Gündem
  • 30.4.2007 00:00

HASAN CELAL'DEN ZEHİR ZEMEBEREK SÖZLER!..

YILMAZ UZUN
BALIKESİR  - Hasan Celal Güzel, Genelkurmay Başkanlığı'nın açıklamasına tepki gösterdi. Açıklamanın, milli iradeye karşı yapıldığını belirten Güzel, sivil iradenin cevabının yerinde olduğunu kaydetti.

Güzel, gece yarısı internet sitesinde yayınlanan açıklamadan Genelkurmay Başkanı Büyükanıt'ın haberinin olmadığını, Büyükanıt'ın bunu sahiplenmek durumunda kaldığını ileri sürdü.


AK Parti Balıkesir İl Gençlik Kolları'nın düzenlediği "Siyaset Akademisi"nin bu haftaki konuğu olan eski Bakan ve Başbakanlık müsteşarlarından, kapanan Yeniden Doğuş Partisi'nin Genel Başkanı Hasan Celal Güzel, askerin hükümete yönelik yayınladığı açıklamayı zaten beklediğini söyledi. Otel Basri'de düzenlenen Siyaset Akademisi'nde bu hususla ilgili duygu ve düşüncelerini ifade eden Hasan Celal Güzel, şöyle konuştu:


"Maalesef Türkiye'de milli iradeye, demokrasiye, milletin egemenliğe karşı muhtıra verildi. Bir takım adamlar, yine 10 sene evvel olduğu gibi kaşındılar. Aslında güleriz ağlanacak halimize. Bu benim utanarak, üzülerek, ağlayarak anlatmam gereken bir rezalettir.

Ben darbeler çocuğuyum. Çünkü, 15 yaşındayken 1960'ı gördüm, sonra da hepsini yaşadım. Bir çoğunun içinde de mağdur olarak yer aldım. Bu 50 seneye yakın darbeler dönemini bir yana bırakırsak, hep belirli ölçülerde darbeyi yapıyorlar, Anayasa'yı getirip yaptırıyorlar.

Türkiye'de maalesef Türk milleti kendi anayasasını yapma fırsatını hiç bir zaman bulamadı. Hiç düşündünüz mü? Niye Londra'da, Washington'da, Roma'da, Madrid'de, Berlin'de, Paris'te tanklar yürümez de sadece Ankara'da yürür? Bunun sebebi bizim ordumuzun kötü olması değil. Son derece iyi eğitilmiş silahlı kuvvetlerimiz var, son derece kıymetli komutanlarımız var. Elbette burunlarını siyasete sokmamak şartıyla. Tabii onların yanlışlığından değil bu. Tek cevabı var, sizlersiniz. Yani millet.

Eğer Roma'da tank yürütmek isteyen bir darbeci, general, subay, asker bunu aklından geçiremiyorsa, halkın hepsinin birden toplanıp o tankı başına geçireceğini bildiği içindir. Eğer Londra'da geçiremiyorsa, halkın buna vereceği reaksiyondur, Times nehrinin karanlık sularına tankla beraber gömüleceğini bildiği içindir. Halbuki bizde öyle olmuyor. Boynu bükük, gözü yaşlı, arada-sırada arkadaşlarıyla kahvede konuşurken reaksiyon gösteren, içeriye yabancı girince hemen sesini kesen, maalesef mazlum ve ezik bir toplum halindeyiz. Biz eğer bundan değişmezsek bize daha çok muhtıralar verilir, çok darbeler yapılır.

Nasrettin Hoca'nın fıkrasında olduğu gibi sen de bu ense varken daha çok şaplak atan olur. Bu şaplağı yememek için ensemizi kalın tutmamız lazım. Zulmün karşısında susan, baş eğen dilsiz şeytandır diye hadis var. Şu rezalete bakın, 1.5 metrelik bez parçasına muhtıra veren kocaman-kocaman adamlar. Tablonun sefaletine bakın. Çıkmış bir de utanmadan, 3-4 tane çocuk çıkmış Kuran okumuş, Kuran okurken de başlarını örtmüşler irtica hortluyormuş, laiklik elden gidiyormuş. Elin meczubu mudur, arkasında kuvvet mi vardır, bizi ilgilendirmez ama İslam'a tamamen aykırı. En büyük günah adam öldürmek, kul hakkı. Gitmiş 3 tane misyoneri kesmiş, bu da laikliğe aykırıymış. Kestiren iktidar mı kardeşim? 75 milyon içinde 23 Nisan'da en güzel şekilde kutlandı. Bu arada, Kutlu Doğum Haftası Hz. Peygamberin doğum gününü kutlamak için insanlar mevlit okumuşlar, Kuran okumuşlar, bu laikliğe aykırıymış. Bu kadar saçma sapan şey ben hayatımda duymadım.

