Gündem
  • 18.11.2009 16:39

ERDOĞAN'DAN AŞI AÇIKLAMASI

Erdoğan: Ben de ailem de domuz gribi aşısı olmayacağız

Erdoğan telekulak iddiaları ile ilgili olarak da 'Kimse altında siyasi gerekçe aramasın' dedi.

İran - Suriye arabuluculuğu ile ilgili olarak da 'Türkiye'ye güvenmezlerse kendileri bilir' dedi.

"72 MİLYONUN KARDEŞLİĞİ İÇİN DERDİMİZ VAR"
ROMA - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Muhalefetin herhalde milli birlik ve kardeşlik sürecine yönelik herhangi bir talebi yok. Onların birlik diye, kardeşlik diye bir derdi yok. Bizim ise 72 milyonun kardeşliği, birliği için bir derdimiz var'' dedi.
Başbakan Erdoğan, ''Bizi bölücülükle itham eden muhalefete buradan vereceğim tek cevap var, lütfen her sabah kalktıklarında aynaya iyi baksınlar, Türkiye coğrafyasına da iyi baksınlar'' diye konuştu.
FAO zirvesinin İtalya'da yapılmasının zirveye ayrı bir güç kattığını ifade eden Erdoğan, ''Bazı spekülasyonlar yok değil, bazı spekülasyonlar var'' değerlendirmesinde bulundu. Başbakan Erdoğan, bu spekülasyonlar karşısında buna karşı tavır alanlar ve bundan yana tavır koyanlar da bulunduğunu söyledi.
''Böyle bir örgütün çalışmaya devam etmesi, belki reforme edilerek çok daha etkin hale getirilmesinin yolları aralanmalıdır'' diye düşündüklerini dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:
''Bunun için de şu anda örgüt üyesi ülkelerin bu reform çalışmalarına katkı verirler ve daha etkin bir hale eğer FAO'yu getirirsek, inanıyorum ki dünyadaki 1 milyarı aşkın aç insanların bu açlığını gidermede FAO çok daha etkin hale gelecektir. Nitekim bir zamanlar Türkiye, bildiğiniz gibi hibe alan bir ülke konumundaydı gıda noktasında ama artık böyle bir Türkiye yok. Şu anda hibe yapan bir Türkiye var. Bu anlayışla biz buraya geldik. İstiyoruz ki gelişmekte olan ülkelerde, gelişmiş ülkelerde de bu süreci çok daha uygun hale getirelim. G-20 ülkesi olarak şu anda bu süreci bu şekilde destekliyoruz.''
Bir başka soruya yanıt veren Başbakan Erdoğan, Kopenhag zirvesi ile ilgili bakanlığın, Çevre ve Orman Bakanlığı olduğunu anımsattı.
Kyoto Protokolü'nü imzalamış bir ülke olarak bu süreci takip etmenin, desteklemenin en önemli görevleri olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, ''Artık bunu imzalamayan parmak sayılarını geçmez ama ne yazık ki bunların içinde dünyanın en güçlü ülkesi Amerika da var. Bu tabii biraz düşündürücüdür. Öyle zannediyorum ki Amerika da en yakın zamanda bu protokolü imzalayacaktır. Bizim zamanlama noktasında bazı sıkıntılarımız var. Dönünce bunu Cumhurbaşkanımla da görüşeceğim. Görüştükten sonra hangi düzeyde katılmamız gerektiğinin kararını vereceğiz. 16'sında İtalya zirvemiz var. Biliyorsunuz İtalya ile karşılıklı iş birliği çalışmalarımız devam ediyor. İlkini İzmir'de yapmıştık. İkincisini burada yapacağız ve geniş katılımlı, Bakan arkadaşlarımızla beraber katılacağımız bir zirve olacak. Bu da 16 Aralıkta burada olacak. O bakımdan onun yoğunluğu var. Diğer taraftan 17'sinde bizim yine Konya'da her yıl çok ciddi katılımla kutladığımız Şeb-i Aruz törenlerimiz var. Cumhurbaşkanımız ile de bunların değerlendirmesini yaptıktan sonra ona göre Kopenhag zirvesine kimin katılacağının kararını vereceğiz.''

-"BİZE BÖLÜCÜ DİYEMEZLER"-

Başbakan Erdoğan, bir başka soru üzerine, milli birlik ve kardeşlik projesiyle ilgili demokratik açılım sürecine yönelik geçen hafta içinde salı ve cuma günleri gerekli açıklamaların en geniş anlamda yapıldığını anımsattı.
''Esastan görüşmenin yapıldığı günde de bizler ne yapılmasını hedeflediğimizi orada açıkça anlattık'' diye konuşan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Muhalefetin herhalde milli birlik ve kardeşlik sürecine yönelik herhangi bir talebi yok. Onların birlik diye, kardeşlik diye bir derdi yok. Bizim ise 72 milyonun kardeşliği, birliği için bir derdimiz var. Bizi bölücülükle itham eden muhalefete buradan vereceğim tek cevap var, lütfen her sabah kalktıklarında aynaya iyi baksınlar, Türkiye coğrafyasına da iyi baksınlar. Türkiye coğrafyasında Sivas'ın ötesine geçemeyenler ve Türkiye'nin 81 vilayetinin 81'ini dolaşamayanlar bize bölücü diyemezler. Asıl bölücü kendileridir, ta kendileridir. Biz ise 81 vilayetin 81'inde varız. 81 vilayetin 80'inden milletvekili çıkarmış bir partiyiz. Türkiye'nin 7 bölgesinin 7'sinde birinci partiyiz. Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu'da birinci partiyiz ve ikinci partinin de açık ara önündeyiz.''

