Asayiş
  • 28.3.2019 05:33

Kandil'dekiler de artık mağaradan bile çıkamayacaklar

MİT ve TSK, PKK’ya Kandil’de hiç beklemediği ağır bir darbe indirdi. F-16’lar, PKK’nın, başta Avrupa olmak üzere dış dünyayla bağlantısını kuran Rıza Altun, İran sınırında vurdu. Altun ağır yaralanırken beraberindeki 3 elebaşı öldürüldü. Korkuya kapılan lider kadrosu artık Kandil’de de mağaradan çıkamayacak.

Örgütün dış dünyayla bağlantısını kuran Rıza Altun ile yanındaki 3 elebaşı, İHA’larca adım adım izlendikten sonra F-16’larla vuruldu.
Türkiye, terör örgütü PKK’ya Kandil’de de göz açtırmıyor. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) ortak operasyonunda örgütün tepe kadrosuna ağır bir darbe indirildi. PKK elebaşı Cemil Bayık’ın en yakın adamlarından Rıza Altun ve yanındaki 3 kişi, Kandil bölgesinin İran sınırı yakınında bir köyde toplantı halindeyken vuruldu.

Bayraktar TB-2 tipi silahlı insansız hava aracının koordinat tespiti sonrası Abu Bakra köyündeki yer, F-16 uçaklarınca bombalandı. 21 Mart’ta yapılan ve görüntülerinin bir kısmı paylaşılan operasyonda PKK’nın sözde Dış İlişkiler Sorumlusu ‘Navdar’ kod adlı Mikail Özdemir, PKK’nın Sözcüsü ‘Serhat Varto’ kod isimli Emrullah Dursun ve Kandil Bölge Sorumlusu ‘Sinan Sor’ kod adlı Ali Aktaş öldürülürken, Rıza Altun ise ağır yaralandı. 90’lı yıllar boyunca PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın yanıbaşında bulunan ve sonraki yıllar Avrupa basını tarafından PKK’nın sözde ‘Dışişleri Bakanı’ diye lanse edilen Rıza Altun’un ölüp ölmediği henüz bilinmiyor.

KAYNAĞINDA YOK ET

 
 
Rıza Altun

‘Teröristi kaynağında yok et’ stratejisinin etkili sonuçlarından biri olan operasyonda MİT, İHA’larca yüz tanıma teknolojisi kullanarak insan istihbaratı elde etme faaliyetini tanımlayan ‘Humint’ görevini başarıyla gerçekleştirdi. İlk olarak, Rıza Altun’un Kandil yakınlarında bir toplantı düzenleyeceği bilgisi geldi. Altun’un kullanabileceği tüm yollar ve araçlar kontrol altına alındı. Ardından Altun’un, Mikail Özdemir ve Emrullah Dursun ile bindiği araç Bayraktar TB2 İHA ile saniye saniye takip edildi. Hava Kuvvetleri’nin F-16 uçaklarıyla hava harekâtı yapması için gerekli koordineler hızla kuruldu. Bu hazırlıkların tamamlanmasının ardından 21 Mart Perşembe günü öğle saatlerinde Altun, Özdemir, Dursun ve Aktaş’ın toplantı yaptığı yer (vurulan hedefin ev mi yoksa araç mı olduğu henüz paylaşılmadı) tam isabetle paramparça edildi. Düşen bombanın çıkardığı alev topu ve etki alanından hareketle, Altun’un oradan sağ çıkmasının zor olduğu belirtiliyor.

Devamı gelsin

Rıza Altun ve yanındakilerin vurulduğu son operasyon, PKK’nın dış ilişkiler kadrosuna büyük darbe indirdi. Örgütün yıllardır geliştirdiği ve diğer kadrolara da aktardığı hafıza ve ilişki ağının yok edildiği belirtiliyor. Güvenlik birimlerine göre, örgütün yeni ve güvenilir kadrolar üzerinden yeni ilişkiler tesis etmesi yıllar sürecek. Kandil kadrosuna büyük korku veren başarılı operasyonun benzerlerinin sürmesi bekleniyor. Geçtiğimiz yıl ağustos ayında da PKK’nın sözde Sincar sorumlusu ‘Mam Zeki Şengali’ kod adlı İsmail Özden, benzer biçimde havadan araç takibi yapılarak öldürülmüştü.

