Gündem
  • 1.4.2008 11:09

BAHÇELİ SERTLEŞTİ: AKP'NİN ANAYASA PAKETİ BÖLÜCÜLÜĞÜN ARACI OLUR

ZAFER ÇAKMAK
ANKARA - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AK Parti'nin bütün tasarruflarının tartışılacağı çok nazik bir döneme girildiğini belirterek, "Türkiye çok ağır tahribatı olacak siyasi bir depremin öncü sarsıntılarını yaşamaktadır" dedi. Bahçeli, sivil toplum örgütlerinin sağduyu çağrılarını da eleştirerek, "Adet savma kabilinden sağduyu ve uzlaşma çağrılarıyla sorumluluğu herkese keyfi şekilde ve seyyanen paylaştırmak, meselenin özünü anlayamamanın dışında ucuz bir idarei maslahatçılık olacaktır" diye
konuştu.
MHP'nin haftalık olağan TBMM Grup Toplantısı'nda bir konuşma yapan MHP Genel Başkanı Bahçeli, Anayasa Mahkemesi'nin dün Cumhuriyet Başsavcısı'nın iddianamesini kabul etmeyi kararlaştırdığını ve böylece dava sürecinin başladığını hatırlattı. Kapatma davasının siyasi sonuçlarının daha fazla hissedileceği ve AK Parti'nin hükümet ve Meclis düzeyindeki bütün tasarruflarının tartışmaya açılacağı ve sorgulanacağı çok nazik bir döneme girildiğine işaret eden Bahçeli, karşı karşıya olunan tehlikelerin, kamuoyunun
gözleri önünde cereyan ettiğini ve sorunların giderek ağırlaştığını kaydetti.
Türkiye'nin böyle bir noktaya gelmiş olmasının her bakımdan büyük bir talihsizlik olduğunu dile getiren Bahçeli, bugünkü krizin bir Anayasa krizine ve rejim bunalımına dönüşmemesini temenni ettiklerini belirtti. Mevcut tablonun, bu konuda iyimser olmaya fazla yer bırakmadığını ifade eden Bahçeli, siyaset kurumunun, istikrarı ve hukuku esas alan çözümler üreterek krizi aşma yönünde çaba gösterme dirayetini gösteremediğini bildirdi.
TBMM çatısı altında çözüm yönünde demokratik süreçlerin ve mekanizmaların harekete geçirilemediğini, bunun için gereken diyalog kanallarının açılamadığını ifade eden Bahçeli, kapatma davası sonrası çalkantı ve gerilim döneminde karşıt tutumların giderek kemikleştiğini, yeni bir gerginlik ve çatışma ortamının direniş mevzilerinin her geçen gün güçlendiğini anlattı. Ortak aklın ve iyi niyetin yerini siyasi miyopluk ve çıkar hesabının aldığını, gemlenemeyen siyasi ihtirasların çatıştığı bir cepheleşme
sürecine girildiğini dile getiren Bahçeli şunları söyledi:
"İçine girdiğimiz bu kriz sarmalının sağduyu rehberliğinde en az zararla aşılması noktasından giderek uzaklaşılmaktadır. Türkiye, çok ağır tahribatı olacak siyasi bir depremin öncü sarsıntılarını yaşamaktadır. Uzunca süreden beri muhtemel olayları öngörerek kamuoyunun ve siyasetin defalarca dikkatini çeken MHP'nin bu hassasiyetlerinde ne kadar haklı olduğu son gelişmelerle bir kez daha ortaya çıkmıştır. AK Parti ve CHP'nin tehlikeli yolları tercih edebileceğine dair kaygılarımıza geçmişte yer vermiş, bu
yoldaki ısrarların ağır bir veballe sonuçlanabileceğini vurgulamıştık. Yaşanan gelişmeler MHP'nin attığı adımların karşılık bulmadığı, basit ve günlük hesaplarla heba edildiği yeni bir siyasal münakaşa ortamını doğurmuştur. Daha düne kadar partimizi hafife alanlar, karalayanlar nihayet bugün bizim çizgimize bir nebze olsun yaklaşabilmişlerdir."
Bu tehlikeli gidişatın önüne geçilmesi için demokrasi dayanışması ruhuyla ve ortak aklın rehberliğinde bir kriz yönetiminin bütün unsurlarıyla hayata geçirilmesinin, Türkiye'nin en öncelikli sorunu olduğunu vurgulayan Bahçeli, demokrasi küçük siyasi hesaplara ve ihtiraslara kurban edilmeden, siyaset bir kördüğüm haline getirilmeden Türkiye'nin bu badireden kurtulmasını dilediklerini söyledi. Sivil toplum örgütlerinin sağduyu çağrılarına da değinen Bahçeli şunları söyledi:
"Burada herkese derece derece görev ve sorumluluk düşmektedir. Ancak adet savma kabilinden sağduyu ve uzlaşma çağrılarıyla sorumluluğu herkese keyfi şekilde ve seyyanen paylaştırmak, meselenin özünü anlayamamanın dışında ucuz bir idarei maslahatçılık olacaktır. Bu süreçte kimin nerede durduğu ve ne yapmak istediğinin çok iyi tespit edilmesi gerekir. Bu tespit doğru yapılmadan, adı ve adresi konulmamış anonim sağduyu ve uzlaşma çağrılarıyla bir sonuç alınamayacağı bir gerçektir. Sağduyu, doğru ve yanlışı
ayırma yeteneği ve doğru yargı yapma gücü olarak tanımlanmaktadır. Bu açıdan bakıldığında özellikle TÜSİAD ve TOBB'un AK Parti yönetiminde yıkım ve tahribat yılları olarak geçen son 5 yılda bu tanıma uygun olarak ne yaptıkları sorusunu kendilerine sormaları ahlaki bir yükümlülük olacaktır. Ekonomik ve Sosyal Konsey üyesi olan kuruluşların, bu alanlarda yaşanan felaketler karşısında sağduyuyu ne kadar hatırladıkları da aynı şekilde sorgulanması gereken bir husustur."

Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 12:47

İLGİLİ HABERLER