Gündem
  • 30.4.2007 13:01

BAYKAL MİTİNGE KATILANLARI CHP'YE ÇAĞIRDI

MÜGE TUTCALI
ANKARA (İHA) - CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, 1971 ve 1997 askeri müdahalelerini hatırlatıp, müdahalelere maruz kalan iktidarların mağdur olarak görülmediğini belirterek, "Milletimiz devlet kurumları ile çatışan, gerginlik yaratan hiçbir iktidara destek olmak istemiyor" dedi.


Baykal, toplumu cumhuriyeti yönelik tehlikelerle ilgili hem uyardıklarını hem de tehlikeye karşı yapılması gerektiği konusunda uyardıklarını söyledi.

23 Nisan'da cumhuriyete karşı bu tutumun ideolojik manifesto olarak ortaya çıktığını ifade eden Baykal, "Cumhuriyete karşı bilinçli bir meydan okuma vardır" dedi.

 Sadece devlet kurumlarını değil, milleti de göreve çağırdıklarını ve artık milletinde cumhuriyete sahip çıkmak gerektiğini gördüğünü kaydeden Baykal, ilk kez halkın sorumluluk üstlendiğini,harekete geçtiğini ve bugüne kadar devletin kurumlarının yaptığı işi üstlendiğini memnuniyetle gördüğünü anlattı.

14 ve 29 Nisan mitinglerinde yeni bir siyaset ve yeni bir Türkiye'nin şekillendiğini belirten Baykal, "Her iki mitingi de yeni bir Türkiye'nin müjdecisi olarak görüyorum. Herkes tehlikenin farkındadır, üzerine düşeni bilmektedir ve harekete geçmiştir" dedi.

Çıkış yolunun demokrasi içinde halkın sorumluluk alarak kaderine el koyması olduğunu belirten Baykal, meydanlardaki gücün sandığı nasıl yansıyacağı konusunda endişeler olduğunu da dile getirdi. Baykal, "O gücün ortaya çıkması nasıl sağlandıysa, o gücün sandığa yansıması da aynı şekilde sağlanacaktır. İnsanlar sandıkta da bilinçlerinin, sorumluluklarını ortaya kıyacaktır" dedi.


Siyasi partilerin birleşmemsi ile ilgili tartışmaları da değerlendiren Baykal, cumhuriyetin kazanımlarına sahip çıkan insanları tek çatı altında toplamak için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi.

 Bunun için önlerine çıkan her fırsatı da en iyi şekilde değerlendireceklerini vurgulayan Baykal, "Badece merkezin solundaki güçlerin birlik olması değil, cumhuriyeti birleştirmek, bütünleştirmek için merkezin sağındaki-solundaki, sosyal demokrat, muhafazakar, liberal tüm güçlerin el ele vermesi gerektiğine inanıyoruz. Böyle büyük bir ulusal bütünleşmeyi ideolojik bir ayrışmaya sürüklemeden, toplumun bütün güçlerini bir araya getirecek bir anlayışla uygulamalıyız" şeklinde konuştu.

Türkiye'de istikrarın meclisteki üçte iki çoğunlukla sağlanamayacağının ortaya çıktığını ifade eden Baykal, "Türkiye'de istikrar, bugünkü siyasi monopolun kırılmasıyla görülecektir" dedi.

KRİZİN SORUMLUSU İKTİDAR
Daha sonra soruları cevaplandıran Baykal, Genelkurmay Başkanlığı tarafından 27 Nisan'da yayınlanan bildiriden, yayınlanmasından önce haberdar olduğu ve bir köşe yazarının Baykal ve Genelkurmay arasında mesaj transferi yaptığı yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine, hiçbir şekilde bildiriden önceden haber olmadığını söyledi.

Bildiriyi iletişim danışmanı Baki Özilhan'ın telefonu ile öğrendiğini ve sonrasında televizyondan takip ettiğini ifade eden Baykal, "Yayınlanmadan önce haberdar olma konusu sözkonusu değildir. Durum çok açık. Bugün gelinen noktada Türkiye artık devlet kurumlarının uyarı yapma ihtiyacı duyduğu noktaya gelmiştir" dedi. Ben inanıyorum ki Türkiye'de hiçbir çevrenin ya da devletin kurumlarının darbe yaparak iktidarı ele geçirme çabası yoktur. Benim böyle bir görüşüm yoktur. Herkes tepkisini ortaya koymaktadır" dedi.

Türkiye'nin böyle bir sürüklenişin içine girmesinden üzüntü duyduğunu ifade eden Baykal, "Türkiye buraya gelmemeliydi. Türkiye'ye buraya getirmenin sorumluluğu
iktidardadır" dedi.

