"İronik biçimde şirket, adını konak balıkların kanıyla beslenen bir Amazon balığından almıştı."
Richard Silverstein | New Arab | Tercüme: Mepa News
Geçen hafta, dijital güvenlik alanında adli incelemeler yapan sivil toplum kuruluşu Citizen Lab, Adfection adını verdiği bir siber saldırıyı belgeledi. Saldırı, 45 Al Jazeera gazetecisinin bilgisayarlarında tespit edildi. Saldırıda, İsrailli casus yazılım geliştiricisi Candiru'nun ürettiği sıfır tıklamalı casus yazılım kullanıldı. Bir internet sayfasında gösterilen reklamlara yerleştirilen kötü amaçlı yazılım, bilgisayara bulaşarak e-postalar, mesajlar, video ve ses, tarayıcı faaliyetleri gibi kullanıcı faaliyetlerinin neredeyse tamamına erişim sağlıyordu. Hedef alınan kullanıcının bir bağlantıya tıklaması ya da dosya indirmesi gerekmiyordu.
Operasyon, cihazın güvenliğini ihlal eden reklamları satın alacak bir internet şirketine ihtiyaç duyuyordu. Bu, Discover-Tech adlı İsrailli bir şirketti. Şirketin Controlium platformu, dijital ayak izlerini şifrelemiş ya da gizlemiş olsalar bile hedef alınan kişilerin anonimliğini ortadan kaldırıyor. Reklamlar ayrıca milyonlarca cihazı gizlice Candiru'nun sunucularına yönlendiriyordu. Cihazlardaki içerikler burada geniş çaplı takip ve keşif amacıyla toplanıyordu.
Bu operasyon, ikinci bir aktörü, casus yazılım şirketi Candiru'yu gerektiriyordu. İronik biçimde şirket, adını konak balıkların kanıyla beslenen bir Amazon balığından almıştı. İş modeli düşünüldüğünde bu isim yerinde görünüyor. Candiru, reklamlara yerleştirilen kodu yazdı. Ardından reklamları, hedef alınan kişilerin ziyaret ettiği belirli internet sitelerine yerleştirdiler.
Ortağı Discover-Tech ise reklamları yerleştirmekle kalmadı, hedefleri tespit edip takip etmesini sağlayan coğrafi konum verilerini de topladı. Bu süreç, mikro hedefleme olarak biliniyor. Kullanıcıların fiziksel konumlarını takip ediyor ve hareketlerini izliyorlar. Casus yazılım, cihazları hücresel ağ, Wi-Fi veya VPN modlarında da takip ediyor.
Discover-Tech, reklamlar için 4 milyar kez teklif verdi. Reklamlar, Android ve Apple platformlarındaki 200 bin farklı uygulamada ve çeşitli internet sitelerinde gösterildi. Özellikle savunma, dışişleri, iç güvenlik, askeri ve istihbarat kurumlarını hedef aldılar. Bu kurumlar arasında NATO, Pentagon, Uluslararası Ceza Mahkemesi, İsrail hükümetinin bakanlıkları (dışişleri, savunma, polis) ve Avrupa Parlamentosu bulunuyordu. Toplamda 23 ülkedeki kullanıcılar saldırıya uğradı.
Adfection'ı tasarlayan Candiru, 2014'teki kuruluşundan bu yana gizemli bir şirket olarak varlığını sürdürüyor. Yaptırımlardan ve hesap vermekten kaçınmak için adını defalarca değiştirdi. Şu anki adı Integrity Labs. Kötü amaçlı yazılım tasarımının "dürüstlüğü" düşünüldüğünde bu da başka bir ironi.
İnternet sitesinde, merkezinin Hong Kong'da ve ofislerinin Asya'nın çeşitli şehirlerinde bulunduğu iddia ediliyor. Şirketin kurulduğu ve CEO'sunun bulunduğu Herzliya'dan söz edilmiyor.
