Gündem
  • 22.3.2004 00:16

AK PARTİ SESAR'IN ANKETİ'NDE DE EZİP GEÇTİ!..

ÖRNEKLEM: Araştırma 2421 denek ile gerçekleştirilmiştir. Sayı % Cinsiyet Erkek 1363 56.3 Kadın 1058 43.7 Yaş Grupları 18 – 25 535 22.1 26 – 35 772 31.9 36 – 45 659 27.2 46 – 60 380 15.7 61 + 75 3.1 Medeni Durum Evli 1203 49.7 Bekar 1128 46.6 Dul / Boşanmış 90 3.7 Eğitim Durumu Okur Yazar Değil 31 1.3 İlkokul 673 27.8 Ortaokul 588 24.3 Lise 898 37.1 Üniversite 218 9.0 Lisansüstü 12 0.5 Toplam 2421 100 Sayı % Meslek Esnaf / Zanaatkar 293 12.1 Vasıflı işçi, şef 201 8.3 Vasıfsız işçi, hizmetli 213 8.8 Yönetici olmayan personel, memur 150 6.2 Müdür veya orta dereceli yönetici 34 1.4 Genel Müdür, üst düzey yönetici 48 2.0 Şirket sahibi veya ortağı 63 2.6 Serbest meslek sahibi 303 12.5 Emniyet veya TSK mensubu 27 1.1 Eh hanımı / kızı 353 14.6 Öğrenci 225 9.3 Çiftçi 99 4.1 Emekli 53 2.2 İşsiz 346 14.3 Diğer 12 0.5 Toplam 2421 100 ARAŞTIRMA TARİHİ: 15, 16, 17 Mart tarihlerinde yapılmıştır. 1) 28 Mart yerel seçimlerinde oy kullanmayı düşünüyor musunuz? Evet %52.9 Hayır %24.4 Henüz karar vermedim %17.7 Fikrim Yok / Cevap Yok % 5.0 2) Siyasi partilerin ve liderlerin seçim meydanlarındaki konuşmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Halka ve halkın sorunlarına uzaklar %27.5 Liderlerin işi zor, genede çalışıyorlar %20.6 Ciddi bir proje veya icraattan bahsetmiyorlar %15.4 Meydanlarda halkı heyecanlandıracak lider yok %14.2 Sadece kendi aralarında didişiyorlar % 9.8 İlgilenmiyorum % 8.2 Fikri Yok / Cevapsız % 4.3 3) İktidarın mı yoksa muhalefet partilerinin mi seçim kampanyalarında başarılı olduğunu düşünüyorsunuz? İktidar partisi %32.2 Muhalefet partileri %15.8 İyi kampaya yok, seçim heyecanı yaşanmıyor %34.7 Fikri Yok / Cevapsız %17.3 4) 28 Mart yerel seçimleri öncesi hangi partiyi daha hazırlıklı ve donanımlı buldunuz? Hiç birini %47.8 AKP %27.4 CHP % 4.2 Sol İttifak % 2.1 MHP % 1.9 DYP % 1.4 GP % 1.2 Fikri Yok / Cevapsız %14.0 5) Yapılan son kamuoyu araştırmaları iktidar ve muhalefet partileri arasındaki oy oranlarının çok açıldığını görüyoruz. Bunu neye bağlıyorsunuz? İktidarın karşısında ciddi bir muhalefet yok %32.7 AKP hükümeti çok başarılı %24.6 Muhalefetin kazanma çabası ve ümidi yok %17.3 Ülke koalisyonlardan bıktı %14.0 Fikri Yok / Cevapsız %11.4 6) Türk siyasi hayatında yeni liderlere ihtiyaç olduğunu düşünüyor musunuz? Evet %69.2 Hayır %16.6 Fikri Yok / Cevapsız %14.2 7) Mesut Yılmaz’ı ve Tansu Çiller’i yeniden siyasi arenada görmek ister misiniz? Evet % 8.3 Hayır %82.1 Fikri Yok / Cevapsız % 9.6 8) Tansu Çiller sonrasında Mehmet Ağar ile DYP toparlanma sürecine girdi mi? Evet %16.5 Hayır %60.9 Fikri Yok / Cevapsız %22.6 9) Türkiye’ye geldiği 2001 yılından beri izlediği ekonomik ve siyasal politikalar ışığında Kemal Derviş’i nasıl değerlendiriyorsunuz? Güvenilmez buluyorum %17.4 Türkiye’nin değil IMF’in adamı %17.3 Kötü bir ekonomist, kötü bir siyasetçi %15.4 Arkadaşlarını yarı yolda bıraktı %14.7 Türkiye’ye ve Türk halkına yabancı %13.3 Ekonomiyi krizden çıkardı %10.4 Siyasete objektif bakabiliyor % 6.2 Fikri Yok / Cevapsız % 5.3 10) Kemal Derviş’i CHP veya her hangi bir başka siyasi partinin başında görmek ister misiniz? Evet % 7.2 Hayır %58.5 Fikri Yok / Cevapsız %34.3 11) 28 Mart yerel seçimlerinde hangi partiye oy vereceksiniz? (** Bu