EVİNDEKİ TOPLANTIDA DARBE ÇAĞRISI YAPILAN İSMAİL AMASYALI, OLAYIN PERDE ARKASINI ANLATTI
İsmail Amasyalı`nın Darıca`daki evinde yapılan zirvede ``darbe çağrısı`` gündeme geldi mi? Tartışmaların odağında bulunan Amasyalı, toplantıyı niçin yaptığını, içerde neler konuşulduğunu ÜNAL TANIK`a anlattı.İsmail Amasyalı, merkez sağda önemli bir isim. İslami kimliği ile bilinse de merkez sağdaki kilit konumunu hep sürdürdü.
Siyasi yelpaze üzerinde geniş bir etkinliği bulunuyor. Çok farklı kesimlerde saygı duyulan bir kimliği var. Siyaset şapkasıyla bu alandaki gelişmeleri iyi takip ettiği gibi, işadamı kimliğiyle de ekonomideki gelişmeleri ve iş dünyasında kaydedilenleri bizzat yaşıyor.
Şu sıralar 6 Haziran`da Darıca`daki çiftliğinde verdiği davetle yeniden gündemde. Gündeme oturan ``sivillerin darbe istediği`` yolundaki görüşmelere ev sahipliği yaptı.
Aslında bu toplantı, İsmail Amasyalı`nın geniş katılımlı yaptığı toplantıların ilki değil. Bazı kişiler vakıf ve dernekler adı altında ``sivil toplum kuruluşu`` olarak faaliyet gösterse de Amasyalı, kendi ``isim markası`` altında bu faaliyeti yürüten biri.
28 Nisan 1999 seçimleri sonrasında ortaya çıkan tabloyu değerlendirmek amacıyla girişimlerde bulundu. DSP-MHP-ANAP hükümetin kurulup ``iyi görüntü`` vermesine rağmen yaz aylarının başında Türkiye`nin bir krize doğru sürüklendiğini farkederek harekete geçiyor. Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan Demirel`e giderek düşüncelerini paylaşıyor. Demirel, kendisine ``2 yıla kalmaz siyasi ve ekonomik kriz olur`` diye görüşlerini paylaşıyor.
Bunun üzerine 27 Temmuz 1999`da Darıca`daki çiftliğinde bir davet veriyor. Siyaset dünyasından 30 dolayında önemli isim katılıyor.
Bu katılımcılar, görüşmenin sonunda Türkiye`nin durumunun iyiye gitmediği yolundaki kanaatini pekiştiriyor ve daha geniş katılımlı bir toplantı yapılarak konunun tartışılması gerektiği konusunda görüş birliğine varıyor.
27 Temmuz 1999`da Maslak Princess Otel`de 160 kişinin katılımıyla bir toplantı yapılıyor. Bu toplantıya katılan 160 dolayındaki davetlinin gündemindeki konu şu:
``Üçlü koalisyon hükümeti herşeyin yolunda gittiğini öne sürüyor. Ama bağımsız gözlemciler, temel göstergelerin iyi olmadığı kanaatinde.Bu konu üzerindeki görüş ve düşünceleriniz.``
Sonuçta 2001 yılı başında Türkiye bilinen krize sürükleniyor. Sonrasında 3 Kasım 2002 seçimleriyle Yılmaz ve Çiller`in tasfiyesi.
İsmail Amasyalı ve ``Darıca Zirvesi``ne katılanlar iki konuda haklı çıkıyor. Birincisi, Türkiye`nin krize sürüklendiği, ikincisi de merkez sağı temsil ettiğini söyleyen liderlerin tasfiyesi.
BUGÜNKÜ DURUM NASIL?
İsmail Amasyalı, bugün siyasetçi kimlinin yanı sıra işadamı kimliği ile durumu gözlemliyor ve ekonomide bazı şeylerin yolunda gitmediğine hükmediyor.
İsmail Amasyalı, bugün kendisini harekete geçiren nedenleri şöyle sıralıyor:
``Ben bir işadamıyım. İstihdamda 1.5 milyon işsizlik hanesine kayıt var.1993`e kadar Türkiye`nin dış borç stoku 12 milyar dolar. Bu rakam 2003`e gelindiğinde 265 milyar dolar. Cari açık 7.5 milyar dolar.
Bir bankaya el koyuyorsunuz 9 katrilyon lira. Siz 500 milyon dolar işçi ve memur emeklisine para verdiğinizde IMF dengeler bozuluyor diye ayağa kalkıyor. İş dünyası ise ekonomiye 500 milyon dolar para enjekte ediliyor diye bayram yapıyor. Ama 9 katrilyon lira bir çırpıda gözden çıkarılıyor.
