Gündem
  • 27.12.2013 21:04

Tayyip Erdoğan bombaladı

Başbakan parti otobüsünün üstünden kendisini bekleyen kalabalığa bir konuşma yaptı.
Konuşması sırasında sık sık Fethullah Gülen'in bedduasını dile getiren Erdoğan, "Müslüman adam beddua etmez dua eder. Müslüman adam müslüman bir adam beddua edip kötülüğünü istemez" dedi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, özel uçak "ANA" ile saat 19.00'da İstanbul'a geldi. Kocaeli'den gelen Başbakan Erdoğan, Atatürk Havalimanı'nda kendisini bekleyen coşkulu kalabalık tarafından karşılandı.

"DEVLETİ ÖNCELEYEN DEĞİL, İNSANI ÖNCELEYEN BİR ANLAYIŞI GETİRDİK"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 11 yıldır kendilerinden böyle bir sıçramayı belemeyenlerin, böyle bir nokaya gelecekelerini tahmin etmeyenlerin oyunları bozulunca başka yöntemlere başvurduklarını söyleyerek, "Bu olayın uluslararası boyutu vardır. Ama ulusal bazda da ne yazık ki, bu işin taşeronları vardır. Biz isterdik ki; aynı istikamete yönelen insanlar, aynı istikamete doğrulan insanlar, birbirini vurmasın. Biz el ele vermeye mecburuz, biz omuz omuza vermeye mecburuz. Zira, biz neyin kavgasını yapıyoruz? Bizim tek mücadelemiz var. Nedir o mücadele? Önce insan, sonra devlet. Biz bunu başardık. Devleti önceleyen değil, insanı önceleyen bir anlayışı getirdik" dedi.

“BİR MEŞREBİ, BİR MİZACI, BİR OLUŞUMU İSTİSMAR EDENLERE SÖZÜMÜZ VAR”
Adeta miting alanını andıran VIP Salonu önünde sık sık “Dik dur eğilme, bu millet seninle” sloganları yükseldi. Erdoğan kalabalıktan yükselen bazı sloganlar üzerine ise, “Biz bir şeye bakacağız. Her şeyden önce bizler bir meşrebi, bir mizacı, bir oluşumu istismar edenlere sözümüz var. Asla onlara gönül verenlere sözümüz olamaz” dedi.
Alanı dolduran kalabalığa seslenen Başbakan Erdoğan, “Türkiye farklı bir dönemi yaşıyor. 10 yıldır bizden böyle b ir sıçramayı beklemeyenler bizim böyle bir noktaya geleceğimizi tahmin etmeyenler oyunları bozulunca maalesef çok farklı yöntemlere başvurdular. Çünkü bu olay ulusal bazda bir olay değildir. Bu olayın uluslararası boyutu vardır. Ama ulusal bazda da ne yazık ki bu işin taşeronları vardır. Biz isterdik ki aynı istikamete yönelen insanlar, birbirine vurmasın. Biz el ele vermeye mecburuz, omuz omuz vermeye mecburuz. Zira biz neyin kavgasını yapıyoruz? Bizim tek mücadelemiz var, önce insan, sonra devlet. Biz bunu başardık. Devleti önceleyen değil, insanı önceleyen bir anlayışı getirdik. Şişte şu anda bu zihniyete gönül veren İstanbul bambaşka bir aşka, heyecanla burada olağanüstü buluşmayı gerçekleştirdi” dedi.
Başbakan Erdoğan, operasyonların adına “yolsuzluk” konulduğuna dikkat çekerek, “Dikkat edin adını yolsuzluk operasyonu koydular. Bunun adını yolsuzluk operasyonu koyanlar yolsuzluğun içinde olanların ta kendisidir. Bu yaşayan birisiyim ben. Zira geçmişte nelerin olduğunu, bittiğini bilenlerden birisiyim. Biz damdan düşerek geldik, atamayla gelmedik ve şurada millet burada” şeklinde konuştu.

 

BİZ DAMDAN DÜŞEREK GELDİK, ATAMAYLA GELMEDİK.

Başbakan "Yola çıkarken söyledik ya, biz bu millete efendi olamaya değil, biz bu millete hizmetkar olmaya geldik. Dikkat edin, adını ne koydular. Yolsuzluk operasyonu koydular. Kardeşlerim, bunun adını yolsuzluk operayonu koyanlar yolsuzluğun içinde olanların ta kendileridir. Bunu yaşayan birisiyim ben. Zira geçmişte nelerin olduğunu, nelerin bittiğini bilenlerden bir tanesiyim. Biz damdan düşerek geldik, atamayla gelmedik. Egemenlik yardının değildir, yürütmenin de değildir. Egemenlik milletindir."