Ama, mesele o değil ki, eses mesele şu, cumhurbaşkanı seçiliyor ülkede. Cumhurbaşkanı adayının karısının başında örtü varmış. Çok kısa zamanda bunların gülünçlüğü ortaya çıkar. İleride Türk tarihi bunları mizah diye yazacak. Türkiye 4.5 senede kim ne derse desin zincirini kırmış. Fert başına düşen milli gelirini artırmış. Türkiye gelişiyor, süratle yoluna giriyor. Cumhurbaşkanın karısının başı örtülü mü olsun, örtüsüz mü olsun? Size ne, sizi ne ilgilendiriyor? Sizin göreviniz yurt savunması. Yanlış anlaşılmasın, ben milliyetçiyim. Milliyetçilik de öyle ulusalcılık falan diye sokaklarda çıkıp millet iradesine karşı bağırmak değil. Ben milliyetçiliği kafatasçılık olarak da anlamıyorum, vatanseverlik olarak anlıyorum. Bir milliyetçinin de kendi ordusuna karşı elbette muhabbeti ve hürmeti vardır. Peygamber ocağı biliriz, başımızda taşırız. Normal şartlarda yurt savunması esas görevi olduğunu bildiğimiz işi yaparken, ordumuz bizim başımızın üzerindedir. Ama bu şekilde milletin
iradesine karşı siyasete müdahale ederek muhtıra yayınlayanlar, zaten o kahraman ordunun ferdi olmaya, mensubu olmaya asla layık değillerdir. Onun için onları bunun dışında tutmak lazımdır. Vatan müdafaası yapan askerin emrinde olur, tankların arkasından iterek savaşa gideriz. Ama kendisine milletin vergileriyle, alın teriyle aldığı silahları milletin göğsüne çevirmeye kalkan bir darbeci, muhtıracı askerin de karşısına çıkarız.

Bir zamanlar Süleyman Demirel, geçen vefat eden Yeltsin gibi, 'Sen niye tankların üzerine çıkmadın?' şeklindeki bir eleştiriye, o güzel Isparta şivesiyle, 'Tank vadı da üstüne çıkmadık mı?' demişti. 4 Şubat'ta 1997'de tanklar yürürken ben de çıktım, Yeniden Doğuş Partisi Genel Başkanı olarak dedim ki, 'İşte tank va, orda. Gel üstüne çık. Eğer senin de benim gibi şişmanlık problemin varsa, omuzuma basıp tankın üstüne çık' diye. Ama, maalesef iki defa darbelerde şapkasını alıp gitmek zorunda kalan demokrat zannettiğimiz Demirel, ne yazık ki sonradan kafasına çavuş şapkası taktı, teskere bıraktı ve 28 Şubat'ın koltuk değneği haline geldi. Hiç sıkılmadan şimdi çıkıp bir de, '28 Şubat ebedidir, Cumhuriyetin sonuna kadar sürecek' diyor. Ama bu katiyen olmayacaktır, göreceksiniz. Olmayacadar verilir, çok darbeler yapılğını biz de göreceğiz".

Hasan Celal Güzel, Genelkurmay'ın internet sitesinde yayınlanan muhtıradan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın haberinin olmadığını, muhtıranın Büyükanıt Paşa'ya da dayatıldığını iddia etti.

Bu iddiasının arkasında durduğunu söyleyen Güzel, "Ben sayın Genelkurmay Başkanı'nın bu muhtıradan önce haberdar olduğunu zannetmiyorum. Çünkü (bunu teyit eden duyumlarımı, istihbaratımı bir yana bırakırsak), bunu yapacak adam niye 12 gün önce kalkıp demokrasiye, hukuka, Meclis'in kararlarına saygılı olduğunu söylesin? İki, niye şimdiye kadar olduğu gibi Genelkurmay Başkanı normal bir vakitte gündüz zamanı kalkıp kendisi veya genel sekreteri gibi temsili makamın beyanatı şeklinde vermiyor da, saat gece 23.00'te Genelkurmay'ın internet sitesine konuluyor? Sonra gazeteciler aranıyor. Onlar da alıp böyle öğreniyor. Şimdiye kadar böyle muhtıra çekildiğini gördünüz mü hiç? Burada hadise şu, alt kademeden bir hareket olmuştur. Zaten böyle birşey olduğunu istihbar etmiş ve ilgili yerlere bildirip, dikkat
edilmesini söylemiştim. Ben sayın Genelkurmay Başkanı'na rağmen böyle bir muhtıra verildiğini, onun da bunu bu şekilde kabullenmek zorunda kaldığını düşünüyorum. Yakında ortaya çıkar" diye konuştu.


