SUPERPOLİGON SORUYOR, FATİH ALTAYLI ANLATIYOR...
Medyada en çok eleştirilen birkaç yazardan birisiniz. Neden?
Bilsem! Gerçekten bilmiyorum. Belki tavrımın rahatsız edici oluşundan. Gazeteci arkadaşım pek yok. Belirli gruplarla ilişkim yok. İşadamlarıyla, siyasetçilerle ilişkim yok. Yalnız, bir başına bir adamım. Ne kimsenin kanatları altına girdim şimdiye dek, ne de kimseyi kanatlarımın altında saklayıp kendime bağlamaya çalıştım. Ne yalaklık yaptım, ne bana yapılmasına izin veya prim verdim. Her gazeteci kadar hata yaptım. Hiçbir gazetecinin yapmadığı kadar hatalarımı kabul edip düzeltmeye çalıştım. Çıkar gruplarıyla hiç ilişkim olmadı. Menfaat karşılığı haber yapmadım, menfaat karşılığı haber saklamadım. Yerimi patrona yakın olarak değil, çok çalışarak korumayı tercih ettim. Beraber çalıştığım arkadaşlarımın haklarına hep saygı gösterdim. Kimseyi ezmedim. Medyada sık sık rastlanan tensikat dönemlerinde benim yönettiğim yerlerden kimse çıkarılmadı. Sürekli adam yetiştirmeye çalıştım.
Koltuğumu korumak için yanındakileri ezmedim, tam aksine hep destekledim. Bugüne dek namussuz olduğumu gösterecek tek bir olay olmadı. Bütün bunlara rağmen en çok eleştirilenlerden biriyim. Haklı eleştiriye bir şey diyemem. Ama haksızlar üzüyor.
Kendimden dolayı üzülmüyorum. Ben direk gibi bir adamım. Hiç etkilenmem. Ama yakınlarım üzüldüğü için üzülüyorum.
Bana haksızlık yapıldığı zaman eşim üzülüyor, anam, babam üzülüyor. Beni tanıyan arkadaşlarım üzülüyor. Beraber çalıştığım dostlarım üzülüyor. Bülent Çöltekin üzülüyor, Özay Şendir üzülüyor, Murat Saygı üzülüyor bunların doğru olmadığını bilenler üzülüyor.
Kimseye eyvallahı olmayan, doğru bildiğini yazmaktan çekinmeyen, bunu kıvırtmadan yapan, 30 yaşında Hürriyet'te köşe yazarı olan, çok kısa sürede en çok okunan üç yazardan biri haline gelen, çalışan, kazanan, kendisine verilen her işi kabul edilebilir bir başarıyla yapan bir adamım.
Bunun bedelini eleştiri, aşağılama, gözden düşürmeye çalışma saldırıları ile ödüyorum.
Tabii tek mesele bu değil ve kabahatin bir bölümü de bende. Hiçbir zaman imaj denilen konuya önem vermedim. Yaptıklarımın ve yazdıklarımın doğruluğunu önemsedim. Kendi reklamımı yapmadım. Ne gazetemde, ne televizyonumda, ne de radyomda.
Mottolar bulmadım. Sloganlar üretmedim. Galiba bulunduğum konumun önemini kavramaktan aciz kaldım. Sonuçta bilmiyorum ama ben kendimle barışığım. Beni tanıyanların benimle bir sorunu yok. Ama bazen bırakma noktasına gelmiyor da değilim. Bırak git Tuscany'ye yerleş, pislikle yaşamayı sevenler kendi bok çukurlarında debelensinler, bu pislikle uğraşma diyorum.
Sık sık Aydın Doğan'ın 'tetikçisi' olmakla suçlanıyorsunuz. Neden?
