Gündem
  • 21.3.2007 13:08

KÖŞK TARTIŞMALARINA CİNDORUK BOMBASI!...

Yargıtay eski Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda ortaya attığı 367 savından sonra TBMM eski Başkanı Hüsamettin Cindoruk’tan da tartışma yaratacak bir görüş geldi.


      Cindoruk, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Siirt’teki konuşması sonucu 312’nci maddeden aldığı 10 aylık Yargıtay’ın mahkumiyet kararını dayanak göstererek, cumhurbaşkanlığı seçimini taraflardan birinin ya da ana muhalefet partisinin Anayasa Mahkemesi’ne götürebileceğine dikkat çekti.


      Bugünkü şekliyle Erdoğan’ın adaylığına engel bir hali olmadığını kaydeden Cindoruk, Erdoğan hakkında 312’den verilmiş mahkumiyete ilişkin Yargıtay’ın kesin hükmü olduğunu anımsattı.
      ANKA’ya konuşan Cindoruk, Yüksek Seçim Kurulu’nun Erdoğan’ın milletvekilliğine engel teşkil etmediğine karar verdiğini, ancak YSK’nın bir mahkeme olmadığını, YSK’nın kararlarının sadece ilgili seçimleri ilgilendirdiğini belirtti.


      YSK’nın kararlarının mahkeme kararı olmadığını, kamu hukukunu bağlayıcı nitelikte olmadığını vurgulayan Cindoruk, şöyle konuştu:


      “Şimdi, Anayasa Mahkemesi şöyle bir inceleme yapacaktır. Milletvekilliğini engel teşkil eden bir karar varsa bu karar cumhurbaşkanı niteliğine de ilişkin bir karar aynı zamanda.
      Şunu yorumlayacak. Bu kararın varlığı cumhurbaşkanı için aranan milletvekilli yeterliliği içine giriyor mu, yoksa bu karar varken geniş bir yorum yaparsa, milletvekili seçilme şartının gerçekleşmediğini söyleyebilir. Böyle bir tartışma açılabilir." Cindoruk, bu yönde bir başvurunun TBMM Başkanlığı’na yapılması halinde mevcut hukuki prosedür nedeniyle reddedileceğini tahmin ederek, “Hem seçim kararını hem de meclisin ret kararını Anayasa Mahkemesi’ne götürüp bir yargı denetiminden geçirmekte fayda var. Ama ana muhalefet partisi bunu yapmazsa Erdoğan’ın cumhurbaşkanı adaylığı geçerli olur" dedi.
     
     DOĞRU BİR ŞEY SÖYLÜYORUM

      Cindoruk, ANKA’nın sorularını yanıtlarken değerledirmelerini şöyle sürdürdü:
      “Ortada kesinleşmiş bir yargı kararı var iken o karar milletvekiliği niteliğini seçilme yeterliliğini kaldırıcı nitelikte olduğu halde, cumhurbaşkanı acaba bu niteliği kazanmış mıdır diye bir tartışmayı Anayasa Mahkemesi yapabilir. Benim söylediğim o, çok da doğru bir şey söylüyorum.


      Çünkü, cumhurbaşkanlığı çok önemli bir konum. Cumhurbaşkanlığı milletvekilliğinden ayrı özellikler taşıyor. Bu özelliklerin bir tanesi de yüzde 100 hiç milletvekiliğine mani olacak bir halin olmamasıdır.


      Ama geçmişte bu mani olan, bu yüzden adaylığı iptal edilen sonra YSK kararı, yargı kararı ile değil parlamentoya gelen başbakan olan bir zat cumhurbaşkanı olabilir mi?
      Ortada adli siçil kaydı var. Siyasi geçmişinde milletvekilliği sıfatını alabilme imkanı kaldırılmış bir kişi Yargıtay kararının geçerliliği sürdükçe tekrar cumhurbaşkanlığı için yeterlilik belgesi alabilir mi.


      Yani buna biz hukukta genişletici yorum deriz. Böyle bir genişletici yorumu Anayasa Mahkemesi yapabilir.
      Böyle bir hukuki denemeyi anamuhalefet partisi yaparsa Anayasa Mahkemesi de bir karar verir. Başka kişiler ilerde daha başka suçlardan mahkum olup da zaman aşımı, memnu hakların iadesi gibi konularla adli sicilleri kaldırılmışsa cumhurbaşkanı olabilirler mi?
      312’nci maddenin kaldırılması falan hiç önemli değil. Ortada bir kesinleşmiş bir Yargıtay kararı var. Bu sadece şiir okumayı kapsamıyor. İçinde başka şeyler de var."(milliyet

 

ARINÇ'TAN CİNDORUK'A YANIT

TBMM Başkanı Bülent Arınç, TBMM eski başkanlarından Hüsamettin Cindoruk'un Başbakan'ın geçmişte yargılanıp hüküm giymesi ile ilgili konuyu zühul eseri olarak ortaya attığını düşündüğünü belirtti.


