Medya
  • 29.5.2006 11:05

AVRUPA BASININDA BUGÜN

LONDRA - Avrupa basınında bugün, Avrupa Anayasası'nın reddedilmesinin 1. yıldönümünde, anayasanın yeniden canlandırılması yönündeki çabalar, Endonezya'nın Java adasında meydana gelen deprem, Papa II. Benediktus'un Nazi soykırımının kalbi olarak anılan Auschwitz toplama kampına yaptığı ziyaret ve Berlin'de geçtiğimiz hafta yeni tren istasyonunun açılışında sarhoş bir saldırganın 35'ten fazla kişiyi bıçaklaması başlıkları öne çıktı.
BBC'nin Türkçe internet sitesi "http://www.bbc.co.uk/turkish/" adresinde yer alan basın özetlerine göre, gazeteler Avrupa Anayasası'nın Fransa'da reddedilmesinin 1. yıldönümünde, bugün anayasanın yeniden canlandırılması yönündeki çabalara yer verdi. İngiltere'de yayımlanan Independent gazetesi, Avrupa Birliği (AB) Dışişleri Bakanları'nın yaptığı toplantıdan çıkan sonucu şöyle aktardı:
"Dışişleri Bakanları, anayasa anlaşması taslağını en azından 1 yıl daha rafa kaldırmak üzerinde uzlaşırken, taslağın bazı bölümleri ele alınmadan önce belki Avrupa Anayasası'na daha mütevazı bir isim bulunabileceğini söyledi. Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, anayasadan vazgeçilmesi gerekmediğini ifade etti, ancak AB'nin 'anayasası' değil de 'temel hukuk'u olan Almanya'yı örnek alabileceğini belirtti."
Gazetenin başyazısında ise, "'Anayasa' tabiri birçok insanı ürküttü ve bazılarına da metnin aslında olduğundan daha fazla federalist unsurlar içerdiğini düşündürdü. Daha kısa bir metne ya da metinlere daha mütevazı bir isim verilmesi 12 aylık düşünme döneminin en kötü ürünü olmayacaktır" yorumuna yer verildi. Financial Times gazetesi ise, "Başka bir isim altında sunulsa, anayasa kulağa daha hoş gelir mi?" sorusunu yöneltti. Gazete haberi, "Finlandiya Dışişleri Bakanı, 'Herkes bu metnin anayasa olarak nitelendirilmesinin bir hata olduğu görüşünde' dedi. Ancak Komisyon Başkanı Jose Manuel Barroso, AB, halkla bütünleşmesini sağlayamadığı takdirde, anlaşmaya yeni bir isim arama çabalarının nafile olacağını söyledi. Barroso, 'Eğer biri daha iyi bir isim bulursa, bu harika olur. Ama asıl önemli olan kendimizi Avrupa vizyonuna yeniden adamamız' şeklinde konuştu." ifadeleriyle okuyucularına duyurdu. Gazetede yer alan bir yorumda da hedefin bir anayasa değil, AB'de reform çalışmalarına hız vermek olması gerektiği görüşü dile getirildi. Almanya'da yayımlanan Die Welt de aynı görüşleri yansıtarak, "AB'ye katılım yerine yeni bir komşuluk politikasının tesisi ve işsizlikle mücadele gibi konular, yeni bir anayasa tartışmasından çok daha önemli. Avrupa'nın meşruiyeti için anayasa şart değil" ifadelerini kullandı.
Endonezya'nın Java adasında meydana gelen deprem, gazetelerde geniş yer alan konular arasında bulunuyor. Ölü sayısının 4 bini aştığı depremin ardından Times gazetesi, artçı şokların deprem bölgesindeki Merapi Yanardağı'nı faaliyete geçirmesinden endişe edildiğini yazdı. Guardian gazetesi ise başyazısında, "Bu sefer 2004 yılının aksine, çok şükür ki tsunami faciası yaşanmadı. Ölü sayısı o zaman olduğu gibi 225 binleri bulmayacak. Ama 200 bin kişi evsiz kalmış durumda. Zaten kırılgan olan ekonomik sistem çöktü. Binlerce insanın tıbbi yardıma ihtiyacı var. Açlığın ve salgın hastalıkların yayılmasının önlenmesi için acil olarak gıda, barınak, temiz su ve tıbbi desteğe gereksinim duyuluyor" satırlarına yer verdi.

