Gündem
  • 26.10.2005 01:15

YEDİ YIL SONRA CATHERINE ZETA JONES!..

REHA ERUS - HÜRRİYET:

Zorro filmiyle üne kavuşan Galli güzel Catherine Zeta-Jones, yedi yıl sonra çekilen Zorro Efsanesi ile tekrar karşımızda. Zeta-Jones, aradan geçen yedi yılda hayatında neler değiştiğini anlatırken, rolü ile ilgili olarak ‘Kılıç kullanmak da bisiklet sürmek gibi... Unutulmuyor’ dedi.

Dünyaca ünlü bir yıldızla baş başa olmak her zaman herkese nasip olmuyor. Hele bu yıldızın adı Catherine Zeta (Zita diye okunuyor) Jones ise. Berlin’de ünlü Posdamer Platz Caddesi üzerindeki tarihi Ritz Carlton Oteli’nin Ponte Cestio salonunda ‘Zorro Efsanesi’ filmi için Galler asıllı sinema oyuncusu ile karşı karşıya oturuyoruz.

Üzerinde patlıcan renginde muhteşem bir giysi var. Söyleşi başlamadan makyajını tazeletiyor. Kendisine tanıtıldığımda ‘Ahh benim Türkiye ile ilgili hoş anılarım var. Ama o zamanlar pek tanınmıyordum’ diyor. Hemen uyarı geliyor Sony Film Şirketi Grubu’nun basın danışmanından: ‘Bu konudaki soruları lütfen sona saklayın.’

Yani önce ‘Zorro Efsanesi’ filmi ile ilgili konuşacağız. Ve dünyanın en güzel kadınlarından Catherine Zeta-Jones, yani Bayan Zorro ile söyleşi başlıyor hoş, sıcak bir ortamda.

ZORRO BANA ŞANS GETİRDİ

- Bayan Zeta-Jones, daha önce hiç ‘Zorro’ romanı okumuş muydunuz? Ya da daha önce çevrilen bir ‘Zorro’ filmini izlemiş miydiniz?

Hayır desem inanır mısınız? Ancak yedi yıl önce rol aldığım ilk film öncesi senaryoyu ezberlerken Johnston McCulley’in ‘The Curse of Capistrano’sunu okudum. Sonra Douglas Fairbanks’ın, Tyrone Power’in, Guy Williams’ın, nihayet Alain Delon’un kara maskeli filmlerini oyuncu kadrosu ile birlikte izlemiştik.

- Tam yedi yıl sonra tekrar ‘Zorro’ filmine dönmek size neyi ifade ediyor?

Zorro benim için çok önemli bir yapıt. Bana ün kazandırdı. Bu arada evlendim, iki çocuğum oldu. Bir bakıma şans getirdi desem yeridir. Antonio Banderas’ı Zorro kostümünde tekrar görünce kendi kendime sordum, ‘Bu yedi koca yıl nereye gitti’ diye. Sonra çocuklarıma göz attım ve ‘Nereye gitti’ sorusunun yanıtını aldım. Ve ne denli mutlu olduğumu anladım. Ama şu bir gerçek ki Elena’nın korsesini giydiğimde daha da mutlu oldum. Çünkü doğurduğum iki çocuk sorası hálá formumda olduğumu gördüm.

- Zorro bugün yaşasaydı ve aramızda bulunsaydı kim olabilirdi?

Keşke onun gibileri bugün de yaşasa... Onun gibi düşünen, maneviyatı yüksek, akıllı kişiler bugünkü dünyada gerekli sanırım.

- Bazı sahnelerde çok güzel ve ustaca kılıç kullanıyorsunuz...

Çok eğlenceli değil mi? Ben küçükken bale dersleri almıştım. Bu bana çok yardım etti. Ama aslında provalarda pek disiplinli olamıyorum. Kılıç kullanmamda en büyük etken İspanyol Flöre Milli Takımı ekibi ile birlikte çalışmam oldu. Yine de sonradan montajı izlediğimde ‘Aferin Catherine’ dedim kendi kendime. Kılıç kullanmak, aynı bisiklet kullanmaya benziyor. Bir öğrendiniz mi, bir daha unutmuyorsunuz.

AYAKLARIM HÁLÁ YERE BASIYOR

- Canlandırdığınız Elena ile aranızda ne gibi ortak yanlar var?

