KAYNAK : Haber Vitrini
Ankara DGM Cumhuriyet Savcısı Ömer Suha Aldan, din ve sınıfsal temele dayalı her türlü terörün Türkiye için yakın tehlike nedeni olma özelliğini koruduğunu belirtti.
''Bugünün sorunlarını gidermede Türk ulusunu yönlendirecek bir Atatürk yoktur. Ne yazık ki, bugün için ne denli değerli olduğunu anladığımız düşünceleri, küçümsenir, reddedilir hale gelmiştir'' diyen Savcı Aldan, ''O'nun öğütleri doğrultusunda, ekonomisi kar zarar hesabına dayanmayan, her türlü oyuna karşı hazırlıklı bir dış politikası olan, milletine güvenen, milli birlik ve dirliği esas alan, gençliği terör örgütlerinin kucağına itecek politikalardan uzak, her ne suretle olursa bölücü din ve sınıfsal temelli terör örgütlerinin oluşmasına ve gelişmesine fırsat verecek tavır, söz ve davranışlardan kaçınan, çıkar amaçlı suç örgütlerinin meydana gelmemesi için kamu kaynakları akılcı ve dürüstçe kullanmayı amaç edinmiş bir yönetim anlayışına ihtiyaç var'' şeklinde konuştu.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün 64. yıldönümü dolayısıyla Ankara DGM'de, 1 No'lu DGM Başkanı Mehmet Orhan Karadeniz, 2 No'lu DGM Başkanı Hüseyin Eken, hakim, savcı ve diğer personelin katılımıyla anma töreni düzenlendi.
Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcısı Cevdet Volkan, saygı duruşuyla başlayan törende yaptığı konuşmada, Cumhuriyet'e, Atatürk'ün devrimleri ve yol gösterici fikirlerine bağlılıklarını göstermek için biraraya geldiklerini kaydetti. Atatürk'ün hep asker kişiliği ve örnek devlet adamlığı ile hatırlandığını belirten Başsavcı Volkan, yargıya, hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına verdiği önem üzerinde yeterince durulmadığını bildirdi. Atatürk'ün 9 Ekim 1925 tarihinde Cumhuriyet savcılarına seslenişini içeren metni okuyan Volkan, bu metnin, Büyük Önder'in savcılara ve hukuka verdiği önemi gösterdiğini söyledi. Volkan, ''Yokluğunu büyük bir acıyla hissettiğimizi Atatürk'e yürekten bağlılığımızı yineliyoruz'' dedi.
Ankara DGM Savcısı Aldan da her yıl gerçekleştirilen ve geleneksel hale gelen törene katılanlara teşekkür etti. Aldan, 1900'lü yılların başında, büyük dünya devletlerinin hoyratça ve sınır tanımayan bir şekilde emperyalist emellerin peşinde koştuğunu, bu dönemde, kötü yönetilmiş ve sanayileşememiş Osmanlı İmparatorluğu'nun ise zor günler geçirdiğini belirtti. Büyük Önder Atatürk'ün, Anadolu'da başlattığı bağımsızlık mücadelesi sonucu, dört bir tarafı işgal edilmiş Osmanlı İmparatorluğu'ndan örnek bir Cumhuriyet yarattığını bildiren Aldan, ''Türkiye Cumhuriyeti, artık toprakları işgal edilmiş, milleti esaret altında, doğal kaynakları yağmalanan, bazı ülkelerin sömürülerine açık bir ülke değil, sağlıklı bir diplomasisi oluşmuş, dünyada sözüne itibar edilen, bulunduğu bölgede güven unsuru olan, birçok esaret altındaki ülkeye umut ışığı olan bir ülke haline gelmiştir. Yok olmak üzere olan bir imparatorluktan, onurlu, saygın, bağımsız bir Cumhuriyet kurulmuştur'' dedi.
Aldan, Büyük Önder'in aramızdan ayrılmasından bugüne kadar geçen sürede Türkiye'de olumlu-olumsuz birçok değişim yaşandığını ifade ederek, Türk milletinin, Cumhuriyeti'nin temel niteliklerini korumada hep duyarlı olduğunu kaydetti.
