Gündem
  • 30.9.2002 10:59

İŞÇİLER SOLU SEVMİYOR...

KAYNAK : Haber Vitrini Seçmenin profilini ortaya çıkaran TÜSES'in ulaştığı sonuçlar çarpıcı: İşçiler en çok MHP ve AKP'ye yakın. NEDEN? Necat Erder Türkiye'de siyasi yapıyı ve halkın siyasi tercihlerini mantıklı bir zeminde çözümlemek zor bir iş. Hangi kesim hangi partiye, hangi düşüncelerle oy veriyor tam anlaşılamıyor. Ayrıca dünyanın gelişmiş ülkelerinde görünen klasik siyasi yapıya da Türkiye'de rastlanmıyor. Türkiye Sosyal Ekonomik Siyasal Araştırmalar Vakfı 'TÜSES', ülkemizdeki siyasi yapıyı, siyasi partileri ve bu siyasi partilerin yandaşlarının eğilimlerini 1994'ten beri Türkiye ölçeğinde yaptığı araştırmalarla inceliyor. Siyasi partilerin yandaş profili, nitelikleri, kimlikleri ve uzun vadeli eğilimleri saptanıyor. TÜSES Vakfı Yönetim Kurulu üyesi Necat Erder'le Türkiye'de hangi kesimlerin, hangi partilere, niye yöneldiğini konuştuk. Ayrıca hangi kesimlerin en ilerici, hangi kesimlerin en tutucu olduğunu, Türkiye'de bir şeriat tehlikesi bulunup bulunmadığını da sorduk. Bazı soruların cevapları sadece Türkiye'ye özgü ve gerçekten şaşırtıcıydı. Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdikten sonra doktorasını Paris Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde yapan ve doktora sonrası çalışmasını Columbia Üniversi'nde gerçekleştiren, bir dönem Dünya Bankası ve OECD'de çalışan Dr. Necat Erder halen ODTÜ'de öğretim üyeliği yapıyor. Siz, Türk seçmeninin profilini çıkartan araştırlamalar yapıyorsunuz. Hangi kesimlerin hangi partileri desteklediklerini belirliyorsunuz. Bütün partilerin seçmen profilini tek tek konuşacağız ama öncelikle beni en çok şaşırtan kısımdan başlayalım. Araştırmalarınıza göre MHP sol kesimin tabanından oy alıyormuş. Bu nasıl olabiliyor? MHP, normalde sol kesimin tabanı olması gereken mavi yakalılardan oy alıyor. CHP ise mavi yakalılardan oy alamıyor. CHP beyaz yakalılardan oy alıyor. CHP gibi kendisine sol diyen bir parti aslında 'memur partisi' bizde. Kendisini sağda gören MHP ise işçilerin en çok desteğine sahip bir parti. Büyük bir çelişki değil mi bu? Böyle bir tezat var Türkiye'de. Normal olarak solun asıl tabanının işçiler, mavi yakalılar olması lazım. Ama bu kesim, kendilerine sosyal demokrat diyen partilerin tabanında yok. Bizde kendisine sol diyen partiler, kendi doğal tabanına ulaşamıyor. Bütün dünyada durum bunun tam tersidir. MHP solun tabanı olması gereken işçilerden nasıl oy alabiliyor? Türkiye'de işçi kesimi büyük ölçüde sağa oy veriyor. Bu kesimden sola az oy çıkıyor. İşçilerin oy verdiği partilerin başında eskiden beri MHP geliyordu. Şimdi ise oylar MHP ve AKP arasında bölünüyor. Öyle ki, 2002 Nisan'ında yaptığımız araştırma, 1999 yılında MHP'ye oy veren seçmenlerin yüzde 30'unun AKP'ye kaydığını gösteriyor. 1999'da MHP'ye oy verenlerin ancak yüzde 23'ü tekrar MHP'ye oy veriyor. Yüzde 36'sı ise kararsız görünüyor. MHP'de büyük bir oy kaybı var. Türkiye'nin hangi şartları sol partilere oy vermesi gerekenleri sağda buluşturuyor peki? Burada sol partilerin niteliği ve örgütlenme stratejileri çok önemli. Biz TÜSES Vakfı olarak siyasi partilerin yandaş ve seçmen profilini belirliyoruz. 1994'ten beri Türkiye ölçeğinde beş büyük araştırma yaptık. 