Gündem
  • 20.2.2002 11:36

İDAM CEZASININ KALDIRILMASI, VATANA İHANETTİR!

KAYNAK : Haber Vitrini ANKARA/ MHP'nin ikinci adamı Çetin, ölüm cezasının kaldırılma talebinin altında 'Öcalan'ı idamdan kurtarma' amacı olduğunu öne sürdü. Çetin, 'Milletimiz ihaneti affetmeyecektir' dedi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Şefkat Çetin, demokratikleşme ve AB'ye üyelik sürecine partisinin engel olduğu iddialarına cevap verdi. Çetin, ANAP ile DSP'nin 'Uyum Yasaları'nda muhalefetle işbirliği yapmasının 'hükümeti temelden sarsabileceğini' söyledi. Şefkat Çetin, terör örgütü PKK'nın,siyasallaşma amacıyla Kopenhag kriterlerini kullanmasına göz yumulduğunu öne sürerek, 'Dağdaki eşkıya şehre indirilerek karşımıza oturtulmaya çalışılmaktadır' dedi. Şefkat Çetin, hükümetteki uyumdan, idam cezasının kaldırılmasına kadar birçok konudaki görüşlerini AKŞAM'a anlattı: Öncelikle 159 ve 312'nci madde değişiklikleri sırasında, ne oldu da hep sözü edilen uyum bir kenara atıldı? Aslında bu sorunun muhatabı hükümet ortağı diğer iki partidir. Türkiye'nin ihtiyacı olan en önemli şeyin istikrar olduğu gerçeği üzerine temellendirilen koalisyon, üç partinin üzerinde mutabık kalacağı icraatları esas almıştır. Birbiriyle pek benzeşmeyen bu üç partinin birlikteliği ve uzlaşma havası, yapılan icraatlar bir tarafa, toplumun bütün kesimlerine önemli bir mesaj vermiştir. Kamplaşmaların ve siyasi rekabetin önüne geçilmesinde, toplumsal kırgınlık ve düşmanlıkların yok edilmesinde bu uzlaşmanın önemli katkıları olmuştur. O halde uyum yasalarında uzlaşma sağlanamamasının nedeni nedir? Uyum yasaları üzerinde bir yıldır yeterince tartışma yapılmış ve sonunda bir metin üzerinde uzlaşılmıştı. Bu aşamalardan sonra, AB'nin yasa tasarısı metnini beğenmemesi üzerine yeni tartışmaların açılmasını normal karşılamak mümkün değildir. AB'nin çıkardığımız yasalara dahi müdahale etmesi kabul edilir değildir. Burada MHP için söz konusu olan uzlaşmanın sağlanmaması değil, uzlaşmanın korunmamasıdır. Uzlaşı sarsıldı Uyum Yasaları'nda MHP'nin dışarıda bırakılarak çıkarılmasına ne diyorsunuz? Ortaklarımızın üç yıllık bir uzlaşıyı bozduklarını söylemek zorundayız. Hükümetlerin gerektiğinde muhalefet partilerinin de desteğini alması demokratik işleyişi güçlendirecektir. Ama hükümet ortağının görüşlerini dikkate almak yerine kendi fikrine dışarıdan destek arama yanlışına girilmesi, hükümeti temellerinden sarsacak yeni bir uygulamadır. Uzlaşıya, birlikte karar alma yetisine olan mecburiyetin ortadan kalkması, koalisyon olabilmenin temel felsefesinin de ortadan kalkmasına neden olacak, her parti kendi istediğinin gerçekleşmesi için başka yönlere sapabilecektir. Aynı tablonun idam cezasının kaldırılmasında da tekrarlanması mümkün mü? MHP, savaş hali ve terör suçları dışında idam cezasının kaldırılmasına taraftardır. Savaş gibi olağanüstü durumlar ve bu vatanı parçalamaya, yok etmeye yönelik suçlar için idam cezasının uygulanmasına devam edilmelidir. MHP'ye rağmen, idam cezasının kaldırılması için bir kampanya yürütülmektedir. Ortaklarımızın tıpkı Uyum Yasaları'nda olduğu gibi muhalefetin desteğiyle bu konuya MHP'siz bir çözüm