Kesinlikle Elena’nın tutkusu, mizacı, ne bileyim taşkınlığı, diriliği, yaşama bakış açısı. Bunları zaman zaman kendimde de görüyorum.

- Filmde çocuğunuz Juaquin ‘küçük Zorro’ imajı çiziyor. Gerçek yaşamda çocuklarınızın sizin mesleğinizi seçmesini ister misiniz?

Eğer isterlerse tabii ki. Zaten kanlarında olması gerekir. Kocam böyle bir aileden geliyor. O zaman çocuklarım oyunculukta ailenin üçüncü nesli olabilir!

- Son yedi yılda gelecek vaat eden oyunculuktan, bir yıldıza dönüştünüz. Bunu herkes söylüyor ve belki kıskanıyor.

Bazen bunu kaldıramadığım oluyor. Başkalarının gözlerinin üzerinde olduğunu görmemezlikten gelemezsin. Bir örnek vereyim: Bu otelin yüzme havuzuna gidip başkaları gibi suya atlayamam. Ama yakınamam da. Ayaklarımın yerde olduğu bilincindeyim. Sonra etrafımda pervane olup, ne kadar güzel ve yetenekli olduğumu söylemelerine pek izin vermiyorum.

- Zorro bir macera, aksiyon filmi. Aşk konulu veya komedi filmlerini de tercih ediyorsunuz...

Benim için önemli olan kaliteli senaryolar. Çok dikkatle okuyorum. Ama doğrusu aksiyon filmlerini seviyorum. Her ne kadar Galli isem de damarlarımda anne tarafından İspanyol kanı akıyor.

- Biraz rol arkadaşınız Banderas’tan söz eder misiniz?

Oooo... Antonio, o bir harika. Gerçek bir ‘Zorro’. Oyun gücüne, setteki dostluğuna, uyumuna hayranım. Ayrıca çok mutlu bir evliliği var.

- Ya Küçük Zorro’yu canlandıran Adrian Alonso...

Tam bir fırlama. İngilizceyi sette öğrendi ve yüzlerce aday arasından seçildi, Jaquin De La Vega’yı canlandırmak için. ABD’de bir McDonald’s reklamında da oynamıştı.

- Ya efsane at?

Atlar diyelim çünkü ‘Zorro’nun atı ‘Fresian Tornado’ filmin kilit kahramanlarındandı ve birbirine benzeyen tıpa tıp 11 eğitilmiş at, dönüşümlü olarak rol aldı.

Çalışarak kayınpederimin yaşına ulaşmak isterim

- ‘Zorro Efsanesi’ sonrası projeleriniz neler?

Çok proje var ama ardı ardına film çevirmek istemiyorum. Ailemle birlikte olmayı tercih ediyorum. İki netleşmiş rolüm var. ‘Mostly Martha’ adlı filmde bir aşçıyı canlandıracağım. Bu arada çok kötü yemek yaparım. Bu bakımdan benim için bir öğrenme ya da staj olabilecek. İkincisi Lana Turner’in yaşamını anlatan film ‘Stamponato’ (Lana Turner’in kızının öldürdüğü mafya babası kocası). Bu film için sarışın olacağım. Bakalım yakışacak mı?

- Türkiye ile ilgili sorulara girmeden son bir soru. Oscar’ı kazandınız, çok ünlüsünüz, mutlu bir yuvanız var, güzelsiniz, yeteneklisiniz. Ya sıradaki hayattan beklentiniz?

Çalışarak kayınpederim Kirk Douglas’ın yaşına ulaşabilmek. Gerçekten kıskanılacak bir insan.

Kapalıçarşı’yı boşaltmıştım!

Galiba 13 yıl önceydi. 1992’de olması gerek. ‘Genç Indiana Jones’ için İstanbul’da çekimler yaptık. Ben o tarihte şimdiki gibi ünlü değildim. Sık sık Kapalıçarşı’ya gidiyorduk. Halıcılar, takıcılar filan dolaşıyorduk. Bir hayli de hatıra eşyası almıştım. Şimdi bu röportajı okuyanlar ‘Aaa... O bizim mağazaya giren, alışveriş yapan, Catherine Zeta-Jones muydu’ diyeceklerdir muhakkak. Bir de birkaç yıl önce kocamla Çeşme’ye gittik. Kimse bizi tanımadı. Çeşme çok güzel. Yeniden gitmek var ama, zaman bulmak zor işte.

İLGİLİ HABERLER