Medya
  • 11.8.2005 10:37

AVRUPA BASININDA BUGÜN...

LONDRA (İHA) - Avrupa basınında bugün; İran''la Batı arasındaki gerginliğe ilişkin yorumlar, İngiliz hukukçularından, ''Meclis''in iradesine saygı gösterin'' diyen hükümet ve muhalefete yanıt ve Sibirya''dan küresel ısınma alarmı konuları öne çıkıyor. İran''ın nükleer faaliyetlerine yeniden başlama kararıyla ilgili haber ve yorumlar Avrupa gazetelerindeki ağırlığını koruyor. Times gazetesi başyazısında, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu''nun Viyana''da devam eden toplantısında, Güvenlik Konseyi''nin 5 daimi üyesinin İran''a karşı birleştiğini yazıyor. Başyazıda özetle şöyle deniyor: ''''Bush yönetimi müzakereleri desteklemeye başlayınca, Atlas Okyanusu''nun iki tarafı arasındaki işbirliği güçlendi. Viyana''daki toplantıda Güvenlik Konseyi''nin 5 daimi üyesinden 2''si, Rusya ve Çin, Tahran''ın uranyum dönüştürme programını derhal durdurmasını isteyen karar tasarısına destek veriyor. Dünya''nın tepkisini çekmemek için tasarıda konunun Güvenlik Konseyi''ne havale edileceği konusunda bir ibareye yer verilmedi. Ama 5''lerin bu konuda uzlaşma sağlamasıyla artık İran''ı durdurmak mümkün. İran''a sert bir dille kaleme alınmış resmi uyarının yapılmasından sonra Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu''nda bir ya da iki hafta içinde yeni bir toplantı daha düzenleneceği ve Tahran''ın burada Güvenlik Konseyi''ne havale edileceği anlaşılıyor.'''' Times, İran''ın nükleer faaliyetlerini konu alan bir haberinde ise ''''Nükleer enerji bölünmüş bir ulusu birleştirdi'''' diyor ve ekliyor: ''''İran''ın nükleer enerji üretme hakkı ve Batı''ya verilecek yanıt konusu 1979 İslam Devrimi''nden sonra ilk kez toplumun tüm kesimlerini ortak bir noktada buluşturdu. Gencinden yaşlısına, muhafazakarından reformcusuna, rejim yanlılarından rejim düşmanlarına herkes, tüm İranlılar, bu konuda Batı''ya ödün verilmemesi gerektiği görüşünde. İranlılar, Güvenlik Konseyi''nin kendilerine yaptırım uygulaması olasılığından korkmuyor.'''' ''''BATI, İRAN''A ÇİFTE STANDART UYGULUYOR'''' Independent yazarı Mary Dejevski, Batı''nın Tahran''a çifte standart uyguladığını savunuyor. Yazar şunları söylüyor: ''''ABD, Irak''a ve Orta Asya''ya yerleşirken, İsrail''in nükleer güce sahip olduğuna inanılırken, Hindistan ve Pakistan da bu silahlara sahipken, hassas bir bölgede tehlikelere açık sınırları olan İran için nükleer caydırıcılık cazip bir seçenek. Bize güvenilir olduğumuz için nükleer güce sahip olma hakkı verilirken, onlara; İranlılara ve birinci dünya kulübünün dışında olan ve ucuz yakıta en az bizim kadar ihtiyaç duyan diğerlerine güvenilmez ülke muamelesi yapılıyor.'''' Almanya''da yayımlanan Franfurter Allgemeine ise Batı''nın İran karşısında sert durması gerektiğini yazıyor. Gazete''nin yorumu şöyle: ''''Yakın ve Orta Doğu''nun geleceği büyük ölçüde İran''ın nükleer silahlara sahip olmasına izin verilip verilmeyeceğine bağlı. Eğer İran bunu başarırsa, bölgede mantar gibi nükleer güçler türeyecek. En büyük tehdit ise bu silahların İslamcı militanların eline geçmesi ve büyük bir Avrupa kentine saldırı düzenlenmesi. İran bir taraftan ne kadar ileri gidebileceğini görmeye çalışırken, diğer taraftan Avrupa''yla yeni müzakereleri reddetmiyor. İşte bu yüzden Avrupa, İran''ın karşısında sert durmalı.'''' Avusturya''da yayımlanan Die Presse, İran konusunda Avrupa diplomasisinin başarısız bir sınav verdiği görüşünde: ''''İran, son birkaç gün içinde yaptıklarıyla Avrupalıları aşağıladı ve aptal durumuna düşürdü. İran''ın nükleer silaha sahip olmasını istemeyen Amerika Birleşik Devletleri bu ülkeyi vuracaksa, Avrupalıların artık şikayet etme hakkı yok. Zira, Avrupa şansını kullanmadı.'''' Fransa''da yayımlanan Le Monde ise başyazısında şöyle diyor: ''''Avrupa Troykası İngiltere, Almanya ve Fransa ile Tahran arasında Kasım 2004''ten beri oynanan satranç şu gerçeği gizleyemez: İran nükleer caydırıcılığa sahip bir güç olmak istiyor. Tahran''ın bu stratejik hedefi çok eskilere dayanıyor. Avrupa, İran''ın kararlılığı karşısında kekeliyor. Şimdi Washington''un açık desteğine sahip olan Troyka, hala diplomasinin gücüne inanıyor. Son çare askeri seçenektir.'''' HUKUKÇULARDAN HÜKÜMETE TEPKİ Independent, baş sayfasını terörle mücadele önlemleri konusunda yargıyla hükümet ve muhalefet arasındaki kavgaya ayırıyor. Hükümet yetkililerinden sonra dün de ana muhalefetteki muhafazakar partinin lideri Michael Howard, özgürlükleri engelleyeceği gerekçesiyle terörle mücadele önlemlerine şüpheyle yaklaşan hukukçulara ''''Halka hesap verecek olan biz seçilmişleriz. Meclis''in iradesine saygı gösterin'''' çağrısı yapmıştı. Hukukçular, gazetedeki demeçlerinde bu suçlamalara yanıt veriyor ve yargının bağımsızlığını korumak için mücadelelerini sürdüreceklerini söylüyor. Lord Goodhart, ''''Eğer siyasetçiler, özgürlükleri kısıtlayacak yasalar yaparsa, buna müdahale etmek hukukçuların sadece hakkı değil, aynı zamanda görevidir'''' diyor. Lord Carlile ise ''''Eğer hükümet yargıyı yıpratırsa, yargı da öyle davranmak zorunda kalabilir'''' uyarısında bulunuyor. Başka bir hukukçu Lord Clyde da ''''Yargının bağımsızlığı tartışılmaz. Yargının görevi anayasayı korumaktır. Eğer bir yargıç İnsan Hakları Sözleşmesi''nin tehlike altında olduğuna inanıyorsa, üzerine düşeni yapmalıdır. Bu demokrasinin gereğidir'''' diyor. Times gazetesi ise hükümetin terörle mücadele önlemleri konusundaki kararlılığının bugün sınanacağını yazıyor. Gazete, ''El Kaide''nin Avrupa''daki ruhani büyükelçisi'' olarak nitelediği Ebu Katada adlı Ürdünlü din adamının sınır dışı edilme işlemlerinin başlatılacağını yazıyor. Haberde şöyle deniyor: ''''Hükümet, Ürdün''den iade edilecek kişilerin işkence görmeyeceği ve idam edilmeyeceği konusunda güvence aldıktan sonra ülkede nefret duyguları saçmakla suçlanan Katada''nın sınır dışı edilmesine karar verdi. Ürdün, bazı bombalama eylemlerinde rolü olduğu gerekçesiyle 1998''de Katada''yı gıyabında müebbet hapis cezasına çarptırmıştı. İnsan hakları grupları Ürdün''ün verdiği güvencelere rağmen, Katada''nın işkence görebileceğini, bunu denetlemenin imkansız olduğunu söylüyor. Katada örneğiyle mahkemelerin hükümetin bu uygulamasına nasıl yaklaştığı da ortaya çıkmış olacak.'''' Guardian yazarı Karen Armstrong, din adına yapılan saldırılarla kutsal kitaplar arasındaki ilişkiyi değerlendirdiği yazısında, intihar eylemcilerinin Kur''an''ı yanlış yorumladığını belirtiyor. Yazıda şöyle deniyor: ''''Kur''an gerçekten, Müslümanlara inanmayanları nerede bulurlarsa öldürmelerini mi emrediyor. Kur''an intihar bombacılarına gerçekten derhal cennet mi vadediyor? Öyleyse Kur''an, teröre kucak açıyor demektir. Burada sorun kutsal kitapların tam olarak anlaşılamamasında. İncil''de böyle bir ayet var diye herkes harfiyen uygulayacak olsaydı, dünya düşmanlarını seven, bir yanağına tokat atıldıktan sonra diğer yanağını uzatan Hıristiyanlar''la dolu olacaktı. Kur''an''da, burada yazılı olanların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği söyleniyor.'''' Guardian''a göre Batı Sibirya''da 11 bin yıl önce donan, Fransa ve Almanya''nın toplam yüzölçümüne eşit bir alanı kaplayan bataklık erimeye başladı. Bilim adamları çürümüş bitki artıklarını barındıran bu bataklığın çözülmeye başlamasıyla buradan milyarlarca ton metan gazı yayılacağını belirtiyor. Metan, karbondioksitten 20 kat daha fazla sera etkisi yapan bir gaz. Bu durumun küresel ısınmayı daha da artıracağı belirtiliyor. Güncellenme Tarihi : 17.3.2016 12:46

İLGİLİ HABERLER