bulma arzusu içinde oldukları malumdur. PKK'nın artık silahlı eylemlerde bulunmaması bölücülük tehlikesinin bittiği anlamına gelebilir mi? Bölücülük tehlikesi bazı Avrupa ülkelerinin akıl hocalığı ile yeni bir taktikle karşımıza çıkmaya devam etmektedir. Daha Özal'lı yıllarda alt yapı hazırlıkları sürdürülen terörist örgütün siyasallaşma çabalarında bugün her şey çok daha açık olarak yürütülmektedir. Yurdun her tarafında örgütlü bir şekilde verilen dilekçeler bu konuda önemli bir denemedir. PKK'nın siyasallaştırılmasında Avrupa'nın örtülü bir desteği vardır. Silahlı mücadeleyle elde edilemeyen tavizler, bugün siyasi baskılarla, siyasallaştırma çabalarıyla elde edilmek istenmekte. Dağdaki eşkıya şehre indirilerek karşımıza oturtulmaya çalışılmakta. Kopenhag kriterlerinin PKK tarafından siyasallaşma amacıyla kullanılmasına göz yumulmaktadır. AB'nin yetkilisi Verheugen ile Bahçeli'nin görüşmesinde bunlar dile getirildi mi? Elbette, Genel Başkanımız Verheugen'e AB ile ilişkilerimizdeki pürüzleri dile getirmiş, özellikle terör örgütleriyle ilgili yaşanan sıkıntının üzerinde durmuştur. Devlet Bahçeli, terörist olarak tanımlanmayan ve AB ülkelerinde hiçbir takibata uğramadan serbestçe faaliyet yapmalarına izin verilen örgütlerin, AB'yi ve Kopenhag kriterlerini kullandıklarını ifade etmiştir. Israrımızı sürdüreceğiz Bütün bunların üzerine Meclis'te idam cezasının kaldırılması girişiminin başarı şansı var mı? Bunun için anayasada değişikliğe gerek olmadığı, yasal düzenlemenin yeterli olacağı söyleniyor. Her halükarda elde edilmek istenen şey aynıdır. İdam cezasının kaldırılarak terörist başının kurtarılması amaçlanmaktadır. Anayasa'da değişiklik için Meclis'te gereken 367 oya ulaşılamayacağı anlaşılınca, hukuken çok tartışılacak bir şekilde TCK'nın 125, 146 ve 450'nci maddelerini değiştirme yolu denenebilir. Bütün bunları hep birlikte göreceğiz. MHP terör suçlarına yönelik caydırıcılığı nedeniyle ve milli vicdanın bir gereği olarak vatan hainlerinin idamla cezalandırılmasındaki ısrarını sürdürecektir. . Türk milletinin büyük çoğunluğunun bu konuda büyük duyarlılık gösterdiğini biliyoruz. Düşünün bir kere; 30 binden fazla insanımızın katledilmesinden mesul bir cinayet şebekesinin başı idam cezası kaldırıldığı takdirde 36 yıl müebbet hapse mahkum edilecek. Ardından ceza İnfaz Kanunu'na göre bu 20 yıla kadar indirilebilecek. Bunun üzerine bir de oy avcılığı uğruna çıkartılacak af ile belki de 10 yıl sonra teröristbaşı serbest kalabilecek. Bu kadar ucuz değil Böylesi bir durumu milletimizin kabul etmesi, bunun şehit yakınlarına izah edilmesi mümkün değildir. En önemlisi de, bu millete ve devlete ihanetin bedeli bu kadar ucuz olmamalıdır. Caydırıcılığı kalmayan, yaptırım gücünü yitiren cezalar yeni ihanetler için engel olmaktan çıkacaktır. Milletimiz ihaneti de, onları cezasız bırakanları da affetmeyecektir. MHP'nin demokratikleşmenin ve Türkiye'nin AB'ye girişin önünde engel oluşturduğu iddiaları yüksek sesle dile getiriliyor? MHP'nin AB'ye girişimiz ve demokratikleşme adımlarının atılmasında engel çıkartan bir parti olarak gösterilmesinden vazgeçilmelidir. MHP bu konularda Cumhuriyet