Gündem
  • 24.9.2002 09:30

KANADOĞLU: ERDOĞAN’A TEMİZ SİCİL KAYDI VEREN HATALIDIR !

KAYNAK : Haber Vitrini Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’yla son gelişmeleri bazı meslektaşlarımızla birlikte görüşme olanağı bulduk. Başsavcı Kanadoğlu, basına açıklama yapmayı kural olarak uygun bulmadığını, ancak, alınan son kararlarla ilgili olarak yargıya yöneltilen ağır ve haksız eleştirilerin bunu zorunlu kıldığını vurgulayarak söze başladı. Kanadoğlu, sorularımızı almadan önce görev ve hukuk anlayışının bir çerçevesini çizdi: "Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Bu anlamı, Anayasa ve ona uygun yasaların önüne hiçbir siyasi düşüncenin geçemeyeceğidir. Benim görev anlayışım budur. Ben Anayasa ve yasaları siyasi görüşüme göre yorumlayamam. Görevimi yaparken hiçbir siyasi görüş veya bir beklenti ile hareket etmem, edemem. Hukukun üstünlüğü bunu gerektirir." Kanadoğlu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı görevine başladığı günü de şöyle anımsattı: "Ben göreve başlayacağım gün evden çıktım önce Anıtkabir’e gittim. Atatürk’ün huzurunda ant içtim. Görevimin, laik, demokratik Cumhuriyet’i ve ülkenin milletiyle bölünmez bütünlüğünü korumak olduğu andını içtim. Görevden ayrılıncaya kadar bu anda bağlı kalacağımdan kimsenin kuşkusu olmamalıdır." YSK MAHKEME DEĞİL Kİ Kanadoğlu, sorularımız üzerine, Yüksek Seçim Kurulu ve AKP lideri Tayyip Erdoğan’la ilgili kararına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "Yüksek Seçim Kurulu, Anayasa’da yer alan ve üyeleri Yargıtay ve Danıştay’dan seçilen, seçimlerin yönetimi ve denetimiyle görevli bir kuruldur. Bir yargı organı değildir. Bir mahkeme değildir. Bu nedenle de bir suçun suç olma niteliğini kaybedip etmediğini, suçun unsurlarının değişip değişmediğini karara bağlayamaz. Bu amaçla bir yargı kararı üretemez. Yaptığı sadece milletvekili adaylığı için başvuranların Anayasa ve yasada belirtilen niteliklere sahip olup olmadıklarını saptamaktır. Bu nedenle 312/2’den hüküm giymiş olanların aday olamayacağı yönünde karar veren dört arkadaşımızın kararı doğrudur. Bu itibarla bu dört arkadaşımıza yöneltilen eleştiriler haksızdır. Bu arkadaşları yasakçı, aksi oy kullanan üç arkadaşımızı özgürlükçü diye nitelemek de büyük bir yanlışlık ve haksızlık olur." SUÇUN UNSURLARI AYNI Başsavcı Kanadoğlu, kararı eleştirenlerin 312/2’de yapılan değişiklikle suçun ortadan kalktığını öne sürdüklerini anımsatmamız üzerine de şu bilgiyi verdi: "Türk Ceza Yasası’nın 312/2 maddesinde yapılan değişiklikle suçun unsurları değişmemiştir. Aksine kapsamı genişletilmiştir. Maddenin eski halinde şöyle der: ‘Halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik eden kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis ve üç bin liradan on iki bin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır. Bu tahrik umumun emniyeti için tehlikeli olabilecek bir şekilde yapıldığı takdirde faile verilecek ceza üçte birden yarıya kadar artırılır.’ Bu hükümde yapılan değişikliğin esası son cümlenin kaldırılmasıdır. Ağırlaştırıcı hüküm kaldırılmıştır." BU TANIM DAHA GENİŞ Kanadoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: "Ancak, maddenin esası, daha geniş bir kapsamla, şu hale getirilmiştir: ‘Sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığına dayanarak, halkı birbirine karşı kamu düzeni için tehlikeli olabilecek bir şekilde düşmanlığa veya kin beslemeye alenen tahrik eden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.’ Burada, ‘umumun emniyeti’ yerine ‘kamu düzeni’ kavramı kullanılmıştır ki, kamu düzeni kavramı, umumun emniyeti kavramını da kapsayan daha geniş bir tanımdır. Umumun emniyeti, kamu düzeninin unsurlarından, parçalarından biridir. Dolayısıyla maddenin yeni hali eski haline göre daha geniş bir durumu kavramaktadır. Böyle olunca da suçun unsurları değişmemiş, azaltılmamış, daraltılmamış, aksine genişletilmiştir. Bu durumda işlenen suç maddenin bugünkü hükmüyle de suçtur. Nitekim, Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Diyarbakır 3 No’lu DGM’nin kararını onarken, bu hususu da hüküm altına almıştır. Yani suçun ortadan kalkmadığını saptamıştır." SİCİL SİLİNİR AMA... Başsavcı Kanadoğlu, adli sicilin silinmesinin milletvekili yeterliliğine engel olan durumu ortadan kaldırmayacağını da belirterek şu bilgiyi verdi: "Adli Sicil Yasası, milletvekilliği adaylığı için özel hüküm taşır. Türk Ceza Yasası’nın 312/2 maddesinden hüküm giymiş birinin bu sicili milletvekilliği adaylığı için başvurduğunda bu kayıtla verilir. Bu sicil orada gözükür ve Yüksek Seçim Kurulu’na bildirilir. Eğer adli sicil silinmişse, milletvekilliği dışında başka başvurular için adli sicil kaydı temiz çıkar. Milletvekilliği için temiz çıkmaz." Kanadoğlu, "Bu durumda Sayın Erdoğan’a nasıl temiz sicil kâğıdı verildi, o zaman başka bir iş için mi adli sicil kâğıdı istedi ve adaylık için kullanmış oldu?" sorumuza da şu yanıtı verdi: "Benim, Adalet Bakanlığı’na gidip Bakan, Müsteşar, Adli Sicil Genel Müdürü’yle değerlendirme yaptığım, görüş sorduğum yazıldı. Bu doğru değildi. Benim oraya gidişimin amacı görevim olan sorgulamayı yapmaktı. Bu sicil kâğıdı nasıl verildi? Milletvekili adaylığı için yapılan başvurularda, 312/2’den hükümlü olduğu kaydı verilmesi gerekirken, nasıl temiz sicil kâğıdı verilebildi? İşte ben bunu araştırmaya ve sormaya gittim. Nasıl verildiğini Adli Sicil’e sormak lazım." USUL HATASI YAPILDI Başsavcı Kanadoğlu, Diyarbakır 3 ve 4 no.lu DGM’lerin verdikleri çelişik kararlarla ilgili olarak da şu bilgileri aktardı: "Diyarbakır 3 No’lu DGM’nin verdiği, adli sicilin silinmesi talebinin reddine ilişkin karar doğrudur. Ancak usul hatası yapılmıştır. Bu hata duruşma yapılmamış olmasıdır. 4 No’lu DGM’nin verdiği adli sicilin silinmesi yönündeki karar yok hükmündedir. Çünkü 4 No’lu DGM yetkili olmadığı halde temyiz nitelikli itirazı görüşmekle yetki gaspı yapmıştır. Gasp edilen yetkinin geri alınıp yetkili merciye gönderilmesi Başsavcı olarak benim görevimdir. 