Gündem
  • 16.6.2010 10:48

"ABD, TÜRKİYE VE İRAN İLE ORTAKLIK KURMALI"

WASHINGTON - New York Times gazetesinin eski Türkiye temsilcisi Kinzer, Washington'daki bazı düşünce kuruluşlarında, "Reset: Turkey, Iran and America's Future" (Sil Baştan: İran, Türkiye ve Amerika'nın Geleceği) adlı yeni kitabınının tanıtımında ABD'nin Soğuk Savaşa dayalı politikalarının barışçıl bir Orta Doğu ortaya çıkarmadığını, bölgede şiddet, terör ve nefretin devam ettiğini belirterek, Washington'ın bu konudaki politikalarını yeniden şekillendirmesi gerektiğini kaydetti.
ABD'nin geçmişteki Soğuk Savaşa dayanan politikalarını halen devam ettirerek, geçmişin paradigmalarına takılıp kaldığını ve stratejik çevredeki hızlı değişime yavaş tepki verdiğini ifade eden Kinzer, "Amerikan politikasının yeni düşünce ve fikirlere ihtiyacı var, çok dar bir yelpazeye takılıp kalmış durumdayız" dedi.
Bölgedeki İran ve İsrail karşıtlıklarına değinerek, "politik ve askeri açıdan iki güçlü ülke" olan İran ve İsrail'i "cezalandırmayı, köşeye sıkıştırmayı" amaçlayan yaklaşımları doğru bulmadığını ifade eden Kinzer, ülkelerin kendilerini güvende hissettikleri zaman taviz verebileceği hususuna dikkati çekerek, ABD'nin bu iki ülkenin kendilerini güvende hissedebilmesinin yollarını bulması gerektiğini kaydetti. Kinzer, "bölgedeki hiçbir barış planı ve güvenlik yapısının İsrail ve İransız işleyemeyeceğini" bildirdi.

-"ABD, TÜRKİYE VE İRAN İLE ORTAKLIK KURMALI"-

Bölgede yeni fırsatlar bulunduğunu ve ABD'nin geçmişin politikalarına takılması halinde bu fırsatları değerlendiremeyeceğini belirten Kinzer, "Geleceğin sorunlarını geçmişin merceğinden bakarak çözemeyiz" dedi.
ABD'nin 21. yüzyılda, bölgede, uzun vadeli stratejik hedefleri kendisiyle uyuşan ve toplumları ABD'nin kabul edebileceği unsurlar barındıran ülkeler ile ortaklıklar kurması gerektiğini vurgulayan Kinzer, bu özelliklere sahip ülkeler arasında ilk akla gelen seçeneğin Türkiye, ikincisinin ise İran olduğunu söyledi. Türkiye'nin bu noktada İslam dünyası için "mükemmel" bir model, canlı bir toplum, ekonomi ve demokrasiye sahip, kendisini zamana göre yenileyen bir ülke olduğunu belirten Kinzer, ayrıca Türkiye'nin bölgedeki artan stratejik rolüne dikkati çekti. Türkiye ve İran'ın uzun yıllardır anayasa geleneğine sahip iki ülke olduğunu ve demokrasiyi kendilerinin istediğini, bu ülkelere dışarıdan empoze edilmediğini anlatan Kinzer, demokrasi kültürü açısından İran halkıyla İran yönetimi arasında ayrım olduğunu ifade etti.