Aydın Bey'le benim kadar az ilişkisi olan bir adam nasıl olur da Aydın Doğan'ın tetikçisi olur. Kanal D'nin başına geçtiğim 8 aydan bu yana Aydın Bey'i üç kere gördüm; iki kere telefonla konuştuk. Yılbaşından bir gün önce bir yemek yiyip sohbet edelim dedik, o yemeği ancak üç gün önce buluşup yiyebildik.
Tetikçi denmesinin nedeni benim aleyhine yazı yazdığım bazı kişi ve gruplardan Aydın Bey'in de pek hoşlanmıyor olması.
Bunların sayısı çok değil. Biri Dinç Bilgin, biri Cem Uzan.. Ama benim bunlarla sorunum Aydın Bey'in bunlara olan öfkesinden çok daha eski. Aydın Bey, Dinç Bilgin'le ahbapken de ben Dinç Bilgin aleyhine yazı yazdım. 1991'den beri ben Bilgin'in aleyhine yazarım. Ha keza Uzanlar. Ben Uzan'larla 1992 yılından beri karşı karşıya gelmişim. Ayrıca da doğruyu yazmak niye tetikçilik olsun. Dinç Bey banka batırmadı da ben mi batırdı dedim. Bu meslekteki herkes Sabah'ın yıllardır yaptıklarını bilmez mi? Sabah'ın iktidarla ilgili manşetlerinin içeriğini Sabah'ın o günkü ihtiyaçlarının belirlediğini hep konuşmaz mıydık! Ben çok kişiye yazarım. Bunların bazıları Aydın Bey'in dostu, bazıları ise rakibi veya sevmediği kişilerdir. Ama bu beni ilgilendirmez. Ben Aydın Bey'in ne tetikçisi, ne de mesajcısıyım. Ben doğrularımı yazarım. Bu bazen patronunkiyle örtüşür, bazen örtüşmez.. Ben temiz birine patronumun çıkarıyla çatışıyor diye pis desem haklılar. Ama Allahaşkına, benim yazdıklarımın içi boş mu?
Yazılan doğruysa, yapılan niye tetikçilik olsun..
Ne kadar profesyonelsiniz? Şu andaki tüm mevcut medya patronları ile çalışır mısınız, yoksa 'çalışmam' diyecekleriniz var mı?
Elbette ki, çalışmayacağım patronlar vardır.
Siz benim bugüne kadar transfer teklifi almadığımı mı düşünüyorsunuz?
Bırakın yöneticilik tarafımı, sadece yazar olarak çok okunuyor olmam ve etkinliğim bile beni gözde bir adam yapar. Bazıları astronomik, pek çok teklifler aldım.. Ama herkesle çalışmam. İşime karışmayan, saygı duyduğum ve bana saygı duyan kişilerle çalışırım. Şu anda bunu yapıyorum.
Medya patronları arasında Aydın Bey'in dışında birlikte çalışmaktan rahatsız olmayacağım sadece bir tek isim var.
Ama o da bana kalsın..
Fatih Altaylı'nın normal hayatta gülen ve sevecen tavrı var mı?
Benim sevmeyen tavrım yok ki! Bunu bana sormayın aslında.
Beraber çalıştığım arkadaşlarıma sorun. Ben işe eğlence olarak bakarım. Güle oynaya çalışırız. Sadece haksızlığa, riyakarlığa, sahteciliğe gülemem, buna karşı sevecen olamam.
Benim gülmediğim, neşeli olmadığım zaman yok gibidir. Ama galiba surat ifadem bunu yansıtamıyor.. Dizayn hatası.. Hayata benden daha pozitif bakan şimdiye kadar bir kişi tanıdım. O da Sevgili Mehmet Cansun'du..
Meslek hayatınızın başlangıcından bugüne kadar olan süreçte kendinizi başarılı buluyormusunuz?
Buluyorum.. Hep iyi bir gazeteci oldum. Yalaklık yapmadan, birilerinin, bir çıkar grubunun adamı olmadan yükseldim.
Bazı iyi gazetecilerin öğrencisi oldum ama kimsenin adamı olmadım.