2002 Nisan'ında yapılan son araştırmanın kitabı yakında çıkacak. Mesela 1995'teki araştırmada sosyal demokrasinin toplumsal tabanını bulmaya çalıştık. Örgütlü işçi kesimi için İstanbul'da Zeytinburnu'nu, varoşlarda ve çevredeki emekçiler açısından Ümraniye'yi ve Ankara'da Altındağ'ı seçtik. Sonuç ne çıktı? Bir kere sosyal demokrat partilerin çevredeki emekçilere ulaşmakta güçlük çektiği, hatta buna önem vermedikleri ortaya çıktı. Buradaki emekçi kesime MHP, Ülkü Ocakları ve Refah ulaşıyordu. Bugün Refah'ın yerini AKP aldı. Eğer bu araştırmayı 1980 öncesinde yapsaydık, solun bu bölgelerde örgütlenme çabasının olduğunu görebilirdik. Ama bu bölgeler 1980' den sonra sağcı partilerin eline geçmiş. Sosyal demokrat partiler bu kesime ulaşmakta çaba göstermemiş. AKP'ye gelirsek... AKP'yi destekleyenler kim? AKP hangi kesimlerden oy alıyor? AKP yandaşlarının yüzde 51'i kırsalda, yüzde 49'u da kentlerde yaşıyor. AKP yandaşlarına en çok 'köylü ve kentli erkekler' arasında rastlanıyor. Köylü erkeklerin yüzde 24'ü, köylü kadınların ise ancak yüzde 16'sı AKP' yi destekliyor. AKP en az taraftarı çalışan kadınlar arasında buluyor. Çalışan kadınların ancak yüzde 8'inin desteğini alabiliyor. Ev kadınlarında bu oran yüzde 17 oluyor. Bir zamanlar Erbakan'ı destekleyenler neden şimdi Tayyip Erdoğan'ı desteklemeye karar verdiler? AKP Refah'tan kesinlikle değişik bir parti. Mesela Refah Partisi eğitim düzeyi düşük kesimlerden oy alıyordu. Refah'ta yükseköğretimlilerin oranı yüzde 7.6'ydı. Bu oran AKP'de yüzde 17. Bu çizgide olan bir parti için çok yeni bir olgu bu. Araştırmalarımız şunu gösteriyor ki, AKP Refah'ın uzantısı değil. Refah'ın uzantısı Saadet Partisi. Saadet çok az yandaşı olan marjinalleşmiş bir parti. AKP ise yeni bir parti ve yeni bir akımı temsil ediyor. AKP neyi temsil ediyor? Bu soruyu aramızda çok tartıştık. Bazı arkadaşlarımız, AKP'yi 'yeni bir oluşum, toplumda yeni bir sentez' olarak tanımladı. Bazıları da AKP'yi 1945'ten sonraki Demokrat Parti hareketine, 1980 sonrasının Özal hareketine benzetti. Refah Partisi, AKP gibi bir sentez değildi. Genelde az eğitim görmüşlerin, dinci kesimin partisiydi. AKP ise şeriat konusunda ilginç sonuçlar veriyor. AKP yandaşlarının yüzde 22.8'i şeriat taraftarı. Yüzde 43.5'i ise şeriat düzenine hayır diyor. AKP'nin Refah çizgisinden ve Saadet Partisi'nden farklı bir yandaş profili var. 1996'da Refah yandaşlarının yüzde 52'si, 1998'de yüzde 35'i şeriat düzenini istiyordu. AKP, şeriat bağlamında Refah çizgisinden ayrılıyor. AKP'yi kadınların daha az desteklediği dikkate alınırsa, bu erkeklerin yeni bir sentezi mi acaba? Evet, kadınlar daha az. Daha çok erkeklerin yeni bir oluşumu olabilir bu. AKP yandaşlarının yüzde 26'sı esnaf ve zanaatkârdan, yüzde 20'si küçük çiftçiden, yüzde 18'i işçi kesiminden, yüzde 13'ü memurdan oluşuyor. AKP hangi partilerden kendisine oy aktarıyor peki? AKP tabanının yüzde 27'sini eski Fazilet oluşturuyor. Geri kalan oyları da yüzde 22'yle başta MHP olmak üzere ANAP, DYP ve DSP'den alıyor. AKP geniş seçmen yelpazesine sahip bir hareket. Bu açıdan da bunu bir dinci parti olarak tanımlamak olanaksız. AKP'yi protesto partisi olarak tanımlamak da yetersiz. Aslında AKP toplumda bir yeniden harmanlanma hareketi gibi gözüküyor. Ayrıca Tayyip Erdoğan'ın kimliği de incelenmesi gereken bir liderlik profili çiziyor. Niye? Erdoğan sistem dışından gelen ilk önder. Menderes CHP'den, Özal bürokratik elitten geldi. Erbakan da İTÜ mezunu ve profesör kimliğiyle sistem içi biri. Erdoğan ise sistem dışından gelen, Kasımpaşa'dan çıkan ilk başarılı örnek. Ayrıca diğerleri gibi tek adam da değil. Bir kadro içinde öne çıkıyor. Erdoğan, AKP'nin