Erdoğan : 13 yıldır geldiğim BM genel Kurullarında böyle bir zirveye şahit olmadım

••4 dk okuma
Erdoğan : 13 yıldır geldiğim BM genel Kurullarında böyle bir zirveye şahit olmadım

Hızlı Özet

“Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi Birleşik Krallık ve Fransa başta olmak üzere, 10 Batılı ülke daha Filistin'i tanıdıklarını açıkladı.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD ziyareti dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ziyaretine ilişkin yaptığı genel değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:

"FİLİSTİN'İ TANIYAN ÜLKE SAYISI 150'NİN ÜZERİNE ÇIKTI"

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi Birleşik Krallık ve Fransa başta olmak üzere, 10 Batılı ülke daha Filistin'i tanıdıklarını açıkladı. Özellikle Güvenlik Konseyi üyesi bu iki ülkenin tanıma kararları tarihi niteliktedir. Bu noktaya gelinmesinde şüphesiz biz, ve bizim gibi tarihin doğru tarafında duran ülkelerin diplomatik gayretlerinin büyük etkisi oldu. Böylece Filistin'i tanıyan ülke sayısı 150'nin üzerine çıktı. İki devletli çözüme verilen desteğin hem nitelik hem de nicelik olarak artması fevkalade önemlidir. Ancak bu desteğin sahaya yansıması için uluslararası toplumun kararlı bir şekilde hareket etmesine ve tedbir almasına ihtiyaç var. İsrail, attığı pervasız adımlar ve işgal politikalarıyla bu çabaları boğmayı amaçlamaktadır. Takip ettiğiniz üzere ben de hem Genel Kurul'a hitabımda hem Amerikan Başkanı Sayın Trump'la Gazze konulu toplantımızda hem de Fransa ve Suudi Arabistan eş başkanlığında düzenlenen konferansta münhasıran, bu hususa dikkat çektim. Biz bu yöndeki gayretlerimizi sürdüreceğiz.

"13 YILDIR GELDİĞİM BM TOPLANTILARINDA BÖYLE BİR ZİRVE OLMAMIŞTI"

İngiltere ve Fransa, Filistin'i tanıma adımı attırlar ama bundan sonra, buna paralel bir politik yaklaşım gösterecekler mi? Yoksa Hamas'ı silahsızlandırıp, bertaraf etme hedefinde ısrarcı olacaklar mı?

Bu tanıma kararları, bir anlam taşıyor. Zulmün karşısında tarafsız kalmak, aslında zalimi cesaretlendirir. Bu kararların tam anlamıyla amacına ulaşmasının yolu, İsrail'e yönelik uluslararası baskıyı artırmaktan geçiyor. İsrail'i iki devletli çözüme yaklaştıracak formül, uluslararası toplumun, hukukun, sivil toplum kuruluşlarının, kanaat önderlerinin bir ve beraber tutum takınmalarıdır. Netanyahu ve katliam şebekesi ne derse desin, umut hep vardır. İşte Filistin'i tanıyan bütün ülkelerde zalimlerin boğuk sesi, mazlumların çığlığını bastırmakta yetersiz kalıyor. Zannetmesinler ki yıkıntılar arasında Özgür Filistin hayalleri kuran çocuklar yalnız… Değil. Ülkeler, liderler ve en önemlisi halklar, onları görüyor, duyuyor, biliyor. Nitekim bu yıl, Filistin'le ilgili ana salonda yapılan toplantı önemlidir. Benim 13 yıldır geldiğim Birleşmiş Milletler toplantılarında böyle bir zirve olmamıştı. Macron'un yönettiği, Suudi Arabistan temsilcisinin bulunduğu o toplantı, o salondaki katılım, ilk defa bu denli yüksek, bu denli heyecan doluydu. Filistin'i tanıma iradesi gösteren devletler, “adalet hala var, vicdan hala susmadı” mesajını çok güçlü bir şekilde ortaya koydu. Artık, diplomatik olarak tanımanın da gerekleri yapılmalı ve bu devletin mazlum, mağdur halkının yanında yer almalılar. Birlikte Filistin'i bu zulüm ve soykırım karanlığından inşallah kurtaracağız. Çünkü Filistinli çocuklar, kadınlar, erkekler dünyanın diğer bölgelerindeki insanlar kadar yaşama hakkına sahipler.

"O KARELER BİZE, 'DURAMAZSIN', 'DİNLENEMEZSİN', 'YORULAMAZSIN' DEDİ"

Birleşmiş Milletler'de gözlemledik ki; İsrail giderek yalnızlaşıyor. Sizin Genel Kurul'daki konuşmanızda gösterdiğiniz fotoğraflar da yaşananları bütün çıplaklığıyla gözler önüne serdi. İki soru soracağım. Bir, siz o fotoğrafları görünce ne hissettiniz? İki, bu zulmün, İsrail'in iyice yalnızlaşması ve Amerika'nın bu durumdan zarar gördüğünü fark etmesiyle durmasının mümkün olabileceği görüşüne katılıyor musunuz?

