Gündem
  • 24.12.2004 12:04

BAKAN AKŞİT: TAM ÜYELİK İÇİN DAHA BİR FIRIN EKMEK YEMEMİZ GEREKİYOR

SAFURE CANTÜRK ANKARA - Devlet Bakanı Güldal Akşit, Vilayetler Evi'nde basın mensupları ile sohbet toplantısında biraraya geldi. Kamuoyunun gündemini meşgul eden başta Avrupa Birliği olmak üzere ''Gora'' filmi, ''Kurtlar Vadisi'' ve ''Sayın Bakanım'' dizilerine kadar çeşitli konuların dile getirildiği toplantıda Bakan Akşit, Gora filmindeki esprilerin Türk aile yapısını tam olarak yansıtmadığını, Kemal Sunal filmlerini anımsattığını söyledi. Akşit, Kurtlar Vadisi dizisini ise hiç izlemediğini; ancak bu konuyla ilgili Bakanlığına gelen şikayetlerden dolayı bir bilgisinin olduğunu ifade etti. Basın mensuplarının 'Sayın Bakanım' dizisini izleyip izlemediğini sorması üzerine birkaç defa izlediğini ve çok beğendiğini söyledi. Basın mensuplarının Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın diziyi sürekli izlediğini hatırlatmaları üzerine ise, ''Sanırım bazı tüyoları diziden alıyor. O yüzden bizim de izlememiz gerekiyor'' dedi. Sorumlu bulunduğu alanların çok büyük sorunlar içine kurulu olduğunu dile getiren Akşit, bakanlığını 'Zorluklar ve sorunlar yumağı' olarak tanımladı. Bakan Akşit, AB Müktesebatı ile Bakanlığının ilgili bulunduğu alanları da değerlendirerek, İlerleme Raporu'nda özellikle kadınlarla ilgili tüm yasal düzenlemeleri yerine getirdiklerini söyledi. ''AB uyum sürecinde kadın konusuyla ilgili tüm sorumluklarımızı biz yerine getirdik'' diyen Akşit TCK ve Medeni Kanunu'nda bu konuya yönelik gerekli iyileştirmelerin yapıldığının altını çizdi. Bundan sonraki aşamada uygulamaya dönük çalışmalara ağırlık vereceklerini vurgulayan Akşit Valiliklere gönderdikleri genelge ile toplumda ne kadar kadının şiddet gördüğünü belirlemeye çalıştıklarını anlattı. Akşit, şiddetin sadece dayak olarak nitelendirilmemesi gerektiğini vurgulayarak, ''Aile içi şiddet sadece dayak değildir. Sözle, tacizle, küçük düşürmeyle de olabilir. Örneğin bir kadının eşinin giydiği kıyafeti ya da saçını küçümseyerek bazı olumsuz benzetmelerde bulunması da bir tür şiddettir'' diye konuştu. Bu konuyla ilgili Kadın Sığınma Evleri'nin sayısının Türkiye'de çok yetersiz olduğunun da bilincinde olduklarını ve bu evlerin sayısını çoğaltmaya çalıştıklarını dile getiren Akşit, bu evlerin ismini de Kadın Sığınma Evi yerine Konaklama Yeri olarak değiştirmeyi düşündüklerini kaydetti. ''ÖZÜRLÜ YASASININ BİR AN ÖNCE ÇIKMASI GEREKİR'' Bakan Akşit, özürlüler ile ilgili yasanın bir an önce çıkması için çalıştıklarını ve bu yasanın önümüzdeki yasama yılı içinde mutlaka çıkarılacağının altını çizerek, yasa ile ilgili Sağlık Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı ve diğer ilgili kuruluşlar ile birlikte bir çalışma yürüttüklerini söyledi. Bakan Akşit açıklamasına şöyle devam etti: ''Sosyal Güvenlik Sisteminin tek çatı altında birleşmesinden dolayı özürlüler de bu kapsama giriyor. Genel Sağlık Sigortası yine tüm vatandaşları kapsıyor. Bu nedenle biz sadece 24 saat bakım gören özürlüler için bir düzenleme yaptık. Tabii ki yasanın biran önce çıkması gerekiyor. Özürlüler bu konuda daha da hassaslar. Buluttan nem kapıyorlar ve çok alınganlar. Hem onların gönüllerini yapmak hem de diğerlerini ikna etmek gerçekten çok zor. Biz insanları normal ve özürlüler diye ayırmak istemiyoruz.'' Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'nun (SHÇEK) durumunu da değerlendiren Akşit, kurumun kuruluş amacından çıktığını, artık sadece kimsesiz çocuklara değil ekonomik ve sosyal durumu kötü olan ailelerin çocuklarına bakan bir kurum haline geldiğini belirterek, ''İnanmayacaksınız; ama kurumda evlat edinmeye müsait anne babası olmayan çocuk sayısının oranı yüzde 10'u geçmiyor. Çok çocuğumuz var; ama evlat edinmeye verecek çocuğumuz yok'' şeklinde konuştu. Bu konuyla ilgili koruyucu aile sistemini hayata geçirmek istediklerini anlatan Akşit, ''Çocuklarımızın karınları tok, sırtları pek, her şeyleri var; ama aile sıcaklığından yoksunlar. Bir çocuk için kendi ailesinin yeri en iyi yuvadan daha iyidir'' değerlendirmesinde bulundu. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumları'nın Avrupa Birliği standartlarının çok gerisinde olduğunu belirten Akşit, bunun aynı seviyeye gelmesi için sadece kaynağa ihtiyaçları olduğunu ifade etti. Bugün Türkiye'deki yuvalarda her bakıcıya en az 15 ağır zihinsel özürlü çocuk düştüğü için mecburen çocukların bağlanması yoluna gidildiğini anlatan Akşit, bu sorunun kesin çözümünün yeterli para kaynağıyla ilişkili olduğunu dile getirdi. Akşit, ''AB standartlarına gelmemiz sadece paraya dayanıyor. Bakanlığımız için açıklanan bütçe için 'komik' tabirini kullanmak istemem; ama çok cüzi bir miktar belirlendi. Bu bütçe ile bakanlığın genel işlerine ancak çözüm bulunabilir. Ben Züğürt Ağayım, çok şey bekliyorlar; ama para veren yok'' dedi. ''Tam uyum için daha bir fırın ekmek yememiz gerekir'' diyen Akşit, AB'ye yüzde 100 uyumun zaman alacağını sözlerine ekledi. Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 23:31

İLGİLİ HABERLER