Gündem
  • 16.7.2004 15:39

KILIK DEĞİŞTİRDİĞİ İÇİN ALAATTİN ÇAKICI'YI ÖNCE TANIYAMAYAN TÜRK İSTİHBARATÇILARI, ÇAKICI'YI HANGİ ÖZELLİĞİNDEN TANIDI?

SAYGI ÖZTÜRK Polis polise ilişkiler iyi olunca arananların yakalanması da kolay oluyor. Birbirleriyle kolay anlaşıyor, birbirlerinden farklı düşünmüyorlar. Ancak siyasi kararlar onların önüne engel olarak çıkıyor. Suçluların yakalanması ve bunların iadelerinin sağlanması kolay değil. Geçmişte türkiye'nin karşısına hep ''yasal engeller'' çıkarılıyordu. Özellikle idam cezasının yasalarımızda bulunması, suçluların iadesinin gerçekleşmemesinde birinci neden olarak karşımıza çıkarılıyordu. Bunlar tek tek ayıklandı. O yüzden siyasilerin artık ''ülkenizde idam cezası var'' gerekçesi de kalmadı. Etkili bir takip, ilgili ülke polisiyle ''polis polise'' dostluğu geliştirirseniz, suçlunun yakalanması da kolaylaşır. Onların Türkiye'den istekleri yerine getirilirse, ilgili ülke polisi de Türkiye'nin isteğinin yerine getirilmesi için çaba gösterir. ADALET BAKANLIĞI HAZIRLIKLIYDI Alaattin Çakıcı'nın Türkiye'den kaçtığı günlerde, konuştuğum bir Emniyet yetkilisi ''Çakıcı'nın kaçışından dolayı üzgünüz. Ama, en kısa sürede yakalanmasını sağlayacağımızdan emin olabilirsiniz'' dedi. Bunu neye dayanarak söylediğini sorduğumda ''ilişkilerimize'' karşılığını verdi. Çakıcı'nın gidebileceği ülkeler belliydi. Önemli olan Çakıcı'nın hangi ülkede olduğunu belirlemekti. Günümüzde ''teknik takip'' diye nitelendirilen telefonların dinlenmesi, dinleme altına alınan telefonla kiminle konuşulduğunu saptamak için ''telefon sorgulaması'' polise önemli ip uçları veriyor. Aranan kişinin kullandığı belirlenen telefonla, bir telefon numarası aransa, artık aranan kişinin kimleri aradığı da kontrol altında tutuluyor. Telefonlar dinlenmiyor ama ''detay sorgu'' istihbaratçıyı yönlendiriyor. Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk Dış İlişkiler Genel Müdürü Abdülkadir Kaya deneyimli bir bürokrat. Çakıcı'nın yakalanmasının uzun bir zaman almayacağını biliyor, o yüzden dosyasını hazır bekletiyordu. Çakıcı'nın iade dosyasının İngilizceye çevirisini bile yaptırmıştı. Yasaya göre, en geç 18 gün içinde iade dosyası Avusturya'ya gönderilecek ve ardından iade süreci başlayacak. VURANA 7,5 YIL VURDURANA İDAM Hukuk sistemimizde önemli çarpıklar var. Çakıcı'nın daha önce Fransa'da yakalandığı zaman bunun sıkıntıları çok çekildi. Bugün yasalarda önemli düzenlemelere gidiliyorsa, geçmişte karşılaşılan sorunların büyük etkisi. Konuştuğum bir yetkili ''idam cezasının kaldırılması iyi oldu'' dedi ve şu örneği verdi: ''Emlakbank eski Genel Müdürü Engin Civan'ın vurulmasıyla ilgili olarak savcılığın hazırladığı iddianamede yaralayan kişi için 7,5 yıl hapis cezası istenirken, yaralamaya azmettirmek suçundan ise Alaattin Çakıcı hakkında idam cezası talebinde bulunuyor.. Halbuki azmettiren kişinin cezası eylemi gerçekleştirenden daha az olması gerekir. Yani hakkında idam cezası istenen Çakıcı, bu suçtan en fazla 7 yıl ceza alabilir. Ama gelin bu durumu anlatın. Savcıdan iddianamesini değiştirmesini istemek olmaz. Biz de Çakıcı'nın iadesini isterken Fransız makamlarına 'Her ne kadar Çakıcı hakkında bu dosyadan idam cezası isteniyorsa da, aslında alacağı ceza 7 yılı geçmez' dedik. Buna rağmen Fransa, Civan'ın vurulması olayı ile ilgili olarak Çakıcı'nın yargılanmasını kabul etmedi.'' 3 İSTİHBARATÇI YOLDA Tarih 2 Temmuz 2004'ü gösteriyordu. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün Dikmen'deki binasında ''Çakıcı'' dosyası masaya yatırılmıştı. Çakıcı'nın Türkiye'den ayrıldığı günden bu yana yaptığı telefon konuşmaları, gittiği ülkeler, oralarda kimlerle ilişki içinde olduğuna ilişkin duyumlar değerlendiriliyordu. Son bilgiler, Çakıcı'nın 10 Temmuz'dan sonra Fransa plakalı Toyota marka bier otomobille Avusturya geçeceği yolundaydı. Durum, hemen Avusturya'da bulunan Türk Emniyet ''irtibat görevlisi''ne bildirildi ve gerekli temasları yapması istendi. Türkiye ve Avusturya polisinin özellikle uyuşturucu madde kaçakçılarına karşı önemli operasyonlar yapmıştı. Bu çalışmalar hem