Önceki günkü finalden sonra ''Gelinim Olur musun?'' evi sakinleriyle bir haftadır kampa girdikleri Maslak Princess Otel'de bir araya geldim. 4'üncü katın bir bölümü bu son günlerin en fazla konuşulup tartışılan sakinleri için ayrılmış. Sıkı güvenlik önemleriyle korunuyorlar. O katın dışına çıkmaları da yasak... Röportaj için biraraya geldiğimiz 411 nolu odada soğuk rüzgarlar esiyordu. Ata yaklaşık iki saat süren sohbetimiz boyunca annesinin elini bırakmadı. Sinem'le konuşmuyordu anne oğul... Sinem de onlarla... Ancak asıl gerginlik Dilek'le Ferhat ve annesi Meral Hanım arasında yaşanıyordu. İçlerinde en mutluları ise hiç kuşkusuz Süheyla Hanım'dı... Yarışma boyunca ''Bu kadar kız içinde bir gelin almadan mı gideceğiz?'' diye üzülüp duran Süheyla Hanım, elleri birbirinden ayrılmayan Ahmet ve müstakbel gelini Şale'nin heyecanına ortak oluyordu. İlk söz her zamanki gibi Semra Hanım oldu:
* Sonuçtan memnun musunuz?
Tamamiyle beklediğim şeyler oldu. Mutlu son, hepimizi mutlu etti.
* Kimin için mutlu son?
Ahmet'le Şale için.
* Ama siz Şale Hanım'ı elemek istediniz. Birinci seçilseydiniz bu mutlu sona şahit olamayacaktık.
Bunu Şale kızımız gerçekleştirdi. Benim beynimdeki Sinem'di... Ama benim adımı vermekle kendi kaderini kendi belirlemiş oldu.
* Peki ya sen Ata. Annen geçtiğimiz hafta sana verdiği sözü tutmadı ve ''Sinem'e gelinim olur musun demedi'' ama yine elini bırakmıyorsun.
Ata: Şartlar ne olursa olsun biz annemle hep elele olduk zaten... Bundan daha büyük tartışmalar da yaşamışızdır. Bir şeylerin her zaman iyi olması için çaba sarfettim. Doğru ya da yanlış demiyorum. Olmadı
* Hiç mücadele etmedin ki? Evliliğe mi hazır değildin acaba?
Ata: Evliliğe ben hazırdım da annemi hazır hissetmedim. Annem böyle bir tarz evliliğe hazır değildi.
* Ya dışarıda da hazır hissetmezse...
Ata: Dışarıda beni bu kadar fazla sıkamayacak. Yani her şey doğal olarak yaşandığı için en ufak bir pürüz bile çok büyük sorunlara yol açtı..
Yarışmayı kaybettim ama oğlumu kazandım
* Semra Hanım sizde hiç hata var mı?
Hayır yok... Anneliğimin son demine kadar tüm vasıflarımı kullandığıma inanıyorum. Ve kazandım.
* Neyi kazandınız?
Dünyaları, canımı.
* Sinem birinci seçilince ''Kötülük kazandı'' dediniz. Oysa aynı halk size oy atınca ''O parmakları öperim'' diyordunuz...
Bakın kötü ilan etmedim milyonları, sadece para hırsının bu kadar dünyayı sardığını bilmiyordum, ben ev hanımıyım. Dış dünyaya dönük değilim.
* Ev hanımıyım diyorsunuz ama açıklamalarınızda ''Kaliteli program olursa sunarım'' gibi sözler var. Sizin de içinizde varmış herhalde...
Bu benim içimde her zaman vardı. Çalışmayı severim. Düzeyli, bana yakışır bir program olduğu zaman tabii ki kabul edeceğim yaşıma yakışan ha şu anda bu nedir bilemem, inceleyeceğim.
* Çok da teklif varmış galiba şu anda kapınıza kadar giden insanlar varmış.
Evet kızımla konuştum. Mahallemizin araba dolu olduğunu, geçilmediğini söyledi. Gerçekten bunların olduğunu duyunca şaşırdım. Bilemiyorum ben bunlara alışkın değilim ama hakkından geleceğime inanıyorum her şeyin... Üslubuna göre... Ben hayatta kendime güvenen bir insanım her yönden...
* Sizinle dünür olmaktan herkes çekiniyor. Oğulunuzu evlendiremediniz ama kızınızın kısmetini de mi kapattınız mı acaba?
Ben diyorum ki ikisinin de kısmeti açıldı. Hatta komik gelecek ama benim kısmetim de açıldı.
* Sizin de niyetiniz var yani?
Hayır yok. Erkek denen nesneyi ben hayatımdan sildim..
* Ama erkeklerin beğenisini kazandığınızı düşünüyorsunuz?
Tabii ki inanıyorum. Çünkü Türk erkeğini tanırım. Onlar her zaman doğruyu, güzellikten ön plana çıkarırlar. (Bu sırada Ata annesinin kulağına bir şey söylüyor) Ama yanlış anlaşılmasın. Benim kısmetim her yönden açıldı diyorum.
* Yani ev araba altın kazanamadım ama dışarıda kısmetim açık diyorsunuz
Aynen öyle. Dışarıda pek çok şey yapacağım. Aman yanlış anlaşılmasın...
Köpek dedi mi demedi mi?
* Sinem'le ikinizin çok güzel bir tartışması vardı ''Altınları kim alacak'' diye. Bu çekişmenin galibi Sinem oldu ama siz alkışlamadınız bile. Hatta altınları önüne fırlattınız.
S.T: Benim orada karşımda oturan insan gerçekten çok moralimi bozmuştu.
Sinem: İnsan değil o benim babam.
S.T: Neticede insandır...
* Haksız mıydı? Hakaret ettiniz o da kızını savundu.
S.T: Hakaret etmedim.
Sinem: Köpek dediniz, yılan dediniz, çekirge dediniz. Bunların hepsi hakaret Semra Teyze...
S.T: Siz de bana akrep diye hitap ediyordunuz.
Sinem: Şale söylemiyor muydu köpek diye?
Şale: Evet köpekler ve başı... ''Kızlar köpek, Sinem de onların başındaydı'' dedi.
ST: Hayır, ben bir rüya gördüm. Şale kızımız da yalan söylüyor. Geldim kızlara dedim ki ''Rüyamda üç bayan, bizim Vatan Orduevi'nin girişine ellerinde üç tane köpekle geliyor. Bunun dışında köpek mevzusu yapmadım. Dediysem Allah üç evladımın birden elinden alsın.
Sinem: ''Evin içinde üç tane köpek var benim düşmanlarım köpeklerin başı belli'' dediniz. Bana yılan yılan diye canlı yayında da bağırdınız.
Üçüncüye ne düşer?
ST: Sizinle konuşuyorum Müge Hanım. İki kişi konuşurken üçüncüye ne düşer siz biliyorsunuz.
* Oğlunuza buradan çıktığında boynuzların Edirne'den görülecek de demiştiniz.
ST: Onu Şale kızımıza soralım çünkü o haberi getiren oydu. Bu kelimemi söylememe neden olan olayı o anlattı bana.
Sinem: Şale onu bana anlattı ben de sizi kendime yakın hissettiğim için gelip size anlattım. Benim için söylenen bazı şeyler vardı ya onları anlattı.
* Sizin için de borcunuzu ödemediğiniz söylendi mesela...
S.T: İspatlandı, kızım makbuzu gösterdi. Ama bu kötü bir şey değil ki... Keşke benim için de hırslı bir kadın desinler.
vatan
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 23:29