M. ESAT BOZKURT
AYDIN - DoğruYol Partisi (DYP) Genel Başkanı Mehmet Ağar, 'Türkiye topraklarında yabancı asker bulundurma ve dışarıya asker gönderme' konusundaki tezkerenin TBMM'de kabul edilmemesinden hükümetin sorumlu olduğunu belirterek, ''Çünkü güçlü bir sayısal ortam varken, çıkan sonuç bir güvensizlik ortamı yaratılmasına neden olmuştur. Olayın bir siyasi yönü, hükümet zafiyeti yüzünden, Genelkurmay tarafından açıklanmak durumuna dönüşmüştür. Bizce, işin uygun olmayan tarafı da budur'' dedi. Ağar, tezkerenin ikinci kez kabul edilmemesi halinde, Türkiye-ABD arasında, stratejik kararların alınmasında, karşılıklı danışma mekanizmalarının belli bir ölçüde ve eskisi gibi olmayacağını öne sürdü. DYP lideri Mehmet Ağar, Kuzey Irak'ta bir Kürt devleti kurulmasına ihtimal vermediğini de ifade ederek, bazı provokatif grupların yaptıklarını oradaki liderlerin duymayacağı, kaale almayacakları inancında olduğunu bildirdi. Kıbrıs'ın da bir milli dava olduğunu hatırlatan Ağar, 3. Annan Planı'nda, Kıbrıs Türk varlığının ortadan kaldırılmasına sebebiyet verecek tuzaklar bulunduğunu savunarak, ''Dolayısıyla, bu konuların referanduma götürülmesinde bir yarar yoktur. Alelaceleye getirip uluslararası bir takım baskılar suretiyle, oldu-bittiye getirilmemelidir'' diye konuştu.
Kadınların '8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü de kutlayan Ağar, ''Onların da parti ilçe yönetimlerinde görev almalarının daha doğru olacağını düşünüyorum. Bunun uygulamalarını da yapacağız ve başarılı olacağımıza inanıyorum'' dedi.
DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, dün akşam saatlerinde Aydın'ın Kuşadası İlçesi'ne gelerek, partisinin ilçe merkezini ziyaret etti. Kuşadası Fantasia Otel'de DYP Ege Bölge Toplantısı'na katılmadan önce de İHA muhabirinin gündeme dair çeşitli sorularını cevaplandırdı.
HÜKÜMETE TEZKERE ELEŞTİRİSİ
AK Parti Hükümeti'nin tezkereyle ilgili tavrını eleştiren DYP lideri Mehmet Ağar, ''Eğer bu tezkere muhteviyatının, içeriğinin yararlı olmadığını düşünüyor idiyseniz, niçin bu tezkereyi Meclis'e gönderdiniz? Tezkerenin, çoğunluğu iktidar partisi mensubu milletvekilleri tarafından reddedilmesinin de anlaşılabilir bir tarafı yoktur. Tamamiyle hükümetin sorumluluğu içerisinde olan bir konudur. Çünkü güçlü bir sayısal ortam varken çıkan sonuç, bir güvensizlik ortamı yaratılmasına neden olmuştur'' diye konuştu.
Ağar, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün tezkereye yönelik açıklamalarının değerlendirilmesi konusunda kimsenin fikir ayrılığı bulunmadığını vurgulayarak, ''Konu güvenlik boyutu içerisinde takdim edilmiştir. Demokrasinin hassasiyetiyle takdim edilmiştir. Ancak, hükümet bu açıklamayı kendi yapmalıydı, güveni kendisi sağlamalıydı. Kurumların bu tür açıklamalar yapmasına ihtiyaç duyulmamalıydı. GenelKurmay elbette, konunun askeri yönleriyle ilgili bilgileri kamuoyu ile paylaşacaktır ve bu elbette fevkalade faydalı olacaktır. Ancak, olayın bir siyasi yönü, hükümet zafiyeti yüzünden, Genelkurmay tarafından açıklanmak durumuna dönüşmüştür. Bizce, işin uygun olmayan tarafı da budur'' dedi.
''HEM YARDAN, HEM SERDEN OLDUK''
Ağar, iktidar partisinin, ikinci tezkereyi, önümüzdeki haftalarda tekrar Meclis'e getirebileceğini ifade ederek, tezkerenin bu defa da geçmemesi durumunda, Türkiye-ABD normal ilişkilerinde çok fazla bir değişiklik olmayacağını savundu. Ağar şunları kaydetti:
''Yani yine biz, iki müttefik devlet olarak, sıcak ilişkilerin devam ettiği ortamı sürdürürüz. Ama stratejik kararların alınmasında, karşılıklı danışma mekanizmalarının belli bir ölçüde ve eskisi gibi olmayacağı düşünülebilir. Biz bu durumu çok önceden gündeme getirmiş ve hükümetin Irak politikası olmadığı gibi belli bir ABD politikası da yoktur demiştik. Bu durumun Türkiye'ye sıkıntı doğuracağını, hem yardan hem de serden olunabileceğine dikkati çekmiştik. Bugün Türkiye'de gelinen nokta bu durumdadır. Avrupa Birliği Türkiye'ye karşı soğuktur. Müslüman dünyası kırgındır. ABD güvensizdir. Dediklerimiz hep çıkıyor. Biz bundan elbette mutluluk duymuyoruz. Hükümetimiz inşallah, alınması gereken kararları bundan böyle kararlılıkla alır''.
'KÜRT DEVLETİ KURULMA İHTİMALİ YOK'
DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, Kuzey Irak'ta bir Kürt devleti kurulması ihtimaline imkan vermediğini ifade ederek, ''Orada yaşayan insanlar, sonuç olarak 80 sene evvel bizim sınırlarımız içerisinde yaşayan insanlardı. Ve önemli kısmı da bizim topraklarımızda yaşıyor. Dolayısıyla, bizim dostlarımız, kardeşlerimiz, insanlarımızdır. Körfez Savaşı'ndan bu yana Türkiye bunlara insani yardım, ilaç, yiyecek gibi katkılarda bulunuyor. Bu arada bazı provokatif grupların yaptıklarını oradaki liderlerin duymayacağı, kaale almayacakları inancındayım. Türkiye'nin buralardaki güçlü varlığı, bütün o bölgede yaşayan insanların huzurlarının teminatıdır. Ben bu konuda, orada yaşayan insanların böylesine aklı başında düşüneceklerine inanıyorum. Türkiye'nin muazzam bir gücü vardır. Türkiye bu gücünü, kendi güvenliğine olduğu gibi oradaki dost, akraba ve kardeş insanlarımızın rahatı ve mutluluğu için de kullanmaktadır'' diye konuştu.
''RUMLAR UZLAŞMAZ TUTUM İÇİNDE''
Ağar, Kıbrıs konusuna da temas ederek, ''3. Annan Planı derinlemesine incelendiği vakit, gelecekteki Kıbrıs Türk varlığını, egemenliğini, güvenliğini, tehlikeye sokmakla birlikte, özellikle uzun vadede varlığının da ortadan kaldırılmasına sebebiyet verecek tuzaklar vardır. Dolayısıyla bu konuların referanduma götürülmesinde bir yarar yoktur. Alelaceleye getirip uluslar arası bir takım baskılar suretiyle, oldu-bittiye getirilmemelidir. Kıbrıs bir milli davadır. Elbette bu konu çözülecektir. Ama bir tarafın dayatması ile değil. Rum tarafı, AB'nin de verdiği tarih ile, hiçbir konuda uzlaşmaz tutum göstermektedir'' dedi.
DYP lideri Mehmet Ağar, yarın yapılacak Siirt seçimleri ile ilgili olarak da, ''Milletin verdiğini esirgememek lazımdır. 3 Kasım seçimleri, AK Parti Genel Başkanı'nı başbakan olarak çıkartmıştır. Umarım ki, Siirt seçimleri bunu gerçekleştirecektir. Ben başarılar diliyorum'' diye konuştu.
Ağar, '8 Mart Dünya Kadınlar Günü' ile ilgili olarak da şunları söyledi:
''Hiç şüphe yoktur ki kadın eli değen her şey daha güzel oluyor, daha zarif oluyor, daha sıcak oluyor. Siyasette de öyle olması lazım. Ben uzun bir gelecekte Kadınlar Kolu ayrımının da kalkmasını düşünüyorum. Bu ayrım bana pek uygun gelmiyor. Onların da ilçe yönetimlerinde parti içi görev almalarının daha doğru olacağını düşünüyorum. Bunun uygulamalarını yapacağız. Başarılı olacağımıza inanıyorum. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla tüm kadınlarımızı kutluyorum, sevgi ve en iyi dileklerimi sunuyorum. Ve dünyadaki her güzel işin altında bir kadın eli olduğunu düşünüyorum. Üreten, yaratan bir varlık olarak onları tekrar kutluyorum''.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 19:30