1900’lü yılların başından itibaren hizmet vermeye başlayan gençlik dairelerinin, 1960’tan beri gurbet ellerde bulunan Türklerin kaçının çocuğunun ailesinden alıp Hıristiyanlaştırdığı bilinmiyor.
GENÇLİK DAİRELERİ BAŞINA BUYRUK HAREKET EDİYOR
Yeni Akit’e Almanya’daki gençlik daireleri ile ilgili açıklamalarda bulunan TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı ve AK Parti Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün, ailelerinden zorla koparılan çocuklar meselesini Almanya’nın gündemine oturtturduklarını ifade etti. Gençlik dairelerinin çok geniş yetkilerle donatıldığına dikkat çeken Üstün, bu yetkilerin yanlış onları sonuçlara götürdüğüne vurgu yaptı. Gençlik dairelerinin idari yönden büyük yerlerde belediyelere, küçük yerlerde ise kaymakamlıklara bağlı olduğunu aktaran Üstün, “Ama belediyeler, kaymakamlıklar bunları kendi başlarına bırakmışlar. Bu zamana kadar ciddi bir denetim yapmamışlar. Görüşmelerimizde bunlara dikkat çekerek, ülke düzeyinde, federal düzeyde bunları denetleyecek bir üst yapının olması gerektiğine dikkat çektik.” dedi. Olaylarla ilgili yargıya tüm raporları gençlik dairelerinin sunduğunu hatırlatan Üstün, “Kendilerinin bakış açısı neyse dosyayı ona göre hazırlıyorlar; mahkemeler de onların taleplerine göre karar veriyor. Çünkü aile mağdur, zayıf, fakir, gariban, parçalanmış; bu nedenle de kendini savunamıyor. Mücadele edecek kimseleri de yok. Bir rapor hazırlıyor gençlik dairesi, mahkemeler de tak diye onu onaylıyor.” diye konuştu.
ALINAN ÇOCUKLAR KONSOLOSLUĞA BİLDİRİLMEMİŞ
Türkiye’nin uluslar arası anlaşmalardan kaynaklanan hakları, onların da yükümlülükleri bulunduğunun altını çizen Komisyon Başkanı Üstün, “Viyana Sözleşmesine göre bir Türk çocuk alınıyorsa hemen konsolosluğa bilgi verilmesi lazım. Almanya’daki politikacılar, bakanlar bunun yapılması gerektiğini kabul etti; bu konuda da genelgeleri olduğunu söylediler. Bir çocuk alındığında konsolosluğa bildirildiğine dair bir örnek göstermelerini istedik, ama gösteremediler. Gençlik daireleri en basit bir konuda dahi başıboş hareket ediyor.” dedi.
ALINAN ÇOCUK SAYISI BELLİ DEĞİL
Ailelerinden zorla koparılıp farklı kültürlerdeki ailelere verilen çocuklarla ilgili konuyu Almanya’nın gündemine oturtturduklarını ifade eden Komisyon Başkanı Üstün, artık bu sistemin iyi takip edilip süreçlerin insanileştirilmesinin gerektiğine dikkat çekti. Gençlik dairelerinin çocuklara meta olarak baktığını, maddi ihtiyaçlarının karşılandığında her şeyin bittiğini sandıklarını aktaran Üstün, “Bu çocukların duyguları var. Anası, babası, aile birliği var. Anne babanın velayet hakkı var. İnsani duygular olmazsa bu süreçler fayda yerine, zarar getirir.” dedi. Yaklaşık 5 bin civarında Türkiye kökenli çocuğun gençlik daireleri tarafından alındığını, Alman vatandaşı olan Türklerin alınan çocuklarıyla ilgili ise net bir rakam bulunmadığını söyleyen Üstün, ailelerinden koparılan Türk çocuklarıyla ilgili rakamın çok daha üst düzeylerde olduğunu fark ettiklerini kaydetti.
TÜRKİYE BU DURUMLARI YENİ YENİ FARK EDİYOR
Türkiye’nin bu işleri yeni yeni fark ettiğini söyleyen Komisyon Başkanı Üstün, “Tabi bu biraz imkan meselesi ile alakalı. Türkiye kendi evinin önünü süpürdükçe komşusunun da evinin önüne bakma imkanı buluyor. Kendi evinin içini temizledikçe komşusuna laf etme imkanı elde ediyor. Dolayısıyla bunlar biraz maddi imkan, altyapı, kültür ve dikkat meselesi; Türkiye artık her konuya, her yere dikkatini verebiliyor. Bu sevindiricidir Türkiye için.” dedi.
YENİAKİT
Hanslaştırılan Hasan’larımızın sayısı meçhul

Hızlı Özet
“Avrupa ülkelerinde ailelerinden koparılıp Hıristiyan ve sapkın ailelere verilen Müslüman Türk çocuklarıyla ilgili her geçen gün farklı acı gerçekler ortaya çıkıyor.”
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Diyanet başkasına vermiş talkımı kendi yutmuş salkımı
Vatandaş hayır ve zekat paralarını nemalandırma yoluna gitmemesini tavsiye eden Diyanet, kendi parasını fonlarda nemalandırdığı ortaya çıktı

Zayıflama uğruna hayatı karardı! Defalarca bıçak altına yattı
Doktoruna başvuran İlhan, ameliyatın ardından bu tip komplikasyonların yaşanmasının normal olduğu yanıtını aldı.

Enver Altaylı Fetullah Gülen'e mektup yazmış.. Kozinoğlu MİT'in başına geçecek etkisiz hale getirin
Eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu'nun 2011'de Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybetmesine ilişkin yürütülen şüpheli ölüm soruşturması derinleşiyor. Soruşturmayı yürüten savcılık, FETÖ hükümlüsü eski MİT'çi Enver Altaylı'nın ifadesinin alınmasına karar verdi.

Bakan Gürlek açıkladı: Fon soruşturmasında 15 şüpheli gözaltında
Fon soruşturması çerçevesinde 25 şüpheli hakkında adli süreç başlatılırken, Adalet Bakanı Akın Gürlek 15 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Firari 10 şüphelinin yakalanması için çalışmalar sürerken, soruşturma kapsamındaki şirket ve yöneticilerin para ile malvarlığı hareketleri de incelemeye alındı.