Gündem
  • 25.5.2013 08:30

'Kılıçdaroğlu'nun bildiği tek şey hakaret etmek'

Dışişeri Bakanı Ahmet Davutoğlu, bütün uluslararası toplumun Suriye konusunda büyük vebal altında olduğunu söyledi.


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la katıldığı son ABD ziyaretini değerlendiren Davutoğlu, gündemin birinci maddesinin Suriye olmasına rağmen, küresel gündemi  ilgilendiren  konunun da görüşmelerde ele alındığını söyledi.

Türk-Amerikan ilişkilerinin doğasının son yıllarda büyük bir değişim geçirdiğini belirten Davutoğlu,  "Bu değişimin en önemli boyutu, gerek toplantının hazırlıkları ve yönetimi bağlamında, gerekse psikolojisiyle karşılıklı muhattap ilişki bağlamındaki değişimdir. Bu gezi, Türk-Amerikan ilişkilerindeki paradigmatik değişimi yansıttı" dedi.
Davutoğlu, ABD ziyareti sonrası, sanki "Türkiye'nin askeri opsiyonların peşinde olduğu ve ABD Türkiye'yi siyasal çözüm opsiyonuna ikna ettiği" yönündeki yorumların kendisini hayrete düşürdüğünü ifade ederek, böyle bir argümanın hiçbir karşılığının olmadığını vurguladı. Davutoğlu, "Eğer Suriye krzinin çözümü için siyasal anlamda, denenecek yöntemler bağlamında üzerine düşeni yapan bir tek ülke varsa o da Türkiye'dir" yorumunu yaptı.

-Suriye krizi-

Suriye politikasında bir hata olup olmadığının sorulması üzerine Davutoğlu, "Bizim bütün dış politika konuları, herhangi bir politika ve herhangi bir insani konu, kim olursa olsun, birisi şunu derse ki 'bunda hiçbir hata payı yoktur', bu bizim hiçbir kulun iddia edeceği birşey değil. Ben böyle birşey söylemem" ifadelsini kullandı. Kendisi için  hata ile politika sapmasının iki ölçüsü olduğunu belirten Davutoğlu, "Birincisi, ahlaki-vicdani ölçü, ikincisi stratejik ölçü. Ahlaki, vicdani olarak yapılması gereken neyse yaparız, dünyadan bizden başka kimse kalmasa da bunu savunuruz. Bu noktada bir hata olduğunu düşünmedik düşünmeyiz" dedi.

Davutoğlu, stratejik açıdan "aldığımız kararlar dünyadaki genel trende uygun mu, bizim savunduğumuz değerlerle bu trend arasındaki ilişkiye uygun mu" diye düşündüklerin anlataraku, Türkiye'nin Suriye konusunda olabilecek tüm yöntemleri denediğini kaydetti.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, şöyle devam etti:

"8-10 yıl içinde tanıdığım Beşşar Esed'in, başbakanımızın, cumhurbaşkanımızın tanıdığı Esed'in, kendi ülkesini böyle yıkacak bir şekilde zalim, barbar bir lidere dönüşeceğini düşünemezdim. Sadece onun için değil hiçbir insan için de bunu düşünemezdim. Böylesine bir gaddarlaşmanın olabileceğini düşünmemiştim. BM Güvenlik Konseyi gibi bir organda, son derece alakasız konularda çok çabuk karar alabilen 5 ülkenin, böyle bir zulüm karşısında iki sene ufak insani bir kararı bile çıkaramamış olmasını da kimse beklemezdi, biz de beklemedik."

Suriye'de iki yılı aşkın süredir kanlı bir zulmün devam ettiğini bildiren Davutoğlu, iki yılda uluslararası toplumun Suriye'de üzerine düşeni yapmadığını kaydetti. Zulmün giderek artan bir boyut kazandığına işaret eden Davutoğlu, "2 yılda bunu durduramamış olmaktan dolayı uluslararası toplumun bütünü büyük vebal altındadır. BMGK varsa, bunun bir tanımı, misyonu varsa, bu misyonun tam da uygulanması gereken yer Suriye gibi konulardır" dedi.

Davutoğlu, 11 ülkenin katıldığı Suriye'nin Dostları Çekirdek Grubu'nun son toplantısında, Suriye'deki kanın durdurulması için en kapsamlı diplomatik girişimlerin başlatılması ve bu diplomasinin seyrine göre de Suriye muhalefetine ve halkına desteğin artarak sürdürülmesi yönünde karar alındığını anımsattı.  Suriye'de, Esed rejiminin bölgedeki demokratikleşme hareketlerini bir tehdit olarak algıladığını anlatan Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Gösterilerin başında 'Esed gitsin' diye bir slogan yoktu. Ama rejim gösterilere ilk aşamada keskin nişancılarla cevap verdi. İkinci aşamada ise Şebbihalar üzerinden Sunnilere dönük katliamlar başladı. Bu da yetmeyice şehirler ağır silahlarla top atışına tutuldu, hava saldırıları başladı. Dördüncü aşamada ise Scud füzeleri kullanılmaya başlandı. Şimdi rejim beşinci aşamada, belli bir rejim yanlısı bölge oluşturmak istyior. Banyas ve Kuseyr katliamları bunu gösteriyor."