3 No’lu DGM doğru karar vermiş ve doğru yolu göstermiştir. Yargıtay yolu açık olmak üzere, demiştir. Bundan sonra 4 No’lu DGM’ye yapılan itiraz yanlış yere yapılmış temyiz başvurusu niteliğindedir." ZAMAN KAYBEDEMEZDİK "Bunu yetkili olan Yargıtay’a getirmek benim yetkim ve görevimdedir" diyen Kanadoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Ben de bu kararların verildiğini TV’den öğrenince Diyarbakır DGM Başsavcısı’yla görüştüm ve kararları fakslamasını istedim. Hızlı davranmam gerekiyordu. Çünkü, seçim hukuku hızlı işleyen bir süreç demektir. Zaman kaybı telafisi zor sonuçlar doğurabilir. Bu bakımdan kararları önce fakslattım, sonra da özel bir kurye ile hızla getirilmesi talimatını verdim. Bunu yapmak benim görevimdi. Sonra Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 3 No’lu Mahkeme’nin kararını onayladı. Duruşma eksikliğini usul hatası olarak saptadı ancak hükme etkili olmayacağı için de kararını verdi. Bu kararı verirken hem 312/2’deki değişikliğin suçun unsurlarını değiştirmediğini, hem de hüküm infaz edildiği için duruşma yapılmasının sonuca etkisi olmayacağına hükmetti. Doğru bir karar verdi." Adalet sağlam parmak kesmez! Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Cumhur Asparuk’un "Şeriatın kestiği parmak acımaz" sözleri karşısında, Erdoğan’ın "sağlam parmak kesilirse acır" biçiminde verdiği yanıt anımsatılınca da Kanadoğlu şöyle dedi: "Ona adaletin kestiği parmak acımaz, diyelim. Zaten oradaki şeriatın anlamı da odur. Şunu söyleyebilirim ki, adalet sağlam parmağı kesmemiştir..." Yargıyı yaraladı Kanadoğlu, eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ü kastederek, "Bir eski adalet bakanının Anayasa’nın 138. maddesine aykırı olarak yargıya telkin ve tavsiyede bulunması, yargıyı yaralamıştır. 138. madde bunu tüm kişi ve kurumlar için yasaklar. Buna karşın bir eski adalet bakanının Yargıtay’ın kararı yanlış demesi, bir hükümlünün vekiline yol göstermesi olacak iş değil" dedi. Kanadoğlu, yurtdışındaki uygulamalar ile ilgili sorumuzu yanıtlarken de yine Türk’e dokundurdu: "Uzmanı olmadığım konularda konuşmayı yanlış bulurum. Bazılarının yaptığı gibi ticaret hukuku uzmanlarının ceza hukuku konusunda konuşmaları ne kadar yanlışsa, benim de uluslararası hukuk konusunda yorumlar yapmam yanlış olur. Ama şu kadarını söyleyebilirim ki, benzeri sınırlamalar Batı ülkelerinde de vardır. Örneğin Almanya Anayasası’nın 18. maddesi, Fransa’da 24.10.1958 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, hürriyeti bağlayıcı ceza alanlarla ilgili benzeri sınırlamalar taşır." Ömür boyu aday olamaz Kanadoğlu, Anayasa’nın 76 ve Milletvekili Seçimi Yasası’nın 11/f - 3 maddesi uyarınca Tayyip Erdoğan gibi Türk Ceza Yasası’nın 312/2 maddesinden mahkûm olanların ömür boyu milletvekili adayı olamayacaklarını da belirtti. Kanadoğlu, bu durumdakilerin memnu haklarını alsalar bile milletvekili olamayacaklarını kaydetti. Başsavcı, Anayasa’nın 76. maddesindeki 'affa uğramış olsalar bile’ ifadesiyle, bu suçu işleyenleri milletvekili olarak Meclis’te görmek istemediği yönünde bir irade taşıdığını bildirdi. Kanadoğlu, YSK’nın 1985’ten beri memnu haklarını alanların adaylığını kabul ettiğini, ancak, Başsavcı olarak bu karara katılmadığını vurguladı. 76. maddenin değiştirilmesi gereken hususları bulunduğunu, ancak, 312/2’yle ilgili hükmün demokrasinin korunması açısından kalması gerektiğini savundu. (FİKRET BİLA/ MİLLİYET)

İLGİLİ HABERLER