Genel Kurul'da bir kez daha gördük ki; İsrail zulmüyle, işlediği insanlık suçlarıyla artık yalnızlaşmaya başladı. Sözün bittiği yerde fotoğraflar bizim hislerimize tercüman oluyor. Bir deri bir kemik kalmış çocuğun ayakları her şeyi dile getiriyor. O yavrunun işler acısı hali bir yandan zalimleri işaret etti, bir yandan zulme seyirci kalanlara esaslı bir hakikat tokadı indirdi. Yıkıntılar arasındaki insanlar, ellerinde kovalarla, tencerelerle bir kap yemek alabilmek için bakan çaresiz gözler, bize Gazze'yi anlattı. İşte o kareler bize, “duramazsın”, “dinlenemezsin”, “yorulamazsın” dedi. Biz de anlatıyoruz, çare arıyoruz, onlara yardım için çabalıyoruz. Çok şükür, adaleti ve vicdanı savunanlar olarak bugün dünden daha güçlüyüz. Filistin Davası, bugün dünden çok daha biliniyor. Vicdanlı insanların tüm çığlıkları, İsrail'i bugün dünden çok daha rahatsız ediyor. Bakınız bir avuç ülkenin dışında İsrail'in yanında duran artık var mı? Artık kimin haklı, kimin haksız, kimin mazlum, kimin zalim olduğunu gördükleri için bu tablo ortaya çıktı. Biz, “İki devletli çözüm” dediğimizde, duymazdan gelenler, artık bizimle aynı safta yer alıyor. Gazze'nin çocukları için, Kudüs'ün onuru için, Mescid-i Aksa'nın haysiyeti için konuşuyoruz. Bunca katliama, soykırıma, insan hakları ihlallerine imza atanlar hem hukuk, hem tarih önünde hesap verecek. O gün geldiğinde tıpkı bugün olduğu gibi Gazze, Filistin toprağı olacak ve bu yaralar sarılacak. Doğrusu ben buna inanıyorum.

"BARIŞ ODAKLI YOL HARİTALARI İNŞA EDİYORUZ"

Türkiye, geniş bir coğrafyada çatışmaların sona erdirilmesi, barışın tesis edilmesi için büyük sorumluluk almış durumda. Yine Türkiye, dünyada en çok insani yardım yapan ülkelerden biri. Özellikle Filistin, Suriye ve Ukrayna gibi kriz bölgelerinde önümüzdeki dönemde Türkiye’nin atacağı yeni adımlar nelerdir?

Öncelikle bizim dış politikamız barış temellidir. Barış odaklı yol haritaları inşa ediyoruz, adımlarımızı da ona göre atıyoruz. Çünkü adil bir barışın kaybedeninin olmayacağına inanıyoruz. Savaşlar, çatışmalar, gerginlikler dünyaya insan, zaman, aynı zamanda da kaynak kaybettiriyor. Ukrayna-Rusya savaşını ele alalım. Sizce orada sadece bu iki ülke mi kaybediyor? Herkese kaybettiren bir süreç var orada. Savaş böyle. Biz bu gerçeği bildiğimiz için savaşların yerini sulh, çatışmaların yerini huzur ve istikrar alsın, istiyoruz. Tabii savaşları başlatmak kolay, ama bitirmek zor. Bu nedenle öncelikle çevremizdeki çatışma alanları olmak üzere tüm bölgelerde barış için gayret gösteriyoruz. Çabalarımızın beyhude olmadığını aldığımız neticelere bakılırsa görmek mümkün. Karadeniz Tahıl Koridoru, esir takasları, İstanbul müzakereleri bu sonuçlardan bazıları… Akan kan durana kadar, biz Türkiye olarak mücadelemize devam edeceğiz.

 

 

Bu haber 799 kez görüntülendi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Kürsad Zorlu: Aliyev ay sonu Ankara’ya geliyor
Gündem

Kürsad Zorlu: Aliyev ay sonu Ankara’ya geliyor

Kocaeli’de düzenlenen Türk Dünyası Gençlik Buluşması’nda AK Parti Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Kürşad Zorlu, son günlerde sosyal medyada Türkiye ile Azerbaycan arasındaki gerilim iddialarına cevap verdi.

Habervitrini11672 Görüntüleme
Seyahat süresi 54 dakikaya indi! Kapıkule trenine ilgi büyük
Gündem

Seyahat süresi 54 dakikaya indi! Kapıkule trenine ilgi büyük

Halkalı’dan Edirne’ye ulaşacak olan Hızlı Tren’in Çerkezköy-Kapıkule hattında seyahat süresi 54 dakikaya düştü. Günde 6 seferin yapılacağı hat, Bakü-Tiflis-Kars ile başlayıp Marmaray ile Asya ve Avrupa’yı bağlayan hattın en önemli halkası olarak değerlendiriliyor...

Habervitrini10467 Görüntüleme
AK Parti'den Eyüpsultan’daki seçime itiraz!
Gündem

AK Parti'den Eyüpsultan’daki seçime itiraz!

Eyüpsultan Belediyesi’nde başkan vekilliği koltuğuna CHP’nin adayı Cafer Parlak’ın seçilmesinin ardından AK Parti itiraz hazırlığına başladı. Adaylarının kazandığını söyleyen AK Parti İstanbul İl Başkanı Özdemir, "G’yi 6’ya, Z’yi 2’ye benzetmek gibi tiyatro oyunlarıyla net oylarımızı geçersiz saydılar. Sandıktaki irade masa başında boğulamaz, Adana’da olduğu gibi hakkımızı mahkemede alacağız" dedi.

Habervitrini12998 Görüntüleme
Yalova'daki deprem İstanbul'da da hissedildi: AFAD'dan açıklama
Gündem

Yalova'daki deprem İstanbul'da da hissedildi: AFAD'dan açıklama

AFAD verilerine göre, Marmara Denizi’nde Yalova açıklarında 3,5 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Saat 22.08’de kaydedilen sarsıntı, İstanbul'da birçok noktada da hissedildi.

Habervitrini14142 Görüntüleme