Buna rağmen yerinde adımlar attım. Galiba bazılarının anlamakta zorlandığı da bu. Bunun elinden kim tutuyor diyorlar. Bulamayınca gölgeler arıyorlar. Oysa benim elimden hep aklım, bilgim, çalışkanlığım ve doğruluğum tuttu.
Aydın Doğan nasıl bir patron?
İyi bir patron. İşini iyi yapana hiç karışmayan, gerektiğinde koruyan, adamlarını ilahlara kurban etmeyen bir adam. Kendisi hiç gündeme getirmez ama şimdiye dek iki siyasetçi ve bunların yakınları benim kellemi istediler. Konuşmadı bile. Dinç Bilgin adamlarını emirle kovarken, Aydın Bey bunu aklına bile getirmedi. Ben Aydın Bey'le çok yakın değilim ama onun Anadolulu, Babacan tavrını çok severim. Senedi pul etmeyen adamların çoğaldığı bugünlerde sözü senet olan bir adamdır. Bu tavrıyla yüzyıl öncesinden kalmadır.
Eleştirilecek tek yönü maaşlar konusunda biraz ''Sıkı'' olmasıdır.. Bunu söyleyince güler. Haklısınız ama böyle olmasa bugün bizim de adımız hortumcuya çıkardı der.
Sizce Türkiye'de en iyi haberciliği kimler yapıyor?
Pek çok iyi haberci var. Bunlardan biri de Kanal D.. Ama Türkiye'de genel olarak haberciliğin seviyesinin iyi olduğunu düşünüyorum..
Meslek hayatınızda ve yaşantınızda hiç hata yaptınız mı?
Çooook.. Kim yapmadı ki! Ama meslek hayatımdaki en büyük hatam Galatasaraylı olmam. Hürriyet'in eski sahibi Erol Simlavi zaman zaman arayıp yazılarımla ilgili bir şeyler söyler, bazen eleştirir, bazen iltifat ederdi. Bir gün ''Fatih, bir yazarın yapacağı en büyük hatalardan biri Fenerbahçelileri karşısına almaktır. O işlere hiç girme. Benden sana abi tavsiyesi'' dedi. Ben bu ''Abi tavsiyesine'' uyamadım. Çünkü geçen gün de bir televizyonda söylediğim gibi benim Türk olmaktan sonraki en büyük aidiyetim Galatasaraylı olmaktır.. Ama galiba bu mesleki olarak hata..
Fatih Altaylı gazetecilik dışında neler yapar?
Evine gider. Kızıyla oynar, ailesiyle zaman geçirir. Vakit buldukça Dünyayı gezmeye çalışır.
Ekrandaki performansınızı nasıl buluyorsunuz?
Kötü. Başladığım zaman, ilk yıllarda daha iyiydim..
Size göre 'Fatih Altaylı' nasıl bir insan?
İyi bir insan.. Kimsenin kötülüğünü istemeyen,dedikodu yapmayan.. İnsanları ezmeyen..
Tüm hedeflerinize ulaştınız mı, varsa neler?
Hedefim mutlu olmak. Hedefimin üzerinde yürüyorum. Ancak bana yönelik saldırı ve eleştiriler çevremi üzdükçe mutluluğumuz geçici de olsa azalıyor..
Hıncal Uluç ekolünün bir parçasımısınız yoksa, Fatih Altaylı ekolü oluştu mu?
Hıncal Uluç'u çok severim. Ama onun ekolünden değilim. Çünkü kişiliklerimiz farklı. Bu kadar farklı kişilikler aynı ekole isteseler de mensup olamazlar. Bir Fatih Altaylı ekolü oluştu diyemem, ancak bazı konularda yolu açtığımı biliyorum. Televizyonlarda tartışma programı anlayışını değiştirdim. Yazarlıkta alabildiğine özgür olunabileceğini gösterdim. Bu konu çok derin aslında. Ama söyleyeceklerimi söylemem için henüz vakit erken..
