Gündem
  • 29.8.2025 13:00

İmamoğlu'nun kasası Adem Soytekin, kara para ve rüşvet çarkını anlattı

İBB'ye yönelik yolsuzluk soruşturmasında tutuklandıktan sonra etkin pişmanlıktan yararlanarak ev hapsi tedbiriyle tahliye edilen Adem Soytekin, rüşvet çarkını anlatırken İmamoğlu'nun kendisine konuşmaması için milletvekilliği teklif ettiğini söyledi.

İBB'ye yönelik yolsuzluk soruşturmasında her gün yeni bir skandal ortaya çıkıyor.

Ekrem İmamoğlu'nun kurduğu rüşvet ve kara para çarkı, tüm ayrıntılarıyla ortaya çıkartılıyor.

İmamoğlu'nun kasası olarak bilinen, soruşturma kapsamında tutuklandıktan sonra etkin pişmanlıktan faydalanarak kirli işleri güvenlik güçlerine anlatan Adem Soyteki'in ev hapsi tedbiri devam ediyor.

Soytekin, bu kez kirli çarkı kamuoyuna anlattı.

YeniŞafak'tan Burak Doğan'a konuşan Soytekin, İmamoğlu ile tanışmasını, Beylikdüzü döneminde İBB'ye uzanan rüşvet çarkının ayrıntılarını ve yolsuzluk operasyonundan sonra yaşananları sıraladı.

"İMAMOĞLU İLE 2010'DA TANIŞTIM"

Soytekin, şunları söyledi:

"Ben 1979 Trabzon/Araklı doğumluyum. Ailem İstanbul’a taşındığında 3-4 yaşındaydım. Gençliğim Avcılar, Beylikdüzü ve Esenyurt’ta geçti. Babam inşaat kalfalığı yapardı. Babamın inşaatlarına gider gelirdim. Askerden sonra ailemin işlerini toparladım, sonra kendim ticarete atıldım. Günal İnşaat adında bir firmaya ortak oldum. İnşaat, park-bahçe işleri yaptık. Ortağım hayatını kaybedince 2010 yılında kendi şirketim ASOY’u kurdum. 2010 yılında bile çalışan sayım 1.500 kişi civarındaydı. 2013 yılında müteahhitlik işine girerek konut projeleri yapmaya başladım.

İmamoğlu ile 2010-2011 yılında tanıştım. O dönem siyasetçi değildi. Trabzonspor yöneticiliği döneminde tanıştık. Aynı sektörde olduğumuz için ardından iş ilişkisi başladı. Yaptıkları bir işle ilgili teklif istedi verdim, uygun bulunca birlikte çalışmaya başladık.

"KASA YAKIŞTIRMALARI BEYLİKDÜZÜ'NDE BAŞLADI"

İmamoğlu'nun kasası iddialarına yönelik de konuşan Soytekin, sözlerine şöyle devam etti:

"Aydınlatılması gereken bir konu. Sizin taahhüt şirketiniz var, fatura kesiyorsunuz, sigortalınız, kendi çalışanınız var. Alt taşeronsunuz. Kaba inşaat yaptığınız için bu, toplumda kalfa diye nitelendirilebiliyor. Ben de kaba inşaat yapıyordum o dönemde zaten. Sıvacılık hiç yapmadım ama inşaatlardaki sıvacılar, demirciler hepsi kardeşlerim. Benim üzerimden sıvacılık mesleğini küçümsemek tuhaf geliyor bana.

Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde İmamoğlu, benden hiçbir şey istemedi. Seçim dönemi dostumuz olduğu için yardımcı olduk. Hatta belediyenin ilk zamanlar parası yoktu, belli işler vardı. 'Şunları yapmamız lazım' dedi; gittik yaptık. Kreş, muhtarlık, kavşak, bakım onarım… 'Yap' dediler, yaptık. Kâr amacı yoktu. Örneğin bölgeye okul yapmak isteyen firmalar bize yönlendiriliyordu. Fiyat konusunda anlaşıp yapıyorduk, onlar da bize karşılığında kısmen daire, kısmen çek, kısmen de para verdikleri oluyordu.

