Gündem
  • 30.4.2006 21:22

ERDOĞAN : "BİZ SADECE SEÇİM ZAMANI ÇALIŞAN BİR PARTİ DEĞİLİZ"

İBRAHİM ARSLAN
KIRKLARELİ - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Biz sadece seçim zamanı çalışan bir parti değiliz" dedi.


Kırklareli Merkez Kapalı Spor Salonu'nda gerçekleştirilen AK Parti Kırklareli İl Teşkilatı 2. Olağan Kongresi'ne katılan ve yaptığı konuşmada 3 yıllık icraatlarından bahseden Başbakan Erdoğan, "16 aylık siyasi bir parti, gücünü halkından alarak parlamentoya taşındı.

Milletin temsilcisi olarak AK Parti, aldığı oyların hakkını vermeye çalışıyor. Temmuz'un 20'sine kadar tüm il kongrelerimizi bitireceğiz. Hedef bu. Yenilenmeyle birlikte 2007'nin sonbaharında genel seçimleri yapacağız. İnşallah önümüzdeki seçimlerde Kırklareli, ülke yönetimine yansıyacak şekilde hakkını verecektir. Bunu genelde de, yerel yönetimde de verecek, buna inanıyorum. Kadınıyla erkeğiyle genciyle yaşlısıyla çok konuşacağız" ifadelerini kullandı.


Başbakan Erdoğan, "AK Parti kongrelerinde haremlik selamlık oturuluyor" şeklinde basında çıkan haberlerin doğru olmadığını söyleyerek, "Bu kongreyi iyi çekin. Herhalde o yayın grubunun burada temsilcileri de vardır. Onlar da herhalde iyi çekip, iyi yayınlar. Ben yumuşak başlıysam, kim dedi 'uysal koyunum' anlayışıyla davranan biriyim. Böyle bakıyorum dünyaya. Biz uysal koyun değiliz. Bu milletin evlatlarının özgürlüklerini kısıtlamayalım. Van'da, Hakkari'de, Kars'ta Konya'da, İstanbul'da, Edirne'de herkesin farklı bir yaşam tarzı vardır. İnsanlara plakamı takacağız. Bu devri AK Parti kapatıyor ama yayın organları mikser. Hayatları böyle geçti. Buradan şimdi ilan ediyorum. Şu andaki iktidar bu ülkede bir şeyi ispat etti. Hortumlar kesildi. Devletin vatandaşına borcu olmaz diyerek 14.5 katrilyon olan nema paralarını vatandaşımıza ödeyeceğiz. Şu anda kadar 12.5 katrilyon ödedik. Son taksitini de Haziran ayında ödüyoruz. Böylece 14.5 katrilyon, işçi-memur kardeşime ödenmiş oluyor. Daha sonra karşımıza 8.5 katrilyon borçları olan imarzedeler çıktı. Yüzde 30-35-39 döviz bazında faiz ödemek suretiyle para topluyor. Böyle bir bankacılık sistemi olmaz. Devlet güvencesi olduğu için bunun faturası da bize kaldı. Ocak 2007'de bunun da tamamımı ödeyeceğiz" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:


"Merkez Bankası IMF'ye olan borcunu ödedi. Şimdi biz istersek IMF'ye olan borcu öderiz ama bizim IMF ile çalışmamızın ülkemize faydası var. Milli çıkarlarımız neyi gerektiriyorsa onu yaparız. Bu noktada bizimle aşık atmaya kalkmasınlar. Biz bununla kalmıyoruz, ilköğretimdeki bütün yavrularımız, kitaplarını ücretsiz olarak aldı. Önümüzdeki yıldan itibaren liselilerin de kitaplarını ücretsiz olarak koyacağız. Bu arada baktık ki 700 bin yavrumuz maalesef okula gitmiyor. 'Haydi Kızlar Okula' adlı bir kampanya başlattık. Yoksulluğun bahane olmaması için belirli ödenekler çıkardık. Pozitif ayrımcılık yaparak kızlara daha fazla ödenek verdik. Parayı anneye verdik. Niye böyle yapıyoruz, babaya verirsek duman olup gidecek. İstiyoruz ki para yerini bulsun. Az önce çocuklar çiçeklerini sunup bilgisayarlarına kavuştukları için bana teşekkür etti. Şu anda Kırklareli'nin bilişim teknolojisi sınıfı olmayan hiçbir ilköğretim okulu kalmayacak. Hepsinin bilgisayarları gitti gidiyor. Yavrularımız bilişim teknolojisi sınıflarında bilgisayar derslerine giriyor."

"BAŞÖRTÜLÜ DE BAŞI AÇIK DA BENİM KARDEŞİM"
Türkiye'nin yıllardır ayrımcılık gibi engellere takıldığını belirten Erdoğan, "Başörtülü de başı açık da benim kardeşim. Biz hangi medeniyet ya da hangi kültürden geliyoruz. 'Yaratılanı severiz yaratandan ötürü', burada sen kalkıp da, 'bunun başı açık bunun örtülü, bu zengin bu fakir' diyemezsin. İnsanı sevmek zorundasın, olay bu. El ele omuz omuza yarınlara yürüyeceğiz" dedi.


Eğitim ve sağlık alanında yapılan değişikliklerden de bahseden Başbakan Erdoğan, "Okullarımızda 3 yılda 75 bin derslik yaptık. İnşallah Kırklareli'nin de derslik ihtiyacını bitiriyoruz. Bakınız Kırklareli'nde 2003 yılında 59 derslik, 2004 yılında 94 derslik, 2005 yılında da 26 derslik yaptık. 133 tane okulun ADSL bağlantısı kurulmuş durumda. Diğerleri de bu yıl içinde bitiriliyor. 'Durmak yok' dedim, hızla devam edeceğiz, işte üniversitelerimiz. Biz iktidara geldiğimizde üniversiteli öğrencinin aldığı burs 45 milyondu, şimdi bu rakam 130 YTL'ye çıkarıldı. Her şey bu kadar açık ortada. Kredi Yurtlar Kurumu'nda öğrenci kalıyorsa, sabah ve akşam yemeği de bedava. Onu da bu 130 YTL'ye katarsak toplam 190 YTL olur. Paralar hortumcuya gitmiyor, millete gidiyor. Sağlıkta da aynı şekilde. Bize 'Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastanelerle SSK'lı hastanelerin birleşmesi hayal' dediler. Olmadı mı? Oldu. Artık Bağ-kur, SSK, Emekli Sandığı diye bir şey kalmayacak. Artık tek kurum var Sosyal Güvenlik Kurumu" şeklinde konuştu.


Başbakan Erdoğan, İstanbul'da bir hastaneye giderek olumsuzlukları yerinde incelediğini belirterek, "Hastanede bir hasta beni çevirdi. 'Başbakanım şu ilaç kuyruğunu bir görür müsünüz?'dedi. Gittim, gerçekten standların önünde kuyruklar var. Meğerse orada 1 gün önceden gelenler de varmış. Reçetede 5 ilaç vardı, 5 ilacın 2'si orada var, 3'ü yok. Eczacı hanım dedi ki, '3 ilaç yok, ihalesi yapıldı gelecek, mecburen serbest eczaneden almalı'. Döndük bir karar verdik, bundan böyle Emekli Sandığı mensubu nasıl serbest eczaneden ilacını alıyorsa, SSK'lı da serbest eczaneden ilacını alacaktır. Çıkan genel sağlık sigortasına karşı çıkan sendika başkanları var. Yani her doğanın 18 yaşına kadar sigortalı olduğu ve güvencede olduğu kanuna karşı çıkıyorlar. Bunların bir kısmı işçi, bir kısmı memur sendikası. Devlet bundan zarar görüyormuş, bunu düşünüyorlar. Bunun hesabını biz vereceğiz. Artık hortumcuya falan para gitmiyor. Bu yasayla yavrularımız hastane kapılarından dönmeyecek" dedi. Erdoğan, sözlerini şöyle sona erdirdi:


"Bu yıl 2.5 katrilyon ayırdık sadece köy yollarına ve suya. İnşallah bu yıl yolu ve suyu olmayan köy kalmayacak. Bu yıl sadece 2 katrilyon ayırdık. 2007 yılı sonuna kadar yolu ve suyu olmayan köy kalmayacak. Büyükşehir Belediye Başkanı'yken 180 kilometreden, Kırklareli'nden İstanbul'a su getirdik. İstanbul susuzdu. O zaman bana 'bu aklını üşütmüş' dediler. O çöl dedikleri yerden İstanbul'un yüzde 50 suyu gidiyor. Çöl dedikleri yer suyunu Karadeniz'e akıtmıyor. Biz sadece seçim zamanı çalışan bir parti değiliz."

İLGİLİ HABERLER