"PAPA'NIN POLONYA ZİYARETİ"
Aslen Alman olan Papa II. Benediktus'un Nazi soykırımının kalbi olarak anılan Auschwitz toplama kampına yaptığı ziyareti Guardian gazetesi, "Papa, vatandaşları tarafından öldürülen Auschwitz kurbanları önünde eğildi" başlığıyla duyururken; Independent gazetesi ise, Papa'nın soykırımdan kurtulan Yahudiler ile birlikte dua ettiğini yazdı. Almanya'da yayımlanan Berliner Zeitung, bu ziyaretin, Papa'nın geçmişi göz önünde tutulduğunda, daha değişik bir boyuta büründüğü görüşünde. Gazete, "Modern, laik ve sosyal bir Almanya adına ailelerin çıplak halde gaz odalarına gönderilmelerinden neredeyse 60 yıl sonra, Hitler gençliğinin eski bir üyesi, bu lanetlenmiş yerlerin en korkuncuna Papa olarak geri döndü. Olayların gelişimi bazen küçük bir insan beyninin sınırlarını aşıyor" şeklinde haberi okuyucularına duyurdu. Slovak Pravda gazetesi ise, Papa'nın bir zamanlar Hitler'in partisinin gençlik kolunda olması nedeniyle bu ziyaretin bazıları tarafından kuşkuyla karşılandığını, ancak bu kuşkuların yersiz çıktığını yazdı. Pravda, "Papa 16. Benediktus'un, Aushwitz'in Ölüm Duvarı boyunca attığı sessiz adımlar, sessiz duası ve Birkenau'daki sükunet, af ve uzlaşı için atılan güçlü bir çığlıktı aslında" ifadelerini kullandı.
Almanya'da hafta sonu boyunca tartışılan bir konu, bugün de gazetelerde geniş yer buldu. Berlin'de Cuma günü yeni bir tren istasyonunun açılışında sarhoş bir saldırganın 35'ten fazla kişiyi bıçaklayarak yaralaması konusunda Berliner Zeitung, "Böylesi bir saldırı önlemez. Çok sayıda polis memuru yankesiciler ve vahşi suçlular için caydırıcı olabilir. Ama tamamen sarhoş bir gencin elinde bıçakla koşmaya başlaması ve yoldan gelip geçenleri rast gele bıçaklaması gibi bir olay, polisin varlığından çok fazla etkilenmeyecektir" yorumunda bulundu. Frankfurter Rundschau ise, saldırının Dünya Kupası öncesinde kamuoyunda artan terör, holiganizm ve ırkçı şiddet korkularını arttırdığını yazdı. Financial Times gazetesi de aynı görüşü dile getirdi:
"Cuma günü yaşanan olay, Doğu Almanya'da bir dizi ırkçı saldırının meydana gelmesi ve yabancıların Alman toplumuna entegrasyonunda başarısız kalındığı yönündeki şikayetlerin artmasının ardından, Dünya Kupası sırasında şiddet olayları yaşanabileceği yönündeki varolan endişeleri tırmandırdı. Daha geçtiğimiz hafta da Weimar'da aşırı sağcı kişiler kentte yaşayan yabancıları düzenlediği özel bir partiyi basmış ve birkaç kişiyi yaralamıştı."
Independent gazetesinin manşetine bugün, çevreci bir gelişme yerleşiyor. Independent haberi, "Plastik devrimi müjdeleyen şişe" başlığıyla duyurdu. Gazete, "İngiltere'nin ilk bakterilerle ayrışabilen şişesi satışa sunuldu. Bu, bir gün alışveriş sepetleri ve çöp alanları olarak karşımıza çıkan plastik ambalaj dağlarına yenilerini eklemeye son vereceğimiz anlamına gelebilir. Kendini çevreci üretime adayan yeni bir firma tarafından geliştirilen plastik su şişesi, mısırdan yapılmış ve birkaç ay içinde tamamen ayrışabiliyor. Su şişesi piyasada 45 penniden satışa sunuldu. Üretici firmaya göre, bu şişeden bir adet alınması Hindistan ya da Afrika'da bir kişinin 1 aylık temiz su ihtiyacının karşılanması anlamına gelecek" ifadelerine yer verdi.

İLGİLİ HABERLER