SAVCIDAN EMPERYALİZM UYARISI
Türkiye'nin, dış nedenlerin yanı sıra içinde bulunduğu koşullardan kaynaklanan yeni sorunlarla uğraşmak durumda olduğunu anlatan Aldan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çağımızda ekonomik açıdan üstün ülkelerin emperyalist anlayışları değişime uğramış, eski hoyrat yaklaşım yerine bugün yeni yaklaşımlarla faaliyetlerde bulundukları gözlenmektedir. Ülkelerin ekonomik, sosyal ve coğrafik yapıları ayrıntılı incelenmekte, gerektiğinde balık tutmayı öğretmek yerine balık verilerek ülke insanının dinamiği söndürülmektedir. Kendi çıkarını ülke çıkarına üstün tutan yerli işbirlikçiler ile bağımsızlığın güzelliğini idrak etmeyen mandacılardan yararlanılmaktadır. Halkın teamülleri günübirlik değiştirilmeye çalışılıp kafası karıştırılmaktadır. Yaratılan kavram karmaşası sonunda neyin doğru, neyin yanlış olduğu ikilemine düşen insanlar, başkalarının doğrularını kabul eden topluluk haline gelmektedir. Kültür bombardımanı sayesinde toplumun temel yapısında çarpık bir anlayış oluşturulmakta, büyük bölümünde radikalleşme ve geçmişe dönme arzularının artmasına neden olunmaktadır. Bir ülkede birlikte yaşayan ve aynı kaderi paylaşan topluluklar arasına nifak tohumları ekilerek o ülkenin bölünmesine çalışılmaktadır. Böylelikle ülkelerin sosyal ve ekonomik sorunlarla boğuşarak ilerlemelerinin önlenmesine çalışmaktadır.''
''YÖNETİM HATALARI VE YOLSUZLUKLAR''
Savcı Aldan, Türkiye'nin, dış kaynaklı nedenlerle ve yıllardır süre gelen yönetim hatalarının doğurduğu büyük bir ekonomik krize maruz kaldığını belirterek, şunları kaydetti:
''Yıllardır gerçekleştirilen yolsuzluklar ekonomik olarak maddi kayıplara neden olduğu gibi, halkın yönetime olan güven duygusunu azalmıştır. Bu haksız kazançların farkına varan ve genellikle büyük kentlerin varoşlarından gelen, suç işlemeye eğilimli şahısların oluşturduğu bazı örgütlerin bu kazançtan pay almaya çalışmaları sonucu, giderek artan oranda mafya oluşumları ortaya çıkmıştır. Bu oluşumlar konusunda gereken önlem alınmazsa, toplumumuzda büyük tahribatlar yapacağı açıktır. Yine kara para trafiği de ülkemizin milli değerlerini ve sosyal dengeyi bozan bir tarzda varlığını sürdürmektedir.''
''DİN VE SINIFSAL TEMELLİ TERÖR YAKIN TEHLİKE''
Türkiye için bir diğer sorunun da, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmaya yönelik faaliyet ve yapılanmalar olduğunu anlatan Savcı Aldan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Din ve sınıfsal temele dayalı her türlü terör de ülkemiz için yakın tehlike nedeni olma özelliğini korumaktadır. Bugünün sorunlarını gidermede Türk ulusunu yönlendirecek bir Atatürk yoktur. Ne yazık ki, bugün için ne denli değerli olduğunu anladığımız düşünceleri, küçümsenir, reddedilir hale gelmiştir. Toplumuzda kimi kesimler, çıkarları zarar gördüğü için Atatürk devrimlerine olan kinlerini kusmakta, milletin duygu ve düşünceleri ile tarihsel gerçeklerden uzak kimi emperyalistler ise onu küçümsemeye çalışmaktadır. Ancak, sorunlarımızın giderilmesinde O'nun bakış açısı ve öğütleri bizler için hala önemli bir rehberdir.
Buna göre, onun öğütleri doğrultusunda, ekonomisi kar zarar hesabına dayanmayan, her türlü oyuna karşı hazırlıklı bir dış politikası olan, milletine güvenen, milli birlik ve dirliği esas alan, gençliği terör örgütlerinin kucağına itecek politikalardan uzak, her ne suretle olursa bölücü din ve sınıfsal temelli terör örgütlerinin oluşmasına ve gelişmesine fırsat verecek tavır, söz ve davranışlardan kaçınan, çıkar amaçlı suç örgütlerinin meydana gelmemesi için kamu kaynakları akılcı ve dürüstçe kullanmayı amaç edinmiş bir yönetim anlayışına ihtiyaç vardır.''
''KOMPLO VE BASKI GİRİŞİMLERİ...''
Savcı Aldan, DGM'lerin, kurulduklarından bu yana Anayasa ve yasalardan aldığı görev ve yetkiyi, çağdaş hukuk kuralları ve hukukun üstünlüğüne bağlı kalarak yerine getirmeye çaba gösterdiğini belirterek, şunları kaydetti:
''Devletin iç güvenliğini bozmaya yönelik her türlü terör, çıkar amaçlı çeteler, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı suçlarına yönelik olarak gerçekleştirilen tüm eylemlerin takibinde, Başsavcılığımız, dün olduğu gibi bugün de üzerine düşen görevi, türlü komplolara, üzerinde haksız önyargılar ile oluşturulmak istenen iç ve dış baskı girişimlerine rağmen çekinmeden yerine getirmeye devam edecektir. Başsavcılığımız, Cumhuriyetin temel niteliklerinin korunmasında da hassas olduğunu her vesile ile dile getirecektir.'' Eski Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcısı Nusret Demiral da Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluşunda ve modern Türkiye'nin inşa edilmesi sırasında yaptığı çalışmaları anlattı. Demiral, DGM'lerin hangi ihtiyaçlar sonucu kurulduğu konusunda da bilgi verdi.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 18:37