Gündem
  • 30.9.2014 12:45

'Suriye'de Mehmetçiğin burnunun bile kanamasını istemeyiz'

SURİYE'de Kürt Demokratik Birlik Partisi lideri Mihyeddin Şeyh Ali, Türkiye’nin tampon bölge talebine ilişkin yaptığı açıklamada Suriye’de tek bir Mehmetçiğin burnunun bile kanamasını istemediklerini belirterek, "Türkiye veya başka ülkelerin ordularının Suriye'ye girmesi yanlıştır. Biz daha fazla kan dökülmesini istemiyoruz. Daha çok karışıklık istemiyoruz. Türk ordusu Suriye'ye geçerse bir Mehmetçiğin öldürülmesini istemeyiz. Bizim siyasetimiz budur" dedi.

Suriye’nin kuzeyindeki bazı Kürt partilerinin Erbil anlaşması ile kurduğu Suriye Kürt Yüksek Konseyi üyesi Mihyeddin Şeyh Ali, Irak Kürdistan Bölgesel yönetimi Başkanı Mesut Barzani’nin daveti ile geldiği Erbil’de bir dizi temaslarda bulundu. Kürt Yüksek Konseyi’nin en güçlü partilerinden olan Suriye Kürt Demokratik Birlik Partisi lideri Mihyeddin Şeyh Ali, DHA'ya yaptığı açıklamalarda Suriye’nin Türkiye ile 910 kilometre sınırı olduğunu ve Kürtlerin yaşadığı 3 bölgenin de Türkiye sınırında olduğunu belirterek, "Türkiye ekonomi, insan hak ve hürriyetlerinde ileride olursa, bunun bizim üzerimizde direk rolü var. Suriye halklarının başkaldırısına baktığımızda Türkiye’nin biraz aceleciliği var. Maalesef daha çok Suriye’nin siyasi İslam tarafını desteklediler. Türkiye gibi bir ülkenin acele edip kendini siyasi İslam tarafında tutmaması lazım. Türkiye’nin ­Suriye’de tüm gruplara aynı mesafede olması lazım. Türkiye bunu yapamadı veya istemedi" dedi.

"TÜRKİYE ÜZERİNDEN GELİYORLARDI"

Suriye devriminin barışçıl olmasını istediklerini ifade eden Şeyh Ali, "Baas partisi kan dökücü, şovenist ve ırkçıdır. Varil bombalarını insanların üstüne atıyor. Siyasetçiler olarak Suriye muhalefeti bizleriz. Ama bizim yolumuz silahlı muhalefet değil. İhvan-ı Müslimin’ciler ille silah ve kan dediklerinde yavaş yavaş Suriye devrimi yolundan çıktı. Avrupa’dan radikal İslamcı binlerce kişi Suriye’ye geçti. Suriye- Türkiye sınırında örgütlerimiz vardı. Bunları görüyorduk. Brüksel, Paris, Hollanda’dan geliyorlardı. Türkiye üzerinden geliyorlardı. Türkiye topraklarından gelenler ileride Türkiye ve Suriye’ye büyük bir bela açacaklar. Biz her zaman bölgemizi korumak istedik. Bir yandan radikal İslamcılar, diğer yandan Hizbullah Lübnan’dan Suriye’ye geçiyordu. O zaman cehennem oldu. Baas rejiminde helal haram yoktur. Koltuk için her şey mubahtır. Bunun için biz kendimize göre bölgemizi savunmak istedik" dedi.

"HAVA SALDIRILARI İLE SURİYE’YE DEMOKRASİ GELMEZ"

Suriye’de İran, Amerika, Suudi Arabistan ve İngiltere’nin rolü ile büyük bir karışıklığın yaşandığını belirten Şeyh Ali, "Biz her zaman halkların barışını korumak istedik. Ne siyasi İslam, ne Özgür Suriye Ordusu'na bakmadık. Özgür Suriye Ordusu adına ne kadar kötülük varsa halkın içinde yapılıyordu. Bu nedenle Suriye devrimi bozuldu. Biz bunu kabul etmedik. Bölgelerimizin çoğunluğu Kürt’tür. Bölgelerimizin korunmasından dolayı Arap bölgelerinden 10 binlerce Arap, Afrin bölgesine gelerek misafirimiz oldu. Biz dışarıdan Amerika’nın Suriye’ye geçip havadan bombalaması ile rejimin gideceği ve Suriye’ye demokrasi geleceğine inanmıyoruz.ödedi.

"IŞİD 2 ORDUNUN SİLAHI İLE KÜRTLERDEN İNTİKAM ALMAK İSTİYOR"

IŞİD’in Kobani’de Kürtlerden intikam almak istediğini vurgulayan Şeyh Ali, "2 ordunun silah, tank ve toplarıyla, Irak ve Suriye ordusunun silahları ile Kobane’yi kuşatmışlar. Şengal gibi katliam yapmak istiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti’nden, Ahmet Davutoğlu’ndan, Recep Tayyip Erdoğan’dan, diğer partilerden ve sivil kurumlardan Kobane halkıyla dayanışmalarını istiyoruz. Bu gaddar ve zalim saldırılara karşı acilen dayanışma istiyoruz. Katliamlardan önce olsun istiyoruz" dedi.

