Gündem
  • 12.4.2002 12:01

BAHÇELİ: “İDAMIN HÜKÜMETİ ETKİLEMESİNE İZİN VERMEYİZ”

KAYNAK : Haber Vitrini ANKARA- MHP Lideri ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, idam cezasının kaldırılması konusunda liderler zirvesinde de anlaşma sağlanamaması durumunda hükümette sorun çıkmasına izin vermeyeceklerini söyledi. Bahçeli, NTV Ankara Temsilcisi Murat Akgün’ün sorularını yanıtladı. Hükümet protokol ve porgramına, virgülüne kadar sahip çıktıklarını bildirdi. Soru: Devletin küçültülmesi, bakan sayısının azaltılması konusunda 2 hafta önce yapılan Bakanlar Kurulunda önemli bir çıkışta bulundunuz. Bu çağrınıza hükümet ortaklarınızdan bir yanıt geldi mi? Böyle bir çıkışa neden gerek duydunuz? Bahçeli: Bu konuda takdiri Sayın Başbakan’a bıraktık. Bir anlamda biz çağrımızı yaptık ondan yanıt bekliyoruz. Ekonomik programın uygulanması sırasında hükümeti oluşturan partilerden, bazı bakanlardan, sivil toplum örgütlerinden bakanlık sayısı azaltılsın, devlet küçültülsün, yeniden yapılanmaya gidilsin diye görüşler dile getirildi. Ve bu süreçte “hükümette bir takım usnurlar örtülü olarak yeniden yapılanmaya direniyor” görüntüsü verildi. Oysaki ben devlette yeniden yapılandırmayı çok önceden ortaklarımızın gündemine taşıdım. Ve daha Sayın Derviş hükümete girdiği dönemlerde güçlü ekonomiye geçiş programı hazırlanırken şunu önerdim. Bir yandan bu program hazırlanırken diğer yandanda ulusal program var ortada. Ve bu iki program örtüşüyor. Gelin eş zamanlı olarak bu ikisini birden ele alıp bir toplumsal proje haline dönüştürelim. Türkiye’yi yeni yüzyıla taşıyacak bir hamleyi başlatalım. Aylar sonra bu konu, yeniden 2 hafta önce Bakanlar Kurulu’nun gündemine taşındı. Ben de görüşlerimizi bir kez daha o platformda dile getirdim. ‘Her toplantıda ekonomik programın konuşulduğu her ortamda bakan sayısının azaltılması, eşgüdüm, şeffaflık, devletin küçültülmesi önümüze getiriliyor, hadi bunları sürekli tartışacağımıza hemen yapalım.’dedim. Bunun için bir takdim de önerdim. ‘Hükümet 28 Mayıs’ta 3 yılını dolduruyor. Hem 3 yıllık dönemin bir muhasebesini yapalım hemde kalan iki yılda kararlılık uyum ve yeniden yapılandırma ile yolumuza devam edeceğimizin mesajını verelim.’ dedim. ‘Üstelik bu dönüşümü gerçekleştirebilmek için Meclis’te yeterli çoğunluga da sahibiz’ görüşünü de dille getirdim. Bakanlar Kurulu’nu özel bir toplantı platformu haline getirmeyi önerdim, 2 yada üç gün için. ‘Her parti hazırlığını getirsin sadece bakan sayısını değil, devletin her açıdan yeniden yapılandırılmasını enine boyuna burada ele alalım’ dedim. MHP’nin bu değişime fikren ve proje olarak hazır olduğunu anlattım. Kameralar önünde sürekli bunun konuşulmasının yanlış olduğuna dikkat çektim. Şimdi ortaklarımızdan yanıt bekliyoruz. Soru : Hükümette uyum konusundaki görüşleriniz neler? Geçtiğimiz 2,5-3 yılı değerlendirdiğinizde zaman zaman ortaklarınızla görüş ayrılığına düştüğünüz noktalarda oldu, bu konuda neler söylersiniz? Bahçeli: Hükümette uyumsuzluk, çatışma yok. Bizim bir hükümet protokolümüz bir de hükümet programımız