Brüksel''de bugün yapılan AB Daimi Temsilciler Komitesi toplantısı sonrası açıklama yapan bir diplomat, ''''bir karşı deklarasyon yayımlamaya karar verdik'''' dedi.
Karşı deklarasyonda AB''nin Kıbrıs''ta sadece tek bir yasal hükümeti tanıdığı, bunun da Güney Kıbrıs''taki Lefkoşa hükümeti olduğunun altı çizilecek.
Deklarasyonda ayrıca Ankara''dan Gümrük Birliği''nin tam olarak uygulanmasına engel olacak bir poziyon yaratmaması istenecek.
Buna karşılık deklarasyonda Türkiye''nin Güney Kıbrıs''ı tanıması talep edilmeyecek. Türkiye''nin AB ile 3 ekimde başlayacağı tam üyelik müzakereleri de AB''nin yanıtından etkilenmeyecek.
Deklarasyon metni yarın Galler bölgesindeki Newport''ta AB dışişleri bakanları tarafından şekillendirilecek.
3 ekimde AB ile müzakere masasına oturmaya hazırlanan Türkiye, Gümrük Birliği''ni aralarında Güney Kıbrıs''ın da bulunduğu 10 yeni üyeyle genişleten Ek Protokolü 29 temmuzda onaylamış, ancak protokolü imzalamanın Kıbrıs Rum kesimini tanıma anlamına gelmediğini bir deklarasyonla ilan etmişti.
Ankara, ''Güney Kıbrıs''ın tanınması'' konusunun Kıbrıs Deklarasyonu ile açıklığa kavuşturulduğunu belirtiyor.
Metindeki ''kapsamlı çözümle birlikte Türkiye yeni oluşacak devlet ile ilişkiler tesis etmeye hazırdır'' ifadesiyle de çözüm yanlısı tutumun ortaya konduğu savunuluyor.
Komisyon''dan Rum gemisi vurgusu
Fransa''nın Türkiye''ye yönelik ''Kıbrıs'' baskısını artırdığı bir dönemde AB''nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn dün AB hükümetlerine acil çağrı yaparak, Türkiye ile üyelik müzakerelerinin planlandığı gibi 3 ekimde başlaması gerektiğini söyledi.
Rehn, ''''Türkiye şartları yerine getirdiğinde bizim de sözlerimizi tutmamız gerekir. Gördüğüm kadarıyla Türkiye müzakerelerin başlamasına giden yolu açan iki zor şartı yerine getirdi'''' dedi.
Bugün de Rehn''in sözcüsü Kriztina Nagy, Komisyon açısından Ankara Antlaşması Ek Protokolü''nün ve Gümrük Birliği''nin tam uygulanmasının önem taşıdığını belirtti.
Nagy, Ek Protokolün uygulamasının görülmesinin önemine değindi ve ''Ankara''nın Rum gemilerine açılımı garanti etmesi'' gereğini vurguladı.
AB Komisyonu Sözcüsü Françoise Le Bail de Komisyon''un Türkiye konusunda tavrının değişmediğini söyledi.
AB üyesi ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarından oluşan AB Konseyi, 17 aralık 2004''te Brüksel''de yapılan zirvede Türkiye''nin belirli koşulları yerine getirmesi halinde müzakerelerin 3 ekimde başlamasını kararlaştırmıştı.
Geçtiğimiz günlerde de Fransa ve Kıbrıs Rum Kesimi, Ankara''nın Rumları diplomatik olarak tanımayı reddetmesi nedeniyle Türkiye''nin müzakerelere hazır olduğu konusunda çekinceleri olduğunu duyurmuştu.
Chirac''a yanıt
Türkiye cephesinden de Chirac''ın baskılarına yanıt geldi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan, Türkiye''ye AB sürecinde Kıbrıs Rum kesiminin tanınmasının bir ön koşul olarak getirilemeyeceğini savundu.
Tan, ''''Kıbrıs konusunun bir koşul olmadığı herkesin malumudur. Zaten bu AB yetkililerince de defalarca vurgulanmıştır. Bu hususta en ufak bir tereddüt yoktur'''' dedi.
Fransa''nın değişen tavrı
Fransa''nın Türkiye''ye yönelik söylemleri AB Anayasası''nın reddedildiği 29 mayıstan sonra seyir değiştirdi. Türkiye karşıtı tavır özellikle Fransa İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy''nin söylemleriyle hız kazandı.
Sarkozy, Türkiye''nin AB ile müzakerelere başlamasını istemeyen halkın ''hayır'' oyu kullandığını ve bu tepki nedeniyle Anayasa''nın reddedildiğini savundu.
Başbakan Dominique de Villepin ile Cumhurbaşkanı Chirac''ın Türkiye''yi AB yolunda zora sokmaya yönelik tavrı ise Türkiye''nin Ek Protokolü imzaladığı ve Kıbrıs Deklarasyonu''nu yayımladığı 29 temmuz sonrası başladı.
Villepin 2 ağustosta yaptığı bir açıklamada Türkiye''nin Kıbrıs''ı tanımaması halinde, AB ile müzakerelerin düşünülemeyeceğini söyledi. Villepin Türkiye-AB arasında 3 ekimde başlaması öngörülen müzakerelerin ertelenebileceğini savundu.
Ülkenin önde gelen gazetelerinden Le Figaro, 5 ağustosta Villepin''in ''Kıbrıs tanınmalı'' açıklamalarının Cumhurbaşkanı Jacques Chirac tarafından da desteklendiğini yazdı.
Son olarak Jacques Chirac 26 ağustosta yaptığı açıklamada, Kıbrıs Deklarasyonu''nun AB''ye üye olmaya çalışan bir ülkeden beklenen ruhu taşımadığını savundu.
Deklarasyonun hukuki ve siyasi sorunlara sebep olduğunu söyleyen Chirac, 1-2 eylülde yapılacak AB Dışişleri Bakanları toplantısında konuyu üye ülkelerle görüşmek istediğini söyledi.
Fransa Dışişleri Bakanı Philippe Douste-Blazy de 30 ağustosta yaptığı açıklamada AB''ye girmeye çalışan bir ülkenin birliğin tüm üyelerini tanıması gerektiğini belirtti.
Fransız büyükelçilere yönelik bir toplantıda konuşan Douste-Blazy, ''''bir topluluğa girmeye çalışan bir ülkenin onun üyelerinden birini tanımayı reddetmesi akıl alır gibi değil'''' dedi.
Deklarasyonda Güney Kıbrıs tanınmıyor
Türkiye, 29 temmuzda AB dönem başkanı İngiltere''nin Türkiye''ye gönderdiği Ek Protokol metnini Brüksel''deki Türk daimi temsilcisi Büyükelçi Oğuz Demiralp aracılığı ile imzaladı.
Türkiye Protokole imza atarken ''Kıbrıs Cumhuriyeti''ni tanımadığını yayımladığı bir deklarasyonla ilan etti.
Deklarasyonun içeriği:
Türkiye siyasi çözüm için kararlılığını sürdürmektedir
Bu protokoldeki Kıbrıs Cumhuriyeti 1960''daki ortaklık devleti değildir
Türkiye için Rum tarafı Kıbrıs Türk tarafını temsil etmemektedir
Türkiye KKTC ile ilişkilerini değiştirmeyecektir
Türkiye bu Protokolle Kıbrıs Cumhuriyeti''ni herhangi bir şekilde tanımış olmayacaktır
Kapsamlı çözümle birlikte Türkiye yeni oluşacak devlet ile ilişkiler tesis etmeye hazırdır
(CNNTÜRK)
Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 11:13