Muhtıraya karşı sivil itaatsizlik gösterilmesi gerektiğini kaydeden Güzel, hükümetin verdiği cevabın yerinde olduğunu, Cemil Çiçek'in yaptığı açıklamada herkese kendi rolü ve hukuki durumunun hatırlatıldığını bildirdi. Güzel, millet olarak bu tür girişimlere mutlaka tepki gösterilmesi gerektiğinin altını çizdi. Eski bir darbeci general ile yaptığı görüşmeyi aktaran Hasan Celal Güzel, "Darbeci general bana şöyle demişti, çok etkiledi. 'Biz, Menderes'i asarken çok korktuk. Olağanüstü tedbirler aldık.Çünkü, Türk milletinin çok sevdiğini biliyorduk. Ama sizin Başbakanınızı, 2 de bakanınızı astık. Kimsenin çıtı çıkmadı' dedi.

İşte gerçek budur. Bu tekrarlanmasın isteniyorsa, Türkiye'de herkesin kendi haklarını araması lazım. Bunun için elinden gelen fedakarlığı yapması lazım, sesini çıkarması lazımdır. Sadece buğuz etmekten vazgeçmesi lazımdır. Eğer iyi bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ise, haysiyetli bir insansa bu söylediklerimi dinlemek zorundadır. Aksi takdirde, çekin kuyruğunu gitsin. 3 tane darbecinin, birkaç tane hukukçu sahtekarın, birkaç tane de aşağılık politikacının aleti olur devam eder gidersiniz. Koyunlar gibi sürünürsünüz" dedi.


Konferansın sonunda katılımcıların sorularını cevaplayan Hasan Celal Güzel, her vatandaşın muhtıra ile ilgili tepkisini ifade etmesini, Genelkurmay'a internet ile ulaşarak hukuk kuralları çerçevesinde hakarete varmadan düşüncelerini aktarıp uyarmaları gerektiğini söyledi.

Meselenin laik-anti laik olmadığını vurgulayan Hasan Celal Güzel, "Kendini elit zanneden bir avuç yarı aydın grup var. Gazetelerde, sendikalarda, siyasette. Maalesef ne yazık ki üniversitelerde, yüksek yargı organlarında toplanmışlar.


Bunların da idarecisi CHP. Ben CHP düşmanı değilim. Hiçbir parti beni ilgilendirmez. Siyaseti çoktan bıraktım. CHP bu memlekette sandıktan hiç çıkmamış. Bunun için de demokrasiden ümidi yok. O yüzden de kendi azınlık oligarşisiyle egemenliği elinde tutmaya çalışıyor. Bunu bir yerinden kırmak lazım, bütün mesele bu. Ama bu cumhurbaşkanı varken olmaz" dedi.


Hasan Celal Güzel, oylamada TBMM Genel Kurul Salonu'na gitmeyen DYP ve Anavatanlılar'ı eleştirdi. Erkan Mumcu ve Mehmet Ağar'a tepki gösteren Güzel, "Erkan Mumcu, konuşma yaparak saat 15.00'e kadar önce oyalamış, sonra da odaya kilitlemiş milletvekillerini. O kitlenenlerde de suç var, beni kitleyecek ki ben ona göstereyim. Öbür tarafta Mehmet Ağar konuştu, 4 tane milletvekili vardı, yarısı fire verdi diye. Ama, yazıklar olsun bu arkadaşlarımıza. Her ikisi de benim eski dostlarım, oradaki kişiler de öyle.


Deniz Baykal dahil, ama ne yazık ki Deniz Baykal'ın fonksiyonunu zaten biliyoruz. CHP'nin rolü, CHP + ordu, eşittir iktidar. Bu denklem hiç değişmedi. Bunlar jakoben, demokrasi düşmanı, oligarşik bürokratlardır, bu kadar basit yani. Çünkü başka türlü sandıktan çıkamıyor ki adam, kendini böyle kandırıyor. Ama, DYP'ye ve Anavatan'a yazıklar olsun. Biri Menderes'in, diğeri Özal'ın postunda oturuyor. Kalkmış açıkçası millet iradesine dayatmada bulunanların uşaklığını yapmışlardır. 'Arada derede kaldık' diyorlar. Katılıp Tayyip Bey'e, Abdullah Bey'e ağzına geleni söylersin, tenkit edersin. Ama toplantıya girersin, onlara oy vermezsin. Aday çtıkarırsın, 20-25 tane oy alırsın, o da şereflidir. Seni bunu yapman için seçip oraya koydular. Sen kalkıp oradan kaçarsan, CHP'nin, jakobenlerin, darbecilerin muhtıracılara hizmet edersin. Şimdi o Anavatanlılar, DYP'liler yarın sizin huzurunuza nasıl gelecekler?" dedi.
Hasan Celal Güzel, yaşanan bu süreçte Anayasa Mahkemesi'nin Cumhurbaşkanlığı seçimini iptal edeceğini, yapılacak en doğru işin erken seçime gitmek olacağını söyledi.