var. Geçtiğimiz dönemlerde sıkça kısa süreli koalisyonların göreve geldiğini görüyoruz. Ancak bu hükümetler uzun ömürlü olamadıkları için hükümet programlarında yazılanların çoğunu yerine getiremediler. Bizim durumumuz ise biraz farklı. Ben net ve açık olarak şunu söylüyorum. Bu protokol ve programın altında bizim imzamız var. Bırakın kelimesini, ben noktasına virgülüne kadar bu hükümet programına sahip çıkıyorum, çıkmaya da devam edeceğim. Hükümet programının başarılı olmasının belki de en önemli koşulu bu protokole ortakların bağlı kalmasıdır. Buradan bir yere varmak istiyorum. 57. Hükümet, Cumhuriyet tarihinde çok önemli olayların yaşandığı önemli bir dönemde görevde. 3 partinin 3’ününde dünya görüşü farklı. DSP ile MHP’nin bizahati bir araya gelmesi başlı başına çok köklü bir değişiklik. 12 Eylül öncesi farklı kutuplarda yer alan iki partinin buluşması bu çok önemli ve başlı başına bir adımdır. İDAM KONUSU Toplum dinamik ve çok hızlı değişiyor. Hükümet programında yer almayan konular hükümet olarak önümüze geldiğinde ne yapacağız, bunlar çok önemli konular olabilir? İşte bunun yolu da hükümet protokolünde var. Demişiz ki: Liderler toplantısında bu konular ele alınacak. Orada karara bağlanacak. Peki akla şu soru geliyor: Liderler toplantısından çok önemli bazı konularda uzlaşma çıkmaz ise ne olacak? Örneğin idam konusu . DSP için Sayın Başbakan diyor ki, hem ben şahsen idama karşıyım hem de partim. ANAP diyor ki, Kopenhag Kriterleri, Katılım Ortaklığı gözönüne alındığında ben de idam cezasının kaldırılmasından yanayım. Biz ne diyoruz, ‘karşıyız’. Belli suçlarda idamın kaldırılmasına karşıyız.. yani farklı düşünen biziz. Peki ne olacak? Ben açık olarak şunu söylüyorum. Eğer bir uzlaşı bu konuda zirvede yoksa Türkiye’nin önünü tıkamaya hükümette sorun çıkarmaya hükümetin dağılmasına neden olmaya müsaade edemeyiz. Meseleyi Meclis’e taşıyın, orada çözerseniz biz kararınıza saygı duyarız. 312. maddede de böyle olmadı mı ? Hem sorun çözüldü hem de hükümet yaşadı. Bu önemli konular için bir siyasi kültür olmalı. Yani Meclis’in iradesi gerektiğinde yürütme için devreye girmeli. Ancak kritik bir nokta var. Hemen hemen her konuda MHP’nin dışında Meclis’te bir arayışa gidilmesi de doğru olmaz. Bu sadece kritik ve önemli konularda devreye girebilecek bir durumdur. Eğer her sorunu MHP dışında muhalefetle diğer partilerle Meclis’te çözeyim derseniz o zaman Meclis’teki partilerle uyumlu olursunuz. O zamanda MHP’yle devamın bir anlamı yoktur. Soru: AB ile ilişkiler, AB’ye verilen taahhütler ve bunların yerine getirilmesi konusunda zamanlama açısından hükümet ortaklarınızla yaşadığınız bazı sıkıntılar var? Size yöneltilen eleştirileri kabul ediliyor musunuz? Bahçeli: Geldiğimiz noktayı çok iyi değerlendirmemiz lazım. Helsinki Zirvesi’nin ardından neredeyse 28 ay geçti. Bu süre içinde yapılmış olanlarla 40 yılı aşkın süredir verilen AB üyelik mücadelesinde yapılanları karşılaştırdığımızda şunu görüyoruz: 57. Hükümet döneminde gerçekten çok önemli kararlar alınmış. Net olarak şunu hemen söyleyeyim. Ulusal program