ARINÇ: BİR CÜMLEME 5 YIL YEDİM
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç : Bu bir seramoni daha sonra tartışmalar başlayacak. Bu toplantının bütün detaylarıyla televizyonlardan canlı yayınlanıyor olmasıdır. Ben şahsen bir kaç yıl aradan sonra Abant'a katılmaktan mutluluk duyuyorum. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum.
BİR CÜMLE İÇİN 5 YIL HAPİS CEZASI ALDIM
Herşey söylendi ve çok güzel şeyler duyduk. Türkiye daha çok demokrasiyi özgürlüğü istiyor. Sorunlarının çözülmüş olmasını istiyor. Bu onun tabii bir hak olarak görüyor. Bugün halkımız bunun tabi bir hak olduğuna inanmış durumda. Türkiye'yi geriye döndürmek isteyen Türkiye'de sivil iradenin önüne engeller çıkartmak isteyenlere de prim vermiyoruz. Burada insanlar var Türkiye'yi işaret ediyorlar. Bizim meclis logomuz var aşağıda 12 yıldız var AB'yi temsil ediyor. Güzel şeyler düşünelecek ve yapılacak. Halk meclisine güveniyor ona işaret ediyor TBMM'ye milletin iradesini koymak istiyor. Türkiye geçmişten bu yana zorlukların içerisinde. Şuanda 2005'ten itibaren masaya oturan bir ülkeyiz. AB serüveninde yolculuğu tam üyelik konumundayız. Anayasa'da pek çok madde değiştirilmiş. Biz bunları AB'nin temsil ettiği hukuk ve demokrasi standartlarına ulaşabilmek için bunu onlar istediği için adımlar atıyoruz. Türkiye bir türlü cesur bir dönüşümü bir anda yapamıyor. Ben hemen hemen 35 yıldır siyasetin içindeyim. Son yıllarda parlamentoya geldim. 1985 İzmir'de bir konuşma yapmışım. 1,5 saatlik yaptığım konuşmada 1 cümle yüzünden mahkemeye verildim. Bundan dolayı beni o bir cümle ile yargıladılar ve çok süratle ikinci celsede 5 yıl ağırlaştırılmış hapis cezası verildi. 1985'te başlayan 1986'nın ortasında biten bir dava. Ben 20 yıllık bir süreç yaşadım. Benim mahkum edilmeme sebep olan 163. maddeyi kaldırdık. O günlerdeki tartışmaları hatırlıyorum olmaz Türkiye birbirine girer şeriat gelir diye çok konuşuldu. Ancak kalktı herhangi bir problem olmadı. Bunun yerine aynı maddenin muadili olarak terörle mücadele maddesi geldi 312. Onunla ilgili uzun süreç yaşadık. Yargıda davalar açılmaya başladı. Bu da işe yaramadı 301 çıktı karşımıza. En son geçen yıl onu da değiştirdik. Şimdi hepsini topluyorum 163. Madde'den yargılandığım cümleyi bugün söylesem yargılanmayacağım. Baltık ülkelerine gittim mesela onlarda AB üyesi oldular. Bu ülkelerdeki dönüşümün çok daha süratli ve güçlü olduğunu hatta komünist rejimlerden çıkan bu ülkelerde bir gecede yapılan değişiklikleri gördüm. Niçin bizde bunlar bu kadar zor oluyor derken karşıma bir kaç şey çıkıyor. Niye ihmalkarsınız, niye göğsünüzü gere gere böyle bir düzenleme yapmıyorsunuz diyordum o zamanlar. Parlamento çoğunluğunun tek başına yeterli olmadığını da 411 kişinin evet oyuyla kabul edilebilen bir yüksek yargının bu tarafa dolanarak işin içine girip iptal kararı vermesinin bu sözlerime küçük bir örnek olarak görebilirsiniz. Türkiye'nin demokratikleşmesinde 4 ana kurumunda yardımlaşmasına gerek olduğuna inanıyorum. O kurumlardan biri ordudur. Yargının ve ordunun düşünceleriyle, yorumlarıyla demokratikleşmeye olumlu katkıda bulunması lazım. Üniversitelerde çok ayrı kurumlardır. Geçende birtoplantıya katıldım ve oluşumu sevinçle müşahade ettim. Sayın Rektörlerimizin artık kendi asli görevlerine süratle dönmelerinden mutluluk duydum. 30'a yakın rektörlerin konuşmaları düşünceleri bilim ve teknoloji araştırma konusunda söyledikleri ve heyecanları beni çok memnun etti. Bilim ve teknolojiyi konuşan bir rektör gelmiş. Üniversiteler oradaki rakamlardan aklımda kalanları söylüyorum. Üniversitelerin hergün sayıları artıyor. Savcı ve hakim önüne gelen onların tabiriyle fikir suçlarıyla veya farklı suçlarla her sanığı beraat ettirebilirler. Ama tam tersi olurlar inanın kürsüde konuşmak her zaman suç olabilir. Öylesine cesur hakimlerimiz vardır ve var olacak ki ülke zarar görmeyebilir. Dördüncü önemli kurum o da medyadır. Türkiye'de demokrasi perspektifine olumlu katkıları olabilir olumsuz katkıları da olabilir.
BU HALKA İHANETTEN BAŞKA BİRŞEY DEĞİLDİR
Biz birisinin ofisinde bulunan ve siyasi partileri hedef alan ve yazanları söylüyorum ve bunların iktidarını ortadan kaldırmak için ne yapabiliriz gibi şeyler var. Oradaki partinin ismini değiştirin bütün partilerin ismini koyun bunu halkın işine karşı Anayasa'ya karşı büyük bir ihanetten başka birşey değildir. Ben geçmişi yaşadım artık küçük sevinçleri bile önemsiyorum. Birilerinin yüksek sesle öksürmesi bile rejim sorunu haline gelirdi. Artık bu ayıpları yaşamasaydık keşke. Marjinal düşünmeye sahip herkes olabilir. Herkese bir kalem verseniz kimbilir neler yazar. Ancak görev verilmiş insanların bu tür düşüncelere saihp olmamalarını çok önemli görürdük. Herkes sabah kalktığında hasan mutlucanın türküsü var mı diye radyo açma ihtiyacı duymuyor. Eğer bu belge gerçekse... O zaman Bülent Arınç doğru söylemiş dersiniz. Ben çok mutluyum ve ümitliyim ülkemin geleceği için. Bütün üstadlarımızı dinleyeceğiz. Ümitli olmamız için pek çok sebep var. İşte o çok sevinçli olmamızı ümiti olmamızı gerektiren en güzel olayı burada yaşadık. Devletin valileri var. Bütün fikir sahipleri valierimizi kutluyorum.
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış "Türkiye'de iktidara karşı çıkmak isteyenlerin hepsinin ağıznda hukukun üstünlüğünden bahsediylor. Siz mecliste yüzlerce milletvekilinin çıkardığı bir karara hukukun üstünlüğü diyeceksiniz. Ben gerçekten Türkiye'nin daha iyisini hak ettiğine inanıyorum. Muhalefetin de yanlışlarını hep beraber oturup karşılıklı oturup bize yakışan bir Anayasa'yı hep birilket yapmamız gerektiğine inanıyorum. Artık Türkiye eski Türkiye değil. Türkiye daha iyisine layık. Gerçekten Türk insanı dinamizmi ile bir çok sorunu aşmıştır ve bundan sonra da aşmaya devam edecektir." dedi.