ayırdı. Haberlerin yanı sıra, yorum sayfasında; Deborah Orr da bu konuyu işledi. Yazıda, ''Bir saldırının ne kadar yakın olduğu konusundaki yoğun propagandanın ardından en azından Chicago'da teröristler son derece başarılı olmuş görünüyor. Sokaklardaki yaralı ya da şoka girmiş insanlar, görgü tanıklarıyla röportajlar, ilk yardım yapan sağlık görevlilerinin televizyonlardaki görüntüleri, bir terör saldırısı sonrasını anımsatıyordu. Terör tehididin hükümetlerce nasıl ele alındığı sorgulanmalı. En kötüye hazırlanmak bir yana, Amerikalılar her an bir saldırı korkusuyla yaşıyor. Aslında belki de en büyük düşmanları bu korku. Korkuya kapılmış bir kalabalık, tehlikeli bir kalabalıktır. Aynı şey korkuya kapılmış bir ülke için de geçerli'' denildi.
Brüksel'deki AB maliye bakanları toplantısı öncesinde İngiliz gazeteleri, Başbakan Blair ve Maliye Bakanı Gordon Brown'un ender görülen bir mutabakatla euroya geçiş için erken olduğunu kaydettiklerini duyurdu.
Times'a göre hükümet euroya geçişi bir sonraki seçimin sonrasına kadar reddetmeye hazırlanıyor. Daily Telegraph ise ''Uzun yıllardır ortak para birimi konusunda ayrı saflarda yer alan Başbakan ve Maliye Bakanı ortak hazine raporlarında, AB ülkelerinin euronun tam anlamıyla başarılı olmasını güvence altına alacak önlemleri almadığını kaydediyor'' diye yazdı.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 19:22