simgesi gibi görünüyor ama tek adam gibi görünmüyor. Sistem dışından gelen bir siyasi liderin siyasete girmesi yasaklandı şimdi. Erdoğan'ın yasaklanmasına halk nasıl bir tepki verecek sizce? Erdoğan'ın yandaşları kesinlikle azalmaz ama bu yandaşlık sandıkta AKP'nin oyuna olumlu yansır mı yansımaz mı bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü toplum sistemle barışık olmayan insanlardan ürkebiliyor. Bu yüzden de mağdur olmanın sağladığı çekicilikle sistemle barışık olmamanın verdiği ürküntü arasında seçmen nasıl bir tercih yapacak belli değil. Peki Türkiye'de şeriat isteyenlerin oranı nedir? Biz bu soruyu 1994'ten beri beş araştırmada da sorduk. Şeriat istemeyenlerin oranı yüzde 60 gibi hep sabit çıkıyor. Şeriat isteyenlerin oranı isedalgalanıyor. Şeriat isteyenler 1995'te yüzde 20'yken, 1996'da yüzde 27'ye çıktı, 1998'de tekrar yüzde 20'ye, 2002'de de yüzde 10'a düştü. Yani büyük zikzak çizdi. Şeriat isteyenler dönem dönem kendilerini 'Fikrim yok. Cevap yok' gibi bölümlerde daha çok gizliyorlar. 1995 ve 1996 yılları Refah'ın iktidar adayı ve sonra iktidar olduğu yıllardı. O dönemde denekler gerçek fikirlerini açıkladı. Sonra 1997'de 28 Şubat yaşandı. Fikrim yok diyenlerin oranı çok arttı. 28 Şubat'ın toplumda izi hâlâ sürüyor ve toplum şeriat konusunda takiye yapıyor. Bu rakamlara baktığımızda Türkiye'de şeriat tehlikesi vardır diyebilir miyiz peki? Hayır. Çünkü araştırmalarımızda niye şeriat düzenini istiyorsunuz diye de soruyoruz biz. Bunların sadece yarısı 'Ben Müslümanım. Müslümanlığın gereği de şeriattır. Ben ilke olarak şeriatı istiyorum' diyor. Geri kalanı gerçek anlamda şeriatı istemiyor, daha adil bir düzen için şeriatı tercih ediyor. O kesim her an bu isteğinden vazgeçebilir. Türkiye'de gerçek anlamda şeriat isteyenlerin oranı yüzde 10 dolayında. Biz araştırmalarımızda şeriatın uygulanmasına dönük somut sorular soruyoruz. Toplumun yüzde 90'ı, somut bir konu ortaya koyduğunuzda şeriat yasalarının değil, medeni yasaların uygulanmasını istiyor. Mesela yüzde 86'lık kesim, kadın ve erkeğin mirastan eşit pay almasını istiyor. Biraz da CHP'ye gelelim. CHP'yi kimler destekliyor? CHP daha çok kentlilerin partisi. Yandaşlarının 42.5'i kırda, yüzde 57.5'i kentte yaşıyor. CHP kentli erkekler, çalışan kadınlar, devlet memurları ve yüksekeğitim görmüş olanlar arasında çok yoğun. Ancak CHP gençlerin tercih ettiği bir parti değil. 18-20 yaş grubu çok az temsil ediliyor. Sol olduğunu söyleyen bir parti için çelişki bu. CHP gençlere yönelmek için mutlaka bir şeyler yapmalı. CHP'yi destekleyenler arasında en büyük gruplardan biri de Aleviler. Aleviler niye CHP'yi destekliyor? Aleviler daha modern, daha demokrat kimseler. Sünni çoğunluğun olduğu bir toplumda kendilerine çıkış yolu olarak öteden beri CHP'yi gördüler. Alevilerin kitle olarak destekledikleri tek parti CHP zaten. Alevilerin yüzde 36'sı CHP yandaşı. Yüzde 60'ı da seçimden seçime oyunu değiştiriyor. CHP'nin oylarını geçen seçimden bu yana epeyce artırdığı anlaşılıyor. CHP bu seçmenleri hangi partilerden alıyor? CHP'nin iki oy kaynağı var. Biri geçmişte kendisine küsenler. Diğeri DSP. Biz 2002 Nisan'ında araştırma yaparken henüz Yeni Türkiye Partisi kurulmamıştı. Ama bizim araştırmamızda şu çıktı. 