hükümeti oluşturan mevcut siyasi partilerin idaresiyle oluşturulan bir programdır. Bu programa taraf ve karşıtlar yok hükümet içinde. ANAP istiyor, MHP istemiyor gibi bir yaklaşım sözkonusu olamaz. Hükümet programına virgülüne kadar sahip çıkıyoruz demiştim. Bu hassayiset aynı yaklaşım bizim için ulusal programda da geçerlidir. Ulusal programda idam cezası, Kürtçe yayın gibi konularda ne yapılacağı bellidir. Süreler bellidir. Bu konuları bir öncelik ve aciliyetle gündeme taşıyarak başka tartışma ortamları yaratmak, “biz bazı partilerin dirençleriyle karşı karşıyayız” demek konuyu bu şekilde takdim etmek gerçeklerle bağdaşmıyor. Kopenhag Kriterleri, ulusal program hazırlanmadan önce yok muydu? O zaman neyi tartışıyoruz. İdam da böyledir. 57 idam dosyası yıllardır Meclis’te onaylanmamış. Bu konuda bir moratoryum var. Siz ulusal programda diyorsunuz ki: İdam cezasının kaldırılması şekli ve kapsamı itibariyle Meclis’in yetkisinde orta vadede ele alınacaktır. Yani bu hükümetin sorunu değil. Türkiye’de 40 yılı aşkın süredir AB için bir mücadele veriliyor. Tüm toplum kesimlerinde bu konuda bir uzlaşma var. Partilerin siyasi hedefi haline gelmiş artık Avrupa Birliği’ne girmek. Dolayısıyla bu bir devlet politikasıdır artık. Soru: AB’nin kriterleri ile ilgili hassasiyetinizle, PKK terör örgütünün siyasallaşma çabaları arasında bir bağlantı var mı? Bahçeli: Karşımızda siyasi hedefli eylemlerini, silahlı propaganda ile yapmayı tercih etmiş bir terör örgütü var. Bu örgüt belli bir gruba bağımsız devlet kurdurtmayı hedeflemiş, bunun için mücadele ediyor. Türkiye’de bölücü terörle karşı karşıyayız. Bize sosyal ve ekonomik maliyeti çok ağır olmuş bir terör bu. Geldiğimiz noktada görüyoruz ki, bir siyasalaşma süreci devrede. 4600 civarında militanı ülke sınırlarında 400-500 civarında militanı da ülke içinde var olmaya devam ediyor. Mücadeleden cayma, vazgeçme gibi bir niyeti yok terör örgütünün. Bunu demokratik cumhuriyet projesi diye uyguluyor. Bu proje yani PKK’nın talepleri bazı noktalarda Kopenhag Kriterleri vasıtasıyla ortaya konulan siyasi kriterlerle örtüşüyor. Burada nazik bir çizgi var. PKK siyasallaşma amacına ulaşmak için AB’nin kriterlerini araç olarak kullanıyor. Biz diyoruz ki: İşte buna dikkat edelim. Biz de dikkat edelim, AB’li dostlarımızda dikkat etsin. Türkiye’nin bu özel durumunu anlayışla karşılasın. Soru: Hükümet protokolünde koalisyonu oluşturan partilerin sayısında artma yada azalma hükümetin yapısını etkilemez diyor ama zaman zaman kulislerde Sayın Başbakan’ın yerine sizin geçebileceğiniz de konuşuluyor. Buna nasıl bakıyorsunuz? Bahçeli: Bu konuda yorum yapmak doğru değil. Başbakanın herhangi bir şart altında görevden ayrılması halinde nasıl bir sürecin yaşanacağı Anayasa’da açık olarak bellidir. Kaldı ki Refahyol döneminde bu konuda bir deneyimde yaşandı. Sayın Erbakan ve Çiller aralarında anlaşmalarına rağmen Sayın Demirel hükümeti kurma görevini Sayın Yılmaz’a verdi. Ben başbakanlık görevi ile ilgili bir tartışma içine girmeyi herşeyden önce siyasi etikle bağdaştırmam. Soru: Sayın