AB deniyor, bölgede Büyük Ortadoğu Projesi deniyor. Türkiye`nin buna dahil olması isteniyor. Bu konular farklı mahfillerde müzareke ediliyor.
Ben dedim ki, bütün bunların konuşulmasını istedim ve geçmişte önemli noktalarda bulunmuş isimleri davet ettim.
ASKERLER VE GAZETECİLER
Kutlu Aktaş, Hayri Kozakçıoğlu, Murat Sökmenoğlu, Mehmet Gazioğlu, Şerif Ercan, Salih Kılıç, Özdem Sanberg, Sönmez Köksal gibi isimler davet ediliyor. Tufan Türenç, Rahmi Turan, Mustafa Balbay gibi gazeteciler.
Emekli orgeneraller Tevfik Başer, Necati Özgen, İlhan Aran gibi.
Herkes bulunduğu noktadan Türkiye`yi anlattı. Ardından temenni ve dileklerini dile getirdi. Ev sahibi olarak toplantıyı ben yönettim. Kendi fikirlerimi ortaya koymaktan ziyade misafirlerin görüşlerini dile getirmelerini istedim.
İlk sözü alan Türk-İş Başkanı Salih Kılıç, bu toplantı için ILO toplantısına gidişini erteledi. Kılıç, bölgedeki gelişmeleri anlattı ve Türk ordusunun güçlü olması gerektiği görüşünü dile getirdi.
İŞTE TARTIŞMAYA YOL AÇAN SÖZ
Bu konuşmalar üzerine Maya Dergisi`nin Genel Yayın Yönetmeni Ünal Yaltırık soruyor: ``Peki buna rağmen niçin duruyorsunuz? Ne yapmanız gerek?`` diyor.
Yani AKP ülkeyi kötüye götürüyor. Laiklik, irtica mirtica kelimelerinin hiçbiri gündeme gelmiyor.
Yaltırık`ın sözün karşılık asker diyor ki, ``Sivil toplum örgütlerinin sivilleri burada. Çözümü onlar bulacak`` diyor.
Bu konuşmanın bir satırı alınıp işi bambaşka noktalara götürüyorlar.``
İsmail Amasyalı`ya ``Ünal Yaltırık`ın bunu sorarkenki ifadelerinin dış etkenler olduğundan nasıl emin oluyorsunuz?`` diye sorduğumuzda şu karşılığı veriyor:
``Biz ihtiyatlıyız şu anda neden? Türk ordusunun bir takım merkezlerde speküle edildiği doğru. AB sürecinde bir fikir beyan edersek, Türk askerinin AB`ye karşı olduğunu gündeme getirirler.
Bakın bu görüşmede o kadar hayati konular ortaya atıldı ki, biz bunları kamuoyu ile paylaşmamız mümkün değil.
Yazılanların yüzde 90`ı, 95`i gerçeklerle bağdaşmıyor. Askeri ihtilal yapmaya çağıran bir ifade yok ortada.``
Habercilerin kendisini arayıp durduğunu belirten Amasyalı, ``Ben ortaya niçin çıkayım. Herkes eteğindeki taşı döksün bir bakalım. Ondan sonra bakarım`` dedi.
Amasyalı, yaptıkları toplantının çok önemli bir toplantı olduğunu vurgulayarak, Türkiye`nin en önemli isimleriyle bu konuyu görüştüklerini ifade ediyor.
Amasyalı, şunları söyledi:
``Olay, AKP kötü parti, Erdoğan beceriksiz biri olayı değil. PKK hadisesi gündeme getirildi. Türkiye`nin bölünme noktasına götürüldüğü konuşuldu.
Sonunda Gürcan Dağdaş ``Ben ömrümde böyle bir toplantıda bulunmadım. Ben bakanlık zamanımda çok hata yaptığımı anlıyorum`` dedi. Murat Sökmenoğlu, ``Keşke bu toplantıyı daha önce yapsaydık`` diye konuştu.
Söylenenleri medyada çarpıtıyorlar. Demek ki Türkiye`de birileri darbe meraklısı.``
BUZUN ALTI BİLİNMİYOR
İsmail Amasyalı`ya bu toplantının hareket noktasının ne olduğunu net bir şekilde ortaya koymasını istediğimizde şunları söylüyor:
``Halk, buzun altındakini bilmiyor. Biz buzun altında neler olduğunu ortaya koymak zorundayız. Bakın Türkiye`yi bölmek isteyen faaliyetler sürüyor. ABD`nin projeleri, Kıbrıs gelişmeleri, AB yaklaşımları önemli gelişmeler.
Bizim yaptığımız bu çalışmalar bir taraftan hükümete de yardımcı olur. AKP halkla herşeyi açıkça konuşması lazım. HABER7.COM Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 22:23