Korumanız var mı, neden?
1994 yılından beri PKK'nın, 1996 yılından beri çeşitli radikal İslamcı örgütlerin tehdit listelerinin başındayım. Bunun dışında çeşitli çıkar gruplarından dolayı hayatımın risk altında olduğunu düşünen devlet beni 9 yıldır koruyor.
Haberler dışında hangi programları izliyorsunuz.
Belirli bir seçimim yok. Aslında çok da fazla televizyon izleyemiyorum. Mesela çok popüler iki dizi var ben daha hiç izleme fırsatı bulamadım. Bizde yayınlanan okullu dizinin iki bölümünü izledim.
Size göre gazetecilik nedir? Tanımınıza Tuncay Özkan uyuyor mu?
Defalarca yapılmış bir tanımı kendime göre yapmak istemem. Ancak toplumun haber alma özgürlüğünün, doğru, hangi taraftan bakıldığı açıklanarak hazırlanmış haberlerle kullanılmasını sağlamak için yapılan çalışmaları gazetecilik olarak tanımlayabilirim.
Tuncay Özkan'ın gazeteci olup olmadığını söylemek benim işim değil.
Ancak şunu söyleyebilirim Tuncay Özkan'ın şu anki konumu gazetecilik mesleğini hakkıyla yapmasına engeldir. O şimdi bir şirket yöneticisidir ve şirketinin çıkarları önceliklidir.
Bu nedenle Tuncay Özkan'ın gazeteciliği bıraktığını söyleyebilirim. Bu bir tercihtir. Özkan'ın bunu ekonomik nedenlerle yaptığını düşünüyorum. Ancak öncesinde Tuncay Özkan gazeteciydi. Mesleğini yapış biçimini eleştirebilirim. Gazetecilik anlayışını eleştirebilirim. Onlar ayrı. Ama gazeteci değildir veya değildi diyemem..
Tuncay Özkan'ın ''Fatih Altaylı MİT'çi iması'' nereden kaynaklanıyor?
Bilmem.. Ona sorun. Aynı ima daha geçerli nedenlerle ona yönelik olarak da yapılıyor. Ben kendimden eminim. MİT'le bir ilişkim olmadığını biliyorum. Yenimahalle'deki karargaha hayatımda b.ir kez gittim ki, yüzlerce gazeteci çok daha fazla kez gitmişlerdir.
Yıllar önce İstanbul MİT Bölge Başkanı olan beyefendiyle pek çok gazeteci ve işadamı gibi benim de ahbaplığım vardı. Ama bu bir gizli, saklanan ilişki değildi. Bundan kaynaklanıyorsa bilemem. Aynı kişi bildiğim kadarıyla Uğur Dündar'ın da asker arkadaşıydı. O da görüşürdü. Daha onlarca gazeteci ve işadamı da görüşürdü. Ayıp değil ki!
Ancak ben MİT müsteşarlarının atanmalarına siyasi iktidarlarla yakınlığımı kullanarak hiç müdahil olmadım. MİT'in üst düzeyiyle haber alıp verme ilişkim olmadı. Onlarla oturup meslektaşlarımı çekiştirmedim. Mesleki dönemeçlerde onlara danışmadım. Uzatmayayım da, kimseyi kırmayayım..
Fobileriniz var mı?
Var. Böcekten korkarım.. Özellikle çekirge, kelebek ve kalorifer böceğinden..
İşini ve yaptıklarını beğenmediğiniz gazeteciler kimler?
Pek çok.. Zaten bunların bazılarını ben gazeteci yerine koymuyorum.. Onlar gazetelere sıçramış kişiler ama gazeteci değiler. Bir de işini kötü yapan, kıskanç, kötü tohum ürünü, seviyesiz gazeteciler var..
İşini beğenip takdir ettiğiniz gazeteciler kimler ?
