KAYNAK : Haber Vitrini
İSTANBUL- Son yıllarda flora-fauna turizminin hızla yayılmaya başlaması, Avrupa'nın gözlerini ülkemize çevirmesine sebep oldu. Türkiye'nin dört bir yanında yetişen bitki türlerinden 3 bin tanesini, dünyanın bir başka ülkesinde görmek mümkün değil.
Akdeniz'de en fazla endemik bitkiye sahip olan ülkelerden olan Yunanistan'da bile bu rakam ancak 800'lerde kalıyor. Avrupa'da toplam 60 bin civarında hayvan türü barınıyor iken, ülkemizde bu rakam 40 binlere ulaşıyor. Aksaray Ihlara Vadisi'nde yetişen sarı renkli yabani gül, Aksaray Tuz Gölü'ndeki tuz seven bitkileri, Antalya Termessos'ta bulunan dağ çayı da denilen çalımsı bitki, yine Antalya Gemboz Yaylası'nda yetişen kardelen, yoğurt otu, çiğdem ve sarı kokulu ile Erzincan'ın 'çağşır'ı ve Erzurum'un 'süsen'i, ülkemizde bulunan endemik bitki türlerinden yalnızca birkaçı.
ILIMAN İKLİM KUŞAĞININ AVANTAJI
İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Botanik Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Tuna Ekim, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin, ılıman iklim kuşağında bulunan ülkeler içinde flora-fauna açısından hem zengin hem de ilginç olan ülkelerin başında geldiğini belirterek, bugün Türkiye'de, yaklaşık 10 bin civarında tohumlu bitki türü yetiştiğini bildirdi.
Avrupa'nın florik açıdan en zengin ülkelerinde bile bu rakamın 5 bin civarında olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tuna Ekim, tüm Avrupa kıtasında ise bu rakamın 12 bin olduğunu. kaydetti. Bitki bakımından en zengin komşumuz olan İran'da ise ortalama 8 bin bitki türü olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ekim, "Türkiye'de bulunan 10 bin çeşit bitkiden 3 bini, dünyanın başka bir ülkesinde görülemez, yani endemiktir. Bu yüzden Avrupalılar Türkiye'ye önem veriyor. İngiltere'de hemen hemen hiçbir endemik bitki türü yok. Akdeniz'e uzak olan diğer Avrupa ülkelerinin çoğunda ise bu sayı 20'yi geçmez. Yunanistan'da bu rakam 800, İspanya, İtalya'da ise 5-6 yüz civarındadır" dedi.
"ORMANLARIMIZIN YÜZDE 95'İ DOĞAL"
Fauna konusuna gelince, tüm Avrupa'da yaklaşık 60 bin civarında hayvan türü yetiştiğini kaydeden Prof. Dr. Tuna Ekim, "Türkiye'de ise bu rakamın 40 bin civarında olduğu söylenir. Bazı bilim adamlarına göre ise, Türkiye'de 60-80 bin civarında hayvan türü bulunmaktadır. Avrupa'da ormanların sadece yüzde 5'i doğalken, Türkiye'de bu rakam yüzde 95'e çıkıyor. Ülkemize gelen bir turist, deniz seviyesinden itibaren doğal yapıyı görebiliyor, bu da turistlere ilginç geliyor" diye konuştu.
"BİTKİLERİMİZ YURT DIŞINA KAÇIRILIYOR"
Bazı turistlerin, bu işin ticaretini yapmak amacıyla Türkiye'ye geldiğini belirten Prof.Dr. Ekim, "Bunlar kontrol edilemediğinden, gezinti sırasında kaçak bitki, hatta hayvan alıp ülkesine götürebiliyor. Buradan götürdükleri kaçak soğanları ciddi rakamlara ülkelerinde satıyorlar. Bunlar genellikle, nadide bitkilerin nerede olduğunu çok iyi bilirler. Eğer bu işler bir rehber eşliğinde kontrollü olarak yapılırsa, bu önlenmiş olur. Avrupa'da herhangi bir dağda izinsiz olarak bitki toplamanız yasaktır. Halktan birisi görse dahi, hemen müdahale edip resmi makamlara haber verir. Bizim ülkemizde ise yörenin insanları misafirperverlik örneği olarak, bu bitkilerin yerlerini kendileri gösterip, kendi elleriyle turistlere verirler" dedi.
"TÜRKİYE, BİTKİ MERAKLILARINI CEZBEDİYOR"
Dünyada bitki meraklıları çok fazla olduğunu, hatta organize olup dernek kuranlar bile bulunduğunu söyleyen İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Botanik Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Tuna Ekim, "Örneğin Orkide Sevenler Derneği, Kardelen Sevenler Derneği, Ağaç Sevenler Derneği bunlardan sadece birkaçı. Genellikle kendi aralarında düzenledikleri turları bir seyahat acentesinden bağımsız olarak kendileri organize ederler. Bu dernekler için, Türkiye oldukça dikkat çeken bir ülke. Türkiye, coğrafi konumu açısından olduğu kadar, sosyo-politik konumu gereği de daha fazla şansa sahip" diye konuştu.
"BOTANİKÇİ REHBER YOK"
Prof.Dr. Ekim, bu tip geziler için Türkiye'de en önemli engeli, 'şu anda bu turistlere rehberlik yapacak kimsenin olmamasını' gösterdi. Botanikçilerin çoğunun, konuşma anlamında yabancı dillerinin oldukça sınırlı düzeyde olduğunu vurgulayan Prof. Ekim, "Kitapları rahatlıkla okuyup tercüme ederler ama, bunu akıcı bir dille turiste anlatamazlar. İngilizce bilen rehberler botanik bilmez, botanik bilenlerin ise yabancı dilleri yoktur. Bunların dışında önemli sayılabilecek engeller yok" dedi.
Rehberin hem bitki hem de hayvan türlerini bilmesi gerektiğini vurgulayan Prof.Dr. Ekim, "Şu anda bu imkansız. Bitki türlerinin Latincesini bilmesi lazım. Üniversitelerden de tam randımanlı yararlanamazsınız. Sadece flora-fauna ile ilgili rehberler yetiştirilmesi gerekiyor" diye konuştu.
"BÜYÜK BİR BOTANİK BAHÇEMİZ BİLE YOK"
Malezya, Singapur, Brezilya, Ortadoğu ülkeleri, Çin ve Singapur'un, orkideyi çok önemli gelir kaynağı haline getirdiğini ifade eden Prof. Dr. Ekim, "Dünyaca ünlü botanik bahçeleri vardır. Mesela tüm kelebek çeşitlerini, yaşayabilecekleri doğayla yakın bir ortam oluşturarak aynı mekanda bir araya getirmişler. Yılın hangi ayında giderseniz gidin, yüzlerce çeşit kelebeği bir arada görebilirsiniz. Buradan çok da para kazanıyorlar. Türkiye'de ise bırakın böyle mekanları, büyük bir botanik bahçemiz bile yok" dedi.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 16:28