“BÖYLE BİR SAVCILIK OLABİLİR Mİ?”
Yargının “Savcılar, hakimler herhangi bir eleştiriye tabi tutulamaz” dediğini belirten Erdoğan, “Ne demek o? Yani sen gizlilik kaydı olan evrakı medyaya sızdıracaksın, senden başsavcı ve başsavcıvekili dosyayı isteyecek getirmeyeceksin, ondan sonra da ‘aman bunlara konuşulmaz.’ Kardeşim ben konuşuyorum ve bu savcı kendisinden dosya alındığı zaman kalkıp İstanbul Adliyesi’nin önünde üniversite yıllarımızdaki o marjinal grupların militanları gibi eğer basın bildirisi dağıtabiliyorsa ben konuşuyorum. Siz bugüne kadar böyle bir savcı duydunuz mu? Böyle bir savcılık olabilir mi. Gizlik kaydı olan evrak neden acaba gizlilik kaydıyla anılıyor. Çünkü orada ‘beraatızimmet asıldır’ kaydı var. Bir insanın suçu tespit edilmediği sürece siz bir insana suçlu damgası vuramazsınız. Siz bunu basına veriyorsunuz bu insanlar basında hemen damgalanıyor. ‘100 milyar dolar devlet zarar uğratıldı’ deniyor. Sen ya hesap vermiyorsun, ya bu dünyadan haberin yok. Savcı müddeidir, iddia makamıdır. Burada zerre kadar kendiniz hukuk kurallarına tabi olmayı öğrendiyseniz o zaman bu iddianızı ispat edeceksiniz. Etmezseniz müfterisiniz. Çünkü bu iktidar bugüne kadar tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemedi, yedirtmedi” diye konuştu.

GİZLİLİK DİYOR BASINA SIZDIRIYOR

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadı dün yaptığı açıklamalarının manidar bulduğunun altını çizen Başbakan Erdoğan şunları söyledi: "Egemenlik yargının değildir, egemenlik yürütmenin de değildir. Egemenlik milletindir milletin. Fakat egemenliği milletin elinden alıp, egemenlik yetkisini kullanmak bana aittir diyen yargı da bunun hesabını vermelidir. Bu millete gönül veren, hizmetkar olan insanlar kalkıp da derme çatma iddialarla tutuklanıyorsa burada bir bit yeniği var. Şimdi ne diyorlar; konuşamayacaksın diyorlar. Silivri'nin kapısına gidenlere bunu söyleyemiyordunuz. Dün İstanbul Başsavcısı'nın yaptığı açıklama manidardır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı suçüstü yapmıştır. Başsavcı dosyayı istiyor, gizlilik olduğu gerekçesiyle dosyayı vermiyor, basına sızdırıyor."

KARDEŞİM BEN KONUŞUYORUM

Konuşmasında yargıyı sert bir şekilde eleştiren Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: "Yargı diyor ki; savcılar, hakimler, onlar herhangi bir eleştiriye tabi tutulamaz. Ne demek o? Sen gizlilik kaydı olan evrakı medyaya sızdıracaksın, dosyayı başsavcıya vermeyeceksin. Ondan sonra aman bunlar konuşulmaz. kardeşim, ben konuşuyorum. Ve bu savcı kalkıp İstanbul Adliyesi'nin önünde, üniversite yıllarımızdaki marjinal militanlar gibi basın bildirisi dağıtabiliyorsa ben konuşuyorum. Siz bugüne kadar böyle bir savcı gördünüz mü? Ne demek gizlilik kaydı?"

 

100 MİLYAR DOLAR DEVLET ZARARA UĞRATILMIŞ, İSPATLA

Yolsuzluk iddialarına ilişkin olarak yapılması planlanan ikinci operasyon hakkında da konuşan Erdoğan, "Biz insanın suçluluğu tespit edilmediği sürece siz bir insana suçlu damgası vuramazsınız. Basına veriyorsunuz, basın da bu insanları hemen damgalıyor. 100 milyar dolar devlet zarar uğratılmış. Ya sen ya hesap bilmiyorsun ya da bu dünyadan haberin yok. Savcı iddiasını ispatla mükelleftir. O zaman bu iddianızı ispat edeceksiniz. Etmezseniz müfterisiniz. Çünkü bu iktidar bugüne kadar tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemedi, yedirtmedi. Minareyi çalan kılıfını hazırlar. Bunlar çaldıkları veya çalmaya hazırlandıkları minarenin kılıfını hazırlıyorlar. Bunlarda her yol mübah. Bunlar ailelerin mahremiyetine girecek kadar ahlaktan yoksun" dedi.

