İşte Gülistan Doku davasında şok eden baba ile oğlunun konuşmaları
Tunceli'de 2020 senesinde ortadan kaybolan ve yakın zamanda gerçekleştirilen operasyonlarla bir cinayete kurban gittiği anlaşılan Gülistan Doku dosyasına dair yeni bulgular ortaya çıkmaya devam ediyor. Soruşturmanın cinayet dosyasına dönüşmesiyle birlikte, genç kızın cansız bedenini bulma çalışmaları da hız kazandı. Jandarma ve polis ekipleri, bir gizli tanığın ifadeleri doğrultusunda dağlık arazide arama faaliyetlerini yoğunlaştırdı.
Dosyayı en başından inceleyen ve Türkiye’nin üç kadın başsavcısından biri olarak görev yapan Ebru Cansu'nun yürüttüğü soruşturma kapsamında, aralarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve oğlu Mustafa Türkay Sonel'in de bulunduğu toplam 12 şüpheli, olaydan altı yıl sonra tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.
Soruşturma dosyasında şüpheli olarak yer alan ve Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan Umut Altaş hakkında ise kırmızı bülten çıkarılmıştı. Firari durumdaki Altaş'ın, soruşturma çerçevesinde tutuklu bulunan babası Celal Altaş ile yaptığı mesajlaşmalar, olayın seyrine dair çarpıcı detaylar içeriyor.
Baba ile Oğul Arasındaki Şok Mesajlaşmalar
Kamuoyuna yansıyan mesajlarda, Umut Altaş'ın babasından para talep ettiği ve talebi karşılanmazsa bildiklerini savcılığa anlatacağı tehdidinde bulunduğu görülüyor. Baba ve oğul arasında karşılıklı suçlamalar, hakaretler ve tehditler içeren diyaloglar dikkat çekiyor.
Umut Altaş: Bugün hesabıma 9 bin dolar gelmezse Savcı Hanım’ı arar, anlatırım her şeyi.
Celal Altaş: Neyi anlatırsın?
Umut Altaş: Beni Amerika’ya niye yolladığınızı.
Celal Altaş: Niye yollamışız, söyle niye yolladık seni. Senin her şeyden haberin var o zaman şerefsiz... Şimdi ben gidip bu yazışmayı Savcı Hanım’a gösteriyorum ve sana kırmızı bülten çıkartıyorum.
Umut Altaş: Ötecem lan her şeyi. Göreceksiniz dünya kaç bucak.
Celal Altaş: İnşallah öt her şeyi. Hadi oğlum benim.
Umut Altaş: Ulan kendi oğlunu satmışsın, başkasının çocuğuna üzülecek yürek mi var sende.
Bu sert konuşmaların ertesi günü Celal Altaş'ın oğluna "Günaydın babam. Seni çok seviyorum" şeklinde bir mesaj yolladığı, fakat mesajın iletilmediği ve sonraki sesli aramaların da yanıtsız kaldığı tespit edildi.
'Kız Hamile Kaldı, Kafasına Sıktım' İddiası
Dosyaya giren bir diğer önemli delil ise Umut Altaş’ın kardeşi Sidar Altaş’ın, Doku ailesinin avukatıyla yaptığı görüşmeye ait video kaydı oldu. Sidar Altaş'ın bu kayıtta, valinin oğlu Mustafa Türkay Sonel'in kendisine cinayeti itiraf ettiğini öne sürdüğü görülüyor.
"Ne biliyorsam bildiğim kadarıyla yardımcı olmaya hazırım. Umut’un sorgusundan aldığım Türkay demiş ki ‘Kız hamile kaldı, ben de kafasına sıktım.’ Bu kafasına sıktım lafı birkaç defa geçti."
Gülistan’ın ablası Aygül Doku da Sidar Altaş'ın kendilerine ulaştığını ve valinin oğlu Mustafa Türkay Sonel tarafından Gülistan'a tecavüz edildiğini, hamile kalmasının ardından da bir evde silahla başından vurulduğunu söylediğini aktardı. Abla Doku, Başsavcı Ebru Cansu'ya güvendiklerini ve adaletin yerini bulacağına inandıklarını ifade etti.
Soruşturma Kapsamında Kimler, Neden Tutuklandı?
Genişletilen soruşturma kapsamında tutuklanan 12 şüphelinin tutuklanma gerekçeleri şu şekilde sıralanıyor:
Mustafa Türkay Sonel (Dönemin Valisinin Oğlu): 'Kasten öldürme' suçlamasıyla tutuklu. Gülistan'ı tanımadığını ve silahı olmadığını iddia etse de kamuflajlı ve tabancalı fotoğrafları ile Gülistan’ın telefonunun son sinyal verdiği bölgede firari Umut Altaş ile aynı araçta olduğunu gösteren PTS kayıtları dosyada mevcut.
Tuncay Sonel (Dönemin Valisi): 'Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' ve 'Resmi belgeyi bozmak' gibi suçlardan tutuklu. Oğlunu korumak amacıyla Gülistan’ın SIM kartını sildirmek için 10 bin dolar ödediği ve arama çalışmalarını kasten baraj gölüyle sınırlı tutarak delilleri kararttığı iddia ediliyor.
Zeinal Abarakov, Engin Yücer ve Cemile Yücer (Gülistan'ın Eski Erkek Arkadaşı ve Ailesi): 'Suç delillerini gizleme ve yok etme' suçundan tutuklular.
Celal Altaş ve Nurşen Arıkan (Firari Umut Altaş'ın Ailesi): 'Suç delillerini gizleme ve yok etme' suçlamasıyla cezaevindeler.
Erdoğan Elaldı (Dönemin İl Özel İdare Çalışanı): 'Kasten öldürme' suçundan tutuklu.
Gökhan Ertok (İhraç Edilen Polis): 'Suç delillerini gizleme ve yok etme' suçundan tutuklu.
Çağdaş Özdemir (Dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi): Hastane kayıtlarını sildiği gerekçesiyle 'Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek' suçundan tutuklu.
Şükrü Eroğlu (Dönemin Valisinin Koruma Polisi): 'Suç delillerini gizleme ve yok etme' suçundan tutuklu.
Ferhat Güven: Aygül Doku'ya yönelik eylemi nedeniyle 'yağma' suçundan cezaevinde.
Titizlikle Yürütülen Soruşturma Süreci
Başsavcı Ebru Cansu'nun emriyle, Jandarma Suç Araştırma Timleri'nden (JASAT) müteşekkil özel bir ekip oluşturuldu. Ekip, Gülistan Doku'nun kaybolduğu döneme ait şehirdeki tüm KGYS ve PTS kayıtlarını topladı. Toplamda 700 saatlik ek kamera görüntüsü saniye saniye incelenerek Gülistan'ın son anlarının izi sürüldü. HTS ve PTS verileri yeniden analiz edilerek dosyaya yeni şüpheliler eklendi. Yapılan çalışmaların ardından kayıp dosyası 'cinayet' soruşturmasına dönüştürüldü ve 14, 17 ve 24 Nisan tarihlerinde düzenlenen operasyonlarda 17 kişi gözaltına alındı, 12'si tutuklandı. Ayrıca, dönemin Tunceli Emniyet Müdürü olan ve şu an Yalova Emniyet Müdürü olarak görev yapan Yılmaz Delen, soruşturmada 'tanık' sıfatıyla 4 saat boyunca ifade verdi.
HÜRRİYET GAZETESİ
Güncellenme Tarihi : 29.4.2026 10:39