İtalya Meclis ve Senato başkanlarının resmi daveti üzerine Roma'ya giden TBMM Başkanı Bülent Arınç, hareketinden önce Atatürk Havalimanı Devlet Konuk Evi'nde bir basın toplantısı düzenledi. İtalya'da Avrupa Birliği'nin (AB) kurucu antlaşmalarından olan Roma Antlaşması'nın imzalanmasının 50. yıldönümü etkinliklerine katılacağını belirten Arınç, etkinliklere AB'ye üye ve aday ülkelerin Parlamento Başkanları ile Avrupa Parlamentosu Başkanı'nın da iştirak edeceğini söyledi.


Antlaşmanın 50. yıldönümü vesilesiyle ilk olarak Floransa'da Avrupa Üniversitesi Enstitüsü tarafından düzenlenen seminere iştirak edeceğini ifade eden Arınç, "Seminerde Avrupa'nın siyasi, ekonomik ve sosyal alanlardaki perspektiflerini ele alacağız. Dolayısıyla Avrupa'nın geleceği üzerinde duracağız. 23 Mart Perşembe günü Roma'ya geçerek İtalya Senatosu'nda düzenlenen törene katılacağım ve bir de konuşma yapacağım. Bu sırada İtalya Senato Başkanı Franco Marini ile bir ikili görüşme yapacağım. Sayın Marini'nin Parlamento Başkanlarına vereceği akşam yemeğine katılacağım" dedi.


Arınç, bir gazetecinin "TBMM eski başkanlarından Hüsamettin Cindoruk, dün katıldığı bir televizyon programında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın geçmişte hüküm giymesi nedeniyle Cumhurbaşkanlığı yolunun kapanabileceğini söyledi. Bu konuda değerlendirmeniz olacak mı?" sorusuna şöyle karşılık verdi:


"Nazik bir yanıt vermek için yutkunuyorum. Sayın Cindoruk bir eski meclis başkanı ve değerli bir hukukçu. Olaylara siyaset gözüyle bakınca insanlar belki farklı şeyler söyleyebilirler. Sayın Cindoruk'un konuşmasında üzerinde durduğu bir konuyu ifade edip ondan sonra değerlendirme yapayım. Kendisine Sayın Sabih Kanadoğlu'nun 'Cumhurbaşkanlığı seçimi turlarına geçildiğinde en az 367 milletvekili olmalıdır' düşüncesi açıklandığında ve sorulduğunda bunun çok yanlış olduğunu, TBMM iç tüzüğünde ve anayasada karar yeter sayısı ile ilgili hükümler olduğunu, toplantı yeter sayısı için 184'ün yeterli olacağını söyledi.

 Çok nazik bir ifade ile Sayın Kanadoğlu'nun eserinin zühul eseri olduğunu ifade etti. Ben de çok nazik bir ifade ile Sayın Cindoruk'un Sayın Başbakan'ın geçmişte yargılanıp hüküm giymesi ile ilgili konuyu zühul eseri olarak ortaya attığını düşünüyorum."


Önemli olanın hukuk çerçevesi içinde kalmak olduğunu anlatan Arınç, şöyle konuştu: "Benim bilebildiğim kadarı ile Sayın Başbakan'ın mahkumiyetine yol açan Siirt'teki konuşması sebebiyle verilen hüküm, bir düşünce ve fikir suçu ile ilgili konudur. Yüz kızartıcı suçla ilgili bir konu değil. Bununla ilgili yargı süreci tamamlanmış ve milletvekili seçilmeye engel bir hukuki eksikliği bulunmadığı kanaatine varılarak kendini Siirt'te yapılan ara seçimlerde milletvekili olmuştur. Milletvekili olduktan sonra da başbakan olmuştur yıllar öncesine dönerek o tarihte verilen bir hüküm sebebi ile bunun Cumhurbaşkanlığı'na engel olacağını söylemek çok ileri bir yorum yapmak olur. Ama bu yorum hiçbir zaman hukuki değildir."

İLGİLİ HABERLER