-YUSUFÇA BELDESİNDEKİ SEÇİM-

Burdur'un Gölhisar'a bağlı Yusufça beldesinde yapılan seçimi anımsatan Erdoğan, ana muhalefet partisi liderinin bu seçimi adeta büyük bir seçim havasına soktuğunu ifade etti. CHP Genel Başkanı Baykal'ın Yusufça'ya giderek miting yaptığını hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:
''Yaklaşık bin 300 seçmenin olduğu bir yer. Bütün Antalya, bütün o çevredeki belediye başkanlarını da alarak oraya gitti. 'Buradan Başbakan'a cevap vereceksiniz' dedi. 'Sizden bunu rica ediyorum' dedi. İşte Yusufça'dan halk pazar akşamı cevabını verdi. Bu cevap çok enteresandı. AK Parti'ye yüzde 47 oy çıktı. Kendisine yüzde 20 çıktı. Üçüncü parti oldu, çünkü arada yüzde 27 ile başka parti vardı. Durum budur, tablo budur. Ben inanıyorum ki halkım zaten gereken cevabı kendilerine gerektiği yerde verecektir. Bir diğer muhalefet de seçime girememiştir. Demokratik açılımın gidişi budur. Biz inanıyoruz ve biz halkımızın asla bölünmesine, parçalanmasına tahammül edemeyiz. Her zaman söylediğim gibi biz vatan, millet, bayrak, devlet... Bu anlayışlarla bütünleşmiş bir iradenin adeta tecessüm ettiği bir partiyiz. Bununla ilgili olarak da üniter yapımızın üzerinde her zaman söylediğim gibi herhangi bir tasarrufa da bugüne kadar müsaade etmediğimiz gibi bundan sonra da müsaade etmeyiz.''

-NETANYAHU'NUN ARA BULUCULUKLA İLGİLİ SÖZLERİ-

Başbakan Erdoğan, bir gazetecinin, ''Suriye ile İsrail arasındaki görüşmelerde Türkiye'nin önümüzdeki süreçteki rolünün ne olabileceği'' şeklindeki sorusu üzerine, Suriye ile İsrail arasındaki görüşmelerde beş raunt gerçekleştirildiğini, beşinci raundun haftasında Gazze saldırısının olduğunu ve saldırı nedeniyle de görüşmelerin bittiğini hatırlattı.
Erdoğan şöyle devam etti:
''Şimdi ise Fransa'nın burada bizim üstlendiğimiz görevi üstlenme gayretleri için Sayın Beşşar Esad nasıl bir yaklaşım içerisinde olur onu bilemem ama şu ana kadar kendisinden öğrendiğim bilgi, böyle bir şeyi kabul etmeyeceklerini söylemesidir. İsrail'in ise bu konuda, bize güvenmediği noktasındaki yaklaşımıdır. Biz zaten kendimiz bir durumdan vazife çıkarmanın gayreti içerisinde değiliz. Eğer bize böyle bir görev düşerse, biz görevi üstlenip, yine bundan önceki beş rauntta nasıl başarıyla süreci sürdürdüysek, bundan sonraki süreci de aynı şekilde sürdürürüz. Yani o dönemde yine İsrail'in o zamanki Başbakanı Sayın Olmert Türkiye'ye güveniyordu ama şimdi Netanyahu güvenmiyor. Kendi bileceği bir şeydir. Yani bu noktadaki bu tür açıklamaları tabii beni çok fazla bağlamaz. Ben işimi bilirim ve işimi de yaparken sadece adalet esasına dayalı olarak yaparım, yapmanın gayreti içerisinde olurum. Gönderdiğim arkadaşlardan da hep bunu isterim.''
Olaya bir dinin mensubu olarak da bakmadığını, sadece bir insan olarak baktığını ifade eden Başbakan Erdoğan, ''İnsan Hakları Beyannamesi'nden hareketle bakarım. İnsanlığın ortak değerlerinden bakarım ve bunun dışına çıkılmasını da asla istemeyiz, arzu etmeyiz. Bunun üzerine çok şeyler zaten söylendi, konuştuk. Gazze'yle ilgili yapılanlar ortadadır. Bakın Richard Goldstone'un raporu ortadadır. Richard Goldstone'un raporu zaten birçok gerçeği ortaya çıkarmaktadır. Önce onlar bu raporun içindeki tespitlerden nasıl sıyrılacaklar bunun hesabını insanlığa vermeleri gerekir'' diye konuştu.

Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 13:57

İLGİLİ HABERLER