Gündem
  • 30.4.2003 15:11

BAYKAL:''KİMSENİN TOPRAĞINDA GÖZÜMÜZ YOK''

ERGÜL UYSAL İZMİR - Uluslararası İlişkiler Öğrenci Topluluğu Kongresi'ne katılmak üzere İzmir'e gelen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Deniz Baykal, sınırların açılmasından sonra 30 bin Rum'un pasaportunu takdim edip, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne (KKTC) geldiğini belirterek, ''Rumlar geliyor, başkaları da gelsin'' dedi. Ege Üniversitesi (EÜ) Kampus Kültür Merkezi'nde düzenlenen kongrede, ''Türk Dış Politikası'' konulu açılış dersi veren CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, örneklerle Türkiye'nin dış politikasını anlattı. Türkiye'nin dış politikasının Mustafa Kemal Atatürk'ün söylediği ''Yurtta barış, dünyada barış'' sözünün yansıması şeklinde geliştiğini kaydeden Deniz Baykal, ''Bizim, kimsenin toprağında gözümüz yoktur. Atatürk, Türkiye'nin sınırlarının Misak-ı Milli sınırları ile sınırlandığını o zaman söylemiştir. Ama sınırlarımız dışında kalan soydaşlarımız vardır. Oralardaki insanları bir dış politika aleti gibi görmüyoruz. Bizim istediğimiz onların yaşamlarının güvence altına alınmasıdır. Bulgaristan'daki Türkler, Kuzey Irak'taki Türkmenler bizim için bir sıçrama tahtası değildir'' dedi. Türkiye'nin gelişmiş dünyanın birinci liginde yer alma şansını, 1925-1926 ile 1945 arasındaki dönüşümleri ile sağladığını vurgulayan Baykal, Doğu Avrupa'daki batılılaşma hareketlerini de, ''Doğu Avrupa, batı dünyasının bir vicdan yarasıydı. Bu, Avrupa'yı ciddi bir vicdan muhasebesi altına sokuyordu'' şeklinde konuştu. Dünyanın çift kutupluluktan tek kutuplu hale gelmesi ile bazı bölgelerin mikro milliyetçiliğin baskısı altında kaldığını, bölgesel savaşlar yaşanmasına neden olduğunu da belirten Baykal, konuşmasına şöyle devam etti: ''Yani savaş sorununun muhatabı bilinmez hale geldi. Şimdi öyle bir tablo ortaya çıktı ki nerede ne patlayacak bilinmez hale geldi. Bu olayların zirvesinde de 11 Eylül olayı yer aldı. Güvenliği sağlamak oldukça zor bir duruma geldi. 'Tehdit ihtimalini gördük mü, bu ihtimalin gereğini yaparız' diyorlar. Ya bu tehdit ihtimali değilse, ya tehdit doğru değilse. Tehdit ihtimalini bertaraf etmek için bir uluslararası mutabakat ihtiyacına her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır. Tehdit ihtimalini bertaraf etme ihtiyacını bir oynaşmaya çevirmemek gerekir. İşte Filistin, yıllardır kanayan bir yara haline geldi. Orası bir umutsuz insan üretim merkezi haline geldi. Güven ihtiyacının duyulduğu bir ortam ile karşı karşıyayız.'' ''AB KÖKLÜ DEĞİŞİME GİRECEK'' Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) sürecindeki konumunu da değerlendiren CHP Lideri Baykal, ''Önümüzdeki 10 yıllık dönem, Türkiye'nin AB içinde yerini alma dönemi olmalıdır, olacaktır. Önümüzde atılması önemli adımlar var, atacağız. Önümüzdeki günlerde parlamento bu adımları atmak için yoğun bir çalışma içine girecektir. 