PROF. DR. FERİT BERNAY : "BU ÜLKENİN BAŞI CUMHURBAŞKANIDIR"
AYHAN GONCA
SAMSUN - YÖK krizini zirveye taşıyan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamaları karşısında görüşlerini dile getiren Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Rektörü Prof.Dr. Ferit Bernay, "Ülkenin yüksek makamlarının farklı fikirleri olabilir. Ancak, bu farklı fikirlerin tartışılacağı yer kamuoyu önü değildir" dedi.
İHA'nın devletin zirvesine taşınan YÖK kriziyle ilgili sorularını cevaplandıran OMÜ Rektörü Prof.Dr. Ferit Bernay, bir süredir siyasilerin Türk üniversiteleri ve üniversitelerin geleceğiyle alakalı demeçlerini kaygı ve üzüntüyle izlediğini söyledi. Prof.Dr. Bernay, "Türk üniversitelerinin geçmişte olduğu gibi gelecekte de, yüzyıllardır tüm bilim dünyasının yaptığı gibi hiçbir zaman siyasetin emrine girmeyeceğini herkesin bilmesi lazım. Tam tersi Türk ulusunun ve Türk insanının bize verdiği görev de, Atatürk'ün izinde, aklın ve bilimin yolunu takip etme görevidir. Biz bu görevi onurlu bir şekilde, başı dik yerine getiriyoruz, getirmeye de devam edeceğiz. Bu konuda hiçbir şekilde yolumuzdan dönmeyeceğiz ve başka yollara kaymamız bizden beklenilmemelidir. Anayasamız'ın bize verdiği görev de budur, Türk ulusunun tarihten gelen bütün ağırlığıyla bize yüklediği görev de budur. Sonuna kadar bu görevi yerine getireceğiz" diye konuştu.
"Başbakan Erdoğan'ın rektörlerle ilgili 'Hükümeti edebe sığmayacak şekilde eleştiriyorlar' şeklindeki açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz ve üniversitelerde politika var mı" sorusuna Rektör Prof.Dr. Bernay, şu şekilde cevap verdi:
"Üzüntüyle karşıladım. Kendisinden bunu düzeltmesini bütün rektörler olarak bekliyoruz. Üniversiteler olarak bunu Başbakan'dan istemek hakkımızdır diye düşünüyoruz. Üniversiteler kendilerini yetiştiren yerlerdir. Üniversitelerin öğretim üyelerinin bu kadar ağır lafları hak etmediklerini düşünüyorum. Bu konuda da sayın Başbakan'la birlikte sayın Milli Eğitim Bakanı'nın da bugün yaptığı bazı açıklamalar var, bunları bir an önce düzeltmelerini temenni ediyorum. Siyaset yapmak yönüne gelince, burada karıştırılan birşey var. Sayın Başbakan, 1990'lı yılların ortalarından itibaren üniversite öğretim üyelerinin siyasi partilerde görev almaları yönünde izin çıkmasına 'İşte bu siyaset demek' diye bakıyor. Burada bir yanlış anlaşılma var. Eğer biz Avrupa Topluluğu'na katılmaktan, demokrasiden bahsediyorsak, öğretim üyelerine bir özlük hakkı olarak, birer özgürlük, siyasetin de kalitesini yükseltmek için verilen bu hakkı sanki 'Siyasetin içine üniversiteler yönetim olarak girmişler' gibi değerlendirilmesini ben anlamakta zorlanıyorum. Bilindiği gibi, siyasi partilerin yönetimlerinde herhangi bir şekilde görev alan bütün öğretim üyeleri üniversiteler içindeki idari görevlerini bırakmak durumundadırlar. Yasa bunu gerektiriyor ve dolayısıyla üniversitelerin hiçbirisinde siyasi partilerle direkt ilişkide olan, onun yönetiminde görev alan öğretim üyelerinin üniversite yönetiminde bulunması bir kere yasaktır. İnsanların siyasi alanlarda fikirlerini söylemesiyle siyaset yapmak çok farklı birşey. Üniversitelerin siyasetin içinde bulunmalarından kastedilen üniversitelerin birer parti gibi gidip de seçimlere filan girmesiyse böyle bir girişim üniversitelerde şimdiye kadar olmadı. Bundan sonra zaten olması da bilimin doğasına aykırı. Üniversiteler yüzyıllardır siyasiler tarafından yöneticiler tarafından bu tip suçlamalara muhatap olurlar. Her eleştiride üniversitelerden yükselen, gerçekleri gözler önüne seren her uyarıda üniversiteler suçlanır. Biz bilim dünyası olarak buna alışkınız. Hemen bu çeşit bir karşılık alırız, bu bizi üzer ama yolumuzdan döndürmez. Çünkü biz doğruları söylediğimizi biliyoruz, doğruları söylemeye Türk ulusunun geleceği için gerçekleri her zaman ifade etmeye de devam edeceğiz. Bilimin, aklın gereği bu. Ayrıca Türk ulusu ve Türk tarihine karşı ve bilime karşı bizim evrensel bilime, insanlığa karşı sorumluluğumuz bunu gerektiriyor. Hiçbirimizin kalkıpta şu anda bir siyasi partiyle zaten ilişkimiz olamaz. Böyle bir girişimimiz de yok. Doğruları söylemeye devam edeceğiz. Hangi siyasi parti olduğu hangi hükümet, hangi iktidar olduğu, bizi bu konularda ilgilendirmez. Doğruları, iktidarlara, siyasi partilere ya da mevcut hükümetlere göre ayarlamak gibi bir kaygı ve durumumuz sözkonusu değildir. Biz doğruları söylemek durumundayız. Bilim adamı olmak bunu gerektirir."
"BU ÜLKENİN BAŞI CUMHURBAŞKANIDIR"
Rektör Prof.Dr. Ferit Bernay, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Genelkurmay Başkanlığı gibi yüksek makamların kamuoyu önünde tartışmalarının doğru olup olmadığı şeklindeki soruyu ise, "Devletin yüksek makamlarının elbette farklı fikirleri olabilir. Bu farklı fikirler beraber oldukları yerlerde dile getirilmelidir. Bunlar devletin üst yönetim makamları. Elbetteki farklı fikirlere sahip olmaları kadar doğal bir durum yoktur. Önemli olan ülkenin çıkarları doğrultusunda ana çizginin ortak bir şekilde belirlenip o yönde gidilmesidir. Bu ülkenin ve Cumhuriyetin başı Cumhurbaşkanı'dır. Dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı makamı altındaki tüm makamların o makamla ilgili tartışmalardan, kamuoyundaki tartışmalardan zaten otomatik olarak kaçınmaları gerekir. Benim devlet anlayışım bunu düşündürüyor. Elbette farklı fikirleri olabilir. Bu farklı fikirleri beraber oldukları zaten toplantılar ve görüşmeler var, buralarda dile getirmeleri gerekir. Kamuoyunda devletin yüksek makamlarını tartışmaya açmak TC devletine yarar değil, zarar getirir. Bunlardan kaçınmak gerekir."
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 20:44