MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP) 'mutlak butlan' kararı sonrası yaşanan gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. Bahçeli, tartışmaların siyasi bir zeminde ilerlemesine rağmen konunun esasen hukuki olduğunu ve yargı sürecinin tamamlanmasının bir zorunluluk olduğunu ifade etti. Mahkeme kararının bir gerçeklik olduğunu belirten Bahçeli, 'şimdiki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’dur' dedi.
CHP'nin faaliyetlerinin mer'i hukuk dahilinde ve yetkili organlarca sürdürüleceğini kaydeden Bahçeli, Kemal Kılıçdaroğlu'nun 2 Haziran'da merkez yönetim kurulunu belirlediğini hatırlattı. Özgür Özel ve ekibinin, parti teşkilatları üzerinde hakimiyet kurma ve güç sergileme maksatlı eylemlerinin ise siyasi bir mahiyet taşıdığını dile getirdi.
SİYASAL ALANDA YENİ İSTİKAMET ARAYIŞLARI: YENİ PARTİDEN YENİ İTTİFAKA
Özgür Özel'in paralel liderliği ekseninde, CHP içinde muhtemel yeni parti senaryolarının da konuşulduğu ve bu doğrultuda Kemal Kılıçdaroğlu'nun arınma süreci kapsamında atacağı adımların beklendiği değerlendirildi. Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel'in olası yeni parti senaryosunu üç temel üzerine inşa edebileceği belirtildi:
Birincisi, parti içi disiplin mekanizmalarına paralel olarak bir ayrılma takviminin oluşturulmasıdır. Kılıçdaroğlu'nun yolsuzluk iddialarıyla ilgili adli süreçleri devam eden partililerin üyeliklerini askıya alması, İmamoğlu-Özel ekibinin tasfiyesiyle birlikte, 'CHP iktidar tarafından ele geçirildi' söylemiyle yeni parti çalışmalarını başlatabilir.
İkincisi, kamuoyunun ve toplumsal muhalefetin yeni bir parti kuruluşuna hazırlanmasıdır. Bu çerçevede, medyada Özel'in eylemlerinin planlı bir şekilde servis edilmesi ve sokak gösterileriyle 'direnen lider' imajı oluşturulması, bu planın bir parçası olarak görülmektedir.
Üçüncüsü, bazı muhalefet partilerinin sürecin en başından itibaren Özel'in yanında konumlanmasının, Türk siyasetinde yeni ittifakların önünü açabilecek olmasıdır. Özellikle İP ve Zafer Partisi'nin tutumları, CHP'deki bu ayrışma hareketini bir 'nifak ittifakına' dönüştürme potansiyeli taşımaktadır.
Bahçeli, 21 Mayıs 2026 Perşembe günü Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36'ncı Hukuk Dairesi'nin, CHP'nin 4-5 Kasım 2023 tarihli 38'nci Olağan Kurultayı'nın mutlak butlanla sakat olduğuna hükmettiğini anımsattı. Bu kararın ardından, Sayın Kılıçdaroğlu ile Sayın Özel'in bir araya gelerek partinin kurumsal kimliğini koruyacak ortak bir irade oluşturmaları yönündeki temennilerinin dile getirildiğini ifade etti.
Ancak, mutlak butlan kararının ilk günlerinde tarafların açıklamalarının bir uzlaşı umudu doğurmasına rağmen, sonraki olayların CHP içinde bir anlaşmadan hızla uzaklaşıldığını ortaya koyduğu belirtildi. Bayram döneminin dahi bir kucaklaşma yerine kutuplaşmanın derinleştiği bir süreç olduğu ifade edildi.
MİLLİ DEĞERLER ÜZERİNDEN SİYASİ AYRIŞMA
Özgür Özel'in Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Anıtkabir'e yönelik yürüyüşlerinin, Türk siyasetindeki gerilim noktalarını harekete geçirmeye yönelik olduğu değerlendirildi. Gazi Meclis ve Anıtkabir gibi milletin birliğini simgeleyen mekanların aktüel siyasi tartışmaların dışında tutulması gerektiği vurgulandı. Özel'in, bu mekanlarda yaptığı açıklamalarla kendisini demokrasinin ve Atatürk mirasının tek temsilcisi olarak gösterme gayreti içinde olduğu ifade edildi.
Özgür Özel, ayrıştırıcı dili ve üslubuyla, Türkiye’nin istikrar ve güven ortamına aykırı eylemleriyle ve yönlendirme aldığı odakların taleplerini sorgusuzca yerine getirme iradesiyle ne Anıtkabir’in bekçisi, ne Atatürk’ün mirasçısı, ne de Türk gençliğinin önderi olma potansiyeline sahiptir.
Devlet adabından ve CHP'nin kurumsal kimliğinden uzak, provokatif ve 'ergen devrimciliği' olarak nitelendirilen tavrının ne CHP ne de Türkiye için sorumlu bir siyaset anlayışı içermediği belirtildi.
YENİ STRATEJİ: 'FİZİKİ MÜCADELE' SÖYLEMİ
Mutlak butlan kararı sonrası hukuki ve siyasi mücadeleden söz eden Özgür Özel ve ekibinin, 30 Mayıs Perşembe günü kullandığı 'canımızı ortaya koymaya, fiziki mücadeleye var mısınız' ifadeleriyle konuyu farklı bir boyuta taşıdığına dikkat çekildi. Bu ifadenin CHP sözcüsü tarafından da tekrarlandığı ve bu açıklamaların Gezi Parkı olaylarının yıl dönümüne denk gelmesinin manidar olduğu belirtildi. 'Fiziki mücadele' kavramının ne anlama geldiği, kimlere mesaj verildiği ve bunun bir hazırlık işareti olup olmadığı sorgulandı.
Bu tür bir retoriğin, konuyu hukuki zeminden çıkararak siyasi atmosferi zehirleme ve provokasyonlara yol açma riski taşıdığı, aynı zamanda kamu güvenliğini tehdit edebileceği uyarısı yapıldı. Bu üslubun, Özgür Özel ve ekibinin başlangıçtaki birlik çağrılarından farklı, yeni bir strateji izlediğini gösterdiği ifade edildi.
CHP'deki iç meselenin, bilinçli bir şekilde Türkiye'de suni bir 'iktidar ve otoriterleşme' gündemi oluşturmak ve milletin ortak değerleri üzerinden bir ayrışma yaratmak için kullanıldığı kaydedildi. Tarihsel tecrübelerin, parti içi ayrışmaların yalnızca ilgili siyasi hareketle sınırlı kalmayıp ülkenin genel siyasi iklimini de etkilediğini gösterdiği vurgulandı.
MHP olarak, Cumhuriyetle yaşıt bir parti olan CHP'nin kurumsal kimliğinin korunmasından yana olunduğu ve siyasi partilerin parçalanarak işlevlerini yitirmelerinin istenmediği belirtildi. Konunun CHP'nin iç meselesi olmaktan çıkarılıp sokaklara taşınma ve toplumsal olaylara zemin hazırlama girişimlerinin çok tehlikeli bulunduğu ifade edildi.
Son olarak, Yargıtay'ın konunun hassasiyetini göz önünde bulundurarak yapılan itiraza ilişkin kararını bir an önce vermesi gerektiği çağrısı yapıldı. 'Türkiye'yi karıştırmaya kimse cüret etmemelidir' denilerek, meselenin hukuk zemininden ve siyasi nezaketten uzaklaşmaması gerektiği konusunda uyarıda bulunuldu.