Kasa yakıştırmaları Beylikdüzü’nde başladı. Mesela birisi bölgeye okul yaptırıyor, parayı bana veriyor. O okulu yaptıranla benim aramdaki ticari ilişkiyi bilmedikleri için 'Okulu belediye yaptı, parayı bu adama verdiler. Demek ki bu adam kasa, para bunda toplanıyor' dediler. Benim kasa olma ihtimalim söz konusu değil. Benim bütün şirket kayıtlarım, şahsi hesap kayıtlarım, her şeyim incelenmeli ki zaten inceleniyor.

"SİSTEM ADINI GÖZALTI SONRASINDA DUYDUM"

İmamoğlu'nun kurduğu 'sistem' konusunu da değerlendiren Soytekin, şunları söyledi:

"Sistem adını ben de sonradan duydum. Gözaltı sonrasında. Yani muhtemelen para bir yerde toplanıyor, oradan dağıtılıyor. Gayriresmi ödemeleri de oradan yapıyorlar.

Etkin pişmanlıktan yararlanan diğer arkadaşlarımın bu yöndeki ifadeleri beni çok şaşırttı.

Buradan görünce evet, gerçekten bir havuz var ortada, bir yerde toplanan bir para var. Bir sistem varsa sadece nakittir, konutun sistemde olduğunu düşünmüyorum.

Bir sistem varsa İmamoğlu’nun olabilir. Ayrım olduğunu düşünmüyorum. Sistemin sahip olduğu güvenli evler olduğunu duymuştum. 

Ertan Yıldız’ın Viyana’da 2 ayrı yerde inşaat yaptığını biliyorum. Bunları Ekrem İmamoğlu’nun bilgisi dışında yaptığını düşünmüyorum. Yıldız’ın orada ortaklık yaptığı Tütüncü ailesini Ekrem Bey yakından tanır. Yıldız Tütüncü, ailesiyle bir iş yapıyorsa bunu Ekrem Bey’den gizli yapamaz."

"OPERASYON OLACAĞINI ÖNCEDEN BİLİYORDUK"

Operasyonun tarihini ve önceden bilindiği iddialarına da açıklık getiren Soytekin, şu ifadeleri kullandı:

"Ocak ayında biliyordum. Boyutunu, şeklini, çapını bilmiyordum ama bir operasyon yapılacağını ve operasyon yapılacak isimlerin arasında benim de olduğumu ocak ayında biliyordum. Bize 'Bir operasyon olacak ve hepimiz gözaltına alınacağız' dediler.

Bu konuşmayı birden fazla kişiyle yaptım. Mehmet'ten geliyordu. (Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu avukatı) Hatta bir tek o söylemedi. Mehmet Pehlivan’a 'Bize operasyon olacağı söyleniyor' dediğimde 'Evet bilgimiz var. Gözaltı listesinde varsın' dedi.

"AKŞAMA BEYLİKDÜZÜ'NDE TOPLANACAĞIZ"

7 Mart 2025’te saat 11.00 civarıydı. Zeytinburnu Tapu’dan bir mesaj geldi, Cumhuriyet Başsavcılığı’nca mal varlığıma tedbir konulduğu yazıyordu. Bunun üzerine bir araştırma yapıp Mehmet Pehlivan’ı aradım, durumu anlattım. 'Haberimiz var, akşam Beylikdüzü’nde toplanacağız, başkalarına da tedbir geldi' dedi.

Akşam toplantı gerçekleşti. Akşam ofise gittiğimde Fatih Keleş, Tuncay Yılmaz, Turan Taşkın Özer, İbrahim Bülbüllü (Murat Gülibrahimoğlu’nu temsilen), Hüseyin Köksal olarak bizler vardık.

Toplantı başlamadan önce herkesin telefonları toplandı. Turan Taşkın Özer söz alarak, el koymaların bir operasyonun başlangıcı olduğunu, operasyon yapılması halinde kime hangi avukatın gideceğini, kimin nerede olacağını ve gözaltı yapılması halinde verilecek ifadeyi anlattı.

"YURT DIŞINA ÇIKACAKSAN ÇIK GİT"

Mehmet Pehlivan bana dönerek sen yurt dışına çıkmak istiyorsan sen de çık git, ben de yurt dışı yasağım olduğunu, çıkamayacağımı söyledim. Mehmet Pehlivan bana 'Edirne üzerinden çıkarttırırız, sen üzerinde nakit parayla çık gerisini biz hallederiz' dedi. Ben kendisine devletime karşı bir suç işlemedim malım, mülküm, ailem burada bir suçum varsa bile cezamı burada çekerim, yurt dışına çıkmam dedim."