"TÜRKİYE IŞİD İDDİALARINA LAYIK DEĞİL"

IŞİD’e karşı savaşan gücün YPG olduğunu söyleyen Şeyh Ali, "Bu bir hakikattir ve biz onların yanındayız. Yaralılarını tedavi ediyoruz. Bu meşru bir başkaldırıdır. IŞİD’e karşı yapılan mücadele meşrudur. Biz insani yardım ve yaralıların tedavisinde YPG ve savaşan tüm güçlerle dayanışma istiyoruz. Türkiye bu söylenenlere layık değil. Dünyadaki gazeteciler, televizyonlar, ajanslar Türkiye’nin IŞİD’e destek olduğunu söylüyor. Bu benim zoruma gidiyor. Türkiye buna layık değil. Türkiye’nin prestijinin bozulmasını istemiyorum. IŞİD ve Türkiye arasındaki mesele aydınlatılmalıdır" diye konuştu.

"YPG YARALILARI DA TÜRKİYE’DE TEDAVİ EDİLMELİ"

Türkiye’den YPG yaralılarının da tedavi etmesini isteyen Şeyh Ali, "Tüm mesele budur. Büyük hesaplar istemiyor. İnsani bir meseledir. Biz komşuyuz. YPG yaralıları da tıpkı IŞİD yaralıları gibi tedavi edilmelidir. İnsani yardım ve erzak için yol verilmelidir. Bu konuda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı var. Buna uyulması gerekir. Tüm konsey üyeleri Suriye’nin 4 kapısından insani yardımın acilen geçmesi ve Kürtlerin bundan mahrum olmaması gerektiğini söyledi. Suriye Kürtleri Türkiye için sorun değil. Türkiye Cumhuriyeti siyasetçileri bazen sıcak süte değil, soğuk ayrana üflüyor" dedi.

"ERDOĞAN ŞOVENİST DEĞİL"

Türkiye’deki çözüm sürecini gönülden desteklediklerini ifade eden Şeyh Ali, "Bu proje stratejik bir meseledir ve korunması lazım. Bazıları bununla oynamak isteyebilir. Bu projenin korunması ve tamamlanması lazım. Kürt meselesi uyku ve hayal değil, büyük bir hakikattir. Kürt meselesinin çözümü sıcak bir yürek ve berrak bir beyinle olabilir. Barış projesine sivil toplum sahip çıkmalıdır. Bu proje başarılı olmalıdır. Bu süreçte bazı gözlemcilerin de olması iyi olacaktır. Sayın Erdoğan diyalog ve müzakereden korkmuyor. İstanbul Belediye Başkanı iken Cumhurbaşkanı oldu. Bunun nedeni elinin temiz olmasıydı. Şovenist ve Kürt düşmanı değildi. Şimdi zamanı geldi. Barış projesi ve Kürt sorununun çözümüne gönülden sahip çıkıyor ve beyaz bir sayfa ile yeni bir Türkiye oluşturmaya çalışıyor. Bugün Ortadoğu’da Kürt, Türk, Arap ve Fars halkları bir arada ve komşudur. Savaş ve düşmanlık bitmelidir. Her şey şeffaf ve diyalogla olur. Sivil toplum da bunda yer almalıdır" dedi.

SURİYE’DEKİ KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ SURİYE’NİN BİRLİĞİNİN KORUNMASINDAN GEÇER

Türkiye’nin bundan sonra Suriye sorunundaki rolünün daha hassas olduğunu ifade eden Mihyeddin Şeyh Ali, "Suriye’deki kriz silahla, dışarıdan bombardımanla çözülmez. Suriye krizinin çözümü siyasidir. Siyasi çözümden başka bir yol yoktur. Türkiye Cumhuriyeti Dimistora projesine sahip çıkmalıdır. Bu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi projesidir. Yeni bir sayfa açılmalıdır. Suriye krizine çözüm bulmak için yapılacak bu projeye hazırız. Biz diyalogdan korkmuyoruz. Suriye’deki vatansever ve demokrat muhalefet de korkmuyor. Ama rejim diyalogdan korkuyor. Türkiye hükümeti Suriye krizinin barışçıl çözümünü öngören Dimistora projesine sahip çıkmalı. Suriye içinde ve dışındaki güçler de Baas rejimini diyalog masasına gelmesi için zorlamalıdır. Bu adımlar atıldığında IŞİD, Nusra, El Kaide’nin önündeki yol kapatılırsa yeni bir sayfa açılır ve dönüşüm olur. Suriye’de kan durur. Yavaş yavaş dönüşüm gerçekleşir. Suriye’nin geleceği Baas rejimi ile değil. Ama biz istiyoruz ki bir an önce kan dursun. Biz NATO ve Amerika’nın Şam’a gelip, Beşar Esad’ın üslerini bombalayıp Suriye’ye demokrası getireceğine ve Kürtlerin haklarına kavuşacaklarına inanmıyoruz. Bunu tahmin etmiyoruz. Buna
inanmıyoruz ve bunu istemiyoruz. Biz değişimin Suriye’de olmasını istiyoruz. Suriye’deki Kürt sorununun çözümü Suriye’nin birliğinin korunmasından geçer. Yeni bir Anayasa içinde Kürtlerin varlığı ve dili kabul edilsin" dedi.

"SURİYE’DE MEHMETÇİĞİN BURNUNUN KANAMASINI İSTEMEYİZ"

Suriye topraklarında oluşabilecek tampon bölge ile ilgili konuşan Şeyh Ali, "Türkiye NATO üyesi büyük bir ülkedir. Türkiye’nin Suriye ile sınırı NATO sınırıdır. NATO tampon bölge konusunda bir karar vermemiş. Bununla ilgili bazı açıklamalar yapıldı. Ama bu açık değil bulanık bir konudur. Türkiye veya başka ülkelerin ordularının Suriye’ye girmesi yanlıştır. Biz daha fazla kan dökülmesini istemiyoruz. Daha çok karışıklık istemiyoruz. Türk ordusu Suriye’ye geçerse bir Mehmetçiğin öldürülmesini istemeyiz. Bizim siyasetimiz budur. Türkiye kimin talebi üzerine Suriye’ye gelecek? Her şeyden önce IŞİD tehlikesi Türkiye sınırında ortadan kalkmalıdır. Türkiye koalisyon ile birlikte IŞİD’i Suriye’nin kuzeyinden ve içinden temizlemelidir. Türkiye’nin kendi başına bir şey yapacağını sanmıyorum. NATO ve kaolisyonla hareket etmesi iyidir. Bugün birinci öncelik IŞİD ve terör şebekelerinin ortadan kaldırılmasıdır, tampon bölge değil. Türkiye kumar oynamaz. Bu kumardır. Türkiye ordusunun Suriye topraklarına girmesi kimin isteği üzerine olacak? Resmi bir çağrı olması lazım. NATO’nun kararı olması gerekiyor. Bu ileride Türkiye için baş ağrısı olur. Bir savaş durumu veya başka bir ülkenin sınırına geçmek durumu olursa istesek de istemesek de kan dökülür. Biz Suriye Kürtleri olarak Türk ordusundaki bir Mehmetçiğin veya subayın burnu bile kanasın istemiyoruz. Kürtlerin, YPG gerillanın ölmesini istemiyorsak, ne gerilla ne de Türkiye ordusundaki bir subayın ölmesini istemiyoruz. Hepsi bizim evlatlarımızdır. Bu hassas bir meseledir. Türkiye ordusunun, hükümetinin, sivil toplumun Suriye’deki Kürt bölgeleriyle objektif ilişkileri bize ve Türkiye’ye her zaman fayda sağlar. Türkiye YPG yaralılarına, insani yardımlara yol verirse ve kendi kontrolünde olursa bu çok iyi olacaktır" dedi.

"KÜRT BÖLGELERİNİN SURİYE’DEN KOPMA DURUMU YOK"

Baas rejiminin kuzey Suriye’den çekilmesinin ardından Kürt yönetimlerinin oluşan boşluğu doldurduğunu belirten Şeyh Ali, "Bunun adına Kanton dediler. Biz içinde değiliz. Ama buna objektif olarak bakıyoruz. Mesele bölgenin korunması ve idaresi meselesiir. Bu idare haktır. Kürtler Suriye’de kendilerini idare edebilirler. Kürtler uyanmış ve yaşamayı seven bir millettir. Kürt bölgelerinde birlik ve kardeşlik var. İnsan hakları ve kadın hakları savunuluyor. Bu 3 Kanton idaresinde Kürtler kendini idare etmesinde Türkiye için hiçbir tehlike yok. Bu tüm halklar için iyidir. Diğer bölgelerde yaşamak mümkün değilken Kürt bölgelerinde mümkündür. Kürt bölgelerinin Suriye’den kopma durumu yoktur. Bazı şovenist Araplar propagandalarında Suriye Kürtlerinin bölücü olduğunu, ayrılmak istediğini söylüyor. Hayır, bizim hiç öyle bir amacımız olmadı. Kürt ve Araplar Suriye’de bir aradadır. Suriye’de Kürt sorunu Suriye’nin birliği çerçevesinde demokratik ve yeni anayasa ile çözülür. Suriye’deki Kürt sorununun çözümü Şam’dadır. Ne Moskova, ne Washington, ne Tahran, ne Bağdat’tadır. Çözüm Şam’da ve Halep’tedir. Türkiye ne kadar ilerici, demokrat, açık olursa, dar düşünmezse, ılımlı olursa, Türkiye iyi olursa biz iyiyiz. Radikal İslamcı grupların fikir, düşünce ve kültürü Suriye halklarından uzaktır. Bu büyük bela bizim başımıza geldi. Biz birlikte yaşayabiliriz" diye konuştu.
Felat BOZARSLAN/ERBİL, (DHA)

İLGİLİ HABERLER