Suriye'de rejimin, olayları mezep çatışmasına dönüştürecek bir politika izlediğinin altını çizen Davutoğlu,  diplomatik süreçte amacın, bu planın önünün kesilmesi olduğunu söyledi.

Rusya'nın Suriye'yi destelemesini beklediklerini belirten Davutoğlu, "Ama ülkeler P5 gibi konumdalarsa, bu yetkinin getirdiği olağanüstü bir sorumluluk da vardır. Hepsi için söylüyorum, Filistin konusunda ABD'nin vetosu için de geçerlidir bu, Suriye konusunda Rusya'nın vetosu için de. Yetkiyle orantısız bir sorumsuzluk yapılmıştır" ifadesini kullandı.  Davutoğlu, son iki yıl içinde "Suriye'ye dış müdahale oluyor" diyen aktörlerin, en fazla dış müdahaleyi yaptıklarını kaydederken, "Şu anda Kuseyr'de olan çatışmalar açık bir dış müdahaledir" değerlendirmesinde bulundu.

-Cenevre konferansı-

BMGK üyeleri arasıdaki güç mücadelesinin, geçen sene yapılan Cenevre toplantısında muğlaklığın ana gerekçesi olduğunu vurgulayan Davutoğlu, oradan çıkan metnin özüne bakıldığında doğru bir metin olduğunu belirtti. Önceki aylarda, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in "yaratıcı fikir" olarak nitelendirdiği görüşü kendisine ilettiklerini anımsatan Davutoğlu, bu görüşün hala masada olduğunu kaydetti. Davutoğlu, "geçiş hükümeti bir kez kurulduktan sonra, tüm yetkileri devralmasının ve Esed de dahil sürecin içindeki tüm sistem unsurlarının devre dışı kalmasının"  değişik varyasyonlarıyla üzerinde çalışılan bir model olduğunu ifade etti.

Her hafta her muhalif liderin bir yeğeninin öldürüldüğünü anımsatan Davutoğlu, "Onların belli psikolojik tepkilerinin olması çok doğal. Konferans bir şekilde yapılacak. Suriye'nin, Cenevre toplantısı için verdiği isimlerin kabul edilemez olduğunu biliyorlar. Muhalefet, 'şu isimler olursa, biz onlarla oturmayız' deme hakkına sahiptir. Muhalefet de Esed'in ve eli kana bulaşmış olanların gitmesine dayalı bir müzakere esasını ve bu sonuçta oluşacak yeni bir girişimin dışında kalmayacaklardır diye ümit ediyorum. Ama muhalefet kendi kararını kendi alacaktır" yorumunu yaptı.

-Reyhanlı saldırısı-

Reyhanlı'daki bombalı saldırıların ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Başbakan Erdoğan'a yönelik suçlamalarını değerlendiren Davutoğlu, "Reyhanlı'da şehit kardeşlerimizin katili olarak başakanımızı lanse etmek fikir özgürlüğü değil, hakarettir. Zaten Kılıçdaroğlu'nun bildiği tek şey de hakaret etmek" ifadesini kullandı. Reyhanlı saldırısının ardından mültecilerin hedef gösterildiğini belirten Davutoğlu, saldırıyı düzenleyenlar arasında CHP heyetini Şam'a götürenlerin de bulunduğunun tespit edildiğini dile getirdi.

Reyhanlı saldırısıyla Banyas saldırısının aynı mihraklardan yapıldığına dikkati çeken Davutoğlu, Türkiye'nin içine mezhep çatışmasının sokulmak istendiğini ama bunun başarılamayacağını belirtti.

Kılıçdaroğlu ve CHP yönetiminin statükonun koruyucusu olduğunu ve o yüzden bugün çalacak kapı bulamadığını anlatan Davutoğlu, "Böylesine farklı değerlerin yüzleştiği bir yerde Türkiye'de demokratik bir partinin, 100 bin kişiyi katletmiş otoriter bir yapının yanında yer alacağına inanmazdım. Ayrıca Swoboda olayında Türk siyaseti adına büyük üzüntü duydum. Orada ne olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu söylemle dünyada hiçbir yerde konuşamaz " dedi.

"Suriye'de test edilen şey Türkiye'nin gücü değil, insanlık vicdanıdır" ifadesini kullanan Davutoğlu, Türkiye'nin kim teröre bulaşırsa onun karşısından yer alacağını kaydetti. Bölgede Lübnan'dan İran'a kadar Sunni-Şii çatışmasının tetiklemek isteyenlerin olduğuna vurgu yapan Davutoğlu, "Suriye krizinin bir şekilde etrafa yayılması büyük tehlike" diye konuştu.

Davutoğlu, Türkiye'nin İsrail ile herhangi bir düzeyde Suriye meselesini konuşmasının söz konusu olmadığına işaret ederken, AB'nin Suriye'ye. silah ambargosunu kaldırmasının, psikolojik etkisinin daha önemli olacağını kaydetti.

İLGİLİ HABERLER