Ayşe ARMAN/ HÜRRİYET
Emin Çölaşan'ın köşe yazarı kuralları bana uyuyor mu?
BUGÜN yeni evimde uyandım. Kar yağıyordu. Nasıl mutlu oldum anlatamam.
İçimden biraz muzırlık yapma isteği yükseldi. Biraz neşeleneyim, biraz eğleneyim istedim. Köşe yazarlığının kuralları konusunda ben de topa gireyim dedim. Bu karlı ve romantik havada, Emin Çölaşan'ın iki gün önce yazdığı, ‘‘Köşe yazarı nasıl olmalı’’ yazısına kendimce katkılarda bulundum.
1. ‘‘Köşe yazarı, konuştuğunu yazabilmelidir’’ diyor. Emin Bey'in marifet dediği şey, ne yazık ki benim için problem! Konuştuğum her şeyi yazmaya kalktığımda sorun oluyor. Zaman zaman birinin bana, ‘‘Delirdin galiba. Bunlar yazılamaz!’’ demesi gerekiyor. Daha da ileri gidip, ben aklımdan geçirdiğim her şeyi de yazabileceğimi zannediyorum. Çünkü her şey bana normal geliyor. Yani benimle konuştuğunuz zaman, yazılmasını istemediğiniz bir şey varsa, gözünüzü seveyim ‘‘Cıssssss’’ deyin, ‘‘Cıssss Ayşe!’’
2. ‘‘Köşe yazarının geçmişi temiz olmalıdır’’ diyor. Çok haklı. Temizlik önemli. Hatta en önemli şey. İnsan, geçmişini, geleceğini ve kendisini her gün yıkamalı...
3. ‘‘Köşe yazarı, hayatta kimseye gebe kalmamalıdır’’ diyor. Ne yazık ki bu maddede üstadla fikir ayrılığına düşüyoruz! Ben şahsen, buna söz veremem. İnsan birini seviyorsa, onunla yaşamak istiyorsa pekálá ondan gebe de kalabilir. Evlenmek bile şart değildir. ‘‘Eğer birine gebeliğiniz varsa, onlar hakkında asla yazı yazamazsınız’’ diyor. Bence bu da doğru değil. Ben mesela hem gebeliğimi, hem doğmamış bebeğimi, hem de babası olacak sevgilimi yazmayı planlıyorum, haberiniz olsun!
4. ‘‘Hiç kimseyle çok yakın ilişki kurulmamalı... Mesafe özenle korunmalıdır’’ diyor. Katılmıyorum. Ben mesafelerden hiç hoşlanmam. Adam hoşsa, çekiciyse, güzel bakıyorsa, güzel şeyler vaat ediyorsa, neden uzak duracakmışım? Bunu yapacaksam da, bir gazetede işgal ettiğim yüzölçümü için değil, başka bir adama áşık olduğum için yaparım!
5. ‘‘Köşe yazarı övücü değil, eleştiren kişi olmalı’’ diyor. Hiç anlamadığım bir konu varsa, o da bu. Bir şey iyise, onun övülmemesi gerekiyor. Niye? Ayıp mı? O zaman nasıl inandırıcı olabilirsin ki? Herkes ve her şey mi kötü bu dünyada? Beğendiğin bir kitabı bile yazamıyorsan, yuh olsun sana! Bu kadar mı korkuyorsun, bu kadar mı kendine güvenmiyorsun? Bence bir tek ölçü var, o da şu: ‘‘Neden övdün?’’ dediklerinde adam gibi savunabilmek.
6. ‘‘Köşe yazarı inançlı ve yürekli olmalıdır’’ diyor. Yani herkesin bir davası olacak ve ona inanacak. Neden? Davası olmayanlar gazetelerden, Türkiye'den, dünyadan atılmak zorunda mı? O zaman, o kadar az insan kalır ki ortada! Bu yürek meselesini de tam anlayamadım. Düşünme organı beyindir, kalp değil. Sürekli kalbiyle düşünen hata yapar.
7. ‘‘Köşe yazarı aynı çizgide olmalıdır’’ diyor. Ben zikzaklar çizen köşe yazarlarını da seviyorum. Çünkü bir tek ölçü yok hayatta. Tekdüze bir hayat insanı öldürür. Her şeye, hep aynı ölçüyle bakmak insanı kurutur. Bir süre sonra bakarsın, göremezsin. İşitirsin, duyamazsın. Okursun, anlamazsın. Kilitlenir kalırsın. Asıl günah, dünya değişirken hep aynı kalmaktır!
8. ‘‘Köşe yazarı beleş gezilere, yemeklere davetli olarak katılmaktan kaçınmalıdır’’ diyor. Valla, işinle ilgili beleş geziye de gidersin! Burada ölçü, bedava götürdüler diye yalakalık yapmamaktır. Yapmazsan, kimse ağzını açamaz. Durduk yerde, manasız bir şekilde birilerini övmüyorsun, üstelik ortada bir haber varsa, kime ne Allah aşkına?
9. ‘‘Köşe yazarı, ulusun çıkarlara doğrultusunda yazmalıdır. Kıbrıs'ı satalım, Güneydoğu'yu verelim, şeriatçılara özgürlük, yaşasın AB, yaşasın türban diye yazılar yazmak, işin kolay ve ucuz yoludur’’ diyor. Peki ‘‘AB'ye ölüm, Kıbrıs'ın üzerine yatalım, içinde Kürtçe sözcük geçen şarkı söyleyen herkesi hapse atalım, türban takanı asalım’’ diye yazılar yazmak nedir? Aynı derecede kolaya kaçmak değil midir? Hem, bir ulusun çıkarını düşünmek, tek kişinin tekelinde olamaz. Böyle bir hak, TBMM tarafından özel durumlarda özel insanlara verilir ve benim bildiğim kadarıyla herhangi bir gazeteciye de verilmemiştir.
10. ‘‘Köşe yazarı özel yaşamını okurlara aktarmak zorunda değildir’’ diyor. Kimse kimseyi bir şey yapmak zorunda bırakamaz. Bazı insanların hayatları yoktur, o yüzden davalarından başka yazacak şeyleri de yoktur. Oysa bak, dışarıda kar yağıyor, bir hayat var. Yaşıyoruz biz. Eğer hayatına dair bir zenginliğin varsa paylaşmak isteyebilirsin, başkaları da ilgi duyuyorsa okumak isteyebilir...
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 21:23