Dünya
  • 15.8.2012 01:07

Putin 100 günde ne yaptı?

Hükümetin üçte ikisini yenileyerek Medvedev'i Başbakanlık görevine getiren Reusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 100 günlük karnesi açıklandı.

   Vladimir Putin Rusya devlet başkanlığı görevine başlayalı 100 gün oldu. Bu dönemde Putin, dış politikaya büyük önem vererek Çin, Almanya, Fransa, İngiltere, Meksika, İsrail, Ürdün ve Filistin dâhil olmak üzere 11 ülkeye ziyarette bulundu.

Putin uluslararası arenada, birçok bakımdan yeni yönlere önem vererek dikkati ortaklar arasında yeniden bölüştürdü. En ilginç olay, Putin devlet başkanlığı görevine başladıktan az bir süre sonra gerçekleşti. Putin, 8’ler Grubu’nun Camp David’de yapılan zirve toplantısına katılmaktan vazgeçti. Dış Politikada uzmanlaşan Yevgeniya Voyko, Rusya’nın Sesi Radyosu’na verdiği demeçte bu hususta şunları söyledi:

Putin Camp David’e gitmeyerek, ABD ile ilişkilerin Dmitriy Medvedev yönetimi zamanındaki gibi hızla ve parlak bir şekilde gelişmeyeceğini gösterdi. En azından ABD ile ilişkilerdeki söylem, Vladimir Putin’in yönetimi zamanında değişecek ve başka bir biçim alacak. Camp David Zirvesine Dmitriy Medvedev’in katılması, eski devlet başkanı ve şimdi başbakanlık görevini yürüten Medvedev’in eskiden olduğu gibi ileride de dış siyasetin bu yönünü kontrolü altında bulunduracağını gösterdi.

Bununla birlikte Vladimir Putin, ABD devlet başkanı Barack Obama ile bir araya gelerek görüşmeler yaptı. Bu görüşmeler, Rusya veya ABD topraklarında değil 20’ler Grubu’nun zirve toplantısı sırasında Meksika’da gerçekleşti. Putin bununla Rusya’nın ABD ile işbirliği yapmaktan vazgeçmediğini fakat bunun Rusya için öncelikli konu olmaktan çıktığını ima etti. Yevgeniya Volko, Putin’in dış politikasının öncelikle Asya bölgesine yönelik olacağı yönündeki inancını belirterek sözüne devamla şunları söyledi:

Öncelik, Çin ve Orta Asya ülkeleri olacaktır. Tabii ki Kazakistan ve Özbekistan da bu öncelikler arasında yer alacaklardır. Vladimir Putin, Haziran başlarında bu ülkeleri ziyaret etmişti. Çin’e gelince; Rusya ile Çin arasında dış politikanın önemli sorunları; öncelikle İran nükleer konusu ve Suriye sorunu konusunda işbirliğinin sürdürüldüğünü yinelemek gerekiyordu. Enerji kaynakları sevki ve Orta Asya’da Rusya ile Çin arasında devam eden rekabet ile ilgili olarak ülkelerimiz arasında belirli soğukluğun yer almasına rağmen iki ülkenin küresel sorunlar hususundaki tavırları arasında benzerlik olduğunu göstermek azami derecede önemliydi. Bunun yanında Rusya ile Çin birlikte, Batı blokuna karşı denge unsuru olabilirler.

Vladimir Putin yakın gelecekte Rusya’nın uluslararası arenada “yumuşak güç” politikasını daha aktif olarak uygulayacağını açıkladı. Bu açıklama Batı siyaset bilimcileri arasında özel ilgi uyandırdı. Bu politika milli çıkarların, kuvvete dayalı baskı yolu ile değil, ülkeye, kültürüne ve entelektüel mirasına ilgi ve sempati kazandırılması yoluyla savunulmasını öngörüyor. “Yumuşak güç”, Amerikan diplomasisinin buluşu sayılıyor. Şimdi ABD’nin politik eliti, Vladimir Putin’in başkanlığındaki Rusya’nın, Amerikan diplomasisinin bu buluşunu nasıl uygulayacağını dikkatle izleyecek.

Rusyanın Sesi


 

Güncellenme Tarihi : 22.3.2016 15:58

İLGİLİ HABERLER