1999'da DSP'ye oy verenlerin sadece yüzde 13'ü bugün DSP'yi destekliyor. CHP şu anki seçmen desteğinin yüzde 62'sini kendi eski tabanı olan CHP'lilerden, yüzde 11'ini de DSP'den alıyor. MHP'ye gelirsek. Onu destekleyenler kimler? MHP, tabanının ancak 23.3'ünü koruyor. MHP'nin 1999'daki yandaşlarının yüzde 30'u AKP'ye gidiyor. Yani MHP milliyetçi tabanını koruyor, dinci tabanını ise kaybediyor. Çiller'i ayakta tutan köylülerse, MHP'yi de ayakta tutan gençler. MHP gençlerin partisi. Eğer Genç Parti, MHP'nin genç oylarını çalıyorsa, MHP'nin durumu çok güç gözüküyor. ANAP'ı da konuşalım. ANAP'ın oyları niye eridi? Halkın en fazla güvenini kaybettiği parti ANAP. Bugün ANAP yandaşlarının sadece yüzde 32'si kendi partisine güveniyor. ANAP 1999'daki yandaşlarını büyük ölçüde yitirdi. 2002'de seçmen yandaş profilini etkileyen en önemli faktör ekonomik bunalım oldu. Ekonomik bunalımın sebebi görülen partilerden DSP, MHP ve ANAP çok büyük yandaş kaybediyor. ANAP 1999'daki tabanının ancak yüzde 29'unu, DSP yüzde 13'ünü, MHP yüzde 23'ünü koruyabiliyor. 1999'da ANAP'a oy vermiş olanların yüzde 40'ı bugün hangi partiye oy vereceği konusunda kararsız bulunuyor. Kararını verip de ANAP'ı terk edenlerin ise yüzde 17'si AKP'ye, yüzde 6'sı DYP'ye, yüzde 2'si CHP'ye gidiyor. DYP'ye gelirsek... DYP'yi destekleyenler kimler peki? ANAP daha çok kentli bir partiyken ve çalışan kadınlar tarafından yoğun olarak desteklenirken, DYP genellikle kırsaldaki erkeklerin ve kadınların desteklediği bir köylü partisi. Ayrıca DYP oy potansiyeli oluşturma bakımından en zayıf parti. Muhalefette olmaktan yararlanamıyor. Hatta mevcut yandaşlarının yüzde 17'sini muhalefetteki AKP'ye kaptırıyor. Derinleşen ekonomik bunalım ve siyasi partilerden hiçbirinin çözüm bulma konusunda inandırıcı görünmeyişi, Türkiye'nin ideolojik topografyasını kökünden değiştirdi. Geçmişteki gibi sol-sağ, şeriatçı-laik kutuplaşmaları bugün gündemden çıktı. Gündeme ekonomik bunalım oturdu. Kutuplaşma ekonomik sorunu çözebilenlerle çözemeyenler arasında olacak. Araştırmalara göre Türkiye'nin en tutucu kesimleri hangileri? Köylü kadınlar ve erkekler. En ilerici kesim ise çalışan eğitimli kadınlar. Şeriata karşı çıkanlar onlar. AB'yi isteyenler onlar. Solcu kesimde en çok bulunanlar onlar. Değişimden, demokrasiden yana olanlar onlar. İlericilikte ikinci sırada eğitim düzeyi yüksek kentli erkekler geliyor. Mesela ilkokul bitirmemişlerin yüzde 40'ı şeriat istemezken, ilkokul mezunlarının yüzde 61'i, ortaokul mezunlarının yüzde 70'i, lise mezunlarının yüzde 76'sı, üniversite bitirenlerin yüzde 91'i şeriat istemiyor. Görülüyor, ki şeriat sorununun çözümü eğitimden geçiyor. Türk halkı en çok neden korkuyor? Onu en çok tedirgin eden sorun hangisi? 1998'de toplum açısından en büyük tehlike terör ve güvenlikti. Şimdi bu sorun toplumun gündeminden çıktı. Yüzde 40 oranından yüzde 1.5'e indi bu sorun. 2002'de toplum için en büyük tehlike ekonomik bunalım, hayat pahalılığı ve işsizlik oldu. Şeriat tehlikesi de yüzde 1'e düşerek toplumun gündeminden neredeyse silindi. Son soru... Halk nasıl bir parti istiyor? Halkın yeni bir partiye değil, yeni bir lidere özlemi var. Yüzde 42 yeni bir parti kurulmasını isterken, yüzde 72 yeni bir liderin ortaya çıkmasını istiyor. Halk, Erdoğan'ın da dışında yeni bir lider arıyor. Önümüzdeki seçimlerin sonucu ne olursa olsun, Türkiye'de siyasetin geleceğini, uzun vadeli siyasi eğilimleri, hükümetlerin ekonomideki performansları belirleyecek. Seçimlere kadarki kısa dönemde siyasi partilere ekonomik programlarını daha çok sormamız gerekiyor. AKP'nin hâlâ ekonomik programı bilinmiyor. (NEŞE DÜZEL/ RADİKAL)

İLGİLİ HABERLER