Onlar da çok.. Onlarca, yüzlerce, binlerce.. Birini versem diğerlerine ayıp olur. Kendi çalışma arkadaşlarım var mesela.. Uğur Cebeci var, Enis Berberoğlu var.. Var oğlu var..
Medya patronları ile siyaset arasındaki ilişkileri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bazen keşke siyaseti bu kadar sevmeseler diyorum. Ama biz nasıl meraklıysak, onlar da siyasete meraklı. Kahvedeki,berberdeki adam gibi patronlar da siyasete, siyaset konuşmaya meraklı. Ama onların merakı yanlış algılanabiliyor. Zaten önemli olan ne yaptığın değil, yaptığının nasıl algılandığı. Bazen diyorum ki, keşke benim patronum da siyaset yerine otomobil yarışlarına meraklı olsaydı.. Ya da düşünsenize Richard Branson gibi olsa.. Dünyayı balonla gezme rekorunun peşinde koşsa, Atlantik'i en hızlı geçen adam olma rekoru için tekne yaptırsa.. Bence daha çok eğlenirdi.
Sürekli eleştirdiğiniz Cem Uzan iktidar olursa, size göre Türkiye'de neler olur?
Komik bir şey söyleyeyim mi, Cem Uzan'a bakınca siyasetçi olarak beğeniyorum. Tanımasam hoşuma gidecek şeyler söylüyor. Tavrı, tipi kılığı kıyafeti çok iyi. Ama ne yazık ki, bütün bunların arkasında Cem Uzan var. Ben hep yakışıklı, şık giyinen, modern görünümlü, katıldığı uluslararası toplantılarda duruşuyla mesaj veren kişiler bizi temsil etsn istedim. Cem Uzan görüntü olarak buna uyuyor. Ama Cem Uzan olarak uymuyor.. İyi şeyler olacağını zannetmiyorum doğrusu. Çalışanlarına yaklaşım tarzına bakarak, Türk insanına nasıl yaklaşacağını siz bulun. Üstelik de, şirketlerini de kötü yönetiyor. Çoğu zararda. Birini açıp birini kapıyor sürekli. Çalışanlarını mağdur ediyor..
Ailenize zaman ayırabiliyor musunuz?
Bütün boş zamanımı ailemle geçiriyorum. Seyahatlere minimum çıkıyorum. İşim biter bitmez eve gidiyorum.
Tuncay Özkan'dan sonra Kanal D Haber'de neler değişti?
Tuncay Özkan zamanını fazla bilmiyorum. Giderken ekibini de götürdü. Bir tek Bülent Çöltekin gitmedi ki, o da benim çok çok eski bir arkadaşımdır. Bu soruyu bence en iyisi Bülent Çöltekin'e sorun. Ancak daha tarafsız, daha modern, daha hızlı, daha dinamik bir hale geldik diyebilirim..
Televizyonda yapmak istediğiniz yeni formatta bir program var mı?
Aslına bakarsanız televizyona program yapmak bile istemiyorum.
En son ne zaman kendi başınıza alış-verişe gittiniz?
Dün. Gima'dan alışveriş yaptım. Alışverişe her zaman kendi başıma giderim. Ben ruh hastası gibi korunan veya hayata girmeden yaşayan biri değilim. Her işimi kendim yaparım. Otomobilimi kendim kullanırım. Alışverişe kendim çıkarım.
Sizce Türkiye'de en güçlü tv ve gazete hangisi?
Gazete tartışmasız Hürriyet. Televizyon farklı. Hem eğlence, hem haber boyutları var. Bu yıl Kanal D ve ATV başabaş gidiyor diyebilirim.. En istikrarlı olanı ise Kanal D..
En sevmediğiniz program var mı, neden?
Kimsenin emeğine saygısızlık etmek istemem...
Kanal D Haber Bülteninde çok magazin haber olduğu şeklindeki eleştirilere katılıyor musunuz?