Etkin pişmanlıktan faydalanma kararını nasıl aldığını da anlatan Soytekin, sözlerine şöyle devam etti:

"DEVLET SENİN BURADA OLMANI İSTEMİYOR"

"Personellerim gözaltına alındıktan sonra ben etkin pişmanlık konusunda net karar verdim. O aradaki süreçte uyarıldım. Bir keresinde biri erkek diğeri kadın 2 tane tanımadığım avukat geldi. Erkek olan avukat 'Beni devlet gönderdi. Devletimiz senin burada olmanı istemiyor. Konuşma, konu çok kısa sürede çözülecek' dedi. 'Devlet burada bulunmamı istemiyorsa çıkartsın beni o zaman, burada niye tutuyor' karşılığını verdim. Başsavcılığa da konuyu aktardım.

Başka bir seferde de avukat hanımefendi geldi, 'Etkin pişmanlıktan faydalandığını biliyoruz' dedi. Şaşırdım. 'Pardon ismininiz ne kimsiniz?' dedim. Tolga Gül diye birinin avukatı olduğunu söyledi. Ben de Tolga Gül’ü tanımadığımı söyledim. 'Sen bize 80 milyon liralık senet vereceksin' dedi. 'Sen kimi tehdit ediyorsun… İsminizi söyler misiniz?' karşılığını verince bana şöyle dedi: 'Sen boş ver benim ismimi, tutuklu olan sensin. İsmimi falan söylemiyorum. Benim ismim önemli değil sen senedi ne zaman vereceksin.' Ben de infaz memuru çağırarak hanımefendiyi tanımadığımı, dışarı çıkarılmasını istedim. İnfaz memuruna bunu tutanak altına aldırıp, savcılığa bildirdim. Cezaevine girerken isim verdiği için oradan ismini öğrendim.

"KONUŞMA MİLLETVEKİLİ YAPALIM"

Benim etkin pişmanlıktan faydalandığım basına yansıdıktan sonra Ekrem Bey’in avukatı gelerek not iletti. Ondan sonraki seferde yine sözlü olarak not geldi. İkinci notta Ekrem Bey’in 'Kızgın değil, kırgınım. İzahat bekliyorum' dediği söylendi. Başka bir ziyarette Sistem’in avukatları 'En kötü ihtimalle milletvekili olup çıkacaksınız. Sana garantisini veriyoruz' gibi ifadeler kullandı. Bu süreçte ben avukatlarla görüşmeyi kestim. Sistemin avukatlarını kabul etmediğim için artık benim avukatım üzerinden not gönderiyorlardı.

"EKREM'E DOKUNMADIM, ADEM'E YÜKLENDİM"

Beylikdüzü’ndeki bazı müteahhitler, Ekrem Bey'den çekindikleri için 'Sorguda kimin adını verelim?' diye sormuşlar. Mehmet Pehlivan’ın 'Adem’in adını verelim' dediğini biliyorum. Metin Gül’ün ifade verdikten sonra Pehlivan’ı aradığı ve 'Senin söylediğin gibi yaptım, Ekrem'e dokunmadım, Adem'e yüklendim' dediği belirtiliyor. Hatta bunun ses kaydı olduğu söyleniyor ama ben dinlemedim.

"MURAT ONGUN BEŞİKTAŞ BELEDİYE BAŞKANI OLMAK İSTİYORDU"

Murat Ongun o dönem Beşiktaş Belediye Başkanlığı’nı istiyordu. Rıza Akpolat’ın güçlü olduğunu tahmin edememişler galiba, yani öyle bir talebi olduğunu duymuştum.

"200'DEN FAZLA BELGE TESLİM ETTİM"

Benim ifadelerimin tamamı belgelerle sabittir. Belgelerin tamamı Cumhuriyet Başsavcılığı’na verilmiştir. Saymadım ama 200’den fazla belge teslim ettim. Ben ifademde anlattığım her şeyin belgelerini teslim ettim."

Güncellenme Tarihi : 29.8.2025 12:18

İLGİLİ HABERLER