Aslında, kendilerini ifşa olmaktan korumak ve İsrail'in düzenlemelerinden kaynaklanabilecek olası müdahalelerden kaçınmak isteyen İsrailli şirketler, faaliyetlerini yurt dışına taşıyarak bilinen bir hileye başvuruyor. Benzer şekilde, Integrity Labs'in sürekli yer değiştiren yapısı, "gözetim araçlarını kullanmayı sürdürürken faaliyetlerini [Candiru'ya yönelik] ABD yaptırımlarından uzak tutmak için kurumsal bir tampon oluşturdu."
Casus yazılım operasyonunu kim planladı?
Citizen Lab, bu projenin tamamını hangi ülkenin ya da devlet kurumunun yönettiğini açıklamayı reddetti. Hedef alınanların çoğunun Avrupa'da ya da Orta Doğu'da bulunduğu düşünüldüğünde, bunun İsrail olması oldukça muhtemel görünüyor.
Böyle bir operasyonun İsrail'deki en muhtemel kaynağı, İsrail Savunma Kuvvetleri'nin sinyal istihbaratı (SIGINT) kolu olan 8200 Birimi. Bu birimin görevi, tam da Candiru/Integrity Labs'in geliştirdiği araçları kullanarak iletişimleri dinlemek.
İsrail'in ayrıca Pentagon, Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Al Jazeera dahil hedef alınan birçok kuruluşa yönelik açık bir ilgisi var. Adfection Pentagon bilgisayarlarında görülmüş olsa da Citizen Lab, ABD istihbarat varlıklarının da saldırıya uğrayıp uğramadığını belirtmedi.
İsrail gözetim, casus yazılım ve siber saldırı ürünlerinin geliştirilmesinde dünya liderlerinden biri. İsrail ordusu, bunların çoğunu dünyanın en fazla gözetlenen yerleri arasında bulunan Filistin'de sahada test ediyor. On binlerce kapalı devre kamera, yüz tanıma teknolojisi, yapay zeka, insansız hava araçları, telekomünikasyon dinlemeleri ve her bir Filistinli hakkında oluşturulmuş devasa bir veri tabanı bulunuyor.
İsrail'in başlıca sinyal istihbaratı birimi olan 8200 Birimi, huzursuz bir nüfus üzerinde kontrol sağlamak için yapay zeka tabanlı çok sayıda araç geliştirdi. Bunlar arasında Where's Daddy, Ha'bsorah ("İyi Haber") ve Fire Factory yer alıyor. Lavender adlı yapay zeka programı, öldürülüp öldürülmemeleri gerektiğini belirlemek için Gazze'deki 2,5 milyon kişinin tamamına 1 ile 100 arasında bir puan veriyor. Başka bir deyişle yapay zeka, binlerce Filistinlinin katledilmesine yol açan ölüm kalım kararları alıyor.
NSO Group, Candiru, Intellexa, Cellebrite, Circles ve Paragon gibi birçok İsrailli şirket, 8200 Birimi'nin eski mensupları tarafından kuruldu. Bu şirketler, dünya genelindeki polis ve istihbarat kurumlarının insan hakları aktivistlerini, gazetecileri (aralarında Cemal Kaşıkçı da var) ve avukatları gözetlemek, hatta öldürmek için kullandığı casus yazılımların geliştirilmesine öncülük ediyor. Bunlar, temsil ettikleri baskıcı değerlerle birlikte dünya geneline ihraç edilen İsrail gözetim devletinin ürünleri.
İsrail, dijital gözetim üzerine bir "Cesur Yeni Dünya" oluşturdu ve bunu dünyanın en tehlikeli kişilerinden bazılarına ve en baskıcı rejimlerinden bazılarına sattı. Bu, Hobbes'un herkesin herkese karşı savaşına benzeyen, kaos ve zalimlik dolu bir dünya.
Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşlar, demokrasi, adalet ve insan hakları için ciddi bir tehdit oluşturan bu kötücül araçlara herhangi bir düzenleme getirmekten aciz ya da buna isteksiz görünüyor.