soruda sadece 1. soruda seçimlerde oy kullanacağını beyan eden seçmenin cevapları değerlendirilmiştir) AKP %56.6 CHP %10.8 Sol İttifak % 8.3 MHP % 5.6 DYP % 5.1 GP % 2.7 Diğer % 3.4 Fikri Yok / Cevapsız % 7.5 ANKET DEĞERLENDİRME RAPORU SANDIĞIN CAZİBESİ YOK 28 Mart 2004 seçimlerine on günden daha az bir zaman kaldı. Vatandaşın hala seçimlere yoğun bir ilgilsi yok. Bir seçim coşkusu yaşanmıyor. İnsanlar ekmek derdinde. Büyük bir çoğunluk karnını nasıl doyuracağının hesabını yapıyor. Seçim günü oy kullanmayı düşünmeyen yüzde 24.4 lük büyük bir seçmen kitlesi var. Bu gurubun yanında bir de henüz karar vermedim ve fikrim yok diyen seçmenler var. Seçimlere bu kadar az bir zaman kalmışken sandığa gitmeye karar vermiş olan seçmenlerin oranı sadece yüzde 52.9. Bu orana kararsızların bir bölümüde katılacak dahi olsa yüzde 65 lerin hemen üzerinde gerçekleşecek bir katılım oranı Türk siyasi hayatında yaşanan dar boğazın halk tarafından nasıl geniş bir sıkıntı ve bıkkınlık ile işaret edildiğinin göstergesi olacak. Rusya seçimlerinde yaşanılanların bir benzerini yaşamak üzere olduğumuzu görüyoruz. 3 Kasım 2002 seçimlerine olan katılım altında kalacak bir katılımın oranı demokratik dengeler açısından bir alarm sinyali olabilir. Araştırmanın sonuçları genel olarak değerlendirildiğinde görülmektedir ki seçimlere olan ilginin ve katılımın bu kadar düşük olmasının sebebi sadece muhalefet partilerinin yetersizliği ve düşük profili değil, iktidar partisinin yarattığı iktidar boşluğu olarak da karşımıza çıkmaktadır. Gelişmiş batı demokrasilerinde bu seviyedeki oranlar belki normal karşılanabilir. Sorunlarını halletmiş ve yaşamını refah toplumu kriterleri içersinde sürdüren insanlar sandık başına gitmeye gerek görmeyebilirler ancak Türkiye gibi hayattan ve gelecekten beklentileri yüksek, gelir seviyeleri düşük, aş ve iş isteyen insanların büyük çoğunluğu oluşturduğu bir ülkede sandığa gideceklerin oranının bu kadar düşük olması toplumda yaşanan siyasal bir depresyonun göstergesi ve toplumsal bir paradoks olarak önümüzde duruyor. KİTLELERİ HEYECANLANDIRAN SÖYLEM ve SÜRÜKLEYEN LİDER YOK 28 Mart 2004 yerel seçimleri; bugüne kadar yapılan seçimler için bir ilk niteliğinde. Türkiye ilk defa bu kadar heyecansız, bu kadar renksiz bir seçime şahit oluyor. Toplumun hiç bir kesiminde hatta bir kaç il ve ilçe dışında parti teşkilatlarında dahi hiç bir heyecan ve hareket gözlenmiyor. Çalışmamızın birinci sorusunda seçmeninin sandığa ilgisiz olduğu ortaya konuluyor. İkinci soruda ise seçmene liderlerin seçim meydanlarındaki performansını nasıl değerlendirdikleri soruldu. Bu soruya verilen cevaplar gösteriyor ki seçmenin seçime ilgisizliğinin altında yatan temel sebep siyasiler ve halkın gündeminin (ajandasının) farklı olmasından kaynaklanıyor. Seçmen “Siyasi partilerin ve liderlerin seçim meydanlarındaki konuşmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna yüzde 27.5 oranında halka ve halkın sorunlarına uzaklar cevabını veriyor. Anketör notlarının ortaya koyduğu bazı gerçekler; siyasi parti yönetimlerinin ve liderlerinin üzerinde durup düşünmelerini gerektirecek nitelikte. Seçmen, kar marjları düşük olduğu için protesto eylemi yapan tüpçüleri “bayram yapıyor” zannederek “9 Mart Tüpçüler gününüz kutlu olsun” diyecek kadar halktan ve sorunlarından