 Birinci tur öncesinde hiç kimseyle bir teması olmadığını ve demokratik hak olarak birinci tura katılmama kararı aldıklarını söyledi.

 Bu konuda CHP'nin krize neden olduğu tezinin de küçük polemikler olduğunu kaydeden Baykal, "CHP bu süreçten yüzünün akıyla çıkmıştır" dedi. Cumhurbaşkanı adayının açıklanması öncesinde TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın tavrını da değerlendiren Baykal, Arınç'ın tavrının herkesi rencide ve rahatsız ettiğini söyledi.

Genelkurmay ve bildirisine cevap verenhükümet arasında bir restleşme olup olmadığının sorulması üzerine ise Baykal, hükümetin, Türkiye'yi bu krize götüren tabloyu sorgulama çabasında olmadığını söyledi. Bunun kaygı verici olduğunu ifade eden Baykal, "Türkiye'de yapay değil, ciddi bir sorun yaşandığını ve anlık tavır değiştirmelerle sorunun çözülemeyeceğini söyledi.


Mitinglerde solun birleşmesi çağrılarının yapıldığının hatırlatılması ve yakın zamanda bu konuda temasların başlayıp başlamayacağının sorulması üzerine Baykal, "Şu anda maalesef kamuoyuna verilecek müjde yok. Ama meydanlardaki anlayışın siyasi çevrelerde de var olduğunu, herkesin bu konuda görüşünü birbiriyle paylaştığını söylemekten memnuniyet duyuyorum. Henüz hiçbir şey olgunluk noktasına gelmedi" dedi. Tek çatıda birleşme konusunda yaşanabilecek sorunların sorulması üzerine ise CHP çatısında ısrarcı
olduğu anlaşılan Baykal, "Tek çatı konusunda anlayış birliği olursa, sorun olmaz. Konu birleşmeyi içine sindirmek" dedi. Baykal, CHP çatısı altında birleşme olması konusundaki kararlarında değişiklik olmadığını da vurguladı.

SEÇİM TARİHİ SOSYOLOJİK GERÇEKLERE GÖRE BELİRLENMELİ
Uygun seçim tarihinin sorulması üzerine ise Baykal, seçim tarihinin hukuka ve Türkiye'nin sosyolojik gerçeklerine uygun olması gerektiğini söyledi.

Yaz aylarında birçok bölgede insanların yaylaya çıktığını, okulların tatil olduğunu ve insanların da tatile gittiğini, mevsimlik işçiliğin başladığını hatırlatan Baykal, bunlara göre bir tarih belirlenmesi gerektiğini söyledi. Anayasa Mahkemesi'nin CHP'nin 367 isteği aleyhine karar vermesi durumunda tavırlarının ne olacağı sorusuna ise Baykal, "Yanlışı
anlatmaya devam edeceğiz" dedi. Baykal, cumhurbaşkanlığının ilk turuna katılmaları için milletvekillerine maddi menfaat teklif eden işadamının kim olduğunun sorulması üzerine ise, basının bu kişiyi belirlediğini söyledi.

Baykal, "Başbakan doğruyu söylemiyor. Başbakanın bilgisi dışında bunun olması mümkün değil. Ruh gibi yakınıdır" dedi. Erken seçim olması durumunda, sandıktan benzer siyasi tablonun ortaya çıkması ihtimalinin sorulması üzerine ise Baykal, seçimlerde siyasi tablonun çok değişeceğine inandığınısöyledi.

Türkiye'de 1971 ve 1997 tarihlerindeki müdahaleleri hatırlatan Baykal, ilkinde Adalet Partisi'nin müdahale sonrasındaki seçimde, 28 Şubat'ın ardından da 1999 seçimlerinde Refah Partisi'nin yenilgiye uğradığını söyledi.

 Baykal, müdahalelere maruz kalan iktidarların mağdur olarak görülmediğini belirterek, "Milletimiz devlet kurumları ile çatışan, gerginlik yaratan hiçbir iktidara destek olmak istemiyor" dedi. Genelkurmay Başkanlığı'nın bildirisinin demokratik olup olmadığının sorulması üzerine iseBaykal, "Türkiye'nin böyle bir gerginlik ortamına sürüklenmesinden üzüntü duyuyorum ve bunun sorumlusu olarak da iktidarı görüyorum. Milyonlarca insan sokaklara dökülmüştür" dedi. Cumhurbaşkanı'nın seçilip seçilmeyeceğinin Anayasa Mahkemesi'nin 24 saatte vereceği karara bağlı olduğunu ifade eden Baykal, "Bu perişanlıktır" dedi.

İLGİLİ HABERLER