ŞOK GELİŞME!... AB KOMİSYONU: TÜRKİYE KIBRIS'TA AB TOPRAĞINI İŞGALCİ DURUMUNA DÜŞTÜ
BRÜKSEL - AB Komisyonu'nun günlük olağan basın toplantısında Kıbrıs konusuna ilişkin kapsamlı açıklamalar yapılırken, soruna çözüm bulunmadığı takdirde Rum kesiminin bugünkü yapısıyla, ''Kıbrıs Cumhuriyeti'' olarak AB'ye tam üye olacağı, bu durumda Türkiye'nin AB toprağını ''işgal etmiş'' sayılacağı açıklandı.
AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'in sözcüsü Jean-Christophe Filori, Lahey'de yapılan ve sonuçsuz kalan müzakereleri değerlendirirken, AB'nin ''birleşmiş bir Kıbrıs'ı tam üye almayı tercih ettiğini, ancak Kıbrıs'ın, çözüm olmasa dahi, AB'ye tam üye alınmasının Kopenhag'da kararlaştırıldığını'' söyledi.
Basın toplantısında AB Komisyonu'nun Kıbrıs'a ve Lahey müzakerelerine ilişkin bir açıklamasını okuyan Filori, BM Genel Sekreteri'nin önerisi üzerinde uzlaşma olmamasından duydukları üzüntüyü dile getirerek, Kofi Annan'ın bu önerisinin masada kalmasını istediklerini, AB'nin Annan'a desteğinin tam olduğunu belirtti.
AB Komisyonu'nun, Kıbrıs Rum kesiminin tam üyelik sürecinin ''çözümsüzlük halinde bile'' devam edeceğinin güvencesini verdiğini ve bunu bir kere daha teyit ettiğini söyleyen Filori, ''Komisyon, tüm tarafları ve özellikle Türkiye'yi, çözüm aranması yolunda cesaretlendiriyor'' diye konuştu.
Kıbrıs Rum kesiminin tam üyelik anlaşmasının 16 Nisan'da imzalanacağını, bir uzlaşma olmadığı takdirde, ''Kıbrıs Cumhuriyeti'nin, bugün tanındığı şekilde'' bu anlaşmayı imzalayacağını ve tam üye olacağını, değişiklik olursa anlaşmanın hemen duruma uyarlanabileceğini belirten Filori, ''Takvimde değişiklik olmayacak. Kıbrıs'ın tam üyeliği kararlaştırıldı ve bu karar uygulanacak'' dedi. Filori, Günter Verheugen'in, geçen hafta, Londra'daki açıklamasını da hatırlattı.
Verheugen, bu konuşmasında özetle şunları söylemişti:
''Bizim tercihimiz, sorunu çözülmüş bir Kıbrıs'ın AB'ye katılımıdır. BM Genel Sekreteri'nin önerisi, kaçırılmaması gereken bir fırsattır. Taraflar, barış ve istikrar getirecek olan bu fırsatı kaçırmamalıdır. Türkiye de çözümsüzlük halinde, AB'ye katılım sürecinde karşılaşacağı sonuçlar konusunda uyarıldı. Türkiye'ye son ziyaretimde açıkça belirttim. Türkiye'nin, 1 Mayıs 2004'ten itibaren, resmen tanımadığı bir devletin AB üyesi olması halinde, tam üyelik müzakerelerine başlaması zor olur.'' AB Komisyonu'nun 2004 sonunda Türkiye raporunu sunacağını ve Türkiye'nin tam üyelik müzakerelerinin başlatılması kararının bu rapor doğrultusunda alınacağını belirten Filori, o tarihte Türkiye'nin tanımadığı bir devletin AB üyesi olacağını, bu durumda tam üyelik müzakerelerinin başlatılmasının son derece zor olacağını söyledi. Kıbrıs Rum kesiminin 2004 yılı Mayıs ayında AB'ye ''her halükarda'' tam üye olacağını belirten Filori, bu tarihten itibaren, ''Türkiye'nin AB toprağını işgal etmiş sayılacağını'' söyledi.
Filori, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kıbrıs'taki varlığının uluslararası alanda ''işgal'' olarak görüldüğünü, AB'nin de bunu böyle gördüğünü, durumun değişmeyeceğini anlattı.
''Kimse KKTC'yi tanımadı'' diyen Filori, yasal olarak ''Kıbrıs Cumhuriyeti''nin var olduğunu ve muhatap alındığını söyledi. Sorunun ''siyasi'' olduğunu ifade eden Filori, ''Siyasi açıdan çok zor bir durum yaşanacak'' dedi.
Filori, soruları yanıtlarken, Kuzey Kıbrıs için, 3 yılda 270 milyon euro yardım öngördüklerini, bu yardımın ekonomik denge ve gelişme sağlamak için değerlendirilebileceğini, yardımın sadece çözüm halinde verileceğini söyledi.
Filori, Türkiye'ye halen 177 milyon euro olan yıllık yardımın da en az iki misline çıkarılacağını anlattı.
PROF. KÖNİ: "AB, TÜRKİYE ÜZERİNDE BASKI YARATMAK İSTİYOR"
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Köni, AB Komisyonu'nun ''Kıbrıs tam üye olunca Türkiye AB toprağını işgal etmiş sayılacak'' açıklamasının, temel olarak ''Türkiye üzerinde baskı yaratmayı amaçladığını'' söyledi.
Köni, Lahey'deki görüşmelerde Annan planının sadece KKTC değil aynı zamanda Rum tarafınca da kabul edilmediğini, plan kabul edilse de edilmese de Rum tarafının AB'ye alınacağının önceden beyan edildiğini hatırlattı ve ''Komisyon'un açıklaması, Türkiye'nin üzerindeki baskının artırılması amacını taşıyor'' diye konuştu.
''Komisyon'un açıklamasını sıkıştırma blöfü olarak görüyorum'' diyen Köni, şunları belirtti:
''Bir sürü devletler hukuku konusu var. AB tek yanlı olarak Lefkoşa ve Zürich anlaşmalarını reddedip, baskı yapabilmek için yeni bir hukuk boyutu yaratmaya çalışıyor. Lefkoşa anlaşmalarının sona ermesi, Türk tarafının işgalci kabul edilmesi, bunlar Komisyon açıklamalarıyla olacak şeyler değil.'' Prof. Köni, Kıbrıs konusunda görüşmeleri yürütenlerin, mutlaka böyle bir açıklamanın da gelebileceğini hesaba katmış olmaları gerektiğini, bunun beklenmedik bir açıklama olmadığını söyledi.
AB Komisyonu, Kıbrıs sorununa çözüm bulunmadığı takdirde Rum kesiminin bugünkü yapısıyla AB'ye tam üye olacağını, bu durumda Türkiye'nin AB toprağını ''işgal etmiş'' sayılacağını açıklamıştı.
(Milliyet)
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 19:32