KAYNAK : Haber Vitrini
Ebediyete intikalinin 64. yılında, Büyük Önder'in kabri ve Anıtkabir içindeki ''Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi'' binlerce vatandaş tarafından ziyaret edildi.
Anıtkabir, Atatürk'ün ebediyete intikalinin 64. yıldönümünde düzenlenen devlet töreninin ardından saat 11.00'de vatandaşların ziyaretine açıldı.
Büyük Önder Atatürk'ün kabrini Harp Okulu ve Polis Akademisi öğrencilerinin yanı sıra ilköğretim ve lise öğrencileri ile çok sayıda vatandaş ziyaret etti.
Anıtkabir'in giriş kapısı önüne sabah erken saatlerde gelen vatandaşlar devlet töreninin bitmesini beklediler. Tören bittikten sonra Anıtkabir'e giren vatandaşlar, Atatürk'ün kabrini ve yeniden düzenlenen ''Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi''ni ziyaret ettiler.
Kabri ziyaret eden binlerce vatandaş ellerindeki karanfilleri, gülleri bırakarak ebediyete intikalinin 64. yılında Büyük Önder'e bağlılıklarını sundular.
Anıtkabir'in her yaştan ziyaretçileri arasında, torunlarını getiren dedeler, çocuklarıyla birlikte gelen anne ve babalar, minik ilköğretim öğrencileri, turistler ve bazı sivil toplum örgütü üyeleri yer aldı.
TARİHİ ANLATAN MÜZE
Vatandaşlar, Atatürk'ün kabrini ziyaret ettikten sonra, Anıtkabir Gelişim Projesi kapsamında yepyeni bir anlayış ve teknikle düzenlenerek 30 Ağustos Zaferi'nin 80. yıldönümü olan 26 Ağustos 2002'de görkemli bir törenle açılan ''Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi''nin giriş kapısı önünde uzun kuyruklar oluşturdular.
Atatürk'ün mozolesinin bulunduğu Şeref Salonu'nun altında, 3 bin metrekarelik sütunlu alanda oluşturulan Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi'nde vatandaşlar, Büyük Önder'in Türk Ulusu'na adanmış yaşamını daha yakından tanıma imkanına kavuşuyor.
2 Kasım 2001'de başlatılan çalışmayla 9 ayda tamamlanan Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi'ne, Anıt bloğun sağında yer alan Misakı Milli Kulesi kapısından giriliyor. İnkılap Kulesi'ne kadar süren bu bölüm, ilk olarak 21 Haziran 1960 tarihinde, Atatürk Müzesi olarak açıldı.
Atatürk'ün özel eşyası ve kendisine yabancı devlet adamları tarafından armağan edilen eşyanın sergilendiği bu bölüm, ileri sergileme teknikleri kullanılarak, yeni oluşturulan bölümlerle birleştirildi. Atatürk'ün özel eşyası ve armağanların zarar görmemesini sağlamak amacıyla objeye zarar vermeyecek nitelikte kumaş kullanıldı. Fiberoptik aydınlatma yapılan vitrinler, ışığa, sese karşı korumalı, kurşun geçirmez özellikte yapıldı.
Bu ilk bölümün girişinde sizi, 1920 yılında Ankara'ya geldikten sonra boydan çekilmiş, güleryüzlü bir fotoğrafıyla; Mustafa Kemal Paşa karşılıyor. Hemen solda, Atatürk'ün nüfus cüzdanları görülüyor. Ve loş koridorda ilgiyle izlenen bu bölümden sonra, müzenin yeni oluşturulan bölümlerine geçiliyor.
14 BİN KARE FOTOĞRAF ÇEKİLDİ
İkinci bölümde üç panorama dikkati çekiyor. Senaryosu Turgut Özakman tarafından yazılan Çanakkale Savaşları, Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz panoramalarının hazırlanması için bu muharebelerin geçtiği alanlarda, çeşitli biçimlerde figüranlar kullanılıp canlandırmalar yapılarak, 14 bin kare civarında fotoğraf çekildi. Bu fotoğraflardan yararlanılarak çizilen eskizler doğrultusunda panoramalar oluşturuldu; üç boyutlu canlandırmalar gerçekleştirildi.
