Gündem
  • 12.2.2005 01:51

KKTC BAŞBAKANI MEHMET ALİ TALAT'TAN 'BAŞÖRTÜSÜ' KONUSUNDA AÇIKLAMALAR...

Marksizm kültürü ile yoğrulan ve kendisini “sosyalist” olarak tanımlayan Talat, başörtüsü yasağını anlamsız bulduğunu, üniversitelerin yanı sıra cumhurbaşkanlığı konutunun da başörtüsü takan kadınlara açık olması gerektiğini savundu. Talat, şimdilerde savunduğu Avrupa Birliği’ni ise eskiden “emperyalizm” olarak gördüğünü, komünizm yıkılmadan hemen önce AB’yi parti programına aldığını belirtti. Deniz Gezmiş’le aynı dönemde ODTÜ’de okuyan Başbakan Talat’ın Marksistliğin yanında bir de ‘mücahitlik’ geçmişi var. 1974 hârekatından hemen sonra Ankara’dan adaya dönen Talat, asker elbiselerini giyip Kırlı Bölüğü’ne katılır.

Şimdilerde Kıbrıs sorununa çözüm olarak Avrupa Birliği üyeliğini hararetle savunan KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, partisinin ve kendisinin geçmişte AB’yi “emperyalist bir proje” olarak gördüğünü hatırlatıyor. O dönemde Türkiye’deki solun da kullandığı ‘Onlar ortak, biz pazar’ sloganı dillerinden düşmemektedir. Partisinin başında 1990’a kadar Marksist yöneticiler bulunduğunu ve komünizm yıkılmadan hemen önce AB’yi parti programına aldığını belirten Talat, ideolojik çizgisini şöyle tanımlıyor: “Ben sosyalist bir insanım. Marksizm’in ruhundan ve mantığından dönmüş değilim. Marksizm’in özü eşitlik, dürüstlük, halk için çalışmaktır. Elbette değişim kaçınılmazdır. Değişmeyen insan statik kalır ve işe yaramaz.”

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Talat, Kıbrıs’ta narenciye ile uğraşan çiftçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş. Lise son sınıfta okurken, Rumlara karşı kurulan Türk silahlı gücünde ‘mücahit’ olarak görev alan Talat, 1970’te Deniz Gezmiş’lerin etkin olduğu ODTÜ’ye elektrik mühendisliği bölümüne kaydını yaptırır, Marksizm’le tanışır; ancak fraksiyonlara dahil olmaz. Talat’ın da yöneticisi olduğu Kıbrıslı öğrenciler daha çok Türkiye Sosyalist İşçi Birliği çizgisine yakındır. Okulunu başarılı bir şekilde bitiren Talat, 1974’te mezun olur ve İngiltere Birmingham Üniversitesi’nde master imkanı kazanır.

Talat, kendisini ziyarete gelen annesi ile Ankara’daki son günlerini geçirmeye hazırlanırken, Türkiye’nin 1974 müdahalesi ile karşı karşıya kalır. Talat o günleri şöyle anlatıyor: “Ankara’da kısılıp kalmıştık. Kıbrıs’a dönemeyeceğimiz söylenince CHP binasını bastık. Mutlaka dönmemiz gerektiğini söyledik. Sonunda başardık ve bizi feribotla Girne açıklarına götürdüler. Orada çıkarma gemisine bindik ve karaya çıkarıldık. Annemi eve gönderdim, kendim ise eve hiç uğramadan doğru dağa çıktım. Asker elbiselerimizi giydik, Kırlı Bölüğü’ne intisap ettim.” Talat, harekatın sonuna kadar dağlarda mücahitliğini sürdürdüğünü söylüyor. Harekat başarılı bir şekilde biter; ama Talat ve ailesinin ekonomik durumu olumsuz yönde etkilenir. Limon bahçelerinin sahibi olan babası, o yıl hiç ürün satamaz. Bu yüzden Talat, Birmingham’da yüksek lisansa gidemez ve ODTÜ’ye dönerek yüksek lisansını tamamlar.

Buzdolabı tamircisi diye dalga geçtiler

Yüksek lisansını tamamladıktan sonra Kıbrıs’a dönen Mehmet Ali Talat, özel sektörde değişik işler yapmaya başlar. Un fabrikasında yöneticilik yapan Talat, kireç fabrikası, tencere fabrikası ve yağ değirmeninde işçi olarak çalışır. Daha sonra ise “esas mesleğim” dediği bozdolabı tamirciliğine yönelir. Kendi atölyesini açan Talat, Milli Eğitim Bakanlığı’na atanıncaya kadar bu işi yapar. Siyasette yükselince bu işi, muhalafetin dilinde Talat’a karşı “Buzdolabı tamircisinden başbakan mı olur?” şeklinde alay konusu olur. Bunlara aldırış etmediğini söyleyen Talat, “Mesleğimle gurur duyuyorum. Çok iyi de tamirciyim.” diyor.

Zaman

Güncellenme Tarihi : 17.3.2016 11:05

İLGİLİ HABERLER