uzak yaşayan lideleri ciddi almıyor. Ayrıca - Bunların kökü bereketsiz! - Otur oturduğun yerde! Onun bunun köküyle uğraşma! - Benim adım ...... . Kabadayılık yapmayın! - AKP oyları düşmezse iç savaş çıkar. gibi söylemleri şık bulmuyor ve ilgisiz kalmayı tercih ediyor. Anketör raporlarına göre araştırmaya katılan seçmenlerin büyük bir çoğunluğu meydanlarda duymak istediklerinin kavga, küfür yada ilgisiz polemiklerden çok, geçim sıkıntılarına, sosyal sorunlarına ve şehirlerine yönelik iyileştirici ve geliştirici politikalar olduğunu söylüyor. Seçmenin yüzde 15.4 ü lidelerden ciddi projeler, icraatlar görmek ve duymak dileğinde. Seçmen söylemlerin ve tartışmaların ufuk açıcı ve bilgiye dayalı polemiklerden çok “kendi aralarında didişiyorlar” diye nitelemekte. Kısacası seçim meydanlarda farklılık yaratan ve Demirel, Özal ve Ecevit gibi marka oluşturabilen bir lider ve muhalefet yok. YELKENLER RÜZGARSIZ Ülkenin neden seçim havasına giremediğine, Türk toplumunun seçimlere bakışına yönelik bir diğer soruda “İktidarın mı yoksa muhalefet partilerinin mi seçim kampanyalarında başarılı olduğunu düşünüyorsunuz?” seklinde soruluyor. Bu soruya verilen cevaplar çalışmanın bir önceki sorusunda meydanlardaki konuşmaların değerlendirmesine paralel değerlere ulaşıyor. Seçmenin yüzde 34.7 gibi yüksek bir oranı kampanya konusunda muhalefet ve iktidar kanadının sınıfta kaldığını düşünüyor ve “iyi kampanya yok, seçim heyecanı yaşanmıyor” diyerek seçimlere olan ilgisizliğinin nedenlerini ortaya koyuyor. İktidar partisinin kampanyasını başarılı bulan seçmen oranı ise yüzde 32.2. İktidar partisi olan AKP’nin iktidar avantajını kullandığı ve liderinin halk nezdindeki reytinginin yüksek olmasına rağmen seçmenin sadece yüzde 32 lik kesimi tarafından başarılı değerlendiriliyor olması da işlerin aslında pekde onların istediği gibi gitmediğini gösteriyor. Kampanyanın mağlupları seçimden de mağlup çıkacak gözüküyor. Sonucu kendi elleri ile hazırlayan muhalafet sadece iktidarın bir senelik döneminde değil seçim ortamında da meydanları AKP’ye bırakmış güzküyor. Muhalefet partilerinin kampanayalarının başarılı olduğunu düşünen seçmen oranı sadece yüzde 15.8. Bu rakam muhalefet partilerinin toplam oy oranından aşağıda. Anlaşılan o ki seçmen muhalefet partilerine oy verirken onların başarılı olduğunu düşündüğü için değil ülkede bir muhalefete ihtiyaç olduğu kavramını onlardan iyi kavradağı için oy verecek. HEPSİ HAZIRLIKSIZ HEPSİ BAŞARISIZ Seçmene yöneltilen “28 Mart yerel seçimleri öncesi hangi partiyi daha hazırlıklı ve donanımlı buldunuz?” sorusuna verilen yüzde 47.8 oranındaki hiç birini cevabı aslında tüm seçim öncesi sürecin kısa bir değerlendirmesi niteliğinde. Bu soruya seçmen tarfından yüzde 27.4 oranında AKP cevabı verildiği görülüyor. AKP’nin diğer partilerin çok üzerinde olan bu orana yükselmesi öncelikli olarak iktidar avantajını kullanması olarak görülebilir. Ancak AKP, genlerinde Belediyecilikte “ekol” oluşturmuş Refah Partisi’nden kalan miras ve yine RP’den devr aldığı SKM (Seçim Koordinasyon Merkezi) ile diğer partilerin karşısında öne çıkıyor. Benzeri hiç bir çalışmaya ya da oluşuma imza atamamış olan muhalefet partilerinin seçmen tarfından beğenirlilik oranlarına bakılacak olursa ekmeden biçmenin mümkün olmadığı çok açık ve net olarak