Ben buna gülerim ama ağzımla değil.. Geldiğim zaman en büyük sorunu magazinle yaşadım. Çünkü ben magazine inanırım ama kalitelisine. Ne yazık ki, Türkiye'de bunu iyi yapan yok gibi. Burada Ankara büro ve magazin dışında ekibi Bülent Çöltekin'in istekleri doğrultusunda kurdum. Magazine ise çok seçici oldum. Şunu söyleyeyim, ben buraya oturduğumda Kanal D haberde ve diğer bütün haberlerde müthiş magazin vardı. Kamera şakaları, turşu hayvan haberleri, eski püskü reality görüntüleri vardı. Hepsini attım. Ben atınca bir süre sonra diğerleri de attı. Şu anda iddia ediyorum ortalama olarak en az magazin haberini biz veriyoruz. Alın saat tutun. ATV haber 15 dakika Çocuklar Duymasın haberi yapıyor, bir mayo defilesini bu kadarı da olmamalı diye vermiyorum , diğer bütün kanallar veriyor.. Her gazetede, her kanalda magazin var. En az Kanal D Haber'de var; en kalitelisi de yine Kanal D Haber'de var. Magazinin cılkını çıkaranlar sonra bize mi magazin yapıyorlar diyorlar.. Hadi canım, gitsinler işlerine..
Otomobillere olan tutkunuz nereden geliyor. En çok hangi araç markasını beğeniyorsunuz? Otobanlardaki hız yasağı için ne düşünüyorsunuz?
Genetik. Bütün ailem meraklıdır otomobillere. Ben de bebekliğimden beri meraklıyım. Benim bir Ferrari düşkünü olduğumu bilmeyen yok zaten. Ama Türkiye'de bu otomobil ayağa düştü. Herkes iyi şoför, her araba Ferrari olsa hız limiti belki olacak ama ne yazık ki, durum bu değil..
Silah taşıyor musunuz?
Hayır. Nefret ederim. Savaş Ay'ın dediği gibi çifte tabancayla dolaşıp, nefret edenlerden değilim. Taşımam.
Patronaj ve Kanal D üst yönetimi düzeyinde haberlerinize müdahale oluyor mu?
Şimdiye dek hiç olmadı. Sadece seçim döneminde Aydın Bey aradı ve bütün partilere eşit mesafede durmamız gerektiğini söyledi. Zaten öyle yapıyoruz dedim..
Ali Kırca'yı nasıl bir haberci olarak değerlendirirsiniz?
Çok çok iyi bir haber sunucusu. ATV Haber bugün Kanal D Haber'e rakip olabiliyorsa, o sunduğu içindir..
Hıncal Uluç, Haşmet Babaoğlu, Kenan Onuk, Erman Toroğlu ve Şansal Büyüka gibi ünlülerin reklamlarda oynamasını nasıl değerlendiriyorsununuz? Size bir reklam teklifi gelse nasıl karşılarsınız?
Gazetecilerin reklamlarda oynamalarını doğru bulmadığımı daha önce yazmıştım. Murat Birsel Esbank'ı anlattığı günlerde Esbank battı. Al başına belayı.. Murat batırmadı elbet ama gazeteci için zor bir durum. Hıncal Abi ve saz arkadaşlarının tanıttığı çay bu kadar önemli bir konu değil elbet. Ama yine de bir gazeteci için olmamalı diyorum. Şansal Büyüka ve yanındaki için bir şey diyemem.
Teklif gelirse ne yaparsanız değil, ne yaptınız demek lazım. Çünkü ya iki,ya da üç kez teklif geldi. Düşünmeden reddettim.. Ben gazetecilerin tüm gelirlerini gazetecilikten elde etmeleri gerektiğine inanıyorum. Hürriyet ve Kanal D'nin reklamlarından başka bir reklamda yer almam. Bundan da para almam. Bir başka ürünün reklamında rol aldıysam bilin ki, mesleği bırakıyorumdur.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 19:39