tarihinin en büyük adımlarının atılmasında tarihi bir rol oynamaktadır. Hükümetin son yılların en büyük reformlarına imza atması MHP'ye rağmen değil, bizzat MHP'nin iradesi ve inisiyatifi ile gerçekleştirilmektedir. En kapsamlı sivil anayasa değişikliklerinden birisi bu dönemde yapılmıştır. AB yolundaki büyük adım, Ulusal Program'ın hazırlanması MHP'li hükümete nasip olmuştur. Bütün bunlar engel çıkartan bir MHP ile mümkün olabilir miydi? Görevimizi yapacağız Anlaşılan o ki, bundan sonra hükümette hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bundan sonra daha farkıl bir MHP göreceğimizi söyleyebilir miyiz? Bizim açımızdan değişen herhangi bir şey yoktur. MHP ülke yararını gözeterek hükümetin işleyişinde bir aksilik olmaması ve hizmetlerin devamı yönünde çalışmalarına devam edecektir. Kimi kritik meselelerde Türk milletinin hassasiyetinin korunması hususunda üzerine düşen vazifeyi de ihmal etmeyecektir. Türk milletinin ve devletinin bekaasını doğrudan ilgilendiren konularda MHP'nin uyumu Türk milleti ile olacaktır. Kısacası MHP her şart altında ülke menfaatleri doğrultusunda hareket etmeye devam edecektir. Kimse bizi sevmek zorunda değildir Rahşan Ecevit'in yazılmaması şartıyla söylese de basında MHP ile ilgili ciddi açıklamaları yer aldı. Bu konuda neler düşünüyorsunuz? Biz sorumlulukları olan bir partiyiz. Türk milletine ve milyonlarca seçmenine olan sorumluluğu gereği, kapalı kapılar ardında konuşulanlar üzerine politika yapmamaktadır. Bugüne kadar DSP'nin yetkili organları tarafından konuyla ilgili herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Bu yüzden biz böyle bir şey söylemeyi siyasi etik açısından doğru bulmuyoruz. Ancak elbette ki MHP'nin söyleyecekleri vardır. Kimse bizi sevmek zorunda değildir, fakat saygı çerçevesini aşma hakkına sahip değildir. Bu temel düstura dahi uyacak kabiliyete sahip olmayanları kimsenin bir arada olmaya zorlaması mümkün değildir. DSP tarafından gerekli açıklama yapıldığı takdirde, biz de bu konudaki düşüncelerimizi söyleriz. -------------------------------------------------------------------------------- Karşı propagandayı ANAP yapıyor MHP'nin AB'ye karşı olduğu iddiaları nereden kaynaklanıyor? MHP'nin AB'ye karşı olduğu ve demokratikleşme çabalarını engellediği yönünde yapılan propagandanın arkasında genellikle ANAP vardır. Hükümet ortağımız bu parti, iktidarda muhalefet gibi davranmayı bir adet haline getirmiş gözüküyor. Bir taraftan ortak bir mesai harcanarak AB yolunda Ulusal Program hazırlanıyor. TBMM'de çok sayıda yasanın çıkması, Anayasa'nın birçok maddesinin değiştirilmesi sağlanıyor. Hatta son uyum yasaları tartışmasına neden olan ve MHP'ye mal edilen, metin, ANAP'a hatta bizzat sayın Yılmaz'a bağlı Avrupa Birliği Genel Sekreterliği tarafından hazırlanıyor. Ama bir taraftan da bütün bunlara MHP'nin engel çıkardığı, karşı olduğu iddiaları pompalanıyor. ANAP'ın içine düştüğü durum, ülkeyi yönetmenin gerektirdiği sorumluluktan uzakta, popülist politikalara alışkın bir siyasi çizginin, yaptığı her işte ve eylemde oy kaygısını ön planda tutmasının kötü bir tezahürü olarak değerlendirilmelidir. (Akşam)

İLGİLİ HABERLER