Ali Aktaş

PKK’ya 1978 yılında katılan Ali Aktaş, 2009’dan beri üst düzey örgüt üyeleri arasındaydı. ‘Sinan Sor’ kod adıyla uzun süre Rusya ve Ermenistan’da ikamet eden Aktaş, Avrupa’dan Kandil’e para aktarım işlerini yürüttü. Daha sonra Irak’ta örgütün sözde gümrük sorumluluğunu üstlenen Aktaş, PKK’nın Dış İlişkiler Biriminde görev aldıktan sonra Mahmur ve Kandil yöneticiliğini yapmıştı.

 
 
Mikail Özdemir

PKK’ya 1990’da katılan Mikail Özdemir, kırsaldaki terörist faaliyetleri sonrası Kandil’e geçerek PKK’nın sözde istihbarat birimlerinin kurucu kadroları arasında yer buldu. PKK elebaşılarından Murat Karayılan’a bağlı mali işlerden sorumlu olan Özdemir, Cemil Bayık’ın da en güvendiği isimlerden biriydi. Özdemir, son olarak sözde Dış İlişkiler Komitesi’nin üyesiydi.

 
 
Emrullah Dursun

Terör örgütü PKK’ya 1990’lı yıllarda katılan Emrullah Dursun’un, terör amaçlı gasp ve soygundan, güvenlik güçleriyle çatışmaya girmeye kadar birçok suç kaydı bulunuyor. Bir dönem örgütün sözde Yürütme Konseyi’nde yer alan terörist Dursun, son yıllarda sözde Dış İlişkiler Komitesi’nde faaliyet gösterdi.

Yüksek teknoloji

 
 
Rıza Altun ve yanındakilerin bindiği araç SİHA’lar tarafından hassas bir şekilde takip edildi. PKK elebaşıları daha sonra Kandil’in İran sınırı yakınlarında savaş uçaklarınca vuruldu.

PKK’nın bölgedeki ilişkilerini yöneten kadroların büyük darbe aldığı ve bölgedeki aktörlere mesaj niteliği taşıyan operasyon, aynı zamanda PKK’nın TSK’dan saklanmak için sığındığı Kandil’in iç bölgelerinde de kurtuluşu bulunmadığını ortaya koydu. PKK’nın en önemli destekçisi ABD’ye yönelik olarak da ‘teknolojik gövde gösterisi’ anlamına gelen harekât, MİT ve TSK’nın eşgüdüm, koordinasyon, karar alma ve icra sürecinin etkili bir şekilde işlediğini gözler önüne serdi. Ayrıca MİT’in elinde bulunan imkanların Kandil’i bundan sonra daha da paniğe sevk edeceği anlaşılıyor. Zira bir süre önce TUSAŞ/TAI, sinyal istihbarat (COMINT) ve insan istihbaratı (HUMINT) teknolojisine sahip uydu kontrollü istihbarat İHA’sını (ANKA-İ) MİT’e teslim etmiş ve bu araç faaliyete başlamıştı. Dolaştığı bölgedeki telsiz konuşmalarını, radar ve füze kılavuz sistemlerinden gelen bilgileri de tespit edebilen ANKA-İ’nin son operasyonda kullanıldığı sanılıyor. Aralarında Bayraktar TB-2’lerin de Türkiye İHA’larındaki yüz tanıma teknolojisiyle PKK liderlik kadrosundakilerin Kandil’in mağaraların çıkamaz hale geldiği belirtiliyor. Bu operasyon, Türk devletinin kendi kaynaklarıyla geliştirdiği kapasitenin geldiği noktayı, bölgesel ve küresel güçlere de gösteriyor.

Kıymet Sezer  Yeni Şafak

Güncellenme Tarihi : 28.3.2019 10:42

İLGİLİ HABERLER