ZAMAN KORİDORU
Çanakkale Savaşı'nı, Sakarya Meydan Muharebesi'ni ve Büyük Taarruzu konu alan bu üç panorama, adeta bir zaman koridorunun önüne getirip bırakıyor sizi. Bu panoramalar, önlerinde düzenlenen başka bir alanla üç boyutlu bir etkiye büründürülmüş. Savaşlarda kullanılan gerçek mermiler, silahlar, mitralyözler, toplar; yanmış tekerlekler, siperler, kağnılar; bu zaman koridorunda, gözleriniz ve kulaklarınızla ağır ağır yol aldırıyor size.
40 metre uzunluğundaki bu panoramaları izlerken; Muammer Sun'un hazırladığı fondaki müzik de zamanı özümsetiyor. Bomba gümbürtüleri, Çanakkale Boğazı'ndan geçmeye yeltenmiş gemilerin düdükleri, mitralyözlerden toprağa savrulan kovan sesleri kulaklarınızda yankılanıyor. Sakarya Muhaberesi ve Büyük Taarruz panoramalarında süvarilerin kılıç şakırtılarını, atlarının kişnemelerini ve nal seslerini işitiyor; uzaklardan düşmanı kovalayan Mehmetçiğin ''Allah! Allah!'' nidalarını duyabiliyorsunuz.
SEYİT ONBAŞI
Ve yine ta ötelerden Mehmetçiğin sazıyla çalıp söylediği ''Çanakkale içinde vurdular beni'' türküsü akıyor içinize. Önce Çanakkale Savaşları Panoraması önündesiniz, karşınıza tüm heybetiyle 215 okkalık (275 kilogram) top mermisini sırtında taşıyan Edremit-Havranlı Mehmet oğlu Seyit Onbaşı çıkıyor. Seyit Onbaşının yüzüne yansıyan gücünü izlerken hemen önündeki alanda üç boyutlu anlayışla oluşturulan şehit düşmüş asker maketi, Mehmet Akif Ersoy'un Çanakkale şehitleri için yazdığı şiirindeki, ''Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor, Bir hilal uğruna Yarab ne güneşler batıyor'' dizelerini getiriyor kulaklarınıza.
BOMBA SIRTI
Birkaç adım sonra, ölmeye hazır askerlerin siperdeki maketleriyle karşılaşıyorsunuz: Birazdan kullanacakları süngülerini, siperi oluşturdukları kütüklere saplamış bekliyorlar. Dünya harp tarihinde eşine az rastlanan, ''Bomba sırtı'' adı verilen bu olayın üç boyutlu canlandırılmasında, karşılıklı siperler arasındaki uzaklığın 8 metreye kadar inmesi ve ölümün kaçınılmaz olmasına rağmen, üç dakika sonra öleceğini bilen askerlerin ölüme atılışları anlatılıyor.
Mustafa Kemal'i Çanakkale Savaşları'nda siperde gösteren resmin önünde oluşturulan siperlerde manyetolu bir telefon, yanında şarapnelden kültablasında hala yanıyor hissi veren bir sigara duruyor. İlerde bir siperin içinde, şehidin başında, bir başka asker Kuran okuyor.
Çanakkale Savaşı panoramasında, Nimet Arzık'ın, ''Çanakkale'de karşı karşıya, kardeşçe ölesiye dövüşmedik mi'' sözlerini anımsatırcasına görüntüler de yer alıyor. Yaralı bir Anzak askerini sırtına almış Türk askeri resmi bunu çok güzel anlatıyor; bir başka asker de ölmek üzere olan Anzak'a, belki de son suyunu içiriyor.
ÇOCUKLARIN GÖZLERİNDEKİ PIRILTI
Çanakkale panoraması ve öteki iki panoramanın bulunduğu bölümün orta kısmında, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Kurtuluş Savaşı'na katılan komutanların portreleri ile kurtuluş mücadelesinin çeşitli anlarının resmedildiği büyük boyutlu tablolar da sergileniyor. Moskova'daki stüdyoda yapılan bu çalışmada yer alan Rus sanatçılar adına Albay Sergey Prisekin'e, Genelkurmay tarafından ödül verildi.
Ziyaretçiler, bu mekanda oturarak, dinlenme ve tabloları yakından daha rahat izleme olanağı da buluyorlar. Milli Mücadele'de Türk kadınının gösterdiği fedakarlıkların anlatıldığı tabloyu, çoğu kadın, ellerini çenelerine koyarak uzun uzadıya ilgiyle izliyor. TBMM'den cepheye uğurlanan Mustafa Kemal ve komutanları gösteren tabloda, gülen yüzleriyle zafere ve geleceğe inanmış çocukların gözlerindeki pırıltıyı, müzeyi gezen çocukların yüzlerinde de görüyorsunuz adeta.