-"BAZI SÖYLEMLERİN DERECESİ DÜŞÜRÜLMELİ"-

Kinzer, Türkiye'nin Soğuk Savaş döneminden farklı olduğunu ve dış politikasının geliştiğini, Orta Doğu'daki etkisini artıracak adımlar attığını anlattı. Türkiye'nin şimdi Washington'a, "ortak ve ittifak olmaya devam ettikleri ancak ABD'nin de söyleminin derecesini biraz düşürmesi gerektiği" yönünde mesaj verdiğini, ABD'nin ise Orta Doğu'yu "çok iyi bildiği" düşüncesiyle bu tavsiyeyi şu anda almaya hazır durmadığını savunan Kinzer, "İki ülkeyi ayıran temel nokta bu" dedi.
Kinzer, Türkiye-İsrail ilişkilerinin bölge için çok önemli olduğunu, Türkiye'nin İsrail'in izolasyonunu kırma açısından köprü olabileceğini ve Türkiye ile İsrail arasındaki iyi ilişkilerin bölgede sakinleştirici etkisinin bulunduğunu kaydetti.
Bir soru üzerine, Türkiye'nin Hamas gibi gruplarla olan ilişkilerinin "İsrail pahasına" olmaması gerektiğini ifade eden Kinzer, Türkiye'nin politikalarının herkesi kapsaması ve "bir tarafla ilişki geliştirirken, diğer tarafla da ilişkileri zayıflatmaması" gerektiğini kaydetti. Kinzer, bir başka soru üzerine, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ya da Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun, Türkiye'nin dürüst bir arabulucu olduğunu dünyaya gösterebilmeleri açısından "küçük bir jest" yaparak, İsrail'i ziyaret edebilecekleri fikrini ortaya attı.
Kinzer, Türkiye'nin sorunlara diplomatik yoldan çözüm bulma arayışını "çok olumlu bir rol" olarak değerlendirdi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Erdoğan'ın dinine bağlı olmasının da Türkiye'nin, İslam dünyasındaki kredibilitesini artırdığını ve hem ABD ve Batı'nın özgürlük ve demokrasi fikirlerinin bölgeye ulaşması hem de Orta Doğu'nun fikirlerinin ABD tarafından dinlenmesi açısından köprü olma konumu pekiştirdiğini kaydeden Kinzer, Türkiye'nin batıya sırtını çevirdiği eleştirilerini doğru bulmadığını da söyledi.

-"İRAN, ABD'NİN DÜŞMANI OLMAYA MAHKUM DEĞİL"-

İran konusunda da "Söylemler ve duygusallığı bir kenara bırakırsak, İran, ABD'nin düşmanı olmaya mahkum değil, aslında aralarında çok sayıda ortak nokta var" diyen Kinzer, iki ülkenin uzun vadede benzer stratejik çıkarları paylaştığını belirterek, "iki ülkenin de Irak, Afganistan ve Pakistan'ın istikrarını istemesi, barışçıl bir Orta Doğu hedeflemesi, Taliban ve El Kaide'ye karşı çıkması" gibi hususları örnek verdi.
Son dönemde İran'ı ziyareti sırasında İran halkında büyük oranda ABD yanlısı hisler bulunduğunu gözlemlediğini ve bunun ABD için önemli bir değer olduğunu söyleyen Kinzer, İran'dayken temas kurduğu insanlara, muhalif "Yeşil Hareket"in durumunu sorduğunu, "Denedik, ancak işe yaramadı, hapse girmek istemiyoruz. Değişimi sağlayacağız, ancak bu kendi hızında gidecek" şeklinde yanıt aldığını aktardı. Kinzer, bir soru üzerine, ABD'nin İran'daki "Yeşil Hareket" ile kamuoyu önünde bir ilişki içine girmesinin, hareketi "gayrimeşru" hale getireceğini kaydetti.
İranlılar ve Amerikalılar arasındaki bir takım farklara da değinen Kinzer, İranlıların, Amerikalıların aksine "hızlı çözümler" peşinde olmadığını ve ilkelerine sıkı sıkıya bağlı olduklarını, Amerikalıların ise daha "sonuca odaklı ve kısa vadeli" yaklaşımlar benimsediğini ifade etti.
Kinzer, bir başka soru üzerine, Türkiye'de hükümetin "gizli bir İslamcı gündeminin bulunduğu" yönündeki fikirleri doğru bulmadığını, ancak hükümetin halk ve uluslararası toplumda bu yöndeki endişeleri gidermede yetersiz kaldığını ileri sürdü.

Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 06:53

İLGİLİ HABERLER