onları, hem Türk yetkililerini memnun etmiş, iki ülkenin istihbarat, organize suçlar bölümleri arasında ''samimiyet''i de artırmıştı.. İstihbarat Dairesi Başkanlığı'nda, Kaçakçılık ve Organize Suçlar Dairesi Başkanlığı yetkililerinin de katıldığı toplantıdan sonra, Avusturya'ya bir ekibin gönderilmesinin uygun olacağı sonucuna varıldı. Çok iyi derecede yabancı dil bilen üç istihbaratçı, 5 Temmuz da sessiz-sedasız Avusturya'ya gitti. SANKİ ÇAKICI DEĞİLDİ Alaattin Çakıcı'nın Fransa'da yakalanması da çok sancılı olmuştu. Selçuk Ural'ın kızının peşine düşen polis çok sıkıntılar çekmişti. Yani daha önce Çakıcı'ya sevgilisi aracılığıyla ulaşılmıştı. Çakıcı bunu biliyordu. O yüzden, polisin kendisine ''sevgilisini izleyerek'' ulaşabileceğini dikkate aldı ve yurtdışına çıktığından bu yana sevgilisiyle telefonla bile konuşmadı. Çakıcı'nın yerinin belirlenmesinde, kendisine çok yakın olan ''baba''nın telefonu izlenmesi etkili oldu. Yurtdışında bulunduğu sırada Çakıcı'nın sıkça yer değiştirdiği, Avusturya'da kendisi için bir villa kiralandığı da duyumlar arasındaydı. Çakıcı, uzun süre izini kaybettirip bu villada yaşamayı planladı. Ancak Fransa'dan Avusturya'ya girdiği andan itibaren bir şeyler olduğunun farkındaydı. O da kendine göre önlemler almıştı. Çakıcı'nın görünümü polisin bildiği Çakıcı tipinden çok farklıydı. Bir Emniyet yetkilisinden, Çakıcı'nın Fransa'da yakalanışını dinlemiştim. Orada bulunan ekip, yakından gördükleri kişinin Çakıcı olup olmadığı konusunda hayli tereddütlüydü. Ellerinde yakından çekilmiş Çakıcı fotoğrafları vardı. Oper8asyon ekibindeki görevli, Ankara'ya telefon etti. Kaçakçılık Dairesi Başkanlığı'ndaki amirine ''müdürüm, Alaattin Çakıcı'ya benziyor ama emin de değiliz'' dedi. Müdürü, ''alnında yara izi var mı?'' diye sordu. Biraz sonra ''doğrudur müdürüm'' karşılığını verdi. Müdür, operasyonu Ankara'dan yönetiyordu. Müdür son talimatını verdi: ''yara izi varsa çökün başına. Çakıcı işte o.'' ÇAKICI, TERS YOLA GİRDİ Çakıcı'nın içinde bulunduğu Fransa plakalı Toyota marka otomobil Avusturya'ya girdiği saatten itibaren izlenmeye alınmıştı. Avusturya polisi, Ankara'daki dostlarının ricasını yerine getirmek ve bir aksaklığa meydan vermemek için her türlü önlemi almıştı. Tam 5 ayrı ekip oluşturmuş, Çakıcı'nın yakalanması için hazırlıklarını yapmıştı. 3 Türk görevli de Avusturya polisiyle ortak çalışıyordu. İşte bundan sonrasını bir yetkiliden dinledim: ''Alaattin Çakıcı diye takip edilen kişi Çakıcı'ya hiç benzemiyordu. Bir yanlışlık vardı. Yanlış istihbarat alınmış olabileceği üzerinde duruldu. Ancak Türkiye'den giden arkadaşlarımız ellerindeki bilgilerden emindi. İçinde Çakıcı'ya benzeyen kişi olmamasına rağmen Türk görevliler bu otomobilin takip edilmesini istediler. Uzun süre takip devam etti. Çakıcı otobanda ters yola girdi. Burada kovalamaca devam etti. Bir süre sonra polis ateş etti ve Çakıcı'nın bulunduğu otomobil durduruldu. Çakıcı, karşısında 'Çakıcı, Avrupa maceran Graz'a kadarmış. Kaçışın buraya kadarmış' dedi. Çakıcı, karşısındakinin Türk polisi olduğunu anlayınca 'başta tipimdeki değişiklik yüzünden sizi atlattığımız sandım. Evet özgürlüğüm buraya kadarmış' karşılığını verdi.'' Çakıcı'nın üzerinden Fransa'da yakalandığı dönemde ''kırmızı'' pasaport cçıkmıştı. Bu kez 1-3 derecedeki memurlara ve yakınlarına verilen ''yeşil'' pasaport çıktı. Pasaport İzmir Emniyet Müdürlüğü tarafından Faik Meral adına düzenlenmiş. Çakıcı'nın üzerinden 2 bin 400 Euro çıktı. ÇAKICI YÜCE DİVAN'DA Alaattin Çakıcı'nın Türkbank'ın satışında önemli bir rolü var. Türbank'ın satışından dolayı ANAP eski Genel Başkanı Mesut Yılmaz, Devlet eski Bakanı Güneş Taner Yuce Divan'da yargılanacak. Yüce Divan'da ''tanık'' olarak dinleneceklerden birisi de büyük bir olasılıkla Alaattin Çakıcı olacak. Çakıcı, Türkbank konusunda konuşmak istiyor, ancak bir türlü bilgisine başvurulmuyordu. Çakıcı, Fransa'da yakalandığı zaman, hükümeti düşüren kasetleri ortaya sürdü. Bakalım, bu kez Çakıcı'nın elinde neler var öğreneceğiz. Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 22:35

İLGİLİ HABERLER