İşte Yeni Şafak yazarı Ahmet Kekeç''in Ecevit''in iddia ettiği Musul vasiyeti ile ilgili yorumu...
''''Bu da tarihin asparagası...
Ben iddiayı, on parmağında on kara, önüne geleni belli bir din aidiyetine yerleştiren profesörden duydum. Hani, kırmızı kaşkol, didon sakal, tel çerceve gözlük ve Kuva-yı Milliye kalpağı.
Kaşkol ''''kırmızı''''ya, yani komünizme işaret ediyor. Gözlük ve sakal okur-yazarlığı gösteriyor. Kalpak da, ''''Bütün bunlara rağmen, aynı zamanda Atatürkçüyüz işte'''' demeye geliyor. Hoş ve hekim kontrolüne verilesi tatlılıkta bir adam.
İddia şu:
Atatürk son zamanlarında İsmet Paşa''ya, ''''Musul''u alınız paşam'''' diye vasiyet etmiş. İsmet Paşa da, muhtemelen ölümüne yakın günlerde, bu vasiyeti partinin genel sekreteri Bülent Ecevit''e aktarmış. Ecevit de, vasiyet uyarınca Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer''e gidip Atatürk''ün dileğini yinelemiş:
''''Musul''u alınız Sayın Cumhurbaşkanım...''''
''''Atatürk''ün son zamanları'''' denildiğine göre, vasiyetin tarihi 1938''in ortaları, yani Atatürk''ün sağlığının iyice bozulmaya başladığı Temmuz-Ağustos ayları olmalı. Aktarım tarihi de, muhtemelen 1970''lerin başı...
Vasiyet el değiştirinceye kadar aradan geçen 33-35 yıl boyunca hiçbir şey yapılmamış; Hatay alınmış, Kıbrıs konusunda Türkiye ''''garantör ülke'''' sıfatını kazanmış, Lozan''ın yarım bıraktığı bazı sınır meseleleri halledilmiş ama Musul için hiçbir gayret gösterilmemiş.
Elinde kapı gibi vasiyet ve Reis-i Cumhur sıfatıyla İsmet Paşa da 12 yıl boyunca yan gelip yatmış. Oysa, ikinci dünya savaşının bıraktığı ''''derin boşluk'''', sadece Musul konusunda değil, diğer başka konularda da (mesela 12 adalar konusunda) Paşa''ya cesaret verebilirdi.
Kılını dahi kıpırdatmamış.
Hem böyle bir vasiyetin yakıcı ağırlığını taşıyacaksın, hem de ''''güç ve iktidar'''' elindeyken kulağının üstüne yatacaksın. Bırakın bir şeyler yapmayı, Paşa''nın Musul konusunda bir demeci, bir açıklaması, bir iması dahi bulunmuyor.
Eh, ne yapsın, o da çareyi elindeki ''''ateş topu''''nu, konuyla ilgisiz birine, şair ve romantik genel sekretere atmakta bulmuş. Üstelik, bir 35 yıl daha hasır altı edilmek üzere.
Şimdi genel sekreter çıkmış, hiç kimsenin ve hiçbir başbakanın, bu arada kendisinin yapmadığı, yapmayı akledemediği işi, konuyla uzaktan yakından alakası olmayan birine, Cumhurbaşkanı Sezer''e ihale ediyor:
''''Musul''u alınız Sayın Cumhurbaşkanım...''''
E, sen alsaydın ya işte!
Uzun dönem TBMM''de milletvekili olarak bulundun, üç kez Başbakanlık yaptın, sayısız kere MGK toplantılarına katıldın; eh otuz küsur yıldır da ''''Kıbrıs Fatihi'''' ünvanıyla dolaşıyorsun, sen yapsaydın ya şu işi!
Hem, madem böyle bir vasiyet vardı ve Musul bizim için bu kadar önemliydi, o halde niçin Körfez Savaşı sırasında Özal''ın Musul''u ilhak girişimlerine karşı çıktın? Niçin Musul bize bu kadar yakınken ''''Kıbrıs Şahini'''' Mümtaz Soysal''ı da yanına katıp Saddam Hüseyin''e ''''destek turları'''' düzenledin?
Bana kalırsa, vasiyet biraz asparagas kokuyor.
Hep magazin basınında olacak değil ya... Tarihin de asparagasları var. ''''Baltacı-Katherina'''' olayı örneğin... Çanakkala ve bulut hikayesi...
Bir kere, Atatürk''le İsmet Paşa 1938 yılında görüşmüyorlardı. Kanlı-bıçaklıydılar. Hadi öyle demeyelim de, dargındılar.
En son 1937 Eylül''ünde, Atatürk''ü İstanbul''a (Dolmabahçe Sarayı''ndaki Dil Kurultayı''na) götüren ''''hususi tren''''de biraraya gelmişlerdi. Daha doğrusu, Atatürk emrivaki yapıp İsmet Paşa''yı kompartımanında alıkoymuş, onu Başvekillikten (Başbakanlıktan) azlettiğini söylemişti.
İsmet Paşa, iki gün sonra ''''sürmenaj'''' hastalığını öne sürerek istifa etti, yerine Celal Bayar atandı. Bu olay üzerine ''''küsüştüler.'''' Atatürk ölünceye kadar da, yani 15 ay süresince, ne biraraya geldiler, ne de birbirlerine selam gönderdiler.
Reklam gibi olacak ama, bu mevzuyu, naçiz çalışmam ''''Derin Roman''''da tüm teferruatıyla anlatmıştım.
Tamam, arada sırada emperyal hulyalar görelim; Musul''u, Batı Trakya''yı, 12 adaları filan alalım, hatta Viyana''yı yeniden kuşatalım da, ''''sorumlu yönetici'''' ve ''''devlet adamları'''' olarak önce bilgilenelim.''''
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 23:38