Yılmaz’ın geçtimiz günlerde bir demeci oldu, MHP ile yeni bir sayfa açmaya hazırız anlamına gelebilecek. Ne diyorsunuz? Yılmaz’ı samimi buluyor musunuz? Bahçeli: Koalisyon adabı içinde protokole uygun davranıldığı sürece bizim hiçbir ortağımızla kara bir sayfamız olmaz. Soru: Kemal Derviş’le aranız nasıl? Birbirinize alışabildiniz mi, geçmişte yananan gerginlikleri düşünecek olursak? Bahçeli: Bizim Derviş diye bir problemimiz yok. Sayın Derviş de bizim için 34 bakandan biridir. DSP’nin kontenjanından bakanlık üstlenmiş bir kişidir. Derviş’in hükümetteki konumu 3 hükümet ortağı+1 şeklinde değildir. IMF ile yapılan anlaşmaların bazı önkoşullarının yerine getirilmesi konusunda örneğin Sayın Recep Önal da bana göre aynı dayatma ısrar içinde olurdu. Soru: Siyasetteki yeni oluşumlarla ilgili görüşleriniz neler? Örneğin Mehmet Ali Bayar’ın yeni bir oluşumla harekete geçeceği yazılıyor, çiziliyor. Bu yeni hareketlerin başarı şansı var mı sizce? Bahçeli: Bu gibi siyasi olayları oluşumları kişi bazında ele almak doğru değil. Türkiye’de genel yaklaşım bana göre şu. Zaman zaman bazı kişiler ve çevreler siyasetin tıkandığını öne sürerek yeni arayışlar içine giriyorlar. Bu konuda geçmişte önemli denemeler yapıldı. Aydın Menderes, Cem Boyner, Bedrettin Dalan örneğinde olduğu gibi. Fakat sonuç elde edilemedi. Geçmişte Adalet Partisi ve CHP içinden ayrılarak kendilerine yeni yol çizenler de oldu. Ancak bir sonuç alamadılar. Seçimler oldu AP, CHP yoluna devam etti. Türkiye’de bir yandan siyasi parçalılık devam ediyor, diğer yandan geleneksel siyasi akımlar varlıklarını sürdürüyor. Siyasi hareketler nehir yataklarını belli etmiş. Türkiye’de bu nehirlere yeni kanallar açarak başka yollar oluşturmak siyasi sonuç vermiyor. Yapılması gereken ana yolların debisini yükseltmek. Türkiye’de oturmuş siyasi partiler var. Fikir program ve kadro itibariyle geleneği oturmuş partilerin olması lazım. Bu siyasi istikrarı siyasi oturmuşluğu da getirir aynı zamanda. Türk siyaseti tıkanmıştır demek demokrasinin gelişimini de engellemek demektir. Her gayrimemnun herkesi kucaklayacağım diye ortaya çıkarsa, 5 benzemez nasıl uyum sağlayacak. Yapılması gereken debiyi yükseltmek yani kendilerine en yakın buldukları siyasi düşüncenin olduğu partide yoğunlaşmaktır. Soru: MHP’de durum ne? Görevden aldığınız bakanların bir muhalefet hareketi başlatacakları ya da yeni oluşumlara MHP’den katılımların olacağı da söyleniyor... Bahçeli: Mevcut siyasi yapıda her yeni oluşum ortaya çıktığında bu tip söylemler ortaya çıkıyor. Seçim sathına girildiğinde ise oylar nehirlere akıyor. MHP geleneği oturmuş bir siyasi partidir. Zaman zaman bölünmeler olmadı mı oldu. Şimdi olur demek de yanlış olur, olmaz demek de yanlış olur. Bizim partimizden bir çivi bile sökemezler diyenlerin bile partisinin yarısı gitti. Bu konuda tedirgin olmak bence doğru değil. Bizden AKP’ye Sadık Yakut gitti. Bana sordular. Bir de orayı denesin bakalım dedik. Dolayısıyla herhangi bir tedirginliğimiz yok.(NTV) Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 16:27

İLGİLİ HABERLER