BOLU VALİSİ AKPINAR: YES WE CAN
Bolu Valisi Halil İbrahim Akpınar, Abant' Platformunda konuştu, "Denokratikleşme: 12 Eylül'den AB'ye Siyasi Partiler konulu Abant Platfıormunda konuşan Vali Akpınar, anayasanın halkın iradesini yansıtmadığını söyledi, yapılması gerekenleri sıraladı.
Bu toplumun yapılması gereken her şeyi hayata geçirebilecek yapıda olduğunu belirten Akpınar, "Peki biz demokratik bir anayasa ve akabinde buna uygun mevzuata sahip olabilir mi? Yes we can. Evet yapabiliriz" dedi.
Vali Akpınar'ın konuşması şöyle:
"Ülkemiz maalesef demokratik yollarla yapılan bir anayasayla değil de, 1960’tan itibaren içselleştirmek zorunda kaldığımız darbelerin ardından oluşturulan antidemokratik anayasalarla yönetilmek durumunda kaldı.
Bugün demokratik hayakpatımızın önündeki en büyük engel hiç şüphesiz, darbeci generallerin anayasasıdır.
Mevcut anayasa, halkın iradesini pek fazla önemsemeden, oligarşik bürokrasinin vesayetinde sınırlı bir demokrasi öngörmektedir.
Temel felsefesi, kurulması hayal edilen, istenilen rejime sadık siyasi partilerin, halkın çoğunluk oyunu alıp iktidara gelemeyeceği varsayımı üzerine kuruludur.
Mevcut anayasa ve ilgili mevzuat ile,“Halkın iradesi sonucu oluşan meclisin ve hükümetin elini kolunu bağlayıp, iktidarı bir türlü muktedir konuma getirmeyecek mekanizmalar yoluyla, oligarşik-jakoben bürokrasi hakimiyeti sürdürülmelidir.” düşüncesini sürekli hakim kılacak kurum ve düzenlemeler getirilmiştir.
Askeri güç, yürütmesi ve yargısıyla paralel biçimde örgütlenmiştir ve adeta bağımsızdır.
Jakoben bürokrasi, hükümeti amiri gibi değil de, bayındırlık hizmetleri yapan, memur istihdam eden, harcamalarına kaynak bulan, bütçelemesini yapan muhasebe müdürü gibi görmektedir. Ne kadar para harcarsa harcasın bunun hesabının sorulmasından da pek hoşlanmamaktadır.
Aradan geçen uzun yıllara rağmen, zaten pek de iyi olmayan demokratik hayatımıza tecavüz eden darbecileri yargılayamadık, bu millete reva gördükleri yargısız infazların, işkence ve kötü muamelelerin hesabını soramadık.
Düzmece yargılama sonucu katlettikleri Başbakan ve iki bakanın acısını bile yüreğimize gömdük.
Ülkemizde halkın iradesini bir türlü içine sindiremeyen kişi ve gruplar, içinde bulunduğumuz bu dönemde bile, hala Baas Rejimi ya da bir çeşit Pol Pot Rejimi özlemiyle hükümeti devirmeyi, binlerce kişiyi yok etmeyi planlıyorlar.
Bu kişi ve gruplar, halkın iradesine karşı plan yapmaktan ne usanıyorlar, ne de utanıyorlar.
Her türlü kanunsuz, ahlaka mugayir yol ve yöntemi kullanmakta bir sakınca görmüyorlar.
Üstelik geçmişte bu işleri yapmış olanların cezalandırılması bir yana, ödüllendirilmiş olmaları bu gibi kişileri teşvik ediyor.
Benim çağrım demokrasi, insan hakları, özgür toplum ve evrensel hukuk ilkeleri konusunda mevcut durumu beğenmeyen herkese:
Ülkemizi jakoben bürokrasinin paşa gönlünden koptuğu kadar değil, sonuna kadar demokrasiye kavuşturalım.
Peki biz demokratik bir anayasaya ve akabinde buna uygun mevzuata sahip olabilir miyiz?
Yes, we can!
Evet, biz yapabiliriz!
Çünkü biz haklıyız.
Ülkemize ve insanımıza çoktandır hak etmiş olduğu demokratik anayasayı ve evrensel normlara uygun hukuk düzenlemelerini getirebiliriz.
İnsanımızı “yarı demokrat, az özgür ülke vatandaşı olma” mahcubiyetinden kurtarıp, “tam demokrat, en özgür ülke vatandaşı olma” gururuyla tüm dünyada arz-ı endam ettirebiliriz.
Ülkemizi özgür ve huzurlu insanların yaşadığı özgürlükler ülkesine dönüştürebiliriz.
Avrupa Birliği yolundaki bir ülke olarak, evrensel hukuk kurallarını sağlayan, demokratik hak ve özgürlükleri garanti altına alan, hiçbir vatandaşımızın etnik kökeni, dini inancı, mezhebi, düşüncesi, kılık kıyafeti vb. nedenlerle horlanmadığı, ayrımcılığa tabi tutulmadığı ya da yüceltilmediği sivil ve yeni bir anayasaya ve diğer hukuki düzenlemelere sahip olabiliriz.
Bu ülke hepimize yetecek kadar büyüktür.
Ve bu ülke hepimizi mutlu edecek kadar güzeldir."
Devlet Bakanı Egemen Bağış konuşmasında şu görüşleri dile getirdi:
"Gelin Türkiye'nin önünü açalım. Bu anayasa bize yakışmıyor. Türkiye'de şeriat korkusunu ortaya kaldıracak, darbe olur mu diye endişe edenlerin de korkusunu giderekecek bir anayasa hazırlanabilir.
Türkiye'de iktidarların meşruiyeti tartışıldı, ama artık muhafetin meşruiyetinin de tartışılması gerek. Gayri meşru güçlerle işbirliğine kalkan bir muhalfetin sorgulanması gerek.
Willy Brant Almanya Başbakanı olduğunda, "Daha fazla demokrasi, daha fazla risk gerekiyorsa biz bu riski almalıyız."