PARTİNDEN KOVULAN ADAMI ADAY GÖSTERİYORSUN

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu sert bir dille eleştiren Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: "Ana muhalefetin genel müdürü SGK'nın genel müdürü iken Rahşan affıyla yolsuzluktan yırttı. Ayrıca Sayın Baykal'ı sen bir kasetle götürdün. Eğer o kaset olmasaydı sen şu an CHP'nin genel başkanı olmayacaktın. Ayrıca Sayın Baykal'ın ihraç ettiği, yolsuzluk klasörü önünde boy boy resimler verdiğin kişiyi İstanbul'a aday yapıyorsun. Yolsuzlukları sebebiyle partisinden kovulan adamı tekrar içeri alacak kadar karnı geniş. Ben şimdi sizden bir şey istiyorum. Şurada 90 günümüz var. 30 Mart yeni bir milattır. Yeni Türkiye'yi kurmaya, inşa etmeye yeni bir milattır. Buna hazır mıyız? Kapı kapı dolaşarak bildiklerimizi anlatmaya hazır mıyız?"

 

DERSHANELERE GİTMEYİN ÇAĞRISI

Fetullah Gülen'in açıklamalarına atıfta bulunan Başbakan Erdoğan, "Biz birilerinin konuştuğu gibi konuşmayacağız. Yumuşak dil ile konuşacağız. Beddualarla konuşmayacağız. Çünkü bir Müslüman bir Müslüman'a beddua edemez. Biz bu tuzaklara da gelmeyeceğiz. Bedduaya lanet, duaya evet, duaya davet. Buna bakacağız. Gezi'de ülkeye çok şey kaybettirdiler. Şimdi de bununla ülkeye çok şey kaybettiriyorlar. Faizin, borsanın, dövizin durumu ortada. Bunun hesabını nasıl verecekler. Dershaneler diye bir olay tutturdular, olayı bu noktaya getirdiler. Bu olay dershaneler sürecinin bir devamıdır. Ben Ak Parti'ye gönül verenlere sesleniyorum. Siz de gelin 'Devletin okulları bize yeter, biz başka bir şey istemiyoruz' deyin. Tavrınızı koyun" dedi.

BİZE İHANET EDENİ KAPININ ÖNÜNE KOYARIZ

Ak Parti'den istifa eden bakan ve milletvekillerine yönelik açıklamalarda bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Şu ana kadar bizimle görev yapan eski arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Onlar ne derse desin bu davada beraber bir yerlere geldik. Bizimle bu yola çıkıp ta kusura bakmasınlar yolculuk esnasında bize ihanet edenlere de hala beraber yürüyelim demeyiz. Onları da kapının kenarına koyarız. Çünkü millet siz partimize ihanet edin diye oyları vermedi. Partinin bir iç disiplini vardı, bakanlıktan ayrılana kadar her şey cici güzel, bakanlıktan ayrıldıktan sonra bakıyorsun ben filanca bakanı beğenmedim. Senin böyle bir yetki mi var? Ya önce haddini bil" diyerek sözlerini tamamladı. 