görülecektir. PUTİN’İN İZİNDE Geçtiğimiz ay içerisinde üç ülkede halk sandık başına giderek oy kullandı. Yunanistan’da YDP yüzde 45.5 oy alırken PASOK yüzde 40.5 oy aldı. İspanya’da SİP yüzde 41.6 oy alırken Halkçı partinin oy oranı yüzde 37.6 olarak belirlendi. Her iki ülkede de iktidar ve muhalefet partilerinin arasındaki oy farkı yüzde 10 un altında gerçekleşti. Türkiye’de ise iktidar ve muhalefet partileri arasındaki makas giderek açılıyor. Nitekim gerek SESAR’ın yapmış olduğu gerekse araştırma şirketlerinin açıkladıkları ANKETLERİN sonuçlarına bakılacak olursa iktidarı en yakından takip eden muhalefet partisinin oy oranı iktidarın oy oranının beşte biri civarında. Rusya’da Putin’in yüzde 71.2 oy aldığı düşünülecek olursa Türk siyasetindeki gidişatın Rusya paralelinde seyrettiği söylenebilir. Seçmene iktidar ve muhalefet partileriin oy oranları arasıdaki makasın neden bu kadr açıldığını düşündükleri sorulduğunda alınan cevaplar halkın yüzde 50 sinin bu durumun sorumlusu olarak muhalefet partilerini gördüğünü ortaya koyuyor. İktidarın karşısında ciddi bir muhalefet yok yüzde 32.7 Muhalefetin kazanma çabası ve ümidi yok yüzde 17.3 İktidarın oy oranının bu seviyelerde olmasının AKP’nin başarılı yönetimi ve icraatları olduğunu düşünenler ise yüzde 24.6. Bu oran anketin son sorusunda seçimlerde AKP’ye oy vereceğini söyleyen seçmen oranının yarısından az. Görünen o ki seçmen AKP’ye “AKP’yi başarılı bulduğu” için değil muhalefetteki partileri oy vermeye değer bir yapı olarak görmediği için oy veriyor. 28 Mart yerel seçimlerinde yüzde 55 in üzerinde oy alacağı görülen AKP’nin aldığı oyların gerçek sahibi olmadığı, oyların AKP’ye duyulan güven ve aidiyet duygusu ile verilmediği, ilk direnç veya olumsuz göstergeler karşısında AKP’den uzaklaşarak yeni bir mecrada yoğunlaşabileceği not edilmelidir. TÜRKİYE LİDERİNİ ARIYOR İktidar ve muhalefet partilerinin hepsinin özellikle üzerinde durması gereken bir sonuç seçmenin “Türk siyasi hayatında yeni liderlere ihtiyaç duyulduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna verdiği cevaplarda ortaya konuluyor. Türk siyasetinde yeni bir lidere ihtiyaç duyulduğunu düşünenlerin oranı yüzde 69.2. Yeni bir lidere ihtiyaç olmadığını düşünenler ise sadece yüzde 16.6 oranında. SADECE MUHALEFET DEĞİL İKTİDAR BOŞLUĞU DA VAR! AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan’ı karizmatik bulanların ekseriyetinin AKP’nin kendi tabanından olduğu görülüyor. Buna rağmen seçmen bir yandan AKP’yi başarılı bulduğunu ve AKP’ye oy vereceğini söylerken bir yandan da işin tabiatına uygun olarak alternatifini görmek istiyor. 28 Mart 2004 yerel seçimlerinde AKP’ye oy vereceğini söyleyen seçmenin yüzde 41.7 si “yeni bir lidere ihtiyaç var mı?” sorusuna “evet” cevabı veriyor. AKP’yi başarılı bulan yüzde 26.6 lık seçmen kitlesinin ise yüzde 9.4 ü yeni bir lidere ihtiyaç var cevabı vermiş. Sonuçlar gösteriyor ki ülkede söz konusu olan sadece bir muhalefet boşluğu değil aynı zamanda iktidar boşluğuda Türk halkını rahatsız ediyor. Türkiye sorunlarına sahip çıkacak, ciddi proje ve politikalarla kitleleri yönlendirecek ve ülkeye yeni bir heyecan getirecek lider arayışını sürdürüyor. ÖFKE DİNMEDİ Seçmenin yeni lider arayışlarını ve beklentisini bu kadar net ortaya koyduğu bir dönemde dahi 3 Kasım 2002 seçimleri sonrasında politik arenadan dışlanan liderlere pirim vermediği görülüyor. Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller’in tekrar siyaset yapmasına sıcak bakmayan ve tekrar siyasi arenada görmek istemediğini belirten seçmenin oranı yüzde 82.1. Eğer yeniden siyasi aktör olmak düşüncesinde olan eski siyasetçiler var ise seçmen bu soruya verdiği cevaplar ile bu tür girişimlerin şu an için son derece zamansız olduğunu işaret ediyor. Seçmen Türkiye’nin 1990 sonrasında son derece kötü yönetildiğini düşünüyor ve 1994 ve 2001 de yaşanılan iki büyük krizin sorumlusu olarak gördüğü liderlere tekrar şans tanımayacağını açık ve net bir şekilde ifade ediyor. ANAP aldığı darbe sonrasında hızla yok olma sürecine girerken, Türkiye’nin en köklü siyaset geleneğini temsil eden DYP’nin durumu da pek parlak gözükmüyor. 3 Kasım seçimleri sonrasında liderini değiştirerek yola devam eden DYP için seçmen “Tansu Çiller sonrasında Mehmet Ağar ile DYP toparlanma sürecine girdi mi?” sorusunda yüzde 60.9 oranında hayır cevabı veriyor. DYP’nin toparlanmaya başladığını düşünenelerin oranı ise yüzde 16.5. DYP’nin; bir çok eski yapı ve kalıbın yıkılarak bir dönemin kapandığı ve Türk siyasetinde yeni bir dönemin başladığı bu süreçte tekrar toparlanarak ağırlığını hissettirebilmesi için şu anda olduğunun çok ötesinde bir çaba sarf etmesi gerekiyor. ARANAN KAN DERVİŞ DEĞİL! Ankara kulislerinde sık sık konuşulan Kemal Derviş liderliğindeki CHP veya yeni bir siyasi oluşumun Türk halkı tarafından pek de olumlu algılanmayacağı kamuoyu araştırmamızda Kemal Derviş hakkında yöneltilen iki soruya verilen cevaplardan anlaşılıyor. Kamuoyunda Kemal Derviş’in 3 Kasım seçimleri öncesinde yaptığı siyasi manevralar uygunsuz bulan ve kendisine güvenerek yola çıkanları ortada bıraktığını düşünen geniş bir kesim mevcut. Seçemenden Kemal Derviş’i 2001 yılından beri izlediği ekonomik ve siyasal politikalar ışığında değerlendirmesi istendiğinde - Kemal Derviş’i güvenilmez bulanların oranı yüzde 17.4 - Derviş’i IMF ve ABD’nin adamı olarak görenlerin oranı yüzde 17.3 - Ekonomist ve siyasetçi olarak başarısız bulanlar yüzde 15.4 - İsmail Cem ve Hüsamettin Özkan’ın DSP’den ayrılmaları ve YTP’yi kurmaları ile sonuçlanan süreçte onları yarı yolda bıraktığını düşünlerin oranı yüzde 14.7 - Türkiye ve Türk halkına yabancı bulanların oranı ise yüzde 13.3. KEMAL DERVİŞ’E GÜVEN YOK! Kemal Derviş’in halk nezdindeki karnesi kırık notlarla dolu. - Kemal Derviş için olumlu görüş bildiren seçmenin oranı yüzde 16.8 de kalırken - Olumsuz bakan ve Derviş’e güvenmeyenlerin oranının yüzde 78.1 olduğu görülüyor. ARANAN LİDER DERVİŞ DEĞİL Kemal Derviş ile ilgili bir diğer soru seçmenin Kemal Derviş’i CHP veya her hangi bir başka siyasi partinin başında görmek isteyip istemediğine yönelik. Bu soruya da seçmen bir önceki soruyu verdiği cevapları doğrular nitelikte bir cevap veriyor. - Kemal Derviş’i lider olarak görmek isteriz diyenler yüzde 7.2 olurken - Hayır istemeyiz diyenlerin oranının yüzde 58.5 olduğu görülüyor. Görülen o ki Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller gibi Kemal Derviş’de Türk halkının somut olarak ortaya koyduğu muhalefet ve lider boşluğunu dolduracak ve kitleleri peşinden sürükleyebilecek kişi değil. AKP RAKİPSİZ Anketimizin birinci sorusunda 28 Mart yerel