Güzel, "Hiç beklemeden erken seçim kararı alınmalı. O zaman erken seçim diye ortada dolaşan sahte pehlivanların da boyunun ölçüsünü almak lazım. Biz siyaseti çok zor zeminlerde yaptık. Bu Tayyip Bey herhalde çok anne duası almış. Böyle şanslı bir adam görmedim. Kendisine muhtıra veriliyor, o bile ona şans getiriyor. Yarın görürsünüz, erken
seçime bir gitsin, tabii iktidarın yapranmışlığı içinde olan AK Parti kendisini yenileyecek, sırıf inadına milletimiz yüzde 40'ın üzerinde rahatlıkla oy verecek. Benim kanaatim bu. Muhtıracılar Tuncay Özkan ile gidip orada duracaklar. Sen seçilmiş bile olsan, 'Seçilmedin' diyecekler adamcağıza. Sadece o mu, Özal da seçilmemiş oluyor bu durumda, Ahmet Necdet Sezer de, Türk siyasetinin baş münafığı Demirel de seçilmemiş oluyor. Tabii siyaset münafığı, dini tarafı beni ilgilendirmez" diye sert çıktı.


Kendi gönlünden geçen Cumhurbaşkanı adayının Vecdi Gönül olduğunu belirten Güzel, Abdullah Gül'e büyük haksızlık yapıldığını, bu iki ismin de çok dürüst kişilikler olmasına reğmen reel politikanın gözardı edildiğini, hatalı davranıldığını söyledi. İlerleyen süreçte Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da cumhurbaşkanı olacağını, hem de daha daha fazla yetkilere sahip olarak bu makama geçebileceğini kaydeden Güzel, "Tabi halk vazifesini yaparsa. Ama, her şeyin bir sırası var. Oraya inadına, ille de eşi baş örütülü cumhurbaşkanı adayı çıkarmanın manası yoktu. Çünkü, Türkiye bir yamyamlar ülkesi, aydınlar ülkesi değil. Dolayısıyla yamyamların önüne adam atmanın da bir manası yoktu. Yarın Anayasa Mahkemesi'nde bu bozulur, sıcak darbe teşebbüsleri bile (Allah göstermesin) yaşanır. Yarın seçime gidilir, tekrar gelinir. Dürüst, namuslu, faziletli, fedakar, akıllı olmalısınız. Ferasetli ve basiretli olmalısınız. Herşeyin yerini, zamanını iyi ayarlamanız lazım. Ayarlayamazsanız kötü olur. Sonra Kuzey Irak'ta kırmızı çizgiler çizip de mosmor olan Türk hariciyesine benzersiniz. İktidar yapabileceğini iyi hesaplar, onu yapar. Bize de bu kadar fazla görev bırakmaz" dedi.


Son 10 günlük süreçte medyanın etkisinin nasıl olduğu şeklindeki soruyu cevaplayan Güzel, "Türkiye'de darbeler konusunda medya her zaman sınıfta kalmıştır. Medya her zaman darbecilerin poposunu yalamıştır, maalesef hep yağcılık yapmıştır. Hep mefaatleri olmuştur. Bir hatıram, 12 Eylül'den sonra ANAP iktidara geldi, ben de Başbakanlık müsteşarı olarak gittim oturdum. O zaman en çok satan gazetelerden birinin genel yayın müdürü beni aradı, ilk gün, 12 Aralık'ta. Efendim biz manşet atacağız da olurunuzu almak istedik. Sıkıyönetim komutanına sorduk, Genelkurmaya sorun dedi, Genelkurmaya sorduk, artık gidin başbakanlığa sorun biz karışmıyoruz dediler. Siz tasvip eder misiniz dedi. Ben ne karışırım senin manşetine kardeşim dedim. Düşünebiliyor musunuz. Böyle bir ruhla hareket eden basın ancak şaklabanlık eder" dedi.


Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu'nun YDP'nin İstanbul İl Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığını açıklayan Hasan Celal Güzel'in sözleri, katılımcılar tarafından uzun süre alkışlandı. Siyaset Akademisi'nde, "Türkiye'de Demokrasinin Gelişimi" konulu konferansı ilgiyle dinlenen Hasan Celal Güzel'e, gecenin anısına AK Parti Balıkesir Milletvekili ve TBMM Hesapları İnceleme Komisyonu Başkanı İsmail Özgün ile AK Parti MKYK Üyesi Balıkesir Milletvekili Edip Uğur tarafından kolonya ve şilt takdim edildi. Akademinin katılımcıları, konferansın sonunda Hasan Celal Güzel ile hatıra fotoğrafı çektirdi.

İLGİLİ HABERLER