ACABA HSYK BU SAVCI HAKKINDA NE YAPACAK?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Gezi olayları ve 17 Aralık operasyonlarının ortak yanının AK Parti iktidarını çökertmek olduğunu söyledi. Erdoğan, “Burası bir muz cumhuriyeti değil. Acaba HSYK bu savcı hakkında ne yapacak? Şimdi ben bununla ilgili de suç duyurusu yapıyorum” dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Havalimanı’ndan sonra Üsküdar Kısıklı’daki konutunun önünde de coşkulu bir kalabalık tarafından karşılandı. Binlerce kişi saatler öncesinden Erdoğan’ın konutunun önünde toplandı. Çok sayıda bakanın da eşlik ettiği Erdoğan, parti otobüsünün üstünden coşkulu kalabalığa seslendi. Konuşması sık sık sloganlarla bölünen Erdoğan, “Hiç endişeniz olmasın. Allah’ın izniyle bu can bu tende olduğu sürece biz milletimize hizmet yolunda, vatanımıza hizmet yolunda bu yola devam edeceğiz. Çünkü bizim bir derdimiz var. 79 senede Türkiye’mizin geldiği yer belli ve 26. Sıradan devraldığımız bir ekonomiyi 17. sıraya çıkardık dünyada, Avrupa’da 6. sıraya. Hortumları kestik. Hortumların kesildiği bir Türkiye’de maalesef devletin içine çöreklenmiş olan bazı çetelerin, bazı örgütlerin bu ülkede masum insanları işadamlarını kalkıp farklı şekilde onları lekelemeleri, içinde bir şey olmayacağını bildikleri halde medyaya gizli evrakları sevk etmeleri hiçbir hukuk devletinde olmaz. Bu ister savcı olsun, ister hakim olsun. Şimdi birileri çıkmış milletin egemenlik hakkını almaya çalışıyorlar. Bu hak millete aittir. Millete ait olan bu hakkı kimse alamaz” dedi.
“Şu anda ellerine geçirmiş oldukları veya onlara verdiğimiz fırsatı maalesef hukuk içinde değil, hukuk dışında kullananlar da bunun hesabını vermelidir” diyen Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
“Anayasa 138 ortada. Adli kolluklarla ilgili atılan bir adım oldu. Anayasanın 138. maddesini HSYK ihlal etmiştir. Danıştay’da yargı süreci devam ederken açıklamada bulunmak suretiyle orayı baskı altına almıştır. Siyasetçi bir açıklama yaptığı zaman rahatsız olan yargının acaba bu açıklama nedeniyle nasıl bir tavır ortaya koyacağını da göreceğiz. Aynı şekilde bir savcı malum medyayı yanına alarak oradan kendilerine servisler yapılıyor ve servise alıp kendilerine tavır koyunca da bu defa farklı bir havanın içine giriyor. Dün başsavcıyı, başsavcıvekilini aldatma yoluna gitti ve onlara dosyaları vermiyor. Ardından da kalkıyor aynı adam bu defa da ‘benim elimden yetkilerim alındı, dosyalarım alındı’ diyor. Bir başsavcı yetkili verdiği yetkiyi, verdiği gibi almasını da bilir. Sen görevini dürüst yapmazsan senin elinden bu yetkiyi de alır. Ne hallere geldik. Bir savcı kalkıp da basın bildirisi dağıtır mı? Burası Türkiye ileri demokrasiye, temel hak ve özgürlüklere her geçen gün daha ileri derecede kavuşmanın mücadelesini veren Türkiye. Burası kusura bakmasından bir muz cumhuriyeti değil. Acaba HSYK bu savcı hakkında ne yapacak? Şimdi ben bununla ilgili de suç duyurusu yapıyorum. Hem bu ülkenin bir vatandaşı olarak, milletin vekili olarak, başbakan olarak suç duyurusu yapıyorum.”
Başbakan Erdoğan, kalabalıktan yükselen “Dik dur eğilme, bu millet seninle” sloganları üzerine ise, “Dik duracağız, dikleşmeyeceğiz. Hiç endişeniz olmasın. Biz bu yola kefenimizi giyerek çıktık. Hizmetimiz kıskanıldı. 79 senede yapılamayanları biz 11 seneye sığdırdık, bu kıskanıldı. Sadece Türkiye değil, uluslararası kıskandı, Türkiye’deki taşeronları devletin içindeki çete, örgütler kıskandı” dedi. Erdoğan, “Kıskananlar çatlasın” sloganlarına da, “Çatlamasın. Olur ya onlar da bir gün yolumuza gelir” dedi.
Peygamber Efendimizin beddua etmediğini anlatan Erdoğan, “Müslüman, Müslüman’a beddua etmez. Müslüman, Müslüman’ın hidayetinin artmasını ister” diye konuştu. Erdoğan, “Mücahit Erdoğan” sloganları atan kalabalığa, “Mücahitlik nere biz nere. Hiç karıştırmayın” dedi. Konuşmasını sürdüren Erdoğan, “Biz beddua kavramını lanetliyoruz. Ama duaya da davet diyoruz. Şu anda 90 günümüz var. 90 gün biz kapı kapı dolaşacağız. Biz asla ürkütücü olmayacağız, tam aksine kucaklayıcı olacağız. Yumuşak dil ile anlatacağız. Bildiklerimizi bilmeyenlere duyuracağız. Gezi olaylarında bir girişimde bulundular: Şimdi de 17 Aralık’ta bir başka girişimde bulundular. Ama unutmayın Gezi olaylarıyla, 17 Aralık’ta olanların ortak yanları var. Ortak yanları Ak Parti iktidarını çökertmek. Ama başaramayacaklar. Çünkü iki seçenek var. Ya millet, ya zillet. İnşallah millet kazanacak. Zilleti isteyenler yine kaybedecek” şeklinde konuştu.
Başbakan Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu da eleştirerek, “Bizi yolsuzluklara itham edenlere başta ana muhalefetin genel müdürüne burada da sesleniyorum. Kasetle oraya geldi. Şimdi de dolaşan kasetler, dinlemeler var ya aynı örgüt” dedi.

Murat ÇAKIR - Özgür ARSLAN İstanbulDHA

Bu video Adobe Flash Player'ın son sürümünü gerektirmektedir.

 

Güncellenme Tarihi : 19.3.2016 08:59

İLGİLİ HABERLER