SAKARYA VE KOCATEPE
Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz panoramalarını bomba, süvarilerin kılıç sesleri arasında izlerken, Mahmut Alptekin'in, ''Çaldağı'nda Bir Mustafa Kemal Gecesi'' şiirindeki, ''Bozkırın göbeğinde toplanmış ordular/ Geçiyor önlerinden Mustafa Kemal/ Ulu şafaklar gözlerinde'' dizeleri yankılanıyor kulaklarınızda. Arka planda, beşiği bırakmış analar, öküz arabalarıyla; ''korkunç ve mübarek elleriyle'' cephane taşıyorlar.
Sancağı taşıyan bayraktar Mehmetçiğin, tabloda oluşturulan teknikle, koridora girdiğiniz andan çıkıncaya kadar sizi izleyen gözlerinde, zafere inanmışlığın ve azmin gururu okunuyor. Bu gözler; sanki, ''Sancağın emaneti sizde'' demek istiyor.
Ve Büyük Taarruz panoramasında ''Sarışın Kurt,'' ''ince uzun bacakları üzerinde, Afyon ovasına atlayacakmış gibi duruyor Kocatepe'de...''
CUMHURBAŞKANLARI DEFNEDİLECEKTİ
Müzenin üçüncü bölümü, Panorama Bölümü'nü çevreleyen koridordaki 18 tonozda yer alan tematik sergi alanlarından oluşuyor. Atatürk'ün Samsun'a çıktığı 1919 yılından, ölümüne kadar olayların anlatıldığı Tonoz Müzeler, Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi'ne farklı bir atmosfer kazandırıyor.
Mozolenin bulunduğu Şeref Salonu'nu ayakta tutan sütunlu salon ile Anıtkabir'in temel duvarları arasında kalan koridorda yer alan ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlarından ebediyete intikal edenlerin defnedilmesi amacıyla inşa edilen, ancak kullanılmayan tonozlu odacıklarda yapılan vitrin düzenlemelerinde, Kurtuluş Savaşı ve Atatürk Devrimleri'ne ilişkin 3 bin kadar fotoğraf ile bunların Türkçe İngilizce açıklamalarına yer veriliyor.
Değerli sanatçılar tarafından hazırlanan rölyefler de Tonoz Müzelerin görselliğini güçlendiriyor. Tonoz Müzelerin bulunduğu galeri boyunca Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasında büyük hizmetleri görülen, Kara Fatma'dan Şahin Bey'e kadar asker sivil 20 kahramanın büstü ve özgeçmişleri de yer alıyor.
Her tonozda bir devrimin anlatıldığı koridordan çıkıp Müze'den ayrıldığınızda; bu devrimlerin kimin manevi koruması altında olduğu da çok iyi görülüyor.
TARİHİ DE MÜZESİ DE YAŞADIĞI GİBİ
Prof. Afet İnan, Mustafa Kemal'in ''Büyük Nutuk''u bitirdiğinde, bir akşam toplantısında, ''Gençliğe Hitabe'' bölümünü okuduğunu anlatır. Coşku içinde konuşan Atatürk, ''Tarihi yaşadığımız gibi yazdık, fakat geleceği Cumhuriyete inananlara, onu koruyanlara ve yaşatacaklara emanet etmek gerekir'' der.
Müzede Atatürk'ün bu sözleri adeta can buluyor.
500 BİNİNCİ VATANDAŞA HEDİYE
''Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi''nin yeniden düzenlenerek hizmete açıldığı tarih olan 26 Ağustos'tan itibaren Anıtkabir'i ziyaret eden 500 bininci vatandaşa çeşitli hediyeler verildi.
Anıtkabir Komutanı Piyade Kıdemli Albay Yaşar Murat Dinçer, 26 Ağustos'tan bu yana Anıtkabir'i ziyaret eden 500 bininci vatandaş olan öğretmen Ahmet Sarıyarlıoğlu, eşi Hülya Sarıyarlıoğlu ve kızları Deniz Sarıyarlıoğlu'na, Atatürk'ün kaleme aldığı Nutuk, Anıtkabir şilti, Atatürk rozetleri, Atatürk ve Kurtuluşu Savaşı Müzesi kataloğunun da aralarında bulunduğu hediyeler verdi.
Bu arada, Atatürk'ün kendi sesiyle 10. Yıl Nutku'nu okuduğu konuşmasından bölümler ve 10. Yıl Marşı Anıtkabir'de ziyaretçilere dinletiliyor.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 18:37