2004 yılında AB çok köklü bir değişime geçecek, yeni bir anayasa ortaya çıkacak'' dedi. Konuşmasında Kıbrıs'taki barış arayışlarına da değinen Deniz Baykal, şunları söyledi: ''Biz, Kıbrıs'ta bir barış olsun istiyoruz. Bunu samimi bir şekilde istiyoruz. Kıbrıs'ta iki tane toplum var. Bu iki toplum birlikte Kıbrıs'ı oluştursun. Tek bir bayrakları olsun, işleyebilir bir devletleri olsun. Kıbrıs'ta bizim belli bir toprak esnekliğimiz olması gerekiyorsa, biz o esnekliği gösterebiliriz. Ama bizim istediğimiz bu parametrelerden bir sonuç çıkmadı. Çıkış tablosu, Kıbrıs'taki bugünkü tablo. Kıbrıs'ta iki nüfus, iki tane toplum vardır. 1974'de bu ayrım ortaya çıktı. Türkler kuzeyde, Rumlar güneyde. İlk kez Türkler'in bir vatanı oldu. Bir barış planı olacaksa, bu durumu temel almalıdır. Annan Planı, 'Kuzeyi sizin yurdunuz haline dönüştürmeyiz' demektir. Yapılacak böyle bir plan içinde Kıbrıs 20 yıl içinde Rum olur. Kuzey Kıbrıs, Türkler'in vatanı olmaktan çıkacak. Hakkımızı savunmak, hakkımızı sonuna kadar savunmak zorundayız. Yoksa bizim kimsenin toprağında gözümüz yok.'' Kıbrıs'ta sınırların açılmasının memnuniyet verici bir gelişme olduğunu ifade eden Baykal, ''Sınırların açılmış olması çok memnuniyet verici, olumlu bir gelişmeye neden olmuştur. 30 bin Rum pasaportunu takdim etti Denktaş'a. Sadece Rumlar değil, İngilizler de girsin, başkaları da girsin KKTC'ye. Rumlar geliyor, başkaları da gelsinler. Spor yapmak isteyenler de gelsin, kültürel etkinlik yapmak isteyenler de gelsin. Doğru olan budur'' dedi. TAYYİP, ADINI SÖYLEMEK İSTEMEDİ Konuşmasının sonunda EÜ Rektörü Prof. Dr. Ülkü Bayındır, katılımı nedeniyle Deniz Baykal'a teşekkür plaketi verdi. İzmir'in sıcağından bunalan ve ceketini çıkartan Baykal, bir öğrencinin imzalatmak için defterini uzatıp, kendisinin CHP Antalya örgütünden olduğunu belirtirken, ismini söylememesi üzerinde meraklandı ve ''Adın ne senin?'' diye sordu. İmza almak isteyen öğrencinin ismini neden söylemek istemediği, Baykal'ın bu sorusunun ardından ortaya çıktı. İmza almak isteyen öğrenci, Baykal'ın sorusu üzerine isminin Tayyip Sandalcı olduğunu söyledi. Öğrencinin defterini imzalayan Deniz Baykal, ''Sen adını söylemeyip örgütünü söylüyorsun. Yani adın Tayyip. Ne var yani yanlış bir ad değil ki'' diye öğrencinin heyecanını yatıştırırken, bu durum partili ve öğrencilerin gülüşmesine neden oldu. Antalyalı olduğunu belirten bir başka öğrenci ise Baykal'a, ''Biz, küçükken spor yaptığınız sırada Antalya'da peşinizden koşuyorduk. Şimdi yine peşinizden koşmak istiyoruz ama biraz tempo artırmalısınız'' dedi. Baykal, öğrencinin sözlerine tebessüm ederek cevap verdi. Baykal, daha sonra EÜ Kampusü'nden CHP İzmir İl Başkanı Alaattin Yüksel'in aracı ile ayrıldı. Deniz Baykal'ın akşam saat 19.30'da İzmir'den ayrılacağı, bu saate kadar olan programının basına kapalı olacağı, parti yöneticileri ile görüşmelerde bulunacağı öğrenildi.

İLGİLİ HABERLER