Gündem
  • 21.11.2016 00:12

AK Partili Ayşe Böhürler Cinsel istismarda CHP'ye destek verdi

Erdoğan'ın Başbakan olduğu dönemde AK Parti MYK üyesi olan Ayşe Böhürler, o dönemde sürdürdüğü muhalefetini sürdürmeye devam ediyor. Böhürler bu kez cinsel istismar tasarısında CHP ile ortak görüşü savundu

Kaleme aldığı yazısında AK Parti’nin cinsel istismar suçlarıyla ilgili sunduğu önergeyi çarpıtan Ayşe Böhürler, “Birlikte nikahsız yaşamaya evet, dini nikahla birlikteliğe hayır” görüşünün savunulması anlamına gelmiyor mu bu yazılanlar? dedirtti.

Demek ki aile olmayı sürdüremeyenlerin aileye bakışı böyle oluyor.

İşte Ayşe Böhürler’in o ilgii yazısı:

(…) TBMM’de Töre Cinayetlerini Araştırma Komisyonu kuruldu. Gaziantep milletvekili ve şimdiki belediye başkanı Fatma Şahin sorunun çözümüne ilişkin atılması gereken somut adımları içeren kapsamlı bir rapor ortaya koydu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tüm valilere ve mülki amirlere yayınladığı genelgeyle “töre cinayetlerine” duyarlılık çağrısında bulundu. Bu adımlar Ak Parti’nin güçlenmesine katkıda bulundu.

2011 yılında Türkiye “Kadına Yönelik Şiddetle ve Aile İçi Şiddetle Mücadele ve Önleme konusunda Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ni imzalayan ve onaylayan ilk ülke oldu. Hal böyleyken bugün Meclis’e gelen yasa yukarıda saydığım bütün geçmiş icraatların ve hafızanın ruhuna aykırıdır. Şu an değişikliği istenen bu yasa çıkalı 12 yıl oldu.

Şimdiye kadar Yargıtay kararları dahil olmak üzere toplumsal olarak böyle bir itiraz gündeme gelmedi. Geçmişe yönelik af içeren kanun değişikliği bu konudaki toplumsal caydırıcılığın kaybına sebep olacaktır. Diğer taraftan bu değişikliğin bir kerelik olması ve bundan sonrakiler için uygulanmayacak olması zaten bu düzenlemenin halen iktidar tarafından savunulduğunu gösterir.

Yasal normlar toplumların isteğine uygun olarak onların yanlışlarına göz yummaz, toplumsal gelişmeye destek olur, olumsuzlukları törpüler. Bu af erken evlilikleri, zorla evlendirilme süreçlerini tetikler.

Pakistan gibi ülkelerde bile bu konuda Türkiye örnek alınarak yasal değişiklikler yapılmışken, birçok İslam ülkesine Türkiye bu konularda örnek olmuşken bu düzenlemenin hem siyaseten hem toplumsal olarak izahı, sosyolojik gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Bu nedenle 3000 genci kurtarma amacı tek başına bu düzenleme için yeterli bir gerekçe değildir.

AYŞE BÖHÜRLER / YENİ ŞAFAK

AK PARTİ'DEKİ MUHALİF : AYŞE BÖHÜRLER

ERDOĞAN'DAN "KAYNAĞIN ANF Mİ?" TEPKİSİ

Hakkari'nin Şemdinli İlçesi'nde bazı bölgelerin PKK denetimine girdiği yönündeki iddiaları MKYK toplantısında hatırlatan Böhürler’e Başbakan Erdoğan sert çıkmıştı. Erdoğan'ın “Şemdinli'de pek çok ölüm olduğu iddia ediliyor" diyen Böhürler'e "Yok öyle bir şey. Kaynağın ANF mi?" diye çıkıştığı öne sürülmüştü.

"SUSMA ORUCU TUTUYORUM"

Yaşanan bu gelişmeler sonrası "Susma orucu tutmak istiyorum" diyen Böhürler, Yeni Şafak'ta cumartesi günleri yayımlanan köşesindeki yazısının son bölümünde ‘"Her ne kadar İslam âlimleri, Meryem suresi 26. Ayette geçen Hz. Meryem'in Allah'ın tavsiyesi olan 'susma orucunun' tek başına ibadet olmayacağını söyleseler de, bugünlerde canım fena halde 'susma orucu' tutmak istiyor. Kör, sağır, dilsiz olmayı yasaklayan bir dine mensup olup gördüklerimizi işittiklerimizi ifade etmemek arasında çelişkiler yaşarken en iyisi ibadet kabul edilmese de susma orucu tutmak!" satırlarını kaleme almıştı.

Daha önce de partisiyle ilgili özeleştiri yazısı kaleme alan Böhürler, şunları yazmıştı:

"ÇOK MU ZENGİNLEŞTİK?"

Yine AK Partiyi kurduğumuz günlerdi. Ankara'ya gittiğimizde genellikle dostların evlerinde kalıyorduk. Ya da günü birlik dönüyorduk. Birçok kişi ile yakın dostluğumuz o seyahatlere dayanır,uzun sohbetler birbirimizi tanımanın ötesinde birbirimizin birikimlerinden faydalanmakta da aracı oldu. Parti'nin zenginleştiği dönemlerde bu samimi sohbet ortamlarını bulamadık ne yazık ki! Yine o günlerde Ankara'da bana evini açan dostlarımdan birisi olan Çiğdem'in bahçesi sadece beni değil parti kurucusu hanımlarımızı dahi misafir etmişti.

Bu ziyaretlerde ressam olan eşi Şafak Tavkul, El Hamra sarayını anlatan yağlı boya bir tablo üzerinde çalışıyordu. Her ziyaretimde bir parçasının yapılışına tanık olduğum resim; El Hamra Sarayı'nda «her şeyin galibi Allahtır» yazısı ile çevrelenmiş kapının altında elinde kılıcı ile boynu eğik duran son Endülüs Sultanını anlatıyordu. AK Parti'nin kuruluş safhasında seyrettiğim tablo iktidarın ilk yıllarında bitmişti. O kadar çok sözünü ettim ki ressamını bezdirdim, tabloyu bana hediye etmek zorunda kaldı.

Bu tabloya her baktığımda zafer ve mağlubiyete bakışımı yeniden gözden geçirmek zorunda hissediyorum kendimi. Her şeyin zıttıyla var olduğu bir dünyada ben yaptım oldu denildiği her anda, zalime önem verildiği, zayıfın yok sayıldığı yerde zaferin hezimete dönüşebilme ihtimali her zaman vardır.

 

İLGİLİ HABERLER