Dünya
  • 30.5.2003 16:10

AB ÜLKELERİNİN ÇOĞU İNSAN HAKLARINDAN SINIFTA KALDI

MEHMET CÖMERT BRÜKSEL - Avrupa Birliği'nin yasama organı Parlamento'da hazırlanan, ''AB'de Temel Haklar ve Özgürlükler-2002 Yılı'' raporuna göre, Avrupa ülkeleri kişilerin temel hak ve özgürlüklerini sağlama konusunda geriye doğru gidiyor. Avrupa Parlamentosu'nun Liberal grubu üyesi Fransız parlamenter Fode Sylla'nın kaleminden çıkan 40 sayfadan oluşan rapor, Avrupa'da ifade ve din özgürlüğünün sağlanması, azınlık hakları, işkence ve kötü muamelenin önlenmesi ve insana saygıya ilişkin detaylı değerlendirmelerde bulunuyor. Bu değerlendirmeler, örneklerle açıklanıyor. Raporun içeriği şöyle: Demokrasinin ayrılmaz bir parçası olan ifade özgürlüğünün sağlanması konusunda, AB içinde giderek engellerle karşılaşılıyor. Özellikle, bazı büyük grupların, medyanın monopolünü ele geçirmeleri, endişe verici. Bunun en ilgi çekici örneği, en büyük medya patronlarından biri olan İtalyan Başbakanı Sylio Berlusconi'nin, RAI devlet kanalına uyguladığı baskı. Medyada ''monopolü'' önlemek için, 2005 yılına kadar yasal düzenleme hazırlanması isteniyor. Din özgürlüğü konusunda AB içinde bazı ülkelerde kısıtlamalar dikkat çekiyor. Yunanistan'da, Müslüman azınlıklara sağlanan dinsel özgürlüklerin daha fazla genişletilmesi gerekiyor. AB'nin birçok ülkesi, özellikle Müslümanların ibadet yeri olan ''camilerin'' inşa edilmesi konusuna çekince ile yaklaşıyorlar. DİN ÖZGÜRLÜĞÜ Bununla birlikte Avrupa çapında faaliyet gösteren bazı sektelere karşı yeterli önlemler alınmıyor. Bu da büyük bir tehlikeye işaret ediyor. Fransa'da geçtiğimiz yıl oldukça aktif olan bu sekteler, toplam 5 bin öğrenciyi içine çekerek, öğrencilerin okullarından ayrılmalarına neden oldu. Mayıs 2004 tarihinde birliğe üye olacak doğu ve merkezi Avrupa ülkelerine, ''Çingenelere yapılan ayrımcılığı önleyin'' eleştirisini getiren Avrupa Birliği'nde de durum aslında çok farklı değil. Avrupa'da sayıları toplam 10 ila 12 milyona ulaşan Çingene halkı, çoğu zaman kamu hizmetlerinden, lojman, eğitim ve iş olanaklarından yararlanamıyor. Çingenelerin, dolaşım özgürlüğünün sağlanmasında da türlü sorunlar var. Örneğin AB vatandaşı Çingenelerden bile, Avrupa içinde seyahatları sırasında, pasaport dışında ''özel belgeler'' isteniyor. Bazı ülkelerin, sınırları içerisinde 48 saatten daha fazla kalamıyorlar. Bazı Avrupa ülkelerinde de konaklama hakları sadece 30 gün ile sınırlı. AB, azınlıklara yapılan ayrımcılığın ortadan kaldırılması için, yeni yasal düzenlemeler getirmek durumunda. İşkence ve kötü muamelenin önlenmesi konusunda da, tablo çok iç açıcı değil. Geçtiğimiz yıl, özellikle Almanya, Avusturya, Danimarka, Portekiz ve Yunanistan'da birçok kişi polisin şiddetine maruz kaldı. Onlarca kişi bu yüzden hayatını kaybetti. İspanya'da 500 Bask kökenli mahkum hem fiziksel ve ruhsal işkenceye maruz kaldı. İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELE Cezaevlerinde de, hem mahkumların birbirlerine hem de gardiyanların mahkumlara kötü muamelesi ile karşılaşıldı. 60 mahkumun geçtiğimiz yıl hayatını kaybettiği Portekiz, en fazla mahkum ölümlerinin görüldüğü Avrupa ülkesi oldu. Listenin ikinci sırasında ise Fransa yer alıyor. Fransa'da da 40 kişi hayatını kaybetti. Tutuklu, intiharlarında ise Fransa birinci sırada. 11 Eylül terörist saldırılarının ardından, görünmez düşmanla mücadele etme telaşına düşen Avrupa Birliği, kişilerin temel hak ve özgürlüklerini de giderek kısıtlamaya başladı. Avrupa Birliği ülkelerinde, hem Avrupa düzeyinde hem de ulusal düzeyde, terörizmle mücadele adına son bir kaç senedir alınan yasal önlemler ''yoruma'' açık olması nedeni ile her yöne çekilebiliyor. Örneğin, anlamı genişletilen ''Terörizm'' kavramının ne anlama geldiği tam olarak anlaşılamıyor. Birlik ülkelerinde polisin yetkileri de giderek genişletiliyor. Gizli servislerin bilgi alma ve telefon konuşmalarını dinlemelerine ilişkin kullandıkları yöntemler, kişilerin özel hayatına müdahale ediyor. Bu konuda özellikle Almanya, Avusturya ve Belçika'ya eleştiri getiriliyor. Bütün bu tedbirler, temel hak ve özgürlükleri kısıtlamadan başka bir işe yaramıyor. AB'de geçtiğimiz yıl, ırkçı ve yabancı düşmanlığı içeren birçok eylemin yapıldığına ilişkin de tespitler var. Yabancıların Almanya ve Hollanda'da bazı sınırlı fiziksel saldırılara maruz kalmasının yanında, Belçika ve İsveç gibi ülkelerde, özellikle Müslümanlara karşı sözlü saldırılar yapıldı. Saldırılara en çok maruz kalan kişiler ise daha çok Müslüman ve Yahudi kökenli olanlar. Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 20:04

İLGİLİ HABERLER