seçimlerinde oy kullanacağını belirten seçmenlere 28 Mart Pazar günü oylarını hangi partiye verecekleri sorulduğunda AKP’nin yakın siyasi tarihimizde görülmemiş oranda yüksek bir oy alacağı ortaya çıkmaktadır. Ancak AKP’nin ulaşacağı oy oranı iyi analiz edilecek olursa aslında AKP’nin Demokrat Partinin, Recep Tayyip Erdoğan’ın da Adnan Menderes’in başarısını tekrarlayamadığı görülecektir. Adnan Menderes 1950’de yüzde 50’nin üzerinde oy alarak iktidarı CHP ve İnönü gibi kurt bir siyasetçinin elinden aldı. 1954 ve 57 deki seçimlerde gösterdiği başarılar ise gene bu deneyimli ve güçlü lider İnönü karşısında kazanılmıştı. Türk siyasi hayatında Menderes haricinde büyük seçim başarıları elde etmiş diğer lideler Demirel, Ecevit ve Özal’a bakacak olursak hepsi seçimlerde ağır muhalefetler ve karizmatik parti liderleri ile mücadele ederek bu başarılara imza atmışlardır. Fakat Tayyip Erdoğan’ın karşısında ne Menderes karşısındaki İnönü ne Demirel’in karşındaki Ecevit, nede Özal’a kök söktüren bir Demirel var. Tayyip Erdoğan yer çekimsiz ortamda rahatça yükseliyor. Bu sebeple AKP’nin aldığı oyu tarihi bir başarı olarak not etmektense, Deniz Baykal’ın ve diğer muhalefet partilerinin tarihi bir başarısızlığı olarak görmek gerekmektedir. Gerçekte AKP’nin ve Tayyip Erdoğan’ın karşısında Demirel gibi bir muhalefet lideri olsa idi Erdoğan’ın seçim meydanları çok daha dikkatli ve özenli konuşmak zorunda kalacağı kaçınılmaz bir gerçektir. Seçmenin yüzde 56.6 lık kesimi seçimlerde oyunu AKP ve adayına vereceğini belirtiyor. Muhalefetin durumu ise son derece vahim. Sonuçlar 1990 sonrasında şahit olduğumuz muhalefette yıpranma sürecinin ciddi anlamda derinleşerek bu seçimde karşımıza yepyeni bir tablo ile çıkacağını düşündürüyor. CHP Kasım 2002’de aldığı oy oranının çok altında bir oy alabilecek gözükürken, yüzde 10.8 ile gerçek bir baraj olmamakla birlikte bir tür psikolojik baraj görevi gören yüzde 10 un üzerine çıkabilen yegane muhalefet partisi. CHP’nin hemen arkasından SHP, DEHAP, ÖDP ve EMEP gibi sol tandanslı partiler tarafından oluşturulan Güç Birliği’nin oy oranı ise yüzde 8.3 olarak ölçülmekte. Ancak Güç Birliğinin tüm Türkiye genelinde seçimlere katılamayacağı düşünülürse bu oranın bir miktar daha aşağıda gerçekleşebileceği hesaba katılmalıdır. Dördüncü parti konumunda ise MHP bulunmakta. Ancak MHP’nin 2002 Kasım seçimlerindeki sıralamada konumunu korumasına rağmen oy oranını koruyamadığı görülüyor. DYP ise Tansu Çiller sonrasında partiyi ayağa kaldıracak atılımlar gerçekletiremediğinden erime sürecine dur diyememiş görünüyor ve yüzde 5.1 ile beşinci parti konumunda. GP ise Uzan operasyonları sonrasında liderinin yazılı ve göresel basın desteğini kaybetmesi ile düşüş sürecine girmiş görünüyor. SONUÇ OLARAK Sonuç olarak muhalefet partilerinin tümünün toplamı AKP’nin alacağı oy oranına yaklaşamıyor bile. 28 Mart tarihi mevcut muhalefet partilerinin Türk siyasetinde misyonlarını yerine getiremediklerinin bir göstergesi olacak gibi görünüyor. Muhalefet partilerinin bir siyasi partiden çok bir derneğe benzeyen yapılarının daha uzun süre devam ettiremeyecekleri açıkca ortadadır. Bu sonuçların muhalefet mecrasında yeni oluşum ve yapılanmaların yolunu açacağı beklenmelidir. Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 21:52

İLGİLİ HABERLER