Gündem
  • 3.10.2006 13:13

REHN : DÜRÜST OLMAK İSTİYORUM, REFORM SÜRECİNİZ YAVAŞLADI

AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, Türkiye'nin AB sürecinin yavaşladığını, Türkiye'nin ek protokolle ilgili yükümlülüklerini yerine tam olarak getirmesini beklediklerini belirtti.
      Rehn, Türk-İş tarafından düzenlenen ''AB Müzakere Sürecinde Avrupa Sosyal Modeli ve Sendikal Haklar'' konulu uluslararası sempozyumda yaptığı konuşmada, sivil toplumların Türkiye'nin AB sürecinde atılacak adımları için çok önemli olduğunu söyledi.
      Sosyal diyaloğun çağdaş bir toplum için önemli olduğuna işaret eden Rehn, bunun Avrupa projelerinin temel taşı olduğunu kaydetti. Bu çerçevede, başarılı ve sağlam bir geçiş süreci amaçlayan Türkiye için de sosyal diyaloğun önemli olduğunu ifade etti.
      Türkiye'nin AB ile müzakerelere başladığı 3 ekim 2005'in yıl dönümünde Ankara'da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti aktaran Rehn, 3 ekimin tarihi bir gün olduğunu ve Türkiye için önemli sonuçlar getirdiğini ifade etti.
      Rehn, 3 ekimde Türkiye'nin AB'ye giriş sürecinin başladığını, bu tarihle birlikte Türkiye'nin müzakerelere başlamış bir ülke haline geldiğini söyledi.
      Bu yeni sürecin beraberinde çetin bir dönemi de getirdiğini belirten Rehn, AB'nin genişlemesine yönelik tartışmaların sürpriz olarak algılanmaması gerektiğini, bu tartışmaların sağlıklı olduğunu kaydetti.
      Rehn, bu tür tartışmaların sadece Türkiye'ye özgü olmadığını, birliğin kendisi ve geleceğine ilişkin tartışmalar olduğunu belirtti.
      Bir sonraki üye alındığında bu tartışmaların netlik kazanmış olması gerektiğini belirten Rehn, üye olacak ülkelerle müzakere süreci geliştikçe bu ülkelere karşı ihtiyatlı olmaya çalıştıklarını, yeni taahhüt vermeden, mevcut olanlara bağlı kalmaya çalıştıklarını söyledi.
     
     ''AB TÜRKİYE'NİN ÖNEMLİ BİR AKTÖR OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR''
      AB ailesine yeni bir üye alırken, bu üyeliğin herkes için işlevsel şekilde yürüyeceğinden emin olmak istediklerini belirten Rehn, böylece AB'nin etkin olarak politikalarına devam edebileceğini söyledi.
      AB'nin kompleks bir yapısı olduğunu ve 25 üyeden oluştuğunu ifade eden Rehn, bu çerçevede argüman ve karşı argümanları tartışmaya sıcak bakılması gerektiğini belirtti.
      Rehn, ''Türkiye'nin bu çerçevede en iyi verdiği yanıt, katı ve sağlam reform taahhüdüdür. Bu da Türkiye'ye AB'ye giriş müzakereleri sürecinde üyelik kriterlerini yerine getirmesini sağlayacaktır'' diye konuştu.
      Ortak projelere ilişkin yanlış anlaşılmaların olmaması gerektiğini söyleyen Rehn, ''AB, ekonomik ve siyasi açıdan Türkiye'nin önemli aktör olduğunu düşünmektedir'' dedi.
      Türkiye'nin birliğe katılımının uygarlık alanında güçlü bir karşı örnek oluşturması gerektiğini belirten Rehn, şunları söyledi:
      ''Türkiye istikrar ve güvenlik için önemli bir ülke. Türkiye'nin dünyandaki stratejik önemi Lübnan'daki UNİFİL barış gücünde yer alma kararıyla kanıtlanmıştır. Ancak ülke içinde, katılım sürecini başarıya götürmek amacıyla somut bir ilerleme görmek durumundayız.''
     
     ''9. REFORM PAKETİNE SICAK BAKIYORUZ''
      Reformların uygulanması ve hızının müzakere sürecinin hızını da belirleyeceğini kaydeden Rehn, 9. reform paketinin son derece gerekli olduğunu ve pakete sıcak baktıklarını belirtti. Rehn, paketin Türkiye'nin acilen çözmesi gereken konuları içerdiğini kaydetti.
      TBMM'nin AB sosyal sözleşmesini onaylamasından mutluluk duyduklarını da ifade eden Rehn, buna ilerleme raporunda da değineceklerini söyledi.
     
     301. MADDE
      Rehn, refomlar açısından bir sonra atılması gereken adımın ifade özgürlüğünün AB standartlarına taşınması olacağını belirtti.
      Türklüğü aşağıladıkları gerekçesiyle bazı gazeteci ve aydınlara yönelik davaları hatırlatan Rehn, ancak bu kişilerin fikirlerini şiddet içermeyen yollarla açıkladıklarını ve bunların 301. madde uyarınca yapıldığını ifade etti.
      Komisyon olarak yeni TCK'nın hazırlanma sürecinde kendi fikirlerinin de göz önünde bulundurulmasını istediklerini hatırlatan Rehn, temyiz mahkemesinin Dink davasında bu ülkede ifade özgürlüğünü tehdit altına alan bir içtihat oluşturduğunu söyledi.
      Yargı sürecinin gazetecilerin bazı önemli çalışmalarına da zarar verdiğinin görüldüğünü belirten Rehn, şunları kaydetti:
      ''Türkiye'nin bu ceza kanununu artık Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonuyla aynı doğrultuya getirmesi beklenmektedir. Bu konuda pozisyonumuzu net ortaya koyduk. Amaç sadece Brüksel'in gereksinimlerini karşılamak değil. Şiddet içermeyen yollarla fikirlerin açıklanması, AB siyasi kriterlerinden biridir. Bizim ortak demokratik değerlerimizin bir parçasıdır. AB içinde temel haklara saygı göstermeyen bir ülke olmasını düşünemiyorum. Bu nedenle bu tür sınırlamalara karşı çıkanlar, AB üyeliğinin de temel bir şartına karşı çıkıyor demektir.'' 301. maddede yapılacak bir değişikliğin Türk vatandaşlarının da çıkarına olacağını söyleyen Rehn, böyle bir değişikliğin ve ifade özgürlüğünün her açık toplum ile sosyal ilerlemenin bir parçası olması gerektiğini kaydetti.
      Rehn, bunun yanı sıra başka bazı alanlarda da acil değişikliklere ihtiyaç olduğunu belirterek, bu alanları kadın hakları ve dini özgürlükler olarak sıraladı. Rehn, bu alanlardaki sorunlara acil çözümler bulunması gerektiğini ifade etti.
      Türkiye'nin terör nedeniyle özellikle de son aylarda çok acı çektiğinin farkında olduğunu söyleyen Rehn, şiddetin sorunları çözemeyeceğini ve AB Komisyonu olarak bütün bu terör saldırılarıyla terör örgütü PKK'nın faaliyetlerini şiddetle kınadıklarını belirtti.
      Olli Rhen, Güneydoğu'daki sorunun sadece güvenlik yaklaşımıyla ele alınmayarak, Türk hükümetinin de bir süre önce işaret ettiği gibi bir strateji gerektirdiğini ifade ederek, bu stratejinin siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel sorunlara da bir çözüm bulması gerektiğini bildirdi.
      Rehn, terörle mücadele yasasının getirdiği bazı kısıtlamalar konusunda endişeli olduklarını söyleyerek, bu yasanın terör suçunu belirsiz olarak tanımladığını ve ortaya net bir çerçeve koymadığını kaydetti.
     
     SENDİKAL HAKLAR
      Sendikal haklar konusuna da değinen Rehn, Türkiye'den bu alanda da bazı çalışmalar yaparak, standartları AB ve Uluslararası Çalışma Örgütü standartları düzeyine taşımasını beklediklerini belirtti.
      Rehn, bu nedenle Türkiye'nin mevcut kısıtlamaları kaldırarak, hem kamu hem de özel sektör için tam olarak gözden geçirilmiş bir mevzuatın kabul etmesi gerektiğini söyleyerek, bu alanda ne yazık ki çok fazla ilerleme kaydedilmediğini bildirdi.
      Olli Rehn, Türk hükümetine bu soruna çözüm bulmaları ve mevzuata ilişkin adım atmaları çağrısı yaptı.
     
     REFORM SÜRECİ
      AB Komisyonu üyesi Rehn, Türkiye'nin şimdiye kadar önemli reformlar yaptığının bilincinde olduklarını söyleyerek, ''Ancak bir dostunuz olarak size dürüst olmak istiyorum, reform süreci özellikle son aylarda yavaşlamıştır'' dedi.
      Sendikal haklar da dahil olmak üzere müzakerelere başlamış bir ülke olan Türkiye'den beklentilerin arttığını ifade eden Rehn, bu nedenle İlerleme Raporu'nun yayımlanmasından önce yeni bazı girişimlerde bulunulmasının son derece önemli olduğunu kaydetti.
      Rehn, girişim yapılabilecek alanlara Gümrük Birliği Ek Protokolü konusunun da dahil olduğunu söyleyerek, ''Türkiye'nin protokolle ilgili yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmesini bekliyoruz'' diye konuştu.
     
     SİVİL TOPLUM DİYALOĞU
      AB'ye katılım sürecinde ortak çabanın sadece reformların ilerlemesi ya da tarama başlıkları gibi konular olmadığını söyleyen Rehn, AB ülkeleriyle Türk vatandaşları arasındaki iletişim ve karşılıklı anlayışı artırmaya çalıştıklarını belirtti.
      Olli Rehn, pek çok Avrupalının din, tarih ve uygarlıklardaki farklılıklar nedeniyle bazı endişeleri bulunduğunu söyleyerek, bazılarınınsa AB'nin Türkiye'nin katılımından sonra eskisi gibi işleyip işlemeyeceğinden endişe ettiğini kaydetti. Rehn, bu endişelerin bazılarının cehaletten kaynaklandığını ifade ederek, bu kişilerin çağdaş Türkiye'yi bilmediğine işaret etti.
      Türk halkının endişelerininse daha farklı olduğunu söyleyen Rehn, bunlardan en önemli bir tanesinin belirsizlik olduğunu, Türk halkının AB'nin gerçek niyeti konusunda belirsizlik hissettiğini kaydetti. Rehn, Türkiye'nin gerekli siyasi kriterleri karşılaması durumunda AB'nin taahhütlerine bağlı kalacağını bildirdi.
      Rehn, AB'nin toplumlar arası sivil diyaloğu geliştirmek için uygulanacak olan programa 70 milyon avro aktaracağını belirterek, bu program çerçevesinde öğrenciler, gazeteciler, sivil toplum örgütleri, sendikalar ve yerel yönetimlerin değişim ziyaretlerine katılabileceğini bildirdi.
      Olli Rehn, kötümser olanlarla mücadele konusunda ortak bir hedefleri bulunduğunu söyleyerek, siyasi alanda bütün bu sorunlarla mücadele ederek, AB sürecinde beraber çaba göstererek başarıya ulaşılabileceğine inandığını kaydetti.
      AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Rehn, bunun gerek Avrupa gerekse Türkiye'nin gelecek nesilleri için çok önemli olduğunu söyleyerek, başarıya ulaşılırsa uygarlıklar alanında gerek AB gerekse Türkiye için eşsiz bir fırsat yaratılmış olacağını ve bu fırsatın kaçırılmaması gerektiğini ifade etti.

Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 02:47

İLGİLİ HABERLER