KAYNAK : Haber Vitrini
'BİRADER' İÇİN 'HAYALİ İHRACAT' SORUSU HAZIRLIĞI YAPILIYOR...
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, hayali ihracat, yolsuzluk ve karaparanın üzerine gideceğinin işaretlerini aldığımı, bugüne kadar kimsenin üzerine gidemediği konularla ilgili soru önergeleri hazırlamaya başladığını, değişik kaynaklardan duydum. Şimdi üzerinde çalıştığı konunun da, bazı siyasetçilerin yakınlarının adlarının karıştığı 'hayali ihracat' üzerine olduğunu, önemli bazı belgelere ulaştığını güvenilir kaynaklardan öğrendim.
Ankara Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Şerafettin Bural, çok önemli bir dosya üzerinde çalışırken önü, inanılmaz bir biçimde kendi meslektaşları tarafından kesildi. Şerafettin Bural, sözde bir sanığın ifadesine, bazı siyasetçiler ve onların kardeşlerinin ismini söylemediği halde, ifadelere onları eklemekle suçlandı. Ancak olayı soruşturan Başbakanlık Teftiş Kurulu, olayı çok yönlü olarak araştırdığında, böyle bir eklemenin olmadığı, sanığın söylediklerinin yazıldığı sonucuna vardı. Dahası, Cumhuriyet Savcılığı da, olayı inceledi ve takipsizlik kararı verdi.
Şerafettin Bural, 7 ay açıkta kaldıktan sonra eski görev yerine başlatıldı. Yarım saat sonra da tayini, Kastamonu'ya yapıldı. Şerafettin Bural'ın görevden alınmasına yol açanlar ise görevde kalıyor. Oysa İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'ya düşen, 'Siz bu arkadaşların aylarca açıkta kalmasına yol açtınız. Meslektaşlarınızın haksız bir biçimde açığa alınmasına niçin sebep oldunuz? Bunu yapmakta ki amacınız neydi' diye sorması gerekir. Asıl soruşturulması ve üzerinde durulması gereken de bu olmalı...
'Hayali ihracat...'
'Birader' diye tanınan bir siyasetçinin kardeşinin başında bulunduğu şirketin adı da, 'hayali ihracat yapanlar' arasında yer aldığı yolunda, Emniyet Genel Müdürlüğü'nde önemli bilgiler yer alıyordu. Bu olayın üzerine gidileceği zaman, Kaçakçılık ve Organize Suçlar Dairesi ile İstihbarat Dairesi başkanları, aniden görevlerinden alındı.
O günlerde 'Birader'in telefonlarının dinlendiği yolunda iddialar, 'emniyet kulisleri'nde konuşuluyordu. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde, 'Birader'in şirketinin mallarını taşıyan bir TIR'ın içinde yakalanan uyuşturucu konusunda, Bulgaristan İnterpol'ünün verdiği bilgilere rağmen, İstanbul'da bu konunun üzerine gidilmediği yolunda da, yaygın iddialar ortaya atılmıştı. Araştırmak için, 'Birader'in şirketinin bulunduğu merkeze gidenler kapı dışarı edilmiş, bu konuyu araştıran organize suçlardan sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı da, kızak bir göreve çekilmişti.
Edindiğim bilgiye göre, AKP Milletvekili Emin Şirin, hayali ihracat konularının üzerine giderken, adı DGM dosyalarında da bulunan siyasetçi kardeşini de peşini bırakmayacaktır.
Mumcu'nun vekil müdürleri
Milli Eğitim Bakanı Erkan Mumcu, açıklamalar yapıyor ama, toplam bin 41 il ve ilçe milli eğitim müdürü, müdür yardımcısı ve şube müdürü üzerindeki vekalet görevinin alındığını, bunların yerine vekaleten atama yapılmaya başlandığını söylemiyor. O sadece özel kalem müdürünü değiştirdiğini kaydediyor. Yani yaptığını, 'yapmadım' diye göstermeye çalışıyor. Vekalet görevleri alınanların yerine, vekaleten atama yapıldığını yani, sorunun çözülmediğini de söylemiyor. Vekaleten atamalara 'en kıdemli muavinin getirileceğini' açıklamasına karşın, yayımladığı 2 ayrı genelgede de konuya yer vermiyor.
Bakan, yazılı açıklamasında, önceki hükümet döneminde vekaletlerle sistemin dejenere edildiğini öne sürüyor, 'Yaratılan bu karmaşa ile, hangi görev ve hizmetten kimin sorumlu olduğu anlaşılmaz hale gelmiştir. Bu durumun, eğitim hizmetlerinin verimli ve kaliteli bir şekilde yürütülmesini engellediği açıktır' diyor. Ancak, vekalet sisteminden şikayetçi olan bakan da, aynı yöntemi benimsiyor ve o da, vekillerin alındığı göreve vekaleten atama yapılmasını istiyor.
Eğitimle ilgisi olmayan danışmanların, bilmediği bir şey var. Onu da, bir milli eğitim mensubunun mektubunu okursa öğrenebilirler:
'Ben halen, öğretmen olarak çalışmaktayım. Yönetmenliğe göre yapılmış olan, yönetici seçme sınavını kazanarak, 120 saatlik eğitim yöneticiliği kursuna katıldıktan sonra, ikinci bir değerlendirme sınavına tabi tutuldum. Bu sınavda da, başarılı oldum. Atama yönetmenliğine göre, ataması bakanlığa ve valiliklere ait açık olan okul müdürlüklerine atanmamız gerekirken, bu sınavı kazanan toplam 5 bin 922 kişi hala beklemekteyiz.
Yöneticilik sınavını kazanmış, atamayı bekleyen yöneticiler (okul müdürleri ve şube müdürleri) varken, yeniden vekaleten atama yapılmış olması beni ve diğer arkadaşlarımı çok üzüyor. Çünkü, yaklaşık 2 yıl süren sınav, kurs, tekrar sınav maratonunda harcamış olduğumuz çabanın, boşa gidebileceğini görmek beni ve bu durumda olan eğitimcileri moral bozukluğuna itmektedir.
Sınav ve kurs sürecinde 5 bin 922 kişiye yolluk, yevmiye ve ek ders ücretleri ödenmiş, ayrıca kursu veren eğitim görevlilerine de aynı ödemeler yapılmıştır. Bütün bu masrafların ve emeklerin boşa gitmemesi en büyük temennimizdir. Vekil yerine vekil görevlendirilmesinin çözüm olmadığını bakan da bilmeli.'
Vekilleri alıp, yerine vekil atamak neyin nesi sayın Bakan? Bu durumda, siz neyi çözmüş oluyorsunuz? 'Dejenere edilmiş' dediğiniz sistemi iyileştirmek